Nihat Genç yazdı…
Disney dizi film platformu Atatürk filmini yasaklayınca… vay maşallah memleket Atatürkçü kaynıyormuş! Ortalık ana baba günü Atatürkçü kesildi!
Herifçioğlu on yıllarca Fetöcüleri ajanları tarikatçıları bölücü etnik milliyetçileri sabah akşam ekranlarında ağırladı, gözlerime inanamıyorum, birden Atatürkçü kesildi!
Öbürü seçim öncesi tüzüğünde bölücü maddeler olan Babacan’ı ziyaret eden Atatürkçü kurumun başı, CHP’den vekil alırım umuduyla CHP’nin Fetö’yle HDP’yle ortaklığına gıkını çıkartmadılar, o da bir hışımla ayağa kalktı, küffara bir nara attı ki, sormayın tir tir titredim!
Diğerleri seçim öncesi Cumhuriyet ve Altı Ok’u partiden kovup Fetö’den Seyit Rıza’dan özür dileyip vatan hainlerini birinci sırada baştacı yapan Kılıçdaroğlu’na dil ucuyla laf edenleri dahi tekme tokat dövüp defterden siliyorlardı, şaşırdım kaldım. Öyle sert twitler atıyorlar ki milli seferberlik ilan edildi Kurtuluş Savaşı nihayet başladı sandım!
Ne yapmış bu Disney? Fetöcüleri ekrana mı çıkarttı, Fetöcülerle parti mi kurdu, vatan haini bölücülerle siyasi ittifak mı kurdu, vatan hainlerini birinci sıradan vekil mi yaptı?
Kırk yıldır holdinglerin kucağına oturmuş anamızı ağlatan ne kadar genel yayın yönetmeni yazar çizer yorumcu varsa Atatürk diye diye .ötünü yırtar olmuş, fırsat bu fırsat deyip yine zeytinyağı gibi üste çıkıp en ön saflarda Disney’e karşı kılıç çekiyorlar!
Ulan ne kuvayi milliyecilerimiz varmış?
80’lerde şöyle derdik, 60 ihtilali oldu Koç’un Sabancı’nın, 70 ihtilali oldu, 80 ihtilali oldu, hep kazanan, servetleri büyüyen hep onlar oldu!
90’lardan bugüne şöhretleri paraları her devir hep yükselen ve artanlar nedense filmin sonunda hep bu posterci Atatürkçüler oluveriyorlar?
Özal geldi gitti en büyük destekçisi oldular, ama sonunda Atatürkçü kalmayı başardılar!
Demirel geldi gitti, Tansu geldi gitti, Mesut Yılmaz geldi gitti, Fetö geldi AKP geldi, servetleri ve şöhretleri hep büyüdü, onur haysiyet insanlık demeden hepsini yaladılar!
Fetö ve AKP ali kıran baş kesen hukuk siyaset medya un ufak etti ama bu ağbilerin servetleri ve şöhretlerine zırnık zeval gelmedi!
Daha düne kadar Kılıçdaroğlu’nu yalayan da onlardı, yanlış yoldasın, felakete sürükleniyorsun, diyebilecek bağımsız güçleri ve kişilikleri hiç olmadı, ama seçim yenilgisinden sonra Kılıçdaroğlu’na en ağır laflar etmeyi yine onlar başardılar!
Medya düzeni bu, hangi kalleşliğe ihanete ortak olursa olsunlar, sonunda üste çıkmayı başarıyorlar!
Hafıza eksikliği milli değil evrensel çok ciddi bir hastalık, bir dakikalık videoyu bile izleyebilecek konsantrasyon güçleri olmayan kitlelerden söz ediyorum!
Bir saniyelik düşünmeyle yahu bu adamlar dün ne diyordu bugün ne diyor diye hatırlatacak kimse de yok!
Vay anasını ordu gitmiş hukuk gitmiş tarikatlar ihaleciler saraylar cirit atıyor ve bu süreçleri suskunluğuyla taşıyan, sırtında taşıyan, sinsiliği hinliğiyle taşıyan, bu süreçlerde makam ve maaş riski alıp tek laf etmeyen aksine Fetösüne tarikatlarına bölücülere ekranlarda pezevenklik yapanlar, helal olsun Disney’e, hepsini anında Atatürkçü yapıverdi!
Disney Atatürk filmi çekse ne çekmese ne yasaklasa ne yasaklamasa bize ne?
Kurtuluş Savaşı olmadı diyenlere, keşke Yunan galip gelseydi diyenlere, AB’ye girmek Diyarbakır’dan geçer diyenlere, iki ayyaş diyenlere, Cumhuriyet’in kamucu politikalarına, bunlar Kuzey Kore’de kaldı, diyenlere, Vahdettin’i aklayanlara, İstiklal Savaşıyla değil de imparatorluğu batıran Abdülhamit’ten yeniden tarih yazanlara, Seyit Rıza heykeli dikenlere, Fetö’den özür dileyenlere, tarikatların çocuk tecavüzlerine sessiz kalanlar, inanç özgürlüğü diye tarikatların yasadışı faaliyetlerine karşı yazı yazmayıp haber yapmayanlar, Fetö’ye karşı gelip 15 Temmuz’dan sonra Fetöcüler’in avukatlığını yapanlara sessiz kalanlar, bir proje olarak dayatılan CHP artı HDP seçim formülüne inanıp etrafındaki bütün Cumhuriyetçiler’i susturanlar, ve, ve, ve, alayı, bir günde Atatürkçü kesilmiş!
Kitleleri de hafızasızlıkla çok suçlamayalım, cin gibi çok keskin hafızan olsa dahi kıyamet kadar bollukta bu kadar adamın ihanetlerini iki yüzlülüklerini sinsiliklerini işbirlikçiliklerini kayda alıp hatırlayacak bir hafıza hiçbirimizde yok, Anadolu deyimiyle, elvan elvan!
Ancak hepsini tek kalemde özetleyip tanımlayacak ayırt edici kıstaslar bulmak mümkün!
Her nesil sormalı, Özal geldi ve memleketi sattı hepinizin şöhreti ve serveti katlandı, Fetö geldi Türk Milleti’nin canına okudu hepinizin şöhreti ve serveti katlandı, AKP geldi memlekette ot bitmedi, hepinizin şöhreti ve serveti katlandı, Muammer Aksoy’dan Hablemitoğlu’na bir düzine aydınlarınız öldürüldü, hepinizin neden şöhretleri ve servetleri hep katlandı!
Dünya güzeli bir tanecik müzisyenimiz Fikret Kızılok’un o meşhur ‘Süleyman hep başbakan’ın sözlerini bir daha hatırlayalım:
‘Küçücük bir çocuktum. Sebebini Bilmeden. Sokağa Çıkamadık. İhtilal oldu sandık. Sonra biraz büyüdük. Alfabeyi bitirdik. Azı dişim çıkmıştı. Sünnet bile olmuştu. Kennedy öldürülmüş. Migros açılmamıştı. Beatles ortada yokken. Ekonomi bomboktu. Zeki Müren ortada. Bülent Ersoy erkekti. Vietnam Savaşını. Kendisiyle Başlattı. Sonra Ay’a gidildi. Eyvallah dönüldü. Suya yazı yazıldı. İçimiz rahatladı. Mao henüz ölmemiş. Ortaokul bitmemiş. Yahya işe başlarken. Bankalar hep bomboştu (…) Süleyman hep Başbakan, Başbakan hep Süleyman!
Süleyman hep başbakan. ‘Paşa resim yapardı. Sabancı’ya satardı. Netekim ben demezsek. Anasını satardı. Tonton dayanamadı. Hepimizi Batırdı (…) Süleyman hep Başbakan, Başbakan hep Süleyman!
Sevgili okuyucu, Cumhuriyet’in ne olduğunu bilmezseniz ve Atatürk’ün ismini devrimlerinden soyutlayıp fetiş poster tapınıcılığı haline getirirseniz Süleymanlar servetleri şöhretleri ve yüzsüzlükleriyle hep başbakan, başbakan hep Süleyman!
Peki, sen söyle ey yazar, Cumhuriyet nedir!
Kamucu politikalarla halkın serbest piyasa karşısında direncini artırmak ve hukuk önünde eşitlik diyerek söze başlarım, ama önce…
Cumhuriyet ‘anti-emperyalist’ bir savaşın adıdır!
Ve anti-emperyalizm savaşı hepimizden benliğini servetini şöhretini hiçe sayan bir fedakarlık ister!
Özal’dan Demirel’e Fetösüne AKP’sine vuruşa vuruşa can servet şöhret kalmadı hiçbirimizde!
Cumhuriyet nedir sorusunun en güzel cevabı bu yüzden: Uceymi Sadun Paşa’nın hayatıdır!
Uceymi Sadun Paşa Mustafa Kemal’in silah arkadaşıdır!
Urfa’nın ‘Germüş köyü’ tarihimizin bu unutulmuş kahramanına ev sahipliği yapmıştır!
Uceymi Sadun Paşa 73 yaşında at üstünde gezinirken kalp krizi geçirip Türk topraklarında vefat etmiştir!
Kızı Mübine babası Uceymi Sadun Paşa’nın her 10 Kasım’da ağladığını söyler, göğsünde istiklal madalyası ve odasında Atatürk’ün kahramanlığını övdüğü kendisine gönderdiği mektup asılı!
Kadere bakın, 29 Ekim’de vefat ediyor!
Uceymi Sadun Paşa’ya TBMM tarafından Türk vatandaşlığı ve Urfa’da 17 köy verilmiştir, kabul etmemiş, bir köy yeter, demiştir!
Aşireti çoğunlukla Irak’a geri döner ve üç beş yakınıyla Germüş’te kalır ve yakınlarının çocuklarını okutur, kimi Dil Tarih’te profesör kimi savcı olur!
Uceymi Paşa’nın adını ilk kez otuzlu yaşlarımda Sabahattin Selek’in bin sayfalık Milli Mücadele kitabını okurken görmüş, şaşırmıştım, çünkü kafamızdaki ‘bedevi’ kalıplarını yıkıyordu!
Ve 90 yıl sonra Saddam, Uceymi Paşa’nın kızı Mübine’ye Irak’a dönmeleri için vaatlerde bulunur ve kızı Mübine ‘hayır biz Türk vatandaşıyız ve Türkiye bizim vatanımız’ diyerek kabul etmez!
Uceymi Sadun Paşa’nın efsanesi İngiliz belgelerinde yazıyor, kendisine İngilizler-Lawrence tarafından Irak’ın krallığı ve 150 bin dönüm toprak teklif edildi, kabul etmedi!
Uceymi Paşa Bağdat’ın en büyük aşiretlerinden birinin lideriydi, İngiliz altınıyla Osmanlı’yı arkadan hançerleyen Arap aşiretlerinin aksine ayağa kalktı ve ‘bir Müslüman Osmanlı’ya ihanet edemez’ dedi!
Irak’ın bir ucu Basra’dan diğer ucu Musul’a kadar İngilizler’e kök söktürdü, tarih, kahramanlıklarını anlata anlata bitiremez, Uceymi Paşa’nın adını anarken ağlamayan tek bir tarihçi tanımadım! Hatta tarihçiler İngiliz işgalinden sonra Teşkilatı Mahsusa ve Osmanlı askerlerinin az kayıpla geri çekilmelerine sebep olarak Uceymi Paşa’nın büyük koruyucu olarak yanlarında olmasını gösterir!
Mondros imzalandıktan sonra Musul’a İngiliz bayrağı asılır ve Uceymi Paşa, ‘Türk bayrağını niye indiriyorlar biz yenilmedik ki’ der ve 1. Dünya Savaşı biter bitmez Mustafa Kemal’in yardımına koşar!
Mardin’e gelir ve Türk genelkurmayıyla temas kurup Fransız ve Ermeni işgaline karşı Urfa’nın kurtarılması için savaşır! (Uceymi Paşa diye yazarsanız google’den bilgiler gelir)
Cumhuriyet devrimlerinin karşı devrimle yıkılmasını fitilleyen ilk büyük hareket Toprak Reformu tartışmalarıyla başlamıştır!
Anadolu’da toprak ağaları karşı devrim safhalarına geçip Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı emperyalist güçlerle işbirliği içinde Cumhuriyet’i yıkıp tarikatların ağaların şeyhlerin çiftliği haline getirdiler!
Oysa Uceymi Paşa bir krallık ve 150 bin dönüm toprağı terk edip geldi!
Acaba değme sırım pehlivan bu sözüm ona her dönemin zengini şöhretlisi bu posterci Atatürkçüler anti-emperyalizmin bedeli olarak ‘150 bin dönüm toprak’ verir miydi?
Ya da 1000 dairesi olan İmamoğlu İngilizler’e karşı savaşı geçtim bir dairesini verir miydi?
Ya da diğeri kırk yıl sefasını sürdüğü holding maaşının tek birinden vazgeçti mi?
Birinci dünya savaşında Irak’ın bu en zengin ve en şöhretli adamı, Urfa’nın bir köyünde, servetsiz ve şöhretsiz ölüverdi, mezarı, anti-emperyalizmin kalesi Ankara Asri Mezarlığı’ndadır!
Krallıktan vazgeçip sade vatandaş olarak öz vatanı dışında bağımsız Cumhuriyet’in bayrağı altında Anadolu topraklarında öldü!
Ve şimdi yeni nesil tarihi servet ve şöhretleri muazzam ve burnundan kıl aldırmayan küstah bilmiş satılmış işbirlikçi holdinglere köpeklik etmiş piçlerden öğreniyor!
Nihat Bey, olayları size benzer yorumlayan kişiler olabilir ama, yazıya dökeni bugüne kadar görmedim, okumadım. İyi ki varsınız. Ömrünüz ‘uzun’, dimağınız soyadınız gibi ‘genç’ olsun. Sevgi ve saygılarımla👏🏻🇹🇷👏🏻🇹🇷👏🏻🇹🇷
Milletin aklı ile alay etmeyin. Buradaki asıl mevzu; yıllardır Atatürkü savunuyormuş gibi görünenler, meğer paranın üstündeki Atatürk’ü kastediyorlarmış. Bu vesile ile delilli olarak anlaşılmış oldu.
Ülke ağzına kadar din bezirganları ve Atatürk bezirganları ile dolu.
Veryansın TV, Atamızın konuşmalarını ve özlü sözlerini bir dizi halinde yayınlasın; bu çok önemli. gençlerimiz için doğru bir bilgi kaynağı olacaktır.
Cumhuriyet ‘anti-emperyalist’ bir savaşın adıdır!
Ve anti-emperyalizm savaşı hepimizden benliğini servetini şöhretini hiçe sayan bir fedakarlık ister!
Iste Bu.. Cumhuriyet bu kadar kisa ve öz tanimlanamaz… Nihat abi yüregine ,kalemine saglik…
“Cumhuriyet’in ne olduğunu bilmezseniz ve Atatürk’ün ismini devrimlerinden soyutlayıp fetiş poster tapınıcılığı haline getirirseniz Süleymanlar servetleri şöhretleri ve yüzsüzlükleriyle hep başbakan, başbakan hep Süleyman”!
Konunun özü ve anafikri aslında bu!!!
Ayrıca yazarın, Uceymi Paşa’yı tanıtması da çok yararlı olmuş ama anlayabilmek gerekiyor!!!
Bu Paşayı ilk defa sizden duydum Nihat ağbi, bize tarihçiler bile tarih anlatmıyor. ben lisede Abdülhamit hiç toprak kayıp etmemiştir yalanını dinlemiş bir türk evladı olarak kendi kendime kederlendim. Tarihçide yok memlekette. Ulan hakkaten kıtlık var bu ülkede…