Frances Yates imzalı Hafıza Sanatı kitabı mesela tiyatrocu ve hatiplerin uzun metinleri akıllarında tutmak için geliştirdikleri ‘metodları’ anlatır, eski Yunan’dan Roma’ya ve bugüne.
Şöyle yöntemler geliştirmişler, bir tiyatrocu ya da hatip, zihninde bir bina tasavvur ediyormuş, binanın avlusu, girişi, sütunları, ikinci katı, hepsinin yerlerini zihninde sıralıyor ve diyelim, beş kıtalık bir şiir ezberleyecek, avludaki yerde ilk kıtası, birinci katta ikinci kıtasını zihninde işaretliyor. Sonraki çağlarda diyelim yıldızları sıraya koyuyor kodluyorlar. Ya da eski Mısır’ın hiyeroglif sembolik yazı sistemine bir de böyle bakın.
Yani, bir şeyi ezberde tutabilmek için ‘ezber’ tekniklerinin tarihini yazmış. Zihnimizde gölgeleri olmayan şeyleri ezberde tutmamız mümkün değildir.
Yazının kağıdın icad olmadığı en eski yıllarda her kültür yaşadıklarını hafızalarına kaydeder, biz buna ‘sözlü kültür’ diyoruz, diyelim Manas Destanı… Ve kültürlerini unutmamak için de milletler, anmalar kutlamalar bayramlarla hatırlarlar.
Daha o çağlarda zihnin yapısı hakkında derin bilgiler elde etmişler, şöyle, bir şeyi çok iyi hatırlamak için onu bir ‘yer’le (lokasyon) işaretlemek gerekir. Diyelim Tuz Gölü dediğinizde aklınıza bir şey gelir, diyelim İstanbul Galata dendiğinde başka şey.
Bu ‘hatırlama’ yani hafızaya alma kitabını çok merak ettim, çünkü, yirmi uzun yıl ekranda otuz uzun yıl konferanslarda konuşacaklarımı hiç değilse ana başlıklarıyla zihnimde önceden tekrar ederim, değilse, bu kadar şeyi iki saate yakın peş peşe sıralamam mümkün değil. Bir ezber, zihinde tutma tekniğin olmalı yoksa ekranda tek kişilik konuşma için akıcılığı kaybetmeden seri bir düzenin olamaz.
İnsan zihni, her sıradan günü, her sıradan sokağı ‘zihninde’ tutmaz, mesela güneş her gün doğar ilgi çeken tarafı yoktur, ama, ay tutulmasını hatırlarsınız çünkü özel bir gündür.
Olağanüstü çatışmaları kavgaları yani travmatik olayları zihin unutmaz tutar. Bunlar bilindik şeyler, ancak Hafıza Sanatı kitabından öğrendiğim ‘lokasyon’, yani, bir şeyi hatırlamada bir işaret olarak ‘yer’in önemi. Diyelim Antalya dediğinizde aklınıza bir şey gelir ve en çok Dumlupınar, Sakarya, dediğimizde bir milletin ortak hafızasında insanın aklına çok şey gelir.
Odatv’yi bir ‘lokasyon’ olarak Türk Milleti’nin unutması mümkün değildir, çünkü, Türk tarihinin en büyük kumpasıyla silahlı kuvvetlerin, hukukun, medyanın FETÖ tarafından ele geçirildiği günlerde tek başına ayaktaydı.
Bugün size Samanyolu Tv desem, Pelikan desem, Hilal Kaplan desem, Nagehan Alçı, Habertürk, CNN desem, Bülent Arınç desem, aklınıza ne gelir?
Mesela, çocukluğumun Trabzon’una gittiğimde, bir çok hatıram olan sokak ve mahalleler Tanjant denilen şehrin ortasından geçen yol yüzünden bütünüyle yıkılıp kaldırıldı ve artık çocukluğumun masalsı hikayelerini hatırlayamıyorum. Peki gittiğimde neyi hatırlıyorum, mesela AKP’li belediyelerin plastik palmiyelerini görmüş çirkinliğinden utanmıştım. Bu pespaye görüntülerden zihnim hala kurtulamıyor.
Görüntü gerçekten çok önemlidir, çünkü rezalet şöhretten daha uzun ömürlüdür ve daha kötüsü rezaletin yarı yoldan sonra şöhrete dönüşmek gibi bir huyu vardır.
Şimdi büyümekte olan nesil diyelim 20, 21, 22 yaşındaki çocukların bugünkü Türkiye’den akıllarında kimler kalacak, hangi yerler, hangi isimler, hangi yazarlar, hangi gazeteler? Onurlu insanlar mı kalacak, bok püsür, çöpten, rezil rüsvay isimler mi, rezaletin yarı yolunda şöhrete dönüşenler mi?
Bu yeni nesil yarınlarda iftihar edip övünecekleri isimleri yerleri hatırlaması mümkün değil, çünkü ‘medya’mız hatıraları hafızasıyla ‘imha’ ediliyor. Baskın iktidar medyası ancak yarınlarda milletin utanacağı bok püsür, üçkağıtçı, utanmaz, rezil rüsvay yerleri işaret ediyor.
Kuşkunuz olmasın, bugün olup biten gaddarlıklar, yasaklar bizler susarsak dün olduğu gibi yarınlarda da hiç hatırlanmayacak. Hatırlamak, hatırlatmak, bu yüzden tam da bugün milli bir görevdir. Hatıralarınız geçmişiniz milli mücadelenizin zihninizde sizi uyaran gölgeleri abideler gibi işaret taşları olmadan yaşayamazsınız.
Hatırası olmayan hatırlanmayan şey, ülkenizdir. Ortak hafızanıza alınmayan şey, memleketinizin işgalidir. İşgalcilerle el ele işbirlikçilerdir. Ne istediler de vermedikçilerdir.
Odatv’yi ‘hatırlamak’ istemezler, çünkü, bugünkü medyanın hepsi o gün o FETÖ’cülerle el ele, hepsi orada suçüstü yakalanmışlardı.
Zihinlerimizde o işgal yıllarından bir gölge bir iz kalsın istemiyorlar, hâlâ o günleri hatırlatanları, hala o günlerde elele işbirliği içinde olanları işaret edenleri, milletimizin onur haritasına, hafızasına girsin diye mücadele eden cesur yazarları, işte bu yüzden, milletin zihninden silmeye çalışıyorlar.
Ey millet!
Unutulması mümkün olmayan karanlık yıllardaki o muhteşem cesareti, mücadelesi uğruna Odatv’yi ‘hatırlamak’ ‘hatırlatmak’ önce insanlık sonra milli görevimizdir.
Son yıllarında Odatv’nin siyasi tutumlarına en ağır, en sert eleştirilerin Veryansın TV’de özellikle Nihat Genç’ten geldiği çok açıktır, bugününe siyasi eleştirilerimiz bakidir ve şüpheniz olmasın kaldığı yerden devam edecektir. Ancak bugün, Odatv hürriyetine kavuşana kadar ‘eleştirilerimi’ askıya alıp, geçmişteki büyük onurlu hatırasına saygımızı sunmak, değil yazarlık, insan olmanın gereğidir.
Not: Odatv’nin kapatılması karşısında Odatv savunusunda hangi sivil kurum hangi yazar hangi avukat hangi siyasetçi konuşmak istiyorsa, Veryansın TV sonuna kadar, Veryansın TV de kapatılana kadar açıktır.
(Devam edecek)
Helal olsun Nihat Genç.
Burada yorum yazan bir kisim takipçileri bile ADAM olmanin hakkinin nasil verilecegi konusunda kendisine tavsiye vermek yerine alkışlamasi gerekir. Nasil ermeni yalanini deşifre etti diye rus ajani icin bile adalet istediysem bugun de o gunlerin hatirina oda tv tam destegi bence hak ediyor. Saflari şaşırmamak onemli.
Odatv nin günahı vardır, sevabı vardır. Yeri geldiğinde her türlü eleştiri de yapılabilir. Ancak doğru olan, akla ve vicdana uygun olan Nihat Genç’in bu olaydaki tutumudur. Kimseyi susturmak çözüm değil. Fetöcülerin seviyesine düşmemek gerekir.
Nihat abi ne oldugunu ne yaptiklarini kimlerin hizmetine girdiklerini gorup yillardir kiyasiya elestiriyordu zaten..Bugun devletin kuyusunu kazdiklari kepcenin disleri kayaya toslayip kirilinca uzulup merhamet duygusuyla hareket ediyor, aynen bir abinin kardeslerini o yola girmeyin diyerek defalarca ikaz etmesine ragmen filmin sonunda kullanildiktan sonra mafya kursunlarina hedef olan kardesinin basinda gozyasi doken abisi gibi..Yani yesilcam filmleri gibi aynen..Ah be guzel abim, bundan daha guzel abilik olur mu?
Bazi siyasiler, bazi siteler, bazi kuruluslar once insanlarin gozunu boyayip onlarin guvenini kazandiktan sonra yani dogru isler yapip dogru yerlerde bulunduktan sonra arkalarina taktiklari kitleyi ucuruma dogru surukleyemezler mi…Hakkimizda kotu emelleri olan gucler, bu gibi sahis site veya kuruluslarla daha sonradan irtibat kurarak onlari kullanamazlar mi? Birseyi ezbere savunmak zorundamiyiz..Babamiz anamizi dovmusse aferin baba mi diyecegiz…Bu babaya vefa mi demek olacak?
Odatv konusunda hem yorumcuların hem de Nihat beyin bugüne kadar olan eleştirilerine katılıyorum. Ama Odatv’ye engel üstelik 23 Şubattan itibaren yerel medyaya kadar düşmüş bir haber yüzünden engel konulmasını son derece yanlış,, ancak iktidara yakışan bir tavır olarak görüyorum. Neyse ki site artık açılmış. Barış’lara gelince bu çocukların yaptığı gazeteciliği yapan çok değil on isim göstersinler tek tek ellerinden öperim. Orduya kumpas, Fetö davalarındaki dillere destan mücadelelerini kimseden değil bizzat Nihat Genç’in kaleminden sayfalarca okuyabilirsiniz. Dün terör örgütü ile dans edenler, Fetö ile sarmaş dolaş olanlar, kozmik oda sırlarını yabancılarla paylaşanlar her zaman olduğu gibi yandaşların ve bazı beylerin hafızalarınızdan silinmiş, hepsi milliyetçi, hepsi devletçi olmuşlar ve kalkmışlar bu haber üzerine iktidarın yanına sıralanmışlar. Hala devlet deyince, millet deyince kendilerini ve bir avuç yandaşı kastettiklerini fark etmediniz mi?
Bu nalıncı keserinin hep kendilerinden yana kestiğini, milli menfaat,, devlet sırrı dediklerinin ne olduğunu defalarca görmedik mi? Bunlara rağmen nasıl oluyor da böyle bir konuda doğru tavır aldıklarını düşünüp yanlarına geçiveriyorsunuz?
Bakın özellikle bir süredir maskeli Fetöcüler ve bir kısım AKP yandaşları Cumhuriyetçi, Kemalist kesimlere savaş açmış durumda. Bazı isimlere, sitelere operasyon yapılmasını teşvik için her tüllü çamuru, iftirayı atıyorlar. Bunların sözde devlet millet menfaati görünümlü sahte kampanyalarına lütfen hepimiz dikkat edelim.
Sayin nihat genç abi bu konuyu biraz daha bekleyip tahlil suzgecinden geçirseniz iyi olurdu sanirim.Sanki 2.Mit tirlari olayini animsatiyor ne yazik ki.
Nihat Genc’i CHP ve Imamoglu yazilari nedeniyle elestiren biriyim ancak onun Oda TV hukuksuzlugunda korkmadan sesini cikartmasi cok önemlidir.Fetö dönemini hatirlatan uygulamalarin son dönemlerde basgöstermesi bize ne oluyoruz yeni bir kumpas mi var?sorusunu sorduruyor.Dün Fetö bugün kimin kumpasi,dilim yeniden Fetö demeye varmiyor ama acaba kabuk degistirmis adini Pelikanci olarak almis olan bir cevrenin kumpasimi diyorum.Eger duyulanlar dogruysabu pelikanlar denilen cetenin üyeleri arasinda bazi avukatlar varmiski bunlar malum bir zatin avukatligini yapiyormuslar.Muhalif gazetecilerin olur olmaz gerekcelerle adina milli denilen sözde devlet sirri ancak sir olmaktan coktan cikmis bir olay nedeniyle tutuklanmalari ülkemizde yasam alanlarinin yavas yavas yok oldugunu gösteriyor.Insanlarin seslerini kismaya calismak,insanlari baski altinda tutmak,ya benim gibi düsüneceksin ya da susacaksin tercihlerini sunmak 21 asrin Türkiyesine yakisan bir yol degildir.Bir gazeteci eger yandas degilse onu 50 defa iceri atsaniz yine onu susturamazsiniz o dogru bildigi yolda yürümeye ve gazeteciligin ön düsturu olan onurlu olma özelligini tasimaya devam edecektir.Gazeteciningörevi ucakta CB’nin yaninda durup kameralara poz vermek ve not almak degildir,gazeteci soru sorabilen icabinda halk adina hesap sorabilme hakkina sahiptir.Güce tapmaz gazeteci,güce karsi hakki ve hukuku savunur.Mazlumun yaninda olur zalimin degil.
Nihat abiye oyuna gelmeyin diyen arkadaş, merak etme bu adam 40 yıllık yazar, Türkiye’nin sayılı aydınlarından. Oyuna gelip gelmeyeceğini kendisi daha iyi bilir.
Odatv kapatılmasına çanak tutanlar, asıl siz kendinize gelin. Sağır sultanın duyduğu bilgiyi tekrar yayınlamak ne zamandan beri suç oldu?
18 yıldır girdiğimiz bu karanlık tünel daha bitmedi ve ne zaman biteceği de belli değil. Abdülhamit’in zalim ve despot düzeni 33 yıl sürmüştü. Hatalardan ders alinsaydi tarih tekerrür mü ederdi ?
Başka bir dünya mumkun…
Konu hakkında detaylı düşününce, bazı pozisyonlardaki MİT mensuplarının sağ, görevde, emekli, ölü veya şehit de olsa kimliklerinin ifşa edilmesinin, bağlantılı birçok kişinin hayatını tehlikeye atacak sonuçlar doğurabileceğine ve başka MİT mensuplarının ifşa olmasına sebep olabileceğine kanaat getirdim.
Çok yanlış bir iş yapmış Odatv.
Nihat Ağabey de konuyu derinlemesine tekrar düşünmeli diyorum.
Bos laflar Nihat abi. Yemem! Haberleri belli, eskiler geride kaldi, bugün gelecegmizle ilgili.
Bravo
Oda TV benim nazarimda raydan cikmis tren vagonuna benziyor…
OdaTV artik o eski OdaTV degil sayin Nihat bey. OdaTV su an Soroscu batinin kullanisli masalarindan sadece biridir su an. O yuzden kapatilmis, tutuklanmis, inanin umurumuzda olmamali. Cikarilan bunca gurultu ise acikca soylenecek olursa, iktidari yipratma ve yabanci basinda kamuoyu olusturma komplosudur. Can Dundar ile ayni senaryo. Oyuna gelmeyiniz.
OdaTV sayılı haber kaynaklarımızdan birisidir. Kapatılmasını şiddetle kınıyorum. Kaleminize sağlık Nihat Genç,.
Oda tvye toptan erişim engeli bence de yanlış. Hukuki dayanağını bilmiyorum. Ancak yeni MİT kanunu, MİT mensupları ile ilgili haberlere kısıtlama getiriyor bildiğim kadarıyla. MİT mensuplarını deşifre edene 3 yıldan başlayan hapis cezası var sanırım. Sapla saman ciddi şekilde karışıyor. Can Dündar BBC de bir röportaja katılmıştı. Sunucu Dündar ın MİT tırlarıyla ilgili haberine şöyle bir yorum getirmişti. “Bu yaptığın haber dünyanın her devletinde suç sayılır. Devletin gizli belgelerini bu şekilde açıklayamazsın.” Bu olayı Kozmik odaya giriş ile karşılaştırmak da son derece yanlış. Bu işi yapanlar FETÖ cü idi. FETÖ nün hukuka aykırı bir eylemini, bugün kanuni dayanağı olan bir eylemle karşılaştırmak yanlış. (Oda tv nin toptan erişime kapatılması durumu bunun dışında. Toptan erişime kapatılmamalıydı bence de)
Bu Millet seni nasıl unutsun Nihat abimiz mümkün mü sen bu milletin kalplerine yer etmişsin Allah ömrünü uzun eylesin güzel eylesin herşey nasıl dilersen öyle olsun ki ülkemizde güzel olsun güzel insanlar güzel şeyler düşünür ister arzu eder zaten. şimdi ben sayın cumhurbaşkanımıza bu lafı edemem yani siz nasıl isterseniz öyle olsun sayın cumhurbaşkanım diyemem değil mi.
bır evvelkı nhat genc yazsının altında bır yorumda bulunmustumç sonuna da ekledım dıkkartlı olalım canak tutmayalım dıye. nıtekım bır gun sonra oda tv kapatıdı. anlamsız tabı.
not, nıhat beyı eleştren bır yorum var. sayın yorumcu gazetıcelerde yahudu gelengı vardır. bu ahmet hakan olsa da farketmez. bu durumlarda bırbırlerını tutarlar. saygılar
Nihat bey, sizi uzun zamandır izlerim. Bazı görüşlerinize katılmasam da, bu yazınız için teşekkürler. Birlikte güçlüyüz, bölünürsek yıkılırız…
Mevzu bahis haberi yayınlamak ne kadar gereksiz ise, Oda tv’ye ulaşım engeli koymak ve tutuklamalar da o denli gereksiz. Sıkıntı haber ise, ilgili haberlere “sansür” uygulanabilirdi. Tümden engelleme art niyet akla getiriyor. Böylesi kötü algıya sebep olan uygulamaları, ülkenin aleyhine kasten mi yapıyorlar diye şüpheye düşüyor insan. Hükümetin de muhalefete ve uluslararası platformlarda muhtelif muhalif seslere, gazetecilik ve özgürlükler konusunda bu kadar aleyhte koz vermesi akla yatkın değil. Öte yandan olayın büyümesi, konuyla direk ilişkili olan MİT’in de konuyu iyi yönetemediğini düşündürüyor. Nereden baksan yanlışlarla dolu.
Gelecek nesilleri devletten uzaklaştıracak dolayısıyla vatan sevgisinden de uzaklaştıracak etkileri olan uygulamalar ilerde büyük sıkıntı doğuracaktır.
Bir vatandaş olarak bunları söylemek istiyorum.
Aslansın Nihat Genç! Vefa budur!
traş, oda tv neymiş meğer sizin bir ayarınız yok mu?
Ateş ateşliğini bilecek yeri geldiğinde yakmayacak. Doğası bunu gerektirir.
İşte bu! Helal olsun!
Fetönün kriptoları ikinci saldırıyı başlattı abi .Kozmik odaya girenler Barış ı ihanetle suçluyor
Eskiden medrese iken şimdi züppelerin nargile içtiği fuhus yaptığı mekanlar var. OdaTV’nin durumu da öyle. Hafızada sadece mekan kalmaz. Olaylar ve davranışlar da kalır.
Ahde vefa… İyi bir haslettir. Her ne kadar Odatv nin çizgisi bozulsa da, pkk nın önüne yatsa da, Kavalaları savunsa da… nihayet Yenişafak, Akit gibi dinci fetöcü, Evrensel, Birgün gibi Pkk cı Ermeni yalancısı gazeteler açıkken Odatv nin kapatılması adil değil.