Nihat Genç yazdı…
(Akdeniz ve Ege’nin Yörük ve Türkmen köylüleri, sakın ha, felaket üstüne felaketlere kahredip yerinizi yurdunuzu satıp köylerinizi terk etmeyin, sizlerin o topraklardaki varlığı artık tarihi miras ve kültürden çok öteye Cumhuriyet ve Türk Milleti için hayati stratejik değere dönüştü.)
Psikopatları sapıkları nasıl tanırız? Psikoloji bilginiz olmasa da filmlerde izliyorsunuz işte. Onlarca insanı öldürür ama renk vermezler. Tecavüz eder testereyle keser ama soğukkanlıdır.
Dünyada hangi olay olursa olsun yüz renkleri duruşları bakışları hiç değişmez!
Düğünde de cenazede de aynı nursuz musibetsiz maske surat!
Engin Ardıç tipik-model bir örnek pek tabii, Ertuğrul Özkök, nicesi, böyle trajik günlerde, bakın yazdıklarına..
Söke’de madenci faciası yaşanır, deprem yaşanır, katliam yaşanır, şimdi Ege Bölgesi baştan sona cayır cayır yanıyor, ses yok öfke yok üzüntü yok…
Bu ülkenin acıları feryatları felaketleri Engin Ardıç gibileri hiç mi ilgilendirmiyor!
Ne bu ülkenin heyecan ve coşkularında ne ağıtlarında üzüntülerinde varlar!
Üzüntü ve kahır ve telaş ve duygu belirtmek için neyi bekliyorlar, hissetme organları-duyargaları körleşmiş.
Bakın bu adamlardan yandaş medyada torbalar dolusu var, işte Nagehan Alçı da tipik-örnek bir model, Diyarbakır açılım mitinginde megri megri deyip zangır zangır titreye titreye ağlıyordu, ağzını açıp yere göğe küfürler nefretler belalar savuruyordu.
İşte ‘alayı’na bakın, tarihin en güzel toprakları köyleri kasabaları cayır cayır yanıyor, ne bir öfke, ne bir üzüntü, ne bir panik yok suratlarında-kalemlerinde!
Atatürk’e ve Cumhuriyet’e ve Türk Milleti’ne küfrettikleri öfkeleri nerede?
2011/12’li yıllar, AKP Fetö işbirliğiyle Türkiye’nin askeri hukuku tam anlamıyla işgal gibi cahil bir vaiz Fetö’nün eline geçti, ekrandayım, yana yakıla bağırıyorum, gözyaşlarıma hakim olamıyorum, yahu bir memleket gitti, ne kadar rahatsınız dıngılınızda değil diyorum…
Yandaş gazete benim gözyaşlarıma ‘deli’ damgası vuruyor, mesela Yeni Şafak Serdar Turgut’la röportaj yaptırıp Nihat Genç’in gözyaşlarını ‘meczup’ diye manşete çekiyor!
Bir yakın arkadaş telefon etti, ağbi, dedi, bak senin gözyaşlarınla dalga geçiyorlar, ağbi, ne olur, sen de ağlama…
Bir memleket gitmiş ağlamayalım mı, anamız ölmüş ağlamayalım mı, yanıyoruz, toprağımız ormanlarımız hayvanlarımız kültürümüz evde bıraktığımız anılarımız fotoğraflarımız gitmiş, ağlamayalım mı?
Bu yangınları bu felaketi kayıtsız duvar gibi bir suratla seyretmenin mümkünatı var mı?
Yani millet bize deli diyecek diye anamızın babamızın kardeşimizin mezarı başında dahi ağlamayalım mı?
Bazıları ağlamıyor işte, memleket ölmüş bitmiş, gözyaşı bilmiyorlar!
Tanıyın bu ruhsuz robotları!
Tanıyın bu sırf Cumhuriyet ve Atatürk’e küfür etsinler diye maaşlanmışları!
Bir insan bitmişlik tükenmişlik mahvolmuşluk parça parça olmuş hallerde-anlarda ağlamaz mı, yırtınmaz mı yakınmaz mı dizlerini dövmez mi saç baş yolmaz mı?
Ağaçlar bile alev alev çatur çutur ağlıyor, insan bir duygu belirtmez mi?
Yani tarihin en akıllı ve en mantıklı insanları dahi çocukları öldüğünde evleri yandığında ağlamaz mı?
Bir Engin Ardıç mı, alayında aynı sabit maske poker ruhsuz surat!
Ve yüzbinlerce yobaz ve yandaş felaketi yangını beceriksizliği ihmalleri bırakmış kalkmış fırsat bu fırsat Emre Kınay adlı sanatçıya saldırıyor, aynı duygusuz sabit maske poker suratlarla!
Kurban derilerini Türk Hava Kurumu’ndan alıp kokuşmuş küflü hortlak karanlık tarikat ve cemaat yurtlarına harcadınız, duygusuz ruhsuz milletsiz dinsiz Allahsız canavar nesiller yetiştirdiniz, sonuç, işte bir damla suyu yandaşlar da bulamıyor, tel tel dökülüyor, iplikleri suçları pazara düşmüş, rezillik ve hırsızlık ve beceriksizlerini dünyada duymayan kalmamış!
Enkaz’ın sorumlusu suçlusu ortada işte, israfı şatafatı lüksü sarayları din ve ahlak’a karşı görmeyen hukuk bilmeyen hesap sormayan bu dinsiz kitapsız Allahsız güruhtur!
Suriye’de milyonlarca Müslüman Müslümanlara öldürtülürken de suratları aynıydı.
Şimdi Ege’de sanki Suriye’de imha savaşından kaçan Suriyeliler gibi milyonlarca köylümüz evini tarlasını bırakıp kaçıyor, bu yobazlar ve onların yandaş yazarları ve alayı, yine aynı ruhsuz renksiz psikopat suratı takınmış!
Bir memleket yanıyor, hiç oralı değiller!
Memleket enkaz’a dönüştü, hiç oralı değiller!
Bir bilgisayar yazılımı çıktısı kopyası gibi, hep aynı tekrar insansız duygusuz kalpsiz ciğersiz yazılar, aynı ‘beyinsiz’ kopyalar!
Malaparte’ın Kaputt hikayesi II. dünya savaşı ve nazileri anlatan bir baş eser sayılır.
Kaputt, demek, enkaz, bitmiş tükenmiş mahvolmuş, demek.
Kaputt hikayesinde nazi subayı bir köyü katliamdan geçirmek üzere çevirir.
Kaçmakta olan zavallı bir köylü çocuğu yakalar.
Ve çocuğa, şayet bilirsen seni bağışlayacağım, der, bir soru sorar!
Nazi Subayı: -Gözlerimden biri takma-cam göz’dür, hangisi olduğunu bilirsen seni öldürmeyeceğim, der.
Köylü çocuğu: (Nazi subayının gerçek sahici gözünü değil camgözünü işaret ederek): Asıl kendi gözünüz, soldaki der.
Nazi subayı: Neden (camgözü değil de) asıl gözümü söyledin, der.
Köylü çocuğu: Çünkü o (camgöz) daha insani bakıyordu, der.
Ve Malaparte bugün hala dilden dile dolaşan Kaputt hikayesini şöyle bitirir:
‘Bütün Nazilerin bir gözü camdır’
(Şehit cenazeleri geldiğinde liberallerin taktığı o cam gözü bu millet çok iyi tanıyor!)
Bütün yobazların ve onlardan maaşlananların gözleri takma ‘cam’dır.
Enkaz bitmiş mahvolmuşluk acı feryat figanın içinde dahi insan bakışları insana bakışları, memlekete bakışları hep buz gibi soğuk ruhsuz renksiz kalpsiz hissizdir!
Onları dünyada ve ülkede ağlatacak tek duygu kaldı: Saray’ın devrilmesi!
Görün o zaman nasıl titreye titreye zangır zangır ağlıyorlar!
47 yaşındayım, anamı babami keybettim, birsürü travma atlattım, ulan ömrümde ağladığımın toplamından çok bu 6 gündür ağladım! Görüyorum duyuyorum binlerce insan hüngür hüngür ağlıyor. Direkt madurları bırak; uzakta sırtı pek evinde oturan milyonlar ağlıyor. Milletin anası ağlamıştı, şimdi kendi ağlıyor, çocuğu, torunu ağlıyor. Milletin torunu bile cennet vatanın Ege kıyılarını şunun bir hafta öncesindeki haliyle göremeyecek belki de. Ağlayıp feryad edenlere de bu duygusuz, empati yoksunu, sevgisiz, ruhsuz yaratıklar “devlet düşmanı vatan haini” diyor. Daha devlet ile hükümetin farkını bilmekten aciz, dünyadan habersiz, kendini bilmez zavallı cahiller, hükümetin bir bakanını eleştiren bu milletin genç parlak eğitimli vizyon sahibi zihinlerini azarlamaya kalkıyor..! Hizaya çekmeye kalkıyor..! Linç etmeye kalkıyor..! İnsan nereye kadar tahammül edebilir cehalete!?!
Bu tipler her devrin adamıdır. Hain ali kemal ekolünden gelirler. Bunlar hedonistlik, megalomanlık karışımı psikolojik bir rahatsızlığın devamında oluşan, ilkesizlik, ahlaksızlık, sonucunda Makyavelist bir anlayışı benimseyerek kişilik ve kimliklerini kaybeden insanlığın, gerçek uygarlığın dışkısı varlıklardır. Bazıları yaşlanıp ölüm yaklaştığında değerli sandığı herşeyin, aslında ne kadar boş şeyler olduğunu anlayıp insan olmaya çalışsalar da tarihin kirli sayfalarında yerlerini alırlar.
Değerli Nihat seninle 40 yıldır tanışıyoruz ve seni çok iyi tanıyoruz. Yaptığın hiç bir şeyi kendi çıkarın için yapmadığını da biliyoruz. Ülken için Türkiye için güzel şeyler yapıyorsun. Bahsettiğin isimleri de 40 yıldır tanıyoruz. Bir mükellef sofra için Türkiyeyi satabilecek yazıları anında yazabileceklerine yakinen tanığınız. Seni Güzel ve yalnız ülkemiz adına seviyoruz.
Çok yerinde ve milli bir yazı. Nihat Genç Allah sizi mesut etsin her daim.
Yaşam belki de
Nihat Genç yazılarını okumaktır! (GırGır dan beri…)
Sağolasın Nihat Genç, sen öz be öz bu toprakların hırçın çocuğusun. Seni tanıdığım için öyle memnunum ki.
Bir de neymiş, eleştirenler, terör örgütünü niye kınamıyormuşmuş… Ulan biz bu terör örgütüyle 40 yıldır, ağababalarıyla 100 yıldır, ağababalarının ecdadıyla 1000 yıldır savaşıyoruz! Besmele çeker gibi her söze terör örgütü kınayarak mı başlayacam lan ben! Terörist yaktı, mossad yaktı, cia yaktı, yunan yaktı, biden yaktı ne farkeder! İlk kez mi yaktı pkk bizim ormanımızı! Elinden gelse bizi de içinde yakacak! Kınasam ne farkeder kınamasam ne farkeder! Sen tedbir aldın mı, söndürebildin mi ona bak! Sonuca bak!
aynen katılıyorum.
ne demişti ataturk, en umutsuz gunlerde…..”ege ve akdeniz daglarının tepeleride bir yoruk cadırının ısıgı hala yanıyorsa, bu ulkede umut tukenmez.”
onun için kampanyaysa kamoanya, yardımsa yardım, tum yurtseverler, o mısafırperver insanların yanında durmalı, koylerine daglarına sahip cıkmalılar…bunların seytani hesapları bambaska, sakın koylerini terk etmeleri onlenmeli…
hele hele antik kenye yakın tatil koyu, villa heveslilerin , hevesleri kursaklarında kalmalı..
merit royalin reklamını bişiyorsunuz hangi antik kente komsularmıs.
ueni çskallsr pusuda bekliyor..
Sevgili Nihat Abi;
Bahsettiğin insanlar çöptür, maşadır,pisliktir.Bu zavallı mahluklara bu kadar zaman ayırmana değmez.Bunların bir sahibi var.Güç aldıkları yerler var.Bu pislikler gitse yerini doldurmaya hazır pislikler var.Bu kısır döngü bitmez.Bütün bir ülkenin siyaseti bunların babalarıdır.Tuz kokmuştur.Yapılacak olan ise bellidir.Ne var ki kimse dillendirememektedir.
Nihat Genç Abi.
Sen bize lazımsın. Her bir can bize lazım.
Üzülme pislikler için. Ağlama..
Mazi ta kökünden silinsin
Biz başka dünya isteriz
Bizi hiçe sayanlar bilsin
Bundan sonra her şey biziz
Yıkacağız Bu köhne düzeni. Biz başka alem isteriz.
Yurdunuzu terk etmeyin uyarısı çok yerinde olmuş, sonra başkaları konuyor o yerlere. Yazı da katılmadığım tek yer Emre Kınay, Türk milliyetçiliği yapmayacağını milliyetçilerin kapısından bile girmeyeceğini ip döneminde söylemesi sebebiyle sevmediğim birisidir. Atatürkle ilgili de yazdığınıza göre Kayıt dışı programına çok sinirlendiğimden insanları bilgilendirmek istiyorum. Çanakkale’de zafer kazanan Türk milleti için, Çanakkale’nin bir kaç kez geçildiğini Atatürk’ün ise propaganda olsun diye geçilmez olduğunu söylemiştir. Lozan için bir hezimet olduğunu, Atatürkle ve ismet inönü’nün çok fazla ada kaybettiğini. İnternette dolaşan safsatalardan birisi olan gerçek Atatürk’ün yerine Yahudi Cohen geçti konusu. Atatürk’ün üst akıl tarafından kullanıldığını. Atatürk’ün harf devrimi ve başka şeyleri getirdiği için Batıcılığı getirdiğini söyleyip Osmanlı’nın Batıcılığı getirdiğini anlatmayıp insanları Atatürk’e karşı daha çok düşman etmeye çalışmışlardır. Türk milleti ve Atatürk’ün aşağılandığı bir program olmuştur. Babam baktığı için ara ara bunlar dinlediğim şeyler. Bir hatırlatma yapmak istiyorum, tarihte yağma vardır. Bir yerleri yağlamalarını üzücü buluyorum, tarih kültür gibi şeyler yok oluyor. Bir insanın evi yok oluyor. Bir insanın yanarak ölmesi çok daha kötü bir şey, umarım bu yangınlar da hiç kimse yanarak ölmez. Yazınız çok güzel olmuş
BUNUN ANLAMINI BİLİYORMUSUNUZ ???
Nihat Zeybekci turizm bölgelerine, zengin turist çekmek için otel, eğlence mekânı bulunan, sıfır vergili serbest bölgeler kurulacağını, TÜRKLERİN PASOPORTLA gireceğini söyledi.
Çeşme, Bodrum, Didim, Marmaris ile Antalya’nın batısında, zengin turistleri çekmek için “turizm serbest bölgeleri” kurulacak. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, verginin sıfır olacağı serbest bölgelerde oteller, eğlence mekânları ve AVM’lerin olacağını belirterek “Tekneler ve gemiler yanaşacak. Yabancılar tamamen serbest şekilde girecek. Bu serbest bölgeye giren Türkiye’ye girmiş sayılmayacak” dedi.
Ekonomi Bakanı Zeybekci, HABERTÜRK’e, Ege ve Akdeniz kıyılarında uygulanacak yeni turizm projesine ilişkin bilgi verdi. Türkiye’nin turizm alanında önemli potansiyeli olduğuna işaret eden Zeybekci, turizm ve ticaret serbest bölgeleri kuracaklarını söyledi. Zeybekci, bu konuda Maliye, Turizm ve Orman bakanlıkları ile ortak çalışma yapacaklarını belirterek “Kurulacak bu serbest bölgeler, ülke için önemli cazibe noktası olacak” dedi.
DIŞARIYA AÇIK, İÇERİYE KAPALI
Zeybekci, turizm serbest bölgelerinin, Ege ve Akdeniz’de “hareketli turizm” adı verilen yat ve gemi turizmine dönük imkânlar sunacağını kaydederek “Bunların gelip konakladıkları, her türlü ihtiyaçlarını gördükleri, otel ve alışveriş ihtiyaçlarını karşıladıkları bir bölge olacak. İçeriye kapalı ama dışarıya açık turizm bölgeleri olacak. Oteller, AVM’ler her türlü imkân olacak. Yabancılar tamamen serbest şekilde girecek” dedi.
Uygulamanın Ege Bölgesi’nde başlayacağını kaydeden Zeybekci, “İzmir’de Çeşme, Bodrum, Didim, Marmaris’te olacak. Bir bölge yerine birçok yerde kurulacak. Akdeniz’de de Antalya’nın batısında düşünüyoruz” dedi. Zeybekci, Yunanistan’da benzer uygulama bulunduğunu ancak tamamen aynı konseptin söz konusu olmadığını söyledi.
‘TÜRKLER SERBEST BÖLGEYE PASAPORT İLE GİREBİLECEK’
Turizm serbest bölgesine giren turistlerin Türkiye’ye girmiş sayılmayacağını ifade eden Zeybekci, “Türkiye toprağına ayak basmış olmayacaklar. Bizim yaptığımız konsept hiçbir yerde yok. Kamu bölgeyi kuracak, işletmeyi özel sektör üstlenecek. Yatırımı da özel sektör yapacak. Belli bir konsept çerçevesinde çok düşük yapılaşma olacak” diye konuştu. Zeybekci, bölgelerde vergilerin sıfır olacağına dikkat çekerken,
“Alışverişte, konaklamada tüm vergiler sıfır olacak. Çalışanlar da o avantaja sahip olacak. Bu bölgeler ile yeni yatırım ve istihdam fırsatları yaratılacak. Türkler, tur şirketleri gidip her türlü ticareti yapacak” dedi.
,Zeybekci, Türk turistlerin uygulamadan nasıl yararlanacağı sorusu üzerine,
BURAYA DİKKAT
“Türkler, yabancı bir ülkeye girer gibi girecek. Pasaport ya da benzer bir uygulama ile girerler” diye konuştu.GÜMRÜKSÜZ ALIŞVERİŞ Yat limanlarının da olacağı turizm serbest bölgeleri zengin yabancı turisti çekmeyi hedefliyor. Zengin turiste gümrüksüz alışveriş olanakları sağlanacak. Turizm sektörünün de görüşü alınarak turiste golf ve av turizmi imkânı da sunulacak.
Nihat abi, adamın dibi. Engin Ardıç gibi yalak yaşak şalak şalak adamları iyi biliriz.