Nihat Genç
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Popülist olma sırası nihayet Cumhuriyetçilerde!

Popülist olma sırası nihayet Cumhuriyetçilerde!

featured

Liberaller ve FETÖ’cülerin umut bağladığı bir ekonomist var, adı: Daron Acemoğlu. Adama ne zaman ‘ekonomi’ sorulsa, ‘Demirtaş ve Kavala serbest bırakılsın’ anlamında demeç veriyor, aklınca bize şu cümlelerle çalım atıyor: ‘Yabancı yatırımcıya güven için’.

Acemoğlu etrafında bir Kemal Dervişvari rüzgar estirmeye çalışıyorlar ama nafile, Acemoğlu’nun ‘içerdekiler salıverilsin’ dışında ikinci bir cümlesi yok. Gerçi zamanında Kemal Derviş’in de yoktu, hatta, Kemal Derviş’in ekonomi programında şaşırmayın ‘hesap-kitap-rakam’ hiç yoktu.

Neden yok? Çünkü Acemoğlu ismini bu çevreler parlatacak! Acemoğlu da büyük ekonomik reform ve restarosyonlarına kendini öne çıkartıp yağlayan bu çevrelerin derin yarası ‘tutuklamalar’ üzerinden başlıyor.

Biz buna, kitabına tam uygun: Popülizm diyoruz.

İslamcılar iktidara gelirken ekranlarda ‘inançlarımızı yaşayamıyoruz, camilerimizi hayvan ahırına çevirdiler’ gibi bağıran (gerçi hala bağırıyorlar) kara cahil yobaz bir zümrenin (Rizeli Şevket Yılmaz gibi Timurtaş hoca gibi) halk tarafından çok ilgi gördüğünü unutmayalım.

Popülizmin Küresel Yükselişi, Performans, Siyasi Üslup ve Temsil adlı kitap, eski bilgilerimizi-yakın tarihi, formüle etmemizi ve gözden geçirmemizi sağlayan, teorik bir çalışma, her entele ve anket şirketlerine lazım, cumhuriyetçilere de.

Önce popülist liderleri ortaya çıkartan ‘krizleri’ tanıyalım, mesela Avrupa’ya büyük göç Fransa’da Maria Le Pen’i öne çıkardı, IŞİD ve İslamcılığın dünya gündemine oturması başta Hollanda’da aşırı İslam karşıtı liderleri ortaya çıkarttı, yolsuzlukların bürokrasi ve düzen partilerini sarsması Ukrayna’da İtalya’da sistem dışı beklenmedik liderlerin ortaya çıkmasını sağladı, Ortadoğu’da savaşa harcanan trilyon dolarlar Trump’u ortaya çıkarttı, Rusya’nın Sovyet sonrası parçalanma-dağılma krizi ve korkuları, Putin’i ortaya çıkardı. Türkiye’de yerleşik partilerin hırsızlık-yolsuzlukları Susurluk’la ayyuka çıkışı ve laik-şeriat tartışmaları ve 28 Şubat süreci, Tayyip Erdoğan’ı ortaya çıkardı.

Gerçi zamanında Cumhuriyet fikri ve halk ağzına çok uygun sloganları hürriyet- eşitlik- kardeşlik, burjuva ve kilisenin çürümesiyle ortaya çıktı.

Mesela 12 Eylül darbesi ve kanlı sokak çarpışmaları, Özal’ı ve ANAP’ı ortaya çıkardı.

Çoğaltabiliriz.

Popülizmin Küresel Yükselişi adlı kitabın ikinci iddiası popülizmin yükselişiyle halkın ve partilerin gerçek anlamlarını kaybetmesi, şöyle:

Mesela, halk sadece ‘görsel’ olarak var, basit ve şemalaştırılmış bir halktan söz ediyoruz.

Diyelim liderin seçim reklamında bir şöför bir çöpçü bir başörtülü anne liderle birlikte şarkı söyleyip slogan atıyor ve videoda liderin arkasından yürüyor, işte bu kadar. Halk dediğin sadece bu video-reklam içinde varlar.

Bu reklamdaki halk hesap soran bir halk değildir.

Sivil örgütlerde ve partilerde örgütlenmiş bir halk da değildir.

Sorumluluğu alınmayan bir halk.

Lidere plan program dayatmayan bir halk!

Popülist lider, işte olmayan bu halk adına konuşur, bu görülmez halk adına hesap sorar, ancak, bu hangi halktır?

Cem Uzan’ı ya da Berlusconi’yi hatırlayın ya da Özal’ı? Bir kaç sloganla bir halk inşa etmişlerdir. Ve bu halk bu lideri ve partilerini eleştiren sorgulayan bir halk hiç değildir.

Yani popülist siyaset, bir gösteriş siyaseti, halk denen sanal-olmayan görüntülerin imgelerin arkasına sığınmak. Halkçı görünüp halkı kandırmak, lliteratüre halk dalkavukluğu diye geçen kavram, tam anlamıyla ‘şarlatanlık’…

Bu olmayan görsel ‘halk’ı inşa eden sadece popülist lider değildir, İngiltere’de Sun, Almanya’da Bild, ABD’de de Fox ve New York Post, Türkiye’de Sabah, Hürriyet gibi gazeteler olmayan halk üzerine konuşur tartışırlar olmayan halkla röportaj yaparlar ve mesela Tansu Çiller’i dahi halk kahramanı olarak öne sürerler, yani, popülizmin çok etkili bir medya düzeni vardır.

Velhasıl toplumsal tabanı olmayan bir halktan konuşuyorlar, anketler, tartışmalar, hepsi uydurulmuş bir halk imgesi üzerinden, ANAP yüz yıl yıkılmaz deniyordu, ne oldu, sıfır buçuğu dahi kalmadı, inanın on-onbeş yıl sonra AKP’nin sıfır küsüratı dahi kalmayacak.

Ayrıca medya ‘siyasi elit’i de düzene sokuyor kontrol ediyor, mesela onlarca akademi ve üniversite ve sanatçıyı es geçip sadece şarlatan adamlarını her akşam ekrana taşıyor.

Ve asıl önemlisi, liderin popülizmi-rüzgarı öyle estiriliyor ki parti kadroları dahi lidere karışamıyor, hatta ulaşamıyor ve hatta partinin lider üzerinde tahakkümü sıfırlanıyor. Nasıl halktan değil gibisinden halk yapılmışsa popülist liderin partisi de parti değil gibisinden parti yapılıyor.

Bir ara toplam alalım, göç krizi, IŞİD terörü, iklim değişimi-kuraklık-pandemi gibi hastalıklar, savaşlar ve ülkeyi ortadan bölen etnik ve dini tartışmalar, vs. o ülkede çok derin ‘krizler’ meydana getiriyor ve her kriz kendi liderini yükseltiyor!

Medya sizi çağırıp artık sıra sizin demiyor. Medya teknolojisinin zayıflığıyla sizin şöhret olmanız arasındaki sıkı bir ilişki var. Internet dediğin kara haberi hızla yaymaya yarar. Ve bilgisayar, youtube, twitter gibi yerler kötü olanı sarsıcı olanı ilginç olanı sapık olanı tuhaf şaşırtıcı olanı beklenmedik olanı karşı tarafa iletmede en ön sıraya koyar. Ne kadar patlayıcı sarsıcı deli gibi aptalca, kitlelere ilk bakışta manyak gelen fikirleriniz varsa medya teknolojisi bir zaaf olarak ilk sıradan duyurur, mesela, ‘Tayyip Erdoğan’ın paralarına el koyacağım’ dediğimde, ilk sırada yerimi alırım.

Örnek vererek ilerleyelim, CHP’den bugün, Öztürk Yılmaz ayrıldı parti kurdu, Muharrem İnce parti kuruyor, Sarıgül parti kurdu, ayrıca Baykal’a yakın ekip takımdan ayrı düz koşu yapıyorlar ve Atatürkçü birkaç vekil de başka arayışlar içinde ve Canan Kaftancıoğlu’na muhalif Barış Yarkadaş gibi eski vekiller saç saça baş başa kavga içinde ve hepsi muhalefetin bu en büyük partisini parça pinçik hale getirmiş durumda.

Bu arkadaşların hiçbiriyle anlaşamıyorum, çünkü, kimi sorunu lider krizi, kimi demokrasi-özgürlükler sorunu şekliyle ortaya koyuyor.

Önce sorun da anlaşalım, Türkiye’nin an itibariyle yaşadığı ‘kriz’ Cumhuriyet’in kurumları ve hukukuyla lağvedilmesidir.

Soruna-krize özgürlükler ve demokrasi eksikliği-yokluğu adını koyanlarla, kripto FETÖ’cüler, liberaller, AKP’den kopanlar vs, ya lider değiştirerek ya da parti değiştirerek ama liberalizmin çürümüşlüğün aynı yolundan devam edecekler.

Ve dikkat edin bu eski liberal tayfa ve AKP’den kopanlardan tek kişi, Türkiye’nin yaşadığı büyük krizin adını ‘Cumhuriyet’ koymuyor, koymamakta direniyor.

Yani, bir Cumhuriyetçinin İmamoğlu, Kaftancıoğlu, Kılıçdaroğlu, Davutoğlu, Babacan vs. alayıyla işi olamaz, çünkü, hiçbiri Cumhuriyet’in lağv edilmesinden rahatsız değil, hiç biri Cumhuriyet’in yaşamsal kurumlarına özlem ve vurgu yapmıyor hiçbiri Cumhuriyet’i varlığını programına yazmıyor, aksine, hepsi Cumhuriyet’i yasadan tüzükten programdan çıkartma sözü verdi veriyor, mesela özerkliğin önünü açmak için.

Yani, ortaya çıkacak muhalif liderin ilk işi, Türkiye’nin en büyük-birinci sorununun-krizinin Cumhuriyet’in lağv edilmiş olduğunu meydan okuya okuya bağıra bağıra söylemektir.

Siyaseti Cumhuriyet karşıtı güçlerin alayına topuna birden yapabilmeli, kitleleri, cumhuriyet etrafında toplayabilmelidir.

Yani ‘Cumhuriyet’ değerleriyle konuşacak, şöyle, önce, Cumhuriyet’in en büyük kurumları, yargı, meclis, sayıştay savunulacak.

Sonra, ‘dokunulmaz’ hale getirilen saray ve cemaatler ve vakıflar aleni ve açıkca cepheden korkusuzca eleştirilecek, yani, kendilerini imtiyazlı gören vakıflar, cemaatler ve saray halkı ve yakınları çok sert şekilde siyasetin çürümüş azınlığı ve dili haline getirilecek.

Ve sorunu demokrasi ve özgürlük eksikliği sayan liberal ve eski AKP’liler ve kripto FETÖ’cüler öteden beri Türkiye’den sıcak para karşılığında ABD ve AB’nin dayatmalarına boyun eğmemizi, açılım, Doğu Akdeniz, Suriye’de Kürt koridoru gibi tavizler istiyorlar. İyi Parti, CHP ve Davutoğlu, Babacan’ı işte bu ortaklık içindedir, yani bu muhalefet, düzenin-statükonun partisidir.

Oysa bir Cumhuriyetçi şunu asla unutmamalıdır, Cumhuriyet fikri zaten burjuva ve kilise ahlaken çürüdüğü için demokrasi fikriyle ortaya çıktı. Yani demokrasi fikri vahşi kapitalizmi şirketler ve sömürgeci emperyalistler lehine tımar etmek yola getirmek ve bizleri köleleştirmek için doğmadı.

Mesela bir Cumhuriyetçi FETÖ’yü besleyen koruyan emperyalist kurumları ve devletleri asla affetmeyecektir, bir Cumhuriyetçi FETÖ’ye kapılarını açıp FETÖ önünde diz çöken burjuvaya acımayacaktır.

Bir Cumhuriyetçi, kendinden menkul anayasa dışı hukuk dışı imtiyaz isteyen cemaatlerin-tarikatların-vakıfların alayını affetmeyecektir.

Bir Cumhuriyetçi, sözünü esirgemeyecek, tavrını siyasetini sözlerini çok açık ortaya koyacak.

El koyacağız, diyecek, tutuklayacağız, diyecek.

Büyük bir teknokrat ekibi olur olmaz önemli değil, ki vardır.

Büyük bir kitle partisi olur olmaz, önemli değil, ki alev gibi tutuşarak bir kaç yılda oluşur.

Çok ciddi planlanmış ekonomik vaatler, olur olmaz hiç önemli değil, ki, vardır, aslolan, tabanı olsun olmasın, kitle partisi olsun olmasın, medyası olsun olmasın, siyasi bir elit kadrosu olsun olmasın, çok yüksek sesle, Cumhuriyet idealleriyle meydan okuyacak.

Mesela şu-şu-şu adamların müteahhitlerin vakıfların vs. paralarına-dövizlerine adlarını vererek anında el koyacağız, diyebilecek.

Mesela şu borçları ödeyebilmek için yakın geçmişin şu şu siyasilerin evlerini arsalarını servetlerini (tabii ki mahkeme ederek) meydan okuyarak ellerinden alacağız diyebilecek.

Ve herkes bu adam kafayı mı yedi diyecek, o evet kafayı yiyecek ve ama iddiasından asla vazgeçmeyecek, tıpkı, ANAP’ın ilk günleri Özal’ın ‘köprüyü satarız’ demesi gibi. Dedi mi dedi, köprüyü sattı mı sattı, satılan bir köprü müydü, hayır, bir ülke ve Cumhuriyet’in bütün kazanımları.

O halde, şimdi bir Cumhuriyetçi ‘geri alacağız’ diyecek!

Şimdi bir Cumhuriyetçi çıkacak o yolları o köprüleri o fabrikaları o haksız dövizleri o şaibeli mevduatlara el koyacağız alacağız, diyecek…

Çünkü, bireyin kral karşısında Fransız İhtilali’nden beri kazandığı hakları şirketler bireylerin elinden çoktan aldı ve şirketler bugünkü dünyanın derebeyleri çoktan oluverdi. Çoktan, tarikatlar cemaatler ve kilise Cumhuriyet’ten intikamlarını alıp Cumhuriyet değeri-kazanımı bütün kurumları lağv ettiler.

Unutmayın, efsanesi hala yürüyen Adnan Menderes iktidara geldiğinde İnönü’den kalan 210 ton altını üç yılda yedi tüketti bitirdi ve bugüne kadar herkes Menderes’in ekonomide efsane ilk dört yılı diye ne çok kitaplar yazdı, oysa ilk üç yılın büyüsü işte bu 210 ton altındı.

Seksen yılda ülkenin altınlarını dövizlerini fabrikalarını madenlerini vs. kimler ele geçirmişse, Cumhuriyetçi siyasetçi, işte hukukla teftişle sorguyla mahkemeyle hepsini ellerinden alacak bir feryat kopartmalı ve kitleleri çığlığına ortak edebilmeli.

Youtube kanalında çok beğenilen çok izlenen yüzlerce program yaptım, ancak, hiç bir programım işte yukarıdaki cümlelerle özetlediğim bir hafta önceki konuşmam, kadar ilgi görmedi.

Yüzlerce telefondan şunu anladım, kitlenin içinde büyük bir popülist rüzgar zaten var.

Alacağız, cezalandıracağız, hesap soracağız, vs. dediğinizde sizinle aynı fikirde milyonlarca insan buluyorsunuz!

Türkiye’nin an itibariyle görülmeyen kurulmamış yola çıkmamış en büyük partisi işte bu ‘ellerinden alacağız’ diyenlerin partisi!

Lberaller ve FETÖ’cüler ve İmamoğlu ve Kaftancıoğlu, tasfiyelerle CHP’yi ele geçirirken bir büyük fikir sahibi oldular: Hepsi Kemalistlerin-Atatürkçülerin kehribara sıkışmış böcek olduğunu anladılar.

Ve bu yüzden Kemalistlere kehribara sıkışmış aptallar gibi davranmaya devam ediyorlar, yani, partiyi vatansever cumhuriyetçilerden temizlemekten rahatsız olmuyorlar ancak dalga geçer gibi vatanseverleri kovarken dahi Atatürk posterlerini kullanıyorlar!

Kehribara sıkıştırılmış bizim çok güvenilir arkadaşlarımız ise toplantı üstüne toplantı ve plan ve program ve milli anayasa hazırlığı gibi çok ciddi çalışmalar içindeler.

Evet, bunlar da olsun, ama bu ciddiyet ve planla-program bu kehribarın içinden çıkıp fosil olmaktan kimse kurtulamaz.

Çünkü asıl olan vakti gelmiş fikirdir. Cumhuriyet’in vakti gelmiştir. Cumhuriyet’in de saçma sapan absürd deli şarlatan ve insanı utandıran siyasetçileri çıkacaktır, ki, çıkmalıdır, popüler olan her şey gibi saçma sapan kopyaları basit şematik taklitleri hep olacaktır.

Ancak kitlelerin içinde bir parti çoktan kurulmuştur.

Bu parti iktidarın ve bugünkü muhalefetin yakasına çoktan yapışmıştır.

Kitlelerin aradığı sadece bir kaç deli, saçını başını yolacak kimseyi eyvallahı olmadan ve kimseden utanmadan meydan okuyacak popülist bir lider ve popülist sözcüler!

Cumhuriyet, özgürlük, eşitlik, kardeşlik, gibi, bu üç kelimenin fırtınasıyla ortaya çıktı.

Kim, zamanı değil, kim, plan-program lazım, kim toparlanmak için çok daha çalışmak lazım, kim, onu bunu küstürmemek lazım, vs. diyorsa, inanın işi yokuşa vuruyor ya da medya teknolojisinden çok ama çok habersiz demektir.

Vahşi kapitalizm liberalini aşırı milliyetçisini fırıldağını düzenbazını bezirganını hocasını yobazını ortadoksunu yeşilini çimencisini hepsini denedi, hepsinde yenildi.

Vahşi kapitalizmin yakasına yapışıp sınırlarına çekecek, oyunun kurallarını önce temel yurttaşlık hakları ve anayasal hukuk kurumlarını inşa edecek, Cumhuriyet’in sırası çoktan geldi.

Bu saatten sonra kitleler ve partiler insanı ve insanlığı onuru ve eşitliğiyle birarada tutan ve hiç kimseye üstünlük imtiyaz vermeyen Cumhuriyet kurumlarına sessiz kalamaz.

Ancak bir şartla, bu ciddi ağırbaşlı planlı programlı üslup çok değişecek!

Çünkü modern dünyanın medya teknolojisi ve iktidarın sözcüsü ve koruyucusu medyanın asla izin vermeyeceği şekliyle biliyoruz ki aklı başında cumhuriyetçi aydınlar kadrosu ya da bir teknokrat ekibe asla söz sırası gelmeyecektir. Gelse de kitleler bu demirden suratlı aydınlara ağır ve bilmiş pozlarına asla güvenmeyecektir.

Kitleler kendi gibisini arıyor ve buluyor.

Medya teknolojisine sızabilmek için, Cumhuriyetçi fikre önce, şovmen hokkabaz üç kağıtçı dandik ucuz vs. basit konuşan tellallar-çığırtkanlar lazım, sokakta dergide stadyumda evde, her yerde, ‘Cumhuriyet, Cumhuriyet, Cumhuriyet olmadan asla’ diyecek, deliler, meczuplar, egosu şişikler, kendini bir .ok sananlar, kendini Atatürk sanan, irili ufaklı yüzlerce sahte ama öncü medya canbazlarına ihtiyacımız var. Yani kesin bilgi yayalım, Cumhuriyet fikrinin vakti geldi popülist rüzgar Cumhuriyetçilerden yana!

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

19 Yorum

  1. Nihat Genç gene müthiş yorumuyla yüreklerimize su serpti. Demirtaş ve Kavala serbest kalmasın, tutukluluk halleri ilelebet sürsün. Bütün sorunlarımızın hallolmasının tek yolu bu. Onlar tutuklu ya yeter. Ne geçim sıkıntısı, ne yoksulluk, ne saray saltanatı, ne mafya hükümranlığı… 2200 emekli maaşım var, bunlar serbest kalırsa 1200 liraya iner. Tutuklulukları devam etsin, belki 2400 olabilir. Evet evet, bunlar serbest kalırlarsa maazallah ülke elden gider. Hem sonra canım Perinçek üzülür, Ebubekir Sofuoğlu üzülür… Üzülmesin… Size bir şey olmasın, siz üzülmeyin, biz idare ederiz. Ah Nihat Genç ah…

  2. 22 Aralık 2020, 15:44

    Doğru Parti’nin programına baktım.Radikal bir öneri var: 400 milletvekilli, 100 senatörlü bir meclis.Ama aynı radikalliği başka alanlarda göremedim: Örneğin, diyanetin lağvedilip camilerin imam ihtiyacının cemati tarafından karşılanması(eminim epeyce bir cami boş kalır), imam hatip liselerinin kaldırılması, vb. Köylüler tarımdan çıkıyor, terk edilen arazi Belçika büyüklüğüne ulaşmış. Tarım konusunda, adı TİGEM’e çevrilen Devlet Üretme Çiftlikleri(DÜÇ)nin çoğaltılacağı, her DÜÇ içine bir tane Köynestitüsü kurulacağı, Köyensitüleri’nin yeniden açılacağı ve etrafındaki arazinin kamulaştırılarak DÜÇ’e çevrileceği, DÜÇ’lerin Köynestitüleri için araştırma, örenme , üretme alanı olacağı. Bunlar popülist ve gerçekçi önerileridr. Ancak, iddialı bir şekilde söylendiğinde dikkat çeker. Özelleştirilen KİTlerin özelleşitirme sürecinin inceleneceği, değerinin altında fiyatla ve amacına aykırı satılmışsa devletin gerçek değer-satış bedeli farkı ne kadar ise o bekelle şirkete ortak olacağı, o bedelin yıllar itibariyle getirisi olan karın da ortaklık bedeline ekleneceği gibi.
    İDDİAlı olacaklar, yüksek sesle söyleyecekler, bir de sade ve basit olacaklar.

  3. Eksi sayisindan ne kadar hakli oldugumu anladim…Nihat abi, senin basini yakar bunlar, seni onlerine gecirip talancilik yapacaklar akillari sira….Cumhuriyet ayagina yagma yapacaklar..Danayi ayakta parcalar bunlar…Sen insallah bunlari kavalinla arkana takip denize dokup gelirsin..:)..Sana guvenim tam..

  4. Eksi sayisindan ne kadar hakli oldugumu anladim…Nihat abi, senin basini yakar bunlar, seni onlerine gecirip talancilik yapacaklar akillari sira….Cumhuriyet ayagina yagma yapacaklar..Danayi ayakta parcalar bunlar…Sen insallah bunlari kavalinla arkana takip denize dokup gelirsin..:)..Sana guvenim tam..

  5. Bu işler örgütsüz olmaz. evet populerıst bır lider gerekırse bulunur. elbetteki o yapının ıcınde sıvrılecek kısıler nasılsa bulunur. ama teel olması gerekır bu da bildiğimiz chp de vardır. yılların partısı chp tabanı saglam chp var. gereken ler yapıldıktıktan sonra her ne olursa olsun kemalıst bır sıyası kurumdur. asalakları temızlemek o kadar zor bır ıs degıl yeterkı ıstensın secmen aklını basına toplasın. ondan sonra yaplcak ıs halkı ıkna etmektır. bızım halkımız tutucudur. kolay kolay haklı olanı gorse bıle bıldıgınden sasmaz. .yapı tatmlandktan koy koy kasaba kasaba cansı perane bır sekılde calısılmalıdır. ne dıyorsun sen vakıt mı var dıyenler olabılır. aama hele bır gıtsıncıler gıbı dusunmemek lazım. eger gercek bır vatansever ,cumhurıyetcı isek. bız yaptık oldu hucum !!. faydadan cok zarar getırdıgı gıbı bır daha tesebbus etmek olanagımız olmaz. Elde hazır ilerici ataturkcu(her ne olursa olsun) chp gıbı bır orgutlenmıs sıyası yapı varken. onu kendıne getırmekve gerekenlerı yapmak daha mantıklı. lidere dayalı tesebbusler yanlıs. ama yukarda dedıgım gıbı bu hazırlıklar cercevesinde zaten o kısı ve kısıler elbet bulunur.

  6. Nihat abi, sen ne yazdiginin farkindasin degilmi ? Baksana abi, Yorumcular ayaklanmalardan halk hareketlerinden devrimlerden falan bahsediyor, padisaha karsi ayaklanmak lazim ayni Ataturk gibi diyorlar..!..Olay farkli boyutlara gidiyor..Erdogan CB mizdir ve secimle halkin oylariyla secildigi halde yazilanlara bir bak abi…Bir gezinin kokusunu alirlarsa emin ol buralara ne kadar devlet millet dusmani varsa basina toplarsin hepsini..Kendini yayaya sasasa diye onlarin omuzlarinda bulursun aniden….!!! Aman abi…

  7. Çalışmadan üretmeden parti ilişkileriyle bu devletten ihale alanlar, iktidarı muhalefetiyle belediye başkanı olur olmaz milyonluk arabaları kendine hak gören yöneticiler,şehirleri rant uğruna talan ettiren imar müdürleri,meclis üyeleri,bu ülkenin koylarını,madenlerini satanlar,senelerdir televizyonlarda bu milletin beynini iğfal eden liberal tayfa,devlet olanaklarıyla milletin orasına burasına koyan müteahhitler… Kimsesizlerin KİMSESİ geldiğinde bütün servetlerine devlet tarafından el konulmalı,ömür boyu temerküz kamplarında taş kırdırılmalıdır.

  8. 1…Fetoculeri ve pkk lilari saymazsak bu ulkenin yuzde 99 u cumhuriyetcidir.Hadi bilemedin yuzde 98…Nihat abi eger cumhuriyetcileri bir cati altinda toplayacak bir parti kurarsa oylarin yuzde 98 ini rahat rahat almasi gerekir…!..Alamazsa Yanlis olan ne o zaman.?…..Demek ki mevcut tum partiler cumhuriyeti savunuyor ama baska konularda bambaska seyler dusunuyorlar….O zaman size gore ya bu partilerin cumhuriyet anlayisi farkli, ya da sizin cumhuriyetten ne anladiginiz..!
    2..Kisilerin veya kurumsal partilerin cumhuriyetciligini hangi terazi ile tartacaksiniz?..Bu kimin terazisi ile yapilacak?..Kac grama kadar cumhuriyetci sayilip kac gramin altinda yakalama ve el koymalar gerceklestirilecek?
    3..Olcumu yapacak heyet kimlerden olusacak..Bunlar nasil secilecek?
    4..Yeni rejimin ismini ne koyacaksiniz?
    5..Sanki kaftancioglu da benzer gerekceler one surerek bazi mulklere el konulacagindan bahsetmisti..Sizin kaftancioglundan farkiniz ne o zaman?..Ne gerek var aynisina bir daha..Hep beraber onu destekleyin, tum ulke pkk lilara talan ettirilsin..Gerekceleri cok saglam ya, hazir baslamisken tamamini talan ederler..Sorarlarsa hazineye yatirdik hepsini derler…!!!

  9. Konuşmayı, ikna etmeyi, etkilemeyi, duygulara hitap etmeyi becerebilen karizmatik bir lider (Türkiye için, İsveç değil) ve liderin karizmasının oy demek olduğunun ve oyun da seçilip iş yapabilmenin tek gereği olduğunun bilincinde bir kadro…

  10. Biz ustalar, biz kalfalar, biz çıraklar
    Hepimiz hazırız Paşam,  selam olsun
    Erzurum çarşısı, Kayseri çarşısı, Maraş çarşısı
    Çekiç seslerinden inler karşısı
    Başlar demiri, köseleyi eğitmeye ellerimiz
    Biz biliriz yaşamanın kadrini insanca
    Var olmayı vatanca dokumayı biliriz
    Namuslu ellerimizle.  

     

    Ceyhun Atuf KANSU,

     Sakarya Meydan Savaşı

  11. 21 Aralık 2020, 20:16

    Hele şükür yahu. İçimizi şişirmeyen pısmayan bir yazı. Olay bu, vakti geldi cumhuriyetin, tüm alametler belirdi. Nerede o manyak?

  12. 21 Aralık 2020, 20:00

    Bu sefer kesin mi Nihat Bey ? Emin misin son kararın mı ? Haftaya bana müsaade roman yazacam demek yok di mi….

  13. Atatürk elbette popülist değildi, kaybedilen onca toprak ve imparatorluğun yıkımı sırasında Mustafa Kemal Paşa’yı sadece İstanbul tanımıyordu. İstanbul’da çok bir şey yapamayacağını bildiğinden Anadolu’ya geçti. Söylemi sert, on binlerce asker tarafından bilinen efsane bir komutan, kendisine duyulan güven ve saygı yüksekti. Tüm bunlara rağmen bakalım neler demiş, aynen aktarıyorum: https://www.atam.gov.tr/nutuk/ya-istiklal-ya-olum
    “Halbuki, Türk’ün haysiyeti, gururu ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa yok olsun daha iyidir!… O halde, ya istiklâl ya ölüm!……………. İşte, gerçek kurtuluş isteyenlerin parolası bu olacaktır.” …. ilerleyen paragrafta: “Görülüyor ki, verdiğimiz kararın uygulanmasını sağlayabilmek için daha milletin alışkın olmadığı bazı konulara dokunmak gerekiyordu. Ortaya atılmasında, kamuoyu bakımından büyük sakıncalar doğuracağı sanılan hususların dile getirilmesinde kaçınılmaz bir zaruret vardı. Osmanlı Hükûmeti’ne, Osmanlı padişahına ve Müslümanların halifesine baş kaldırmak, bütün milleti ve orduyu ayaklandırmak gerekiyordu.”

  14. Nihat Abi, günü geldiği zaman biz de cumhuriyetçi burjuva ve cumhuriyetçi gestapo yaratmazsak, hem de bunları yıldırım hızında ve topyekün yapmazsak bizim hızımızı kesip bizi boğarlar. Bundan sonra anlaşmak için kibar davranmayacağız, çok vuracağız onlar bizimle anlaşmaya çalışacaklar, ama biz yine de anlaşmayacağız. Onları gerekirse anlaşacakmış gibi yaparak sürüncemede bırakıp oyalayacağız, gerekirse acımasızca bütün kalelerini yıkıp kül edeceğiz. Ama bunları yapacak yıldırım hızındaki Büyük Taaruz ruhu bizim halkta yoktur. Bizim halka bu deneyimi yaşatacak önder, halk bile ne olduğunu tam anlamadan birden/can havliyle bu deneyimi yaşatmalı bize ki halkın hızını kesecek fırsat bulamasınlar. Adeta adrenalin patlaması yaşadığımız bi kavgada yaralansak bile acısını ancak kavganın vahşeti geçince hissetmemiz gibi her şey bittiğinde halk ne olduğunu hissetmeli. Bizim halk burjuvanın parasına el koyulur da devlete geçerse rahatsız olur. Devlete hesap sormayı bilmez bizim halk ama burjuva olarak gördüğü, mutemet muamelesi yaptığı zenginlerden hesap sorabilir. Hesap soramayacağı devlet hazinesi gibi yerlere paranın gitmesini istemez, bu sebeple cumhuriyetçi burjuva görmek ister ki aç kaldığında yüce devlete değil harcanabilir olan burjuvaya saldırmış olsun.

  15. Zenginden alip fakire mi verecegiz??? Hicbir sey anlamadim..Falanca filancalar bizim kadar cumhuriyetci olamadiklari icin mallarina mi cokulecek?…??????????????!!!!!!!

  16. 21 Aralık 2020, 17:20

    Sizin Atatürk’ten anladığınız bu.Atatürk’e bir bakın popülizmin zerresini bulabilir misiniz.Kitleleri zaman zaman gaza getirebilirsiniz. Fakat o gaza gelenler( devrimcilik gibi zor işler için değil )kısa süreli hevesleriyle kısa zamanda başka bir rüzgara kapılır giderler.Zor işler için o bilinçle eğitilmiş, rüzgarla sürüklenen değil rüzgar yaratan kadrolar gerekir.Gerçi sizin kadroya değil ağzı laf yapan,kayıkçı kavgasında mahir liberal bir lidere ihtiyacınız var. Türkiye’de bunlardan bolca var.

  17. 21 Aralık 2020, 15:58

    Cumhuriyet’in vakti çoktan geldi ama temsilcileri ,savunanları,yol göstericileri ,önderleri vitrinde olmadığından; haliyle müşteri de gelmiyor…! Çok geç olmadan Cumhuriyet meşalesinde buluşmak elzemdir.

  18. 21 Aralık 2020, 15:53

    Nihat ağabey, duygularıma tam anlamıyla tercüman oldun. Bunu yağ çekmek için asla söylemiyorum; cumhurbaşkanlığına adaylığını koymalısın. Samimiyetinle, söylemlerinle, birikiminle ve en önemlisi “halkın çocuğu” olmanla bu halk inanıyorum ki seni gönülden bağrına basacak ve onlarca yıl sonra gerçek anlamda halkın iktidara yürümesinin önü açılacaktır.

  19. Cumhuriyetin vakti geldi. hesap sormanın vakti geldi.
    Nihat abi seninleyim. imzam da ,aklım da ,gönlümde seninle

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!