Nihat Genç
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Paradigma değişirken

Paradigma değişirken

featured

Paradigma, akademi ve siyasete hakim olan teorik kanı, yani yaygın ve kökleşmiş bilimsel görüşlerin topyekûn sonuna geldiğimiz günlerdeyiz!

İşte bugünlerde ağzını açan ya da yazı yazan herkes eline diline beline çok dikkat etmelidir!

Çünkü, hakim paradigmanın, akıl, rasyonalite, bilimsel veri, gerçek, diye ‘kullandığı’ bütün kavramlar anlamını kaybediyor!

Çünkü, hakim paradigmanın, barış, demokrasi, insan hakları, konuşma ve fikir özgürlüğü, diye kullandığı bütün kavramlar çoktan boşluğa düştüler!

Çünkü hakim paradigmanın bu ‘alet çantası’ vahşi kapitalizmin ve savaş makinesinin kavramları!

Bir savaş ve sindirme ve dayatma ve çaresizleştirme politikası olarak kullanıla kullanıla artık bittiler!

Uyan Muhalefet, içinde, akıl, bilim, rasyonalite, barış, demokrasi, olan hiç bir cümle insanlığa artık hiçbir şey söylemiyor!

Bomboş konuştuklarının farkında değiller!

Ve, takiben, içinde, ekonominin gerekleri, piyasa gerçekleri, borsa, bütçe, sıcak para, dış borç, yabancı yatırım vs. geçen, bütün kavramlar da terminal safhaya ulaştı ve bitkisel günlerini yaşıyor!

Ve, ardından, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, Nato ve Batı’ya ayak uydurma, vs. gibi geleneksel ittifak biçimleri de köklü ve belirleyici yerlerini çoktan kaybettiler!

Tüm dünyada yepyeni bir paradigma doğuyor!

Koruma, güvenlik, kendi kendine yetme, kendi başının çaresine bakma, kendi imkanlarını seferber etme, diyen kim varsa, faşist ırkçı diye karşısına çıkan aynı paradigmanın hakim dili de tüm dünyada çok etkisiz kalıyor artık, son günlerini yaşıyor,

İslamcı ve liberal nice yazarların gün itibariyle alıştıkları ve harcıalem kullandıkları bütün bu ana kavramlar uzun bir çürüme sürecinden sonra nihayet sonuna yaklaştı!

Liberal yazar hala üfürüyor, akıldan ve bilimden ayrılmayalım?

Hangi akıl? İngiliz Borsası’nın aklı mı?

Vietnam, Afganistan, Suriye, Irak, ve Orta Amerika’da yüzlerce ülkeyi iç savaş ve darbelerle paramparça eden on milyonların göçüne sebep olan Amerika’nın aklı mı?

Muhalefet hala, sömürgecilerin vahşi savaş makinesinin emperyalistlerin efendilerin aklını kullanıyor!

Muhalif sözcü, aklınca, ezberlemiş işte, Merkez Bankası’nı eleştiriyor, akıldan bilimden ayrılmayıp piyasa gerçeklerine göre hareket etseymişiz, sorun kalmazmış, diyor!

İki yüzyıldır aynı eşeği aynı kavramlarla boyayıp boyayıp satıyorlar!

Birileri bu zavallı arkadaşlara söylesin, bu kavramlar tedavülden kalktı!

Mesela, Diyarbakır’da kendilerine ‘alim’ diyen yobazlar toplantı yapıp ‘Taliban’ı desteklemeyiz, ulemayı siyaseten öne çıkartmalıyız’ diyor!

Bir şey desen, bizim çok bilmiş muhalif, toplantı yapma, konuşma özgürlüğü, diyor!

Muhalefet, gitmiş, yobaz, tarikat, etnik, mezhep, ayrımcı bölücü, hain, ortaçağ kafası kim varsa, helalleşiyor, ve hala hakim paradigmanın kavramlarıyla: barış, özgürlük, demokrasi… imiş…

Ey, osuruktan muhalif, insanların özgürlüklerini sınırlayan yasak üstüne yasak koyan vatan hainleri yobazlar ‘demokratik’ söylemin ta kendisi ne zaman oluverdiler, bu kavramlar kullanılma ömürlerini çoktan tamamladı!

Etnik, mezhep, eyalet, lafları gırla gidiyor, ülkeyi bölüyorsunuz, dediğinizde, kasnak boşa dönüyor aynı terane aynı ezber aynı yıkanmış kafa: barış, demokrasi, özgürlük, diyorlar!

İç savaş kışkırtıcılığının adı kaç zamandır barış, olmuş!

Uyanın be, bu siyasi paralar getiriler beyin yıkamalar, çoktan tedavülden kalktı! Dünyada alan yok satan yok itibar eden ciddiye alan hiç yok! Dünyayı bir görün be, herkes kendi derdine düşmüş!

Nato, Fetö’yle gelip darbe yapmış, ülkenin ordusunu hukukunu paramparça etmiş, muhalefet hala kalkıp Nato diyor!

Bir insan evladı dünyaya bu kadar mı bigane olur, Kılıçdaroğlu kalkmış, Nato ve Amerika ağzıyla hala Ukrayna’yı destekliyoruz, diyor! 19. yüzyıl sömürge aydını kafası! Kölelik satılmışlık ruhlarına işlemiş!

Ne ufka baktıkları var ne gelen gemilerden haberdarlar, ağızları alışmış işte, birileri zamanında beyinlerine kanlarına zehir şırınga etmiş: etnik, kimlik, mezhep, sıcak para, rasyonalite, Nato, konuşma özgürlüğü! Ha babam aynı laflar!

Sonunda ben de kani oldum, evet, fıtrat değişmiyor, insan, aynı insan, bundan yüzyıl önce mütareke yıllarında halifeyi ve İngilizleri destekleyen Peyami-Sabah gazetesi, kaldığı yerden, aynen devam! Tarihimizin en büyük cahili ve haini Mustafa Sabri’nin tıpkısı Fesli Kadir’ler planarya solucanları gibi kesildikçe hücre hücre çoğalmış, aynı yobaz kafalar Cumhuriyet’i kuran partide iktidar olmuş!

Muhalefet, Kuvayı Milliye’ye küfürler sallayıp tutuklatan Ali Kemal’in aynı ağzı, İngiltere’nin sıcak parası ülkeyi kurtaracakmış!

Muhalefet, 1918’de İstanbul’u ve Osmanlı’yı bırakıp Avrupa’ya kaçan İttihatçıların kafasında… İttihatçılar Fransa’da Almanya’da İsviçre’de İtalya’da güya siyaset ayağıyla görüşmeler yapar ve İngiliz ve Fransızların kafasına şunu sokmaya çalışır: Türkiye’de İttihat’tan başka kuvvet yoktur. Eninde sonunda İttihat’la görüşmek anlaşmak zorundasınız! Avrupa’da sürgün, vatansız kalmış İttihatçıların o yıllardaki tek hayali işte buydu! Büyük devletlere, Türkiye’de ayakta kalmış tek gücün İttihatçılar olduğuna inandırmak! Ve andlaşmalara Türkiye adına taraf olup masaya oturmak!

Oysa, İttihatçıların İngiliz ve Fransızlara İttihat’tan başka kuvvet yoktur dediği günlerde, Türkiye’de yepyeni bir Kuvayı Milliye hareketi Anadolu’da meclisini çoktan kurmuştu!

Bugünkü muhalefeti o günün Avrupası’nda yabancı elçilikler kapısında çaresizce çırpınan dilenen İttihatçılara benzetmeyi İttihatçılara ağır hakaret olarak görürüm, ancak, afra tafra, havaları, siyasetleri: aynı!

Türkiye’de bizden başka muhalefet yok, yabancı güçler, eninde sonunda bizi ciddiye alıp bizimle anlaşmak zorunda!

Hayır, başka bir Türkiye var!

Hayır, başka bir ‘milli’ siyaset var!

18. yüzyıla hakim olan paradigma şuydu, rüzgardan güçlü yelkenli olmaz, dere suyunun akış hızından hızlı değirmen dönmez, atın nallarından ve hızından daha güçlüsü olmaz!

Paradigmayı, kömür ve buhar değiştirdi!

Kömür ve buhar, doğanın kapasitesinin çok üstüne çıktı, işte demiryolları, uçaklar, arabalar, tanklar, denizaltılar ve okun kılıcın yerine, mermi ve toplar ve silahlar!

Hepsi, hayatlarına, kömür ve buhar ve sonra çelikle başladı!

Ve bu paradigmayı (sanayileşmeyi) elinde tutan güçler dünyanın hakimi oldular!

Ve çeliğin sınırlarını zorladılar, tanklar, bombalar, gökdelenler ve uçsuz bucaksız servetler ve sömürge imparatorlukları!

Ancak, bütün çağların en büyük mucizesi çelik, Çanakkale’de Vietnam’da Orta-Doğu ve Orta Amerika ve Afrika ve uzak-doğu’da çok yerde YENİLDİ!

Batı dışı topraklarda, çeliğe karşı bambaşka bir mucizevi güç çıktı: insan iradesi!

Bugün paradigma bir daha yerinden oynuyor, çünkü, anlaşıldı ki, insan iradesi çelikten daha güçlü!

İnsan kaynakları, kömür ve maden kaynaklarından ve borsalardan daha güçlü!

Ve insan iradesini çeliğe karşı güçlü kılan nedir?

İnsanlık ve memleket sevgisi! Vatanını toprağını tarlanı atölyeni madenlerini düşmana karşı savunma!

Düşmana ve çaresizliklere karşı inanılmaz bir fedakarlık ve dayanışma göstermesi!

Yalana, yobaza, sömürülmeye, ihanete, hakkının yenilmesine karşı muhteşem bir öfke ve dirayet göstermesi!

Yani muhalefet, borsayla, ticaretle, parayla, spekülasyonla, manipülasyonla, dayanışmayı ve kardeşliği ve insan onurunu satın alamazsın!

Esir ve köle olmak istemeyen bir millete kimse zincir vuramaz, vuramadı!

İnsan’ı hiç kimse vahşi kapitalizmin savaş makinesinin kölesi yapamaz!

Gelmiş geçmiş tarihlerin en büyük savunma ve yaşama gücü: insanlık ve kardeşlik değerlerine inanmış milli iradedir milli savunmadır milli kimliktir!

İşte coğrafyalar parçalanıyor, kıtalar yer değiştiriyor, dünya iki yüzyıllık büyük hesaplaşmanın peşinde, işte Avrupa’da ve Türkiye’de ve bütün dünyada, vahşi kapitalizmin dayatma ve sömürge çarkını değiştirecek milli güçler paradigmayı değiştirmek için yola çıkmaya başlamıştır!

Milli direniş ve milli güçler, vahşi kapitalizmin dayattığı öğrettiği ezberlettiği otomatiğe bağladığı, dili, ağzı, kavramları ve siyaseti, değiştirmeye başlamıştır!

Milli güçlerin cephesinde sahne almayanlar tarihin karanlıklarında utanç ve rezillikler içinde zavallı ve çaresiz bir köle gibi boğulmaya yok olmaya mahkûmdur!

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

5 Yorum

  1. Chp genel merkezi önüne çadır kurup”Partimi geri istiyorum!” Pankarti açacağım.

  2. 18 Ekim 2022, 20:19

    Milli egemenlik, milliyetçi siyaset ve milli iktisada cephe almış iki güç şebekesi var: Klaus Schwabb’ın Dünya Ekonomik Forumu ile emperyalist-küreselci erk, ve Türkiye’de siyaset arenasında boy gösteren istisnasız bütün aktörler. Herhalde müttefik olmalılar. Dünyanın hiçbir yerinde işlerini Türkiye’deki gibi tereyağından kıl çeker vaziyette yürütemezler.

  3. yani! bu durumda şimdi sedat peker ne yapsın?

  4. 18 Ekim 2022, 12:05

    Nihat Genç’in tarif ettiği, etmeye çalıştığı paradigmada, artık kimlik siyaseti de yer almayacak umarım! Artık, Türk toplumunu oluşturan insanlar kendilerini “alevi, kürt, başka bir şey” olarak görerek zümreleşmeye çalışamazlar ve politikacılar da bu saçmalıkları destekleyemezler”. Kimlik siyaseti bundan böyle halktan hiç destek bulmamalıdır!!!
    Muhalefet olduğunu iddia eden bilmemkaçlı masayı oluşturan durgun beyinlilerin, gelişmelerden bir sonuç ya da ders çıkarabileceklerini pek zannetmemekle birlikte, bu kez kendilerinin tarihe karışabileceklerini öngörebiliriz! Ancak, ana muhalefetteki CHP adlı partinin, başta “başörtüsü” gibi köhnemiş bir konuyu, “helalleşme” gibi bir hıyaneti gündeme getirmesinin, cahilliğinden değil de müesses nizama destek olmak amacını taşıyor olması halinde kaybeden yine Türk halkı olacaktır! Muhalefetin, Türk halkının yanında olmadığının görülmesi adına önemli bir aşama olacaktır…
    Sömürge aydınları zümresinde bulunan yarıdan fazlası “eski solcu”, geriye kalanı da “devşirilmiş” olan yazar çizer (!?) taifesinin durumu ne olacak peki? Örneğin, Soner Yalçın gibileri ne yapacağız? Çözüm: Yazılarını okumamak, sahip oldukları medya platformlarını kullanmamak, kitaplarını almamak (yazdıkları birkaç kitap dışında büyük çoğunluğu geçersiz ve anlamsız zaten) vb. belki bir çözüm olacaktır…

  5. Kaleminize sağlık…

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!