Dersimiz, Amerika siyah-beyaz ayrımcılığını neden yenemiyor, Amerika neden her an iç savaşın eşiğinde.
Neden an itibariyle dünyanın en sert keskin ırk ayrımcılığı Amerika’da yaşıyor!
Amerika’daki siyah-beyaz kavgası üzerine onlarca belgesel yüzlerce film ve kitap okuduk, sorumuz şu, dünyanın her hangi bir ülkesi, zamanla ‘sınıf’ ‘imtiyaz’ ve ‘ırkçılık’ gibi sosyal hastalıkların üstesinden kısmen yavaş yavaş gelirken neden Amerika’da siyah-beyaz iç savaşı her an patlama noktasında!
Ve bugün ‘eşitsizlik’ ‘hukuksuzluk’ ‘ayrımcılık’ vs. dendiğinde dünyalıların aklına ilk gelen neden afro-Amerikan siyah nüfus.
Oysa siyahlar son otuz yılda rap müziği dünyanın bütün coğrafyalarına kültürüne kabul ettirip saldılar, siyahlar saç stillerini bütün dünyalılara benimsettiler, atletizm ve basketboldaki başarıları, dans, sinema, müzik, şov dünyasında bütün dünyanın hayran bıraktıracak yüzlerce sanatçı çıkarttılar, ve bir siyah başkan çıkarttılar, ve ama siyah-beyaz ayrımcılığı ilk günkü gibi kaldığı yerde, neden?
Bu devasa sorunların bir kısmının birazcık(?) ‘ekonomik’ nedenleri olamaz mı, demeye cüret etseniz dahi, bu ekonomik nedenleri icad edenler de ‘beyazlar’ın ta kendisi cevabı alırsınız.
‘BEYAZ EFENDİ’NİN TARİHSEL KÖKLERİ
Herhangi bir dünyalı başka nedenler de ‘olabilir’ diyebilir ama Amerika’da yaşıyorsanız, hayır, afro-Amerikalı bu büyük sorunun ‘beyaz efendi’nin tarihsel kökleriyle bugüne gelmiş genetik bir sorunu olduğunu ve Amerikan toplumunun yakın geçmişteki deneyimlerine bakarak bu büyük sorunun artık aşılmasının mümkün olmadığını ve Amerikan’ın siyah-beyaz birlikte kaynaşmış el ele geleceğine hiç şans tanımadıklarını görürsünüz.
Kalıplaşmış sloganlaşmış dogmalar hükmünü her yerde sürdürüyor, siyahlar yoksul, çünkü siyahları yoksul bırakan beyazlar, siyahlar uyuşturucu satıyor, çünkü beyazlar başka şans bırakmadı, siyahlar pezevenklik yapıyor çünkü beyazlar onlara saygın iş vermiyor, siyahlar sanat medya dünyasında beyazlar kadar geniş imkanlar işler bulamıyor çünkü beyaz elitler gizli şekilde siyahların öne çıkmasını engelliyor. Ve hatta trafikte mutlaka siyahlar durdurulur ve öldürülür artık gizli bir Amerikan yasası.
Yani Amerikan siyah toplumu önyargılarını yenebilmiş değil, siyahların başına ne geliyorsa beyazlar yüzünden algısı dogmatik bir inanç dediğiniz gün, o gün polisin acımasızca öldürdüğü bir siyah genç haberi duyar kafanız yine allak bulak olur.
Bu sert ayrımcılığa siyahların yüzde doksanı inanıyor, siyah nefretine karşı savaşıp siyahları savunan beyazlar dahi bu sert kabulleri çok abartılı buluyorlar. Beyazların yüzde doksan dokuzu ise siyah ayrımcılığının yer yer münferit olduğunu ya da doğal sebeplerden olduğunu ve ama çok abartılıp işi ırkçılığa vurduklarını söylüyorlar.
KENDİ BELAMIZ
Film de burada kopuyor, ırk ayrımcılığı yasalarla ortadan kaldırıldıktan yüzlerce belgesel çekildikten ve karışma kaynaşma için bir çok devlet ve sosyal kurum sosyal kültürü harekete geçirdikten ve siyahlara bir çok konuda kotalar pozitif öncelikler (mesela Oscar törenleri gibi) tanındığı halde ve bir yığın sosyal kültürel önlem alındıktan ve siyah başkan çıkardıktan çok sonra dahi, çok büyük ölçüde siyah nüfus hala siyahların başına gelen bütün sosyal siyasi ekonomik felaketlerin müsebbibi beyazlardır diyor.
Aksini söyleyenlere Amerikan hapishanelerini doldurmuş dünyanın en kalabalık mahküm sayısı iki buçuk milyon siyah genci gösteriyorlar.
Artık Amerika için yıkılması mümkün olmayan sert bir ‘inanç’.
Ayrıntılara başka yazılarımızda girer çok başka yönleriyle de tartışırız, ama biz kendi belamıza dönelim.
1990’lı yıllarda Türkiye’de yoğun ve çok korkunç şekliyle iç savaş manzaralarıyla karşılaştı. İşte bu yıllarda tedavüle bir nükleer bombanın fitili gibi iç savaş hazırlığı kasıtla söylenmiş sert siyasi söylemler devreye sokuldu.
Harbiden iç savaş hazırlığı sosyolojisi karşılığı olmayan bu hazır kalıp sipariş dinamitlerden bir çoğunu başka yazılarımızda konu edinir genç nesli medyayı ve savcıları bir daha uyarırız, ancak, burada en tehlikelilerinden birinden söz edeceğiz.
Sağ-sol liberaller ve etnik milliyetçiler ve Avrupa Birliği’ne girmek isteyen yazar çizerlerin çoğu iç savaş sahnelerinin hüküm sürdüğü doğulu illerde halka şöyle söylüyordu: ‘Sizi Kürt olduğunuz için öldürüyorlar’.
Bu iç savaş tezgahı ağır kışkırtıcı laf karşısında Türkiye neye uğradığını şaşırdı.
NÜKLEER BOMBA ATSANIZ BU KADAR OLMAZDI
Çok ağırdı çok haksızdı sosyolojik ve siyasal karşılığı hiç yoktu. Ülkeyi beyinleri algıları kışkırtmak için söyleniyordu. Birbiri içinde anne baba gelin damat olan karışmış bir millete nefret tohumları ekiyorlardı.
Türkiye’ye nükleer bomba atsanız bu kadar ağır sonuçlar elde edemezdiniz. Bu ağır tecrübe Türkiye’ye çok şey öğretti ve aydınları devleti kamuyu harekete geçirdi.
Ancak, medyayı ele geçirmiş sağ-sol liberalleri susturmak dindirmek bu iç savaş bombalarını ellerinden almak mümkün değildi, (ve bu ağır maliyetleri de başka yazıda konuşuruz), aralıksız otuz yıl ekranlara çıkıp her gece sabahlara kadar aynı iç savaş tezgahlayan bu lafları söylediler. Türkiye’nin teröre karşı mücadelesini bu hain çete ‘kürt oldukları için öldürüyorlar’ diye utanmaksızın kasıtla manşetlere çekiyordu.
HÜLYA HÖKENEK…
Konumuza gelelim, işte geçenlerde Habertürk ekranında Hülya Hökenek, Ersan Şen ve Nagehan Alçı’nın katıldığı bir tartışma yaşandı. Ersan Şen’in sözü sunucu Hülya Hökenek tarafından kesildi ve izleyiciler Twitter’da Hülya Hökenek’e Nagehan Alçı’yı koruduğu için saydırmaya sonra alay etmeye ve sonra da Hülya Hökenek’in geçmiş twitlerini afişe etmeye başladılar.
Hülya Hökenek denen sunucu meğer geçmişte sağ-sol liberaller gibi kışkırtıcı bir dil kullanıyor, peşmergeye övgüler düzüyor, vesaire vesaire, kirli çarşafları ortaya döküldü rezil rüsva oldu.
Ve ertesi gün Nagehan Alçı tırlattı ve kudurmuş bir yazı yazdı, bakın Alçı, Hökenek’i nasıl savundu: ‘Hülya Hökenek’i hedef alıyorlar, çünkü Hökenek bir Kürt’ dedi ve Hökenek’i alaya alanları ‘kafatasçılıkla’ suçladı.
Buradan medyayı ve savcıları ve meclisi uyarıyorum, bu ülkeye yapılabilecek en büyük ihanet iç savaş tetikleyen hazırlayan bu insanlık dışı nefreti hala bas bas bağırıp deliler gibi psikopatlar gibi rahatlıkla söyleyenler var ve hiç bir cezai önlem alınmıyor.
Nefret düşmanlık körükleyen bu laflar bu ülke tarihinde bu ülkeye yapılmış en büyük ihanettir!
Ve Habertürk ekranları bu ‘ihaneti’n sözcüsü.
Nagehan Alçı denen kadın hala Habertürk’te bu lafları söyleyebilecek gücü kendinde bulabiliyor!
PSİKOPAT NEDİR NEREDE YETİŞİR?
Türkiye sosyolojisiyle tarihiyle kültürüyle kendini çok iyi tanıdı ve 1990’lı yıllarda olduğu gibi artık hazırlıksız hiç değil, ‘Kürt olduğu için’ lafı hem bu ülkeye yapılmış en büyük kötülük ve ihanet ve ama artık iş çığırından çoktan çıktı, bu kışkırtıcı tezgah bir ‘psikopat’lık örneği.
Nedir psikopat! Nerede yetişir, kimler besler!
Bu ‘kürt olduğu için öldürüyorlar’ zehri küresel şirketlerin ve onların Türkiye’deki ajanları şirketlerin mutfağında üretildi.
Nasıl üretildi? Manipülatif konuşan herkes ekranlarda ağırlandı. Fikriyle aklıyla değil dürtüyle nefretiyle hareket eden esersiz kariyersiz başkasına muhtaç kim varsa ekranlara taşındı.
Bu bulunmaz kullanışlı aptallar etnik-mezhep kışkırtıcılığı için ekranlardan Türkiye’ye salındı.
Fikirsiz beyinsiz idealsiz ahlaksız insanlardı. İktidar goygoycuları. Kabadayı, narsist, ben merkezci, vicdansız (mesela hiç biri kovulan işçilerle tazminat alamayan merdivenaltı şartlarda ölen insanlarla ve patronlarının hırsızlıklarıyla ilgili tek konuda tek bir satır yazacak gücü kendilerinde bulamadılar).
Sağ-sol liberaller arkalarına gücü iktidarı alıp, kanun yasa toplumun esenliğini hiç düşünmeden ekranlardan bu kışkırtıcı dille Türkiye’nin tarihine kültürüne birliğine hücuma geçtiler, asker yazar hakim demeden Türkiye’nin en hayati kurumlarını şeyhin sümüğüne teslim ettiler. (Ne acı, bu yüzlerce sağ-sol liberalin mesela içlerinden bir tanesinin geçen gün kanserden vefat eden Soner Polat’ın tek bir yazısını yazabilecek kültür ve bilgiye sahip olamayışı, ne çok şey anlatıyor?)
Arkalarını yasladıkları iktidar gücünü abartıp her biri zorbaya Nazi gestapolarına dönüştüler.
Ki, ekranlardan on yıl boyunca aslı astarı olmayan haksız hukuksuz iddialarda onu da alın bunu da alın talimatları dahi verdiler ve aynı bu suçları on yıllarca ekranlarda gerile gerile denetimsiz Cinerler’in Şahenkler’in Aydın Doğanlar’ın ekranları açmasıyla yaptılar.
Nagahen Alçı bu sağ-sol liberal çetenin sadece bir üyesi. İşte gördünüz, Hülya Hökenek’in peşmerge sevdası ortaya koyulup foyaları geçmişleri ortaya çıkınca tırlatmış bir manyak gibi avazı çıktığı kadar bağırıp şalteri indirdi, gözleri karardı ve ‘Hökenek’e saldırıyorlar çünkü o bir Kürt’ diyebildi.
İktidarın bu kullanışlı oyuncakları için artık ‘tiksinti’ kelimesi yetmiyor.
Bu hain kelimeleri söyleyebilecek kadar öz denetimleri olmayan kurulmuş pilli bebek zavallı insanlardır.
Yaptıklarının yanına kar kalacağını umanların vicdan duygusu gelişmez, kardeşlerim vicdan duygusu gelişmeyenler psikopatlardır.
Bu iç savaş kışkırtan hain kelimeleri ancak ’empati’ duygusu hiç olmayan insanlar sarf eder, ki psikopatın en temel karakteristiği toplumla başkalarıyla empati kuramayışlarıdır.
Bu insanların yaşadığı her yerde ahlak tehlikededir, toplum sağlığı tehlikededir, sosyal hayat tehlikededir, çünkü dünyanın en tehlikeli ayrımcılığı fişfişliyorlar. İşte PKK’nın 1990’lı yıllardan yapmak istediği de bu: ‘Kürt olduğumuz için öldürülüyoruz’ algısını yerleştirmek ve ülkeyi ev ev sokak sokak ortadan ikiye ayırıp kutuplaştırmak ve kapı kapı cepheleştirmek.
Kardeşlerim, zibil kadar çok bu kadar Cumhuriyet ve Atatürk düşmanı insanın aynı ekranlarda otuz uzun yıl aynı iç savaş tezgahı ağızlarla tutulması tekrar tekrar konuşturulması Türkiye’nin nasıl bir karanlığın içine sokulmaya çalıştığının en güzel delili.
Oysa, Ciner’in Habertürk’ün ve onların iç savaş tezgahçısı yazarlarının bilmedikleri bir şey var, adalet ödeşme yeridir.
Er ya da geç, toplumu kışkırtan iç savaş tetikleyen nefret tohumları eken insanları birbirine karşı etnik savaş tezgahına sokan bu psikopat güruhla kimsenin kuşkusu olmasın bir gün hesaplaşacağız.
Arkalarını verdikleri iktidarlar gelip geçer, ve hukuk ve adalet önünde sadece bir insan olarak yapayalnız kalırlar ve o zaman kişisel hakların kişisel özgürlüklerin ne anlama geldiğini şimdi içerde gün sayan Nazlı Ilıcak, Ahmet Altanlar gibi çok iyi anlarlar.
Yani sizin ekranlarınız bizden daha çok diye korkup kaçacak değiliz, kaçmadık da, kaçsaydık şu anda FETÖ ve CIA’nın bilmem nerelerini yalıyordunuz.
Yani, sizin arkanızda iktidar ve Amerika var diye korkup kaçacak değiliz, kaçmadık, bu yüzden siyasi kördüğümüne rağmen üzerinde hala sallayıp üfleyip konuşabileceğiniz bir ülkeniz var.
KİMSENİN SES ÇIKARTAMADIKLARI
Kardeşlerim, Türkiye’nin başına gelmiş en büyük illet bela, işte bu sözler ve onları sarfedenler ve onlara ekranlarını açanlardır.
Kardeşlerim, iletişim yani görüntü her şeydir çağını yaşıyoruz, gidip bir meydanın ortasına .ıçarsanız ülke ve dünya çapında bir şöhretiniz olur, ancak, o meydanda tarihin en büyük sanatçılarının yaptığı mimari eserleri görmezsiniz. O büyük mimarları geniş kitleler tanımaz ama ortasına .çanı herkes tanır.
Ortalık yere kim .ıçar ve ortalık yere .ıçanları kim meşhur yapar?
Ancak kuş kadar özgür olanlar .ıçar ve onları ancak kuş kadar özgür denetimsiz bu çağın imparatorları şirketler ekranlarda uçurtur.
O kuşlar ki savcılar onları tutuklayamaz o kuşlar ki iktidar onları korur besler maaşlar, o kuşlar ki içimizde en özgür insanlar. Topluma tecavüz ses yok, şiddetli etnik kışkırtıcı laflar ses yok, çünkü onlar iktidarın kuşları, o kuşların devlete millete Allah’a dine toplum değerlere pisletmesine kimse ses çıkartamaz.
Mesela, diyelim ki ben mahalle bakkalımla kavga edemem mi, ederim, hemen yapıştırırlar, Kürtle kavga ediyor, ben maç kuyruğunda kavga edemem mi, ederim, hemen yapıştırırlar, Kürtle kavga ediyor, işte böyle köpük köpük kudurmuş Habertürk salyalarını her yere salarlar. Mesela toplum Suriyeli nüfustan ekonomik olarak sıkıntılı, ilerideki sosyal düzensizlikten endişe duyuyor çok kaygılı, ama, bu insanlara göre toplumun işi gücü yok, Suriyeliler Arap olduğu için onlara nefret kusuyor, ve suphanallah, lafı getirdikleri yer hep aynı.
Şeyhlerin donunu tükürüğünü yalanlardan sarayın pislikleriyle ziftlenenlerden başka ne bekliyorsunuz?
Ve dersimize iyi çalışmak için önce şunu sormak lazım, parasını Londra’da depolayan şirketler neden ekranlarında ‘etnik’ ‘mezhep’ tartışmaları açmayı pek seviyorlar.
Şaşılacak bir tarafı yok, sömürgeci efendileri böyle istiyor çünkü!
Rezaletleri kokusu çıkmış yediden yetmişe Türkiye’nin nefretini kazanmış ve halkın ‘tiksinti’ nesnesi haline gelmiş Nagehan Alçı gibi bir yazarı hala ekranlarında niye tutarlar?
Çünkü bu şirketler, Nagehan’ı iktidarın uçaklarında dosyalarıyla kullanıp siyaseti manipüle etmede çok elverişli bir maşa olduklarını iyi bilirler.
Örnek mi, mesela, iki yıl önce Nagehan hanım, olmayacak bir laf etti, Ege Ordusu’nda Kemalist subayların darbe yapacaklarını söyledi, ne saçma değil mi?
Değil, eğer YAŞ öncesi FETÖ’cülerin gizlice yerlerini koruması gündemdeyse ve Balyoz mağduru bir çok subay tertemiz şekilde göreve başlamışsa, işte Nagehan hanıma bu sözleri kim niye söyletti anlamak mümkün.
Hangi güç devrede ve hangi güç bunları konuşturuyor, sır olmasa gerek.
Kardeşlerim, Nazlı Ilıcak örneğinde olduğu gibi psikopatlar başlarına gelene kadar yaptıkları ağır insanlık dışı tecavüzlerin normal insanlar gözünde ne anlama geldiğini hiç bir zaman bilemezler. Bu yüzden psikopatlar için hafifletici cezai indirimler yoktur ve dışarı çıktıklarında kaldıkları yerden tecavüze devam ederler.
Ve ama niyeyse Türkiye halkı hala şaşkın, çünkü, bu aslı astarı olmayan bomba tesirli manipülatif laflarından ötürü Nagehan Alçı ve benzerleri hiç ‘yargılanmış’ da değil.
Hiç endişeniz olmasın.
Allah’ın izniyle yargılamak bize nasip olacak!
Cumhuriyet için, egemenliğimiz için, hukuk için, ülkemizin esenliği için, kardeşliğimizin pekişmesi için, adalet önünde ödeşmeden, bu iç savaş tellalarını susturmak mümkün olmayacak!
Evet bir gun gelecek ve ya kacacaklar ya da ust ranzanin yaylarini seyrederek eski gunleri anacaklar.
Nagehan Alci,Atatürk’e küfrederken de yargilanmadi,Nagehan,Bank Asya’dan kredi aldi diye de yargilanmadi ama simitciler Gezide bayrak satan yurttas yargilandi,Nagehan,Katil devlet dediginde de yargilanmadi,Nagehan Dersimde CHP veya devlet katliam yapti dediginde de yargilanmadi.Demek ki Nagehan görevlidir.Görevi kiskirtmak insanlari biribirine düsürmek kin ve nefret tohumlari sacmaktir.Ben Israil ile ilgili yorum yaptim diye beni üyesi oldugum yabanci site üyelikten düsürdü.Dogru da yapti .Ama Nagehan ve ona benzer ama henüz daha fazla tüylenememis olan,Islamcilarin gözdesi Tugce Kazas bunlar yeni yeni ürüyorlar.Tayyibin devleti iyi calisiyor.Savcisiyla hakimiyle kaymakami valisi TRT’si AA’si ile tam uyum icinde calisiyorlar,Hedef Ic savas!
Eline, kalemine, beynine zeval gelmesin inşallah Nihat hocam!
Tabii ki Nagehan Alçı gibi aykırı yazarların ve konuşmacıların görüşlerini onaylamıyoruz ancak yargılanmaları onlara ancak reklam olur milletimiz çok şükür yeterli sağduyuya şahip olduğundan bunlarin kışkırtmalarla gelmez bu milletin aklını küçümsemeyin ve bazılarına gereksiz önem vermeyin derim ayrıca ben hiçkimsenin düşüncelerinden dolayı ne kadar abuk sabuk da olsa yargilanmayacagi bir ülkede yaşamak iatiyorum
Ağzınıza sağlık Nihat ağabey Alayına veryansın.
Sizin de söylediginiz gibi ”tiksinti” sözcügü yetersiz kaliyor.Her aksam beyinleri igfal ediyorlar.Kendi küçük çikarlarindan baska kaygisi olmayan bu ahlaksizlari dinleyince saglikli düsünme kapasitemi yitiriyor,kendimi tecavüze ugramis gibi hissediyorum.
20 yıl sonra ülkemizin dört bir yanından gelen asker arkadaşlarımızla Ankara da buluştuk.Gelemeyenlerle görüntülü konuştuk.
Gencecik delikanlılar olarak vedalaşmıştık ,yetişkin çoluk çocuk sahibi adamlar olarak birbirimize sarıldık.
Türk kürt laz çerkez diye konuşmayı vatan hainleri pek severler,evet hepsinden vardık ancak ne 20 yıl önce ne de bugün hiçbirimizin böyle bir derdi olmadı.
Bizler varoldukça bölücü etnik milliyetçiler asla başarılı olamayacaklar.
İyi ki varsınız vatanseverler,iyi ki varsın Nihat abi.
bız derken ?
o biz, chplı olarak sımdı kı dersımlı kemal bey cı kaftancıoglu nu yonetımı destekleyen cakma chplıler se kusura bakmayın gulerım.
sayın genc. yazınız ıcın tebrıkler. ama anlayan kım.?
sızın soyledıklerınızı ataturkumuzun kurdugu chp mımızın dıle getırmesı koy koy kasaba kasaba dolasıp bunları doguda ızah etmesı lazım ama heyhat!
Asıl mesele o sorunu bu sorunu değil, Türkiyede bir Türk sorunu var. Artık kendi vatanımızda zenci gibi hisseder olduk. Ne kadar Türk ve Türkiye düşmanı varsa ağızlarından salyalar akıtarak kudurmuscasına içlerinde gizledikleri nefreti kusmaya devam ediyor. Medya ,yazılı ,sözlü ,görsel , ınternet vs. emperyalist ,siyonist ,farmosonist ,kapitalist ve şeytani odakların bir aparatına dönmüş halde.Bu ellerine kalem,mikrofon,kamera tutuşturmuş soytarılarda kendilerini halt sanıyolar.
Millet her şeyin farkında kardeş.
Evet belki fetöşle mücadele ediyoruz diyenler var ama karşı değil birlikteler yani.
Ayinesi iştir kişinin.
Kötünün olmadığı yerde iyinin kiymeti olmazmış. Demek ki daha zaman lazım anlamak için.
Nihat hocam bi çay içelim inşallah.Bilirsin çaya tat veren dostun sohbetidir.selamlarimla
İnşallah o günleri göreceğiz!
Etnik ayrımcılık herşeyin ilacı oldu. Yıllar önce Bursa’da bir iş adamı (o zaman da zengindi. Şimdi daha zengin ve güçlü) mahalle ortasına asfalt tesisi kurmaya kalktı. Bazı meslek odaları ve birkaç arkadaşla birlikte Bölge İdare Mahkemesinde dava açtık. Adam zaman içinde davacıları bir şekilde sindirdi. En son bana telefon açtığında ilk sözü “ben Kürt olduğum için dava açıyorsunuz” oldu. Hep aynı terane. Neyse ki davayı kazandık.
Inşallah biz vatanseverler yargılayacagız onları Nihat abi.
ben sizin kanalınızda haksız yere işçi çıkaran şirketleri ifşa ettiğinizi görmedim.
Nagehan ve bunun yilisik ve dengesiz kocasi Neo-libralism’in cocuklaridir. Turkiye’de bunlardan cok var. Ozellikle Neo-liberalism’in atababasi Turgut Ozal ile birlikte ‘Benim memurum isini bilir’ lafindan sonra bu liboslara gun dogdu ve tum medyayi kusattilar. Bunlarin devri bitmek uzeredir. Altan kardesler, Ilicak cukuru boyladi, Candar, Nesin vesaire yurtdisina kactilar, emperyalist patronlari himayesinde halen oralardan otuyorlar. Neo-liberalism ve ideolojisi olan kureselcilik yikilmaktadir. Halen ekranlara cikabilen Nagehan ve diger kalintilar icin hic bir gelecek oldugunu sanmiyorum. Icini ferah tut.
Yeni anayasa yapılmadan iç savaş çıkmaz. Çünkü mevcut anayasa ve yasaları ile devlet; polisi, askeri ve yargısı ile sahadadır.
Anglosakson kafa yapısı tarihsel örneklemeler ile aynı şartları oluşturup, aynı sonuçları elde etme üzerine kuruludur, yani Sosyal Psikoloji gibi deneyseldir.
Uzun lafın kısası 1961 anayasası nedendir, sonucu ise 1980 darbesine kadar uzanan süreçtir. Bunun nedenleri nasılları elbette ki uzunca tartışılabilir, aynı zamanda bu tartışmada da ihmal edilmemesi gereken en önemli konu coğrafi konum, mezhepsel dinamikler ve ülkenin etnik çeşitliliğidir.
Yeni anayasa çalışmaları ile bize albenisi çok yüksek zehirli bir elma sunulacak ve ülkeyi iç savaşa sürükleyecek en önemli, olmazsa olmaz hazırlık süreci de bu olacaktır. Bu gerçekleşmeden kimse bu ülkede iç savaş beklemesin, OLMAZ OLAMAZ, ŞU ESNADA ŞARTLAR MÜSAİT DEĞİL.
Evet Nihat Bey ‘biz’ yargılayacağız. Ortak noktası vatan ve cumhuriyet olanlar, Amerika, Rusya, Çin’e kendini pazarlamayanlar, Ne mutlu Türk’üm diyenler, bölücülere kansızlara karşı mücadele edenler yargılayacak. Saygılarımla.
Ergenekon’dan çıkanların adına,
Em. Kur. Alb. Ergenekon Bozkurt
Evet…Hükümet, saray, devlet korumasa bu kadar tepkiye bir karşılık olurdu. Öyle ise orada da bir samimiyet sorunu var demektir. Demek ki “belki birgün” denilerek o kapılar hala açık bırakılıyor.
Allah kalemine güç versin Nihat Genç. Veryansıntv olmasa, insanların bir nefes alacak yeri olmayacaktı. Hep o kusma hissi ile dolaşacak, umudumuz kırık zombilrer gibi gezecektik.
Suçluyum 10 yıl önce ülkeyi bu duygularla terkettim çünkü bana göre umut kalmamıştı. Burası önemli, insanlar okusun; geldiğim ülke süper güçlerin arasında kaldı. O zaman üç kuruş çıkarı için veya anlatılan saçmalıkları kendi muhakemelerinden geçirmeden yalayıp yuttukları için ülkesine karşı tavır alanlar kazandı ve ülke bölündü. Şimdi aç sefil oturuyorlar ellerindeki tek ekonomi kan üzerine. Kimsenin umurunda değiller çünkü iki tarafın da işi bitti. Kendi düşüncelerini onların sözleri ile aktarayım “kendimi kullanılmış prezervatif gibi hissediyorum”
Bu duruma düşmesin güzel ülkemin güzel insanı aklını kullansın. O cu bu cu diye değil Nihat beyin dediği gibi “kardeşlerim” diye çağırsınlar bir birlerini, birlik olsunlar. Yoksa bu oyunların sonu kötü ve kazananı da ne o cu ne bu cu olur, bilesiniz….
Kocası Boşnak kardeslerimize terbiyesizlik etti hakettiğini buldu. Bu utanmaz kadın devlete katil diyor Türk ordusunu aşağılıyor, zamaninda bolca feto pkk güzellemeleri yaptı. Hatta akşam da yazarken sayın cumhurbaşkanına bile hakeret eden yazısını hatırlıyorum. Ama ne hikmetse hatuna birşey olmuyor. Müktesebatı yetersiz. Ne mualefet ne iktidar yanlilari ondan hoslaniyor. Bu ülkede derin devlet varsa muhakkak ki bu kadını koruyor ya da çekirge son sıçrayışıni yaptı…
“Allah’ın izniyle yargılamak bize nasip olacak!”
İnşaallah sevgili abim …
Mekanın sahibi geri geldi liboş, yalaka yazarları bir kenara alalım, alalım.
Bunların kanalını seyretmem arada zaplarken görüyorum şeytan sofrası kurulmuş ekranı 4 e 6 ya bölmüşler cadıyı görünce iğrenip hemen kanalı çeviriyorum.Vatanseverler bunları boykot etsin çıkmasın bu şeytan sofrasında meze olmasın. ALAYINA VERYANSIN