Nihat Genç
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Kavalalı Mehmed Ali

Kavalalı Mehmed Ali

featured

Yazarı Khaled Fahmy, ‘Kavalalı Mehmed Ali’ 200 sayfa. Türkçe’de Kavalalı üzerine doyurucu bilgiler bulamayacağınız için kitap bir ‘nimet’. II. Mahmut dönemini de ‘mukayeseli’ okuma şansı veriyor. Sıradan bir Osmanlı askerinin hükümdar oluşunu hatta Mısır Milli Tarihi’ni nasıl başlattığını anlatıyor.

Mehmed Ali’nin memlük beylerinin kökünü kazıması Mısır Tarihi’nde yeni bir başlangıç. İşte burada ilk defa duyduğum bilgiler var. II. Mahmut’un on binlerce yeniçeriyi öldürüp yeniçeriliği tarihten kazımasına ilham veren bu olay olduğu söyleniyor.

Kitabın ana konusunun dışına çıkıp şaşırtıcı eğlenceli bilgiler de öğreniyorsunuz. 20. yüzyıl petrol çağıydı, ancak, 19. yüzyıl ‘pamuk-şeker’. Senede üç kez ürün veren Nil Vadisi Mehmed Ali’nin Fransız ve İngilizler’e pamuk ve şeker satmasına ve zenginleşmesine ve okullar dokuma tezgahları hastaneler vs. açmasına imkan veriyor.

Osmanlı’da Batılılaşma ve yenileşme hareketlerinin Mısır’la atbaşı gittiğini iddia edenler var ama dokuma tezgahları hastaneler okullar konusunda Mısır’ın Mehmed Ali sayesinde daha önde gittiğini iddia edenler de var.

Mehmed Ali’nin derdi Osmanlı’nın tayin ettiği eyalet valiliği konumunu değiştirmek, ölümünden sonra valiliğin kendi soyu-çocuklarına geçmesini sağlamak, yani hükümdarlığını ilan etmek!

Oğlu İbrahim Paşa Suriye’de Nizip’te Osmanlı’yı bir kaç defa mağlup edip Anadolu içlerine kadar ilerler, işte o meşhur ‘Kütahya Andlaşması’ tarihi değiştirir ve Osmanlı’dan bir ferman kopartıp, Mısır valiliği Mehmed Ali’nin soyuna geçirilip hükümdarlığı ‘tescil’ olunur.

Mısır’ın bin yıl Türk idaresinde kalmasının bir sebebi ‘Arap köylülerin’ askerlik yapmayı sevmemesi. Akıl almaz işkence, zulüm, tehdit’e rağmen kimse askerlik yapmıyor. Yapanlar bir kaç ay sonra kaçıyor. Hatta köylüler oğullarını askere göndermemek için gözlerini kör ediyor ya da tetik çeken parmaklarını kesiyor.

Eğlenceli tarihi bilgiler de öğreniyorsunuz, mesela, daha önce ayaklanan Vahhabiler’i bastıran İbrahim Paşa, sonra, Anadolu içlerine gelir, Osmanlı’dan Adana’yı ister. Ve Adana’ya karşılık takas olarak Mekke ve Medine’nin idaresini Osmanlı’ya vermeyi teklif eder.

Burada duralım, Adana için Mekke ve Medine’yi takas. Neden?

Çünkü Adana’nın pamuk tarlaları var!

Mısır, nihayet pamuk gibi anlamlı işler anlamlı projelerle uğraşmaya başladığı için kör talihini yener.

1952’de Cemal Nasır Mehmed Ali hanedanlığına son verdiği zaman dahi Mısır’ın milli tarihini bu yüzden Mehmed Ali’yle başlatılmasına hiç itiraz etmez.

İnsanlar ve ülkeler yoksulluktan gerilikten zavallılıktan bir gün yorulurlar ve kendilerini aşma ihtiyacı hissederler. Ve ülkelerine ve kendilerine bir ‘değer’ katma insanların ve ülkelerin en büyük savaşı haline gelir?

Buradaki değer ‘maddi’ değerdir, Mekke ve Medine ise manevi değer.

Ancak bu maddi değer de yetmez, çünkü Mehmed Ali yönetimi baskı ve zulümdü, insanların elinden özgürlüğünü alırsanız herşeyini alırsınız, tembelliği rüşveti ataleti vurdumduymazlığı aşamazsınız.

Kavalalı Mehmed Ali Paşa hanedanlığının parası, nüfuzu, statüsü, prestiji, bu hanedanlığa yalancı bir özgürlük verir, ve Mısır çok kısa sürede neden İngilizler’in oyuncağı haline gelir.

Yani hem maddi değer katkısı hem sosyal haklar ve özgürlükler atbaşı gitmeli, işte ikiyüzyıldır tartıştığımız ve sağcı muhafazakar kitlelere anlatamadığımız sorun bu.

Yeni Cumhuriyet’in ve Mustafa Kemal’in de aşmaya çalıştığı buydu.

Dün itibariyle bir haber okuduk, Türkiye buğday ithalatında birinci, oysa ülkemiz, tüm komşu ülkelerden daha çok büyük ve eşsiz ovalara sahip bir ülke?

Ya da Diyanet Başkanı hala elinde kılıç Ayasofya minberine çıkıyor, şöyle hayal edelim, Diyanet İşleri Başkanı, elinde kılıç değil, kitleleri uyandırmak için elinde ‘orakla’ kürsüye çıkmış olsa?

Ve şöyle söylemiş olsa, arkadaşlar manevi değerlerimizi elimizde tutabilmek için maddi değerler üretebilmeli kimseye muhtaç olmamalıyız.

Ya da çoklu işlevi olan İsviçre çakısıyla çıkıp çakının teknik marifetlerini halkımıza anlatması dahi ülkemiz ve dinimiz açısından daha hayırlı olurdu. Çünkü manevi değerlerimizi ayakta tutabilmek için maddi zenginliğe ihtiyacımız var.

Mesela, Diyanet’in kullandığı devasa bütçenin kaynakları nereden geliyor?

Maddi zenginlik ve üretimi güya hepimiz biliyoruz, ama niye hayata geçiremiyoruz. Bildiklerimizi hayata geçiremiyorsak kısaca hiç bilmiyoruz, demektir.

Yani Diyanet Başkanı ne yiyoruz ne tüketiyoruz bu kadar insan nasıl besleniyor, bütçesi nereden geliyor vs. biliyor mu?

Ne yediğini bilmeyen insanlar hangi namazı kılar?

Biliyorsa halka müslümanlara kitlelere neden söylemiyor!

Açlık çekmemişler sürünmemişler, bütün şahsi masraflarını dahi devlete ödettirmişler, bir elleri yağda bir elleri balda, ter dökmemişler, hasat beklememişler, bu kuru yakıcı mevsimde ağacı otu tarlayı kurutan samyelinin acısını hiç tatmamışlar, Roma’nın katolik papazları gibi giymişler fiyakalı desenli simli cübbeleri çıkmışlar kürsüye, almışlar ellerine tören (süs) kılıçlarını, hala meydan okuyor küfrediyorlar?

Kime, maddi üretim olmadan bağımsızlığımız olamaz diyen Cumhuriyet’i kuran kahramanlara!

Ancak düşmandan kurtarılmış arsaların arazilerin vakıfların üstüne çöker nüfuzunuza geçirirsiniz, ama, bu arazilerin üstüne tek bir eser koyamazsınız.

İki yüzyıldır doksan bin camii yaparsınız ama hepsi kopyadır kendi geleneğimize inancımıza uygun yeni kabilinden tek bir camii inşa edemeyiz.

Sonra gider Batı medeniyetinin en büyük sembollerinden biri Ayasofya’da bu ne gülünç manzara döner bıçağıyla hava yapıyorsunuz.

Neden? Çünkü cenk cihad hilafet vs. gibi kavramlar üzerinden kahramanlığa ihtiyacınız var!

Sonunda, Ayasofya’ya tüm tarihimizi aşan, tüm camiilerimizden, dini ve milli eserlerimizden daha büyük bir ‘kutsallık’ bahşedersiniz!

Fikir ve inançlarımızın köküne dair çok temel-sarsılmaz fikirler öğrenebilmek yani Siyaset felsefesi, tarih felsefesi yapabilmek için, bazen, kendimize, olmayacak sorular sorup ikisinden birini seçim yapmaya zorlayarak değerlerimize dair çok şey öğrenebiliriz. 

Şimdi soralım, birinden birini yıkmak zorunda olsak, acaba Süleymaniye Camii’ni mi yıkarız yoksa Ayasofya’yı mı?

Bu topraklarda hiç kimsenin eli Süleymaniye Camii’nin tek taşını yıkamaz, ama, diyelim, mecburuz ikisinden birini illa yıkacağız, bu topraklarda yaşayan her insanın tartışmasız ilk tercihi Ayasofya olacaktır.

O halde?

Manevi değer seçiminiz de yanlış.

Çünkü bu olmayacak felsefi test sorusu ‘fetihle aldığınız değil’ kendi ‘ürettiğinizi kendinize ait hissettiğinizle’ ilgili.

Selimiye’den sonra ürettiğiniz bir şey bulamayınca açıp vakıf hesaplarını ecdad mirasından bize başka ne kalmış didikleye didikleye sonunda elimize kılıcı alıp Ayasof minberine çıkıp nara atmanız, gülünçtür.

Beleş yiyen asalak yaşayan sayın Ali Erbaş ve taifesi!

Dünkü haber Türkiye buğday ithalatında birinci diyor, elinize o hayali kılıçları alıp hayali tehditler yapıp yobaz ayaklanmaya benzin dökeceğinize Sandıklı, Çukurova Biga, Turgutlu, Silvan, Harran, Pasinler, Niksar, Konya, Eskişehir, Ankara, Çukurova, ve yüzlerce ovalardan birinde elinize ‘orak’ alabilseydiniz, işte o zaman, imanınıza inancınıza inanırdık?

Kardeşlerim, huşuyla ibadet etmek ve hiciv ve mizah, her ikisi de insana uzaktan dışardan bakabilmeyi sağlar.

Mesela Tanrı’nın huzurunda ruhunuz bedeninizden uzaklaşır kendinize hayatınıza daha ötelerden bakabilerek aklınızı ve bedeninizi terbiye edersiniz, mizah da öyledir, başınıza gelebilecek gülünç komik vakalara dışardan bakıp kendinizi eğitmiş olursunuz.

Keşke, Ali Erbaş, Ayasofya’da elini kılıcı aldığı o Cuma günü, ruhuyla Ayasofya’daki o kürsüdeki varlığına biraz uzaklaşıp kendine bizim gibi dışardan bir bakabilse..

İnanın, namazı o zaman makbul olur.

İbadetleri kendilerini iki cihanda sigaya çekecek inancı onlara vermiyorsa bizlerin yapabileceği bir şey yok.

Türkiye’nin belediyelerine imarlarına arazilerine vakıflarına beleş ve yağmalarına sığmayan o hazdan şişmiş .ötlerine değil Türkiye dünyanın en büyük iç mekanlarından birine sahip olan Ayasofya’yı sığdırmak mümkün değildir.

Ego şişmeye görsün, biraz tarih bilgisi olsaydı, şişmiş egoları efendilik taslayıp halkı asayişi kardeşliği uygarlığı tanımadan böbürlenenlerin balonlarını o aynı kılıcın ters tepip patlattığını görür okur anlar, haktan adaletten yana daha halim salim bir mümin müslüman oluverirdi. Yediği ekmek hangi tarladan kimin alın terinden geliyor, önce onu anlardı.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

19 Yorum

  1. 8 Ağustos 2020, 22:16

    Nev’i şahsına münhasır,alamet-i farikası olan,bilgiyle mücehhez,derya-deniz bir adamdan ancak böyle bir yazı sadır olur.ancak cesur insanlar böyle bir yazı yazabilirler.meydan okumak-hele de böyle bir dönemde-her babayiğidin harcı değildir.teşekkürler Nihat genç.

  2. Fransa zalim bir memleket, yine de bazı faziletlerini görmezden gelmiyoruz. Kesinlikle anlaşamayacağımız prensipleri var, mesela Afrika siyahlarını insan-altı evrimini tamamlamamış bir çeşit hayvan gibi görür, halen de öyle muamele ederler. Yine de bir çok bakımdan sevgi ve ilgimizi esirgemeyiz. Hollanda, İngiltere de öyle, Almanya da öyle. Yunan ve Ermeniye bile, bize saldırdıklarında haddini bildirir, fakat mesela yaptıkları müziği görmezden gelmez, Yorgo’yu tavla oynamaya çağırırız. Ben Nihat abinin bu yazısıyla iyice anladım ve şu kesin kanıya vardım: Bazı konularda hiç bir zaman uzlaşamayacağım. Yani mesela diyanete çakarken dine de çakmak lazım değilken, çakıyorsun. Adana’yı Mekke Medine’den önemli gören bir gerizakalıyı akıllı buluyorsun, falan filan. Ne olacak şimdi? Hiç bir şey olmayacak. Kendi kültür ve milletini seven, onları geliştirmek için düşünce üreten, pırıl pırıl, gözü kara aslanlar gibi bir vatan evladı. Şirazeden çıkmışsa ne olmuş! Adam volkanlar gibi kaynıyor. Biz hayranlık ve haşyetle yanında duruyoruz ama lavlarının bizi yaktığı da oluyor, ne yapalım yani! Yukarıda Avrupa devletlerini saymamın sebebi Nihat abinin ancak bir devlet ile karşılaştırılabilir olmasıdır. Bu kadar söyledik şimdi kibir yapma inşallah. Yapmaz yapmaz.

  3. Al bir tane daha, çok seviyormuş seni Nihat abi…
    Heryerden çevrelenmişiz düşmanla abi, içeride de bütün olmalıymışız abi. Sen de ne kötüsün bak bu kadar seviliyorsun bırak getirsinler şeriatı. Eline kılıcı bile almış bırak kadı başı olsun adam. Bir dört avratta sen al. Ne olacak abi bak Ermeniler vurmuş Azerbaycanı. Bay ergenekon öyle diyor.
    Nihat’ın işi gücü var senin gibilerle uğraşamaz şimdi ama ben söyleyeyim onun diyeceğini. Bi.iktirin gidin lan aynı kokmuş ayakları daha kaç kere satacaksınız bu millete

  4. 7 Ağustos 2020, 11:34

    Nihat abi şimdi diyanet işleri başkanının kılıcı eline alıp ya hak deyip durmadan yükselen dövizi ve altını bir vuruşta yarıya indirebilir ben buna inanıyorum Bu bilgiler Tommiks 12.sayı 3.sayfa 5.satırda mevcut inanmayan bakabilir Hadi şimdi bu akılsızlığınızı utanmadan Allah’a havale edin 1500 yıldır bu topraklarda yaptığınız gibi ve insanları din ile uyuşturduğunuz düşünemez hale getirdiğiniz gibi Yalnız hesaplayamadıkları birşey oldu şimdi o kılıç birine ya da bir yere girdi girecek

  5. 7 Ağustos 2020, 04:54

    Yazdığın ve dile getirdiğin bütün gerçekler için teşekkürler. Yazdıklarını anlamayıp hala kıç kılı kıvamında yorum yapanlara da selam falan olmasın. Sizin Kavala lı konusunda vurgulamak istediğiniz şeyi hala vücudunu başka uzvu ile anlayan ve Ayasofya yı bağımsızlık sembolü olarak gören kafa aynı kafa. Bunlar değişmez. Son olarak Bende Ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e üzeri örtülü beddua eden Ali Erbaş a açıktan dua ediyorum. Allah seni bildiği gibi yapsın. Allah ıslah etsin. Allah nankörlüğüne Son verme fırsatı versin sana.
    Nihat abi lütfen sen susma

  6. 6 Ağustos 2020, 21:56

    sevgili nihat genç. çok severim sizi. buğday ve aslında tarım ile ilgili belirttiğiniz hususlar çok doğru. ayasofya’nin konusu bir kılıç olayına indirgenmemeli. egemenliğimizin önünde duran bir konuydu. onu kullandık.
    kılıç ise aslında fatih’in kılıcını temsil ediyor. bir ritüel. kılıç hakkı deniliyor. beddua konusuda çok uzatıldı, keşke hiç söylenmeseydi ama fırsatçılar işte bir oyuncak bulup verdiler elimize. toplumun kutuplaşması çok zararlı ülkemize. şu anda birlik olmamız gerekiyor. doğu akdeniz’den, suriye’den, ırak’tan ve de batı trakya’dan çevrelendigimizi unutmamalı. işte 2 hafta önce can azerbaycan’imizi ermeniler vurmadı mı. yani kafkaslardan da çevreleyiz. inanın hiçbiri korkutmuyor içeride ayrı dusurmelerinden çok. kimse dışarıdan birşey yapamaz ancak içeride bir ve bütün olursak. yoksa bir yüzyılı daha kaybederiz allah korusun ki buna sınırlarımızı kaybetmeyi de eklemeyi aklımızdan çıkarmadan.

  7. Dikkat ediyorum da şurada “aklınca” eleştiri yapacak olan her uyanığın ilk lafı “Canım kardeşim Nihat” yada “seni de çok okurdum ama..” veya “severek takip ederiz velakin” ile başlıyor. Şu bile bu zümrenin cibiliyetini anlatmaya yeter. Hep bir içten pazarlık hali hep bir sinsilik, uyanıklık, takiyecilik… Bıktı lan sizden millet! 20 yıl iktidar kalınca (10 yili bu günün teröristleri ile el ele kol kola) millete rağmen birşey yapılır sanıyorsunuz, kimin efendi olduğunu unuttunuz. Muhalefetin durumu da eteklerinize zil takıyor, sanıyorsunuz ki milleti köşeye sıkıştırdınız. Sizin keserin sapı döndü dönecek haberiniz yok.

  8. Pardon o kadar koskoca minikleri gordümki Gençe hak veriyorum.

  9. Ozledigin seriat bu topraklara gelmez. Feto bile ordunun yarisini ele gecirdigi halde bunu beceremedi. Sen nasil yapacaksin? Bir kez daha dusun. Ama cok dikkatlice. Bu oyunlariniz feci halde suratiniza geri tepebilir.

  10. Goruldugu uzere Ayasofya’nin camiye cevrilmesi ve minber’de kilic sovu yapmak bile AKP oylarini arttiramamis. Yani butun bu musamere bosa cikti gibi. Ayasofya’da kilic sallamakla Atamizin biraktigi bu kutsal topraklarda hilafet gelmez, seriat gelmez, saltanat gelmez, binlerce yillik Turk gelenekleri araplastirilamaz. Feto’nun, Soros’un oyunlari bu topraklarda cok tutmaz. Tutmadigi icinde en guclu zamanlarinda, ordunun bile yarisini ele gecirdikleri 15 Temmuz 2016 tarihinde bile bunu gerceklestiremediler. Bundan sonra nasil yapacaklar, sasarim. Ataturk’un mirasi bu topraklardan silinmez. Anitkabiri ziyaret eden milyonlar bunun ispatidir. Seriati getirmek isterseniz, 85 milyon vatandasin en az yuzde 70-80 onayini almaniz gerekir. Bu nasil olacak? Seriat yada hilafet ilan etmeye, sultanligi geri getirmeye yeltendiginiz gun bu milleti evinde tutamazsiniz. Hayal gormeyi birakin.

  11. 17 uıldır kim var iktidarda Emine hanım? Cumhuriyet mi aldı elinizdeki manevi değerleri yoksa o manavi değerler arkasına saklanmış sümüklüler mi? Dinin içini boşaltan cumhuriyet mi yoksa Allah din iman diyerek her türlü rezaleti yapanlar mı? Şu gün konu dönüp dolanıp Cumhuriyete Atatürk’e geliyorsa saldırı olduğundan, tehdit olduğundandır. Bir sümüklüyü gönderdik bin tanesinin gelmesindendir hergün Atatürk’ün adını duymanız.

  12. 6 Ağustos 2020, 12:07

    Sevgili Kardesim Nihat, bu yazıyı sana hiç yakıştıramadım ve savrulmana çok üzüldüm. Hain Kavalalı Mehmet Ali Paşayı lanetlemeden malumatfuruşluk etmen hiç olmamış! Kavala’ya Yunanların bu hainin heykelini fikyiğinden haberin yok anlaşılan! Hutbedeki kılıç hakkında yetli misyonerle aynı safa düşmen de bizi üzdü. Senden, Haçlı düşmanlıgı karşısında Ayasofya çoktan açılmalıydı, demeni beklerdim. Yazık, çok yazık!

  13. 6 Ağustos 2020, 11:21

    Büyük adamsın vesselam

  14. 6 Ağustos 2020, 10:51

    Bu papazlara akıl vermeye gerek yok. Tersine, akıllarını almak lazım!

  15. Sagolsun Nihat bey tasi oyle bir geidgine oturtmus ki cuk oturmus. O musrik surusu kanimizi emip, dinimizi yok ediyorlar.

  16. Hala maddeyi anlayamıyorsunuz. Maddeyi anladığınız gün manayı da anlayacaksınız. Yazının özeti budur, yorma diye kendini açıkladım.

  17. 6 Ağustos 2020, 09:09

    nasrettin hoca değirmende komşunun çuvalından kendi çuvalına buğday aktarırken yakalanmış. ya demiş ben bir garip deliyim ne yaptığımı bilmiyorum ki. peki neden kendi çuvalından komşunun çuvalına aktarmıyorsun diye sorulunca, deliyim dediysek o kadar da değil diye yanıtlamış.
    sayın genç iktidarı ve yandaşları bihakkın eleştiriyor. ama üslubunu koruyor. küfür yok hakaret yok. güzel. peki hatalı bulsa da koskoca korkut boratava, emre kongara eleştiri yağdırırken neden belli bir seviyeyi korumayı düşünmüyor. o kadar da deli değil diyeceksiniz, haklısınız.
    ya da şua olabilir.

  18. sağcı muhafazakar kitlelere anlatamadigimiz bu,maddi ve manevi degerlerin at başı gitmesi gerekir demissiniz.insanin akliyla ancak bu kadar alay edilir.cumhuriyet neyi at başı götürdü? Manevi deger mi kaldı ulkede? Hepsinin ici boşaltıldı.butun manevi değerleri folklorik oyunlara çevirdiler,din oldu size kültür.herseyi gectim madem at basi gidilecek idi islam devleti olarak devam edeydik.bir devletin islam devleti olması maddi değerler kazanmasına engel midir ? Laik olduk da ne oldu ? Diyanet hilafet kurumunun yerini aldı da ne oldu? At başı gitme falan hiç olmadı.Cumhuriyeti kuran kadrolar ve M.Kemal Atatürk baktı ki hilafetin,saltanatın,islam devletinin içi boşalmış,yozlaşmış.En iyisi hepsini lağvedelim dediler.olay bu kadar basit.her olayi her konuyu şu sitede her yaziyi donup dolaşıp cumhuriyetin kurucularına ve m.kemal ataturke getirip prim yapmaktan da vazgeçin.

  19. 6 Ağustos 2020, 07:16

    Nihat Abi merhaba, Siyasi pozisyonunu uzun yıllardır saygıyla karşılayan anti emperyalist ve bağımsızlıktan asla taviz vermeyen duruşunuza da çok saygı duyuyorum. Bir komünist ve yazılarınızı çevire çevire defalarca okuyan birisi olarak bir konuda eleştiri hakkımı kullanmak istiyorum. Şahsen yazılarınızda chp- imamoğlu liberaller hakkında yaptığınız derinleme eleştirilere neredeyse bütünüyle katılıyorum ancak yazılarınızı tenzih ederek söylüyorum sitenin özellikle İmamoğlu konusunda yapılan haberler son derece yüzeysel A haber beyaz tv yada anadolu ajansından aynen alınıp yayınlanmış gibi. Bu tarza bir örnek verecek olursak imamoğlunun tatil yaptığı haberler örnek verilebilir. Bu tarz haberler inanın sizin çok değerli bulduğum siyasal eleştirilerinizin gücünü ve etkisini azaltıyor. yaptığınız kıymetli uyarıların halka ulaşması özellikle cumhuriyetçi kitleyi etkilemesi ve veryansın tvnin daha da geniş kitlelere ulaşabilmesi için özellikle haber dili konusunda biraz daha objektif bir üslup kullanmanız yararlı olur. Mesela istanbul için son derece büyük bir yıkım projesi olan kanal istanbul konusuna sırf imamoğlu bu işe karşı çıkıyor diye pek değinmemek ve bu projeye karşı verilen mücadeleye kamuoyu oluşturarak destek vermemek bence doğru değil. sağlıcakla kalın

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!