Nihat Genç yazdı…
(..Cumhuriyet’in ilk 1,2,3,4. dönem Adana vekili Damar Arıkaoğlu, Adana’nın Fransızlar’a karşı verdiği milli mücadeleyi anlatan çok meşhur olmuş Hatıralar’ında, genç yaşlarımda, Atatürk’ün Anadolu kadınlarına bakışını anlatan birkaç şahitliğini anlatır. Şu mealde cümleler, Atatürk bir baloda (o meşhur balo fotoğrafında görüldüğü üzere) süslü giyinmiş kadınlarla çevirmiştir. Yani Atatürk iyi ve şık giyinmiş kadınların etrafını sardığını görür, ve… Aynı baloda fotoğraf karesine girmeyen davetli ve ama bir kenara sessizce oturmuş kadınlarımızı işaret ederek… Anadolu’nun ve cumhuriyet’in hakiki kadınları milli mücadeleye büyük katkılarda bulunmuş ahlak timsali bu kadınlarımızdır’, der.
Şimdi, mealine/yorumuna geçelim, sizler güzel ve şık giyinmişsiniz ne kadar güzel, ve öne çıkıp etrafımı sarmışsınız, ve ayaktasınız, bu da güzel, ama, ortaya/sahneye çıkmadan bir kenarda oturan bu hanımları ihmal edemeyiz, başımızın tacı onlardır. Ki, Atatürk, çeşitli vesilerle Anadolu kadınlarını baştacı eden nice kuvvetli veciz sözler etmiştir. Milli Mücadele’nin onlarla kazanıldığını defalarca dile getirmiştir, ve, işlerine engel olmayacak şekilde tesettürde bir mahsur olmadığını vurgulamıştır, yani, tarihte hiç bir yazarımız şairimiz devlet adamımız, Atatürk’ün Anadolu kadınlarını yükselttiği önemsediği öne çıkarttığı kadar övüp baştacı etmemiştir. Ki, bu sözlerin hemen ardından, erkeklerle iş ve toplum hayatında eşitliğini dile getirmeye sonra yasalarını çıkartmaya başlamıştır!
Yani Atatürk’ün baloda dans eden resmi, Atatürk’ün Anadolu kadını için verdiği mücadeeyi ve hayatını bilmeyen ya da manipüle edenler tarafından bambaşka amaçlarda çok kullanıldı ve yıpratıldı!
Yılmaz Özdil ve şürekasının Cumhuriyet Bayramı’nı ‘rakı bardağıyla’ kutlamasını da yanına koyunca, şöyle bir fotoğraf çıkıyor ortaya, Atatürk rakı içmiş, kadınlarla dans etmiş!
Oysa Atatürk o rakıyı İzmir’i aldıktan ve onlarca yıl savaştıktan ve Cumhuriyet’i kurduktan içerde ve dışarda büyük savaşlar sonrası içmiştir, yani hakedilmiş bir zaferin kutlamasıdır!)
…
Yüzlerce anekdot verip yazıyı uzatmadan en kısa şekliyle nasıl anlatılır, mümkün değil, ama, bir kesim var, Atatürk’ü ve Cumhuriyet’i rakı bardağı ve baloyla anan.
Biz bunlara, Atatürk’ten geçinenler, diyoruz, hatta..
Atatürk’ü.. Soğuktan yangından korunmak için eskiden inşaatlarla kullanılan ‘asbest’ gibi görüyorlar. Ünlü Hollywood sanatçısı Steve McQueen, erken yaşta 50’sinde kanserden öldü, sebebi otomobil yarış meraklısıydı ve yangınlara karşı dayanıklı sürekli hiç çıkartmadan asbestli mont giydiği için.
Korunmak için giydikleri havalı asbest mont aynı zamanda her gün zehir solumalarına sebep oldu. Yani kullandıkları fotoğraf ve imgelerle ‘posterci’ bir Atatürkçülük’ü yaygınlaştırıp moda ettiler ve sonlarını hazırladılar.
Ve maalesef gerçek olmayan tarihte olmayan tam da siyasi islamcıların manipalütörlerin hainlerin vs. üstünde tepinmeye müsait bambaşka bir Atatürkçülük icad ettiler. Kısaca gardrop Atatürkçülüğü bir tür sosyal kanser türü olarak milli mücadeleyi ve Cumhuriyet’in eşsiz varlığını ve hakikatlerini 90 yılda yiyip bitirdi.
Atatürk deyince akıllarına ‘rakı’ gelen, akıllarına ‘balo’ gelen, akıllarına ‘Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’ gelen, akıllarına Fazıl Say gelen, akıllarına Atatürk’ün şık ve çok klas elbiseleri gelen, bir ‘ticarethane’ kuruldu!
Onların aklına Atatürk’ün milli mücadelesi gelmiyor, tarladaki fotoğrafları gelmiyor, fabrikadaki gelmiyor, devrimler gelmiyor, yoksulluğumuz gelmiyor, milli sanayi çabaları gelmiyor, kooperatifler gelmiyor, karma eğitim tevhidi tedrisat ve yatılı ve parasız okullar hiç gelmiyor, içerde ve dışarda verdiği amansız siyasi ve sosyal savaşlar ve yorgunluk ve bitmiş bir ülkenin hali ve işgal edilmiş bir vatanın acısı, hiç gelmiyor!
Rakıcı ve balocu Atatürkçüler’in 90 yıldır bir gün Nato’ya emperyalist dayatmalara itirazları olmadı. 90 yıldır sağcı muhafazakar cemaat ve tarikatlarla şirketleriyle gazeteleriyle iş tuttular ortak oldular.
Rakıcı ve Natocu Atatürkçüler ülkeyi sömüren burjuva ve sermayeye itirazları olmadı, bilakis, para babalarıın holding medyasının yazarları oldular ve sonunda Fetö gibi canavarlar ve siyasi islamcılar tarafından hep birlikte boğuldular!
Rakıcı ve Balocu Atatürkçüler, bugün de, HDP açılımına itiraz etmiyor, CHP eliyle emperyalist dayatmalara susuyor, ve Fetö ve Süleymancı ve Nato’nun partisi İyi Parti’ye amansız bir destek veriyor, ve, ama, yine bitmeksizin hiç ders çıkartmadan en büyük Atatürkçü görünmekten de geri adım atmıyorlar!
Rakıcı ve Balocu Atatürkçüler, daha geçen hafta, Cumhuriyet Gazetesi’nin en üst yöneticisi ve mangalda kül bırakmayan Alev Coşkun, TÜSİAD’a kucak açıyor.
Ve yine mangalda kül bırakmayan ve öteden beri Ekmeleddinler’i ve fetöcü süleymancı Natocu İyi Parti’yi destekleyen Uğur Dündar, bugünkü yazısında TÜSİAD kurucusu ve Koç Holdingin eski patronu Can Kıraç’ı yere göğe koyamıyor!
Rakıcı ve balocu Atatürkçüler’in bu sermaye burjuva aşkı nedir?
Hem Alev Coşkun hem de Uğur Dündar, TÜSİAD’ı ya da Can Kıraç’ı öpüp yağlasalar söyleyecek lafımız olmaz, meşrepleri der, geçeriz.
Ancak her ikisi de TÜSİAD ve Can Kıraç’ın Atatürkçülüğünden dem vuruyor. Mesela Alev Coşkun laikliği bize TÜSİAD’la öğretirken, mesela Uğur Dündar da bize Atatürkçülüğü Can Kıraç’ın ağzından öğretiyor.
TÜSİAD’dan laiklik öğrenin, Can Kıraç’tan Atatürkçülük öğrenin, ve rakı bardağı ve balo resimleriyle Cumhuriyet’i kutlayın! Oh ne ala!
Ve alayınız toprak bütünlüğümüze karşı çıkan siyasilerle HDP açılımlarına/ittifaklarına başka çare yok siyasetiyle mahküm olup milleti keriz yerine koyup sığının, ve Yaşasın Cumhuriyet?! Oh ne ala!
Direniş yok, toprak bütünlüğünü savunma yok, anayasanın değişmez maddelerini sahiplenme yok, kamucu politikalarını dert edip tartışmak yok, kamu mallarının peşkeş çekilmesine itiraz hiç yok, gelsin rakı, gitsin balo, oh ne ala, gelsin HDP versin oyları, ayrı bir devlet isteyen dayatmaları getirip meclis kürsüsünde ağırlayalım, hainliğe mecliste meşruiyet sağlayalım, oh ne ala!
Kardeşlerim, binlerce TV programı ve üniversitelerde yaptığım yüzlerce konuşmamdan biliyorsunuz, rakıcı ve balocu Atatürkçülerle işimiz olmaz.
Cumhuriyet’e ve Atatürk’e ve cumhuriyet kazanımlarına ve kurumlarına en büyük kötülük ve fenalıklar rakıcı ve balocu Atatürkçülerden gelmiştir!
Rakıcı ve balocu Atatürkçüler’i para ister şöhret ister büyük patronların gazetelerinde yazarlık maaşlar ister, bunların, milli mücadeleyle milli direnişle milli sanayi ve kalkınmayla milli seferberlikle ve her kesimin eşitlikleriyle zırnık işi yoktur, olmamıştır!
Kardeşlerim, ülkeyi iliklerine kadar sömüren bugünkü yandaş medyadan beslenenlerle dünkü holdinglerden beslenenler arasında fark yoktur!
Hepsi, bir avuç zengine hizmet etmektedir!
Özal, Demirel, Tayyip, Akşener, Kılıçdaroğlu, fark yoktur, onun bunun ağanın derebeyinin patronların vahşi kapitalizmin cemaatlerin tarikatların dayatmaların batılı projelerin adamıdırlar!
Rakıcı ve balocu Atatürkçüler’in altta kalan, işsiz, yoksul, kimsesiz, çaresiz, evsiz topraksız, sahipsiz, dayısız, avukatsız Anadolu çocuklarıyla işleri olmaz, siz, savaşın, onlar dans etsin, siz doğuda ölün, onlar rakısını içsin, siz, canınızı kanınızı verin, onlar maaşlar şöhretler içinde yüzsün, sizin gençliğiniz hayatınız gitsin, onlar her dönem şekil olsun ve en üstte ağırlansın, alkışlansın!
Yoksulluğu siz çekin kahraman onlar olsun, cephede siz ölün, en büyük milli kahraman onlar olsun!
Hepsi, Anadolu’nun kadınları-kızları ve yoksul çocukları büyüsün bilimadamı olsun, sanatçı olsun, bağımsız özgür bireyler olsun, istemez.
Hepsi, Anadolu’nun çocukları adamımız kölemiz işçimiz ve bizim siyasetimizin köpeği olsun, bizim sözümüzden siyasetimizden çıkmasın, istiyor, ve onların Cumhuriyet’i işte bu bitmeyen sömürü düzeni, asilzadeler soylular onlar olsun, üç kuruş bulamayan hep siz olun!
Onların derdi, TÜSİAD, onların derdi Can Kıraç, onların derdi, HDP ve Kaftancıoğlu güzellemeleri!
Bu sütunlarda kırk uzun yıldır çarpışa çarpışa hayat bana öğretti ki, kimsesizlerin kimsesi Cumhuriyet’in artık kimsesi yoktur.
Cumhuriyet’e sahip çıkacak halk iradesi gas edilmiş ordusu hukuku ortada görünmüyor, Cumhuriyet’e sahip çıkacak tek güç, senin benim gibi yoksul halk çocuklarıdır!
Yoksul halk çocukları bir daha hayal kırıklıkları yaşamasın çaresizlik öğrenmesin yine bir liberal ihaneti yaşamasınlar diye hepimizin ilk milli görevi rakıcı ve balocuları kulaklarından tutup ibreti alem teşhir etmek olmalı!
Kendinize şu soruyu sorarak başlayın siyasi hayatınıza, rakıcı ve balocu Atatürkçüler, TÜSİAD’la, dünkü medyaları fetöyle, bugünküleri Süleymancı ve Fetöcü İyi Parti’yle ve Davutoğlu ve Ali Babacan gibi ülkeyi bölmeye söz vermişlere vs. teşne olmaya ittifak’a işbirliğine neden bu kadar yatkın?
Çünkü milli mücadele çünkü direniş kültürleri çünkü milli kalkınma kamucu politikaları ve çünkü bu toprağın insanlarına GÜVENLERİ hiç yok!
Çünkü vatan sevgileri yok!
Çünkü acı çekmemişler!
Çünkü kanları akmamış evlatları yitmemiş!
Çünkü yalnız evlerinde vatan için tek bir gün oturup çaresizlikler içinde kimseler duymadan için için ağlamamışlar!
Çünkü ‘acı çekenlerin’ ‘yoksulların’ fakru zaruretin ne olduğunu hiç bilmiyorlar!
Onlar için oh ne ala, gelsin rakı, gelsin TÜSİAD, gelsin dayatmalar, gitsin balo!
Atatürkcü olmak onun devrimlerini,bize biraktigi bu cumhuriyeti savunmak demektir.Atatürkcü olabilmek icin Yesilayci olmaya veyahutta horon tepmeye gerek yok.Yesilaycida,horoncuda,rakicida balocuda Atatürkcü olabilir.Siz rakici veya balocu olmayabilirsiniz ama rakicilari ve baloculari sahte Atatürkcü diye gösterme cüretini kimden aliyorsunuz.
İnanın yazacak kelime bulamadım. Gerçekleri bu kadar açık, yalın, net, namuslu, yürekli, mükemmel, vb. bir biçimde anlatan yazı azdır. Yanılmamak ve yılmamak için başucunda durmalı, her gün okunmalı. İyi ki varsın Nihat Genç…
Bana çok acayip gelen şey Nihat Genç bir videosunda ”PKK’lı Sözde Kemalistler” demesine rağmen bu kadar tepki almadı. Halbuki bu çok ağır bir ithamdı. Ama demekki sözde Kemalistler kendilerine PKK’lı denmesinden rahatsız değil. Ama rakıya karşı çıktığı için sözde Kemalistler hemen saldırıya geçmiş. Allah kimseyi akıl ve mantıktan yoksun bırakmasın. Herhalde bu sözde Kemalistler rakı ile vatan arasında tercihe etmek zorunda kalsa rakıyı tercih ederler. Allah ıslah etsin.
Bu toprakların vicdanı… Nihat ağabey…
Nihat Genç’in bu yazısını anlamayanlar aşağıda linkini bıraktığım Marş-12 videosunu izledikten sonra daha iyi anlayacaklardır:
https://m.youtube.com/watch?v=5PjcEgxW25w
Seni eleştirmekten korkmuyorum, Nihat efendi. bunların yaptıklarına değil yaptıranlara iki çift lafın yok mu. dost kim düşman kim yazmayacak mısın. şeytandan bahsetmeyecek misin Nihat efendi. uzay çağından, mars’ta inşa edilecek uzay gemisi fabrikalarından, bu uzay gemileriyle uzaya açılacak insanlardan; uzay keşifleriyle coğrafi keşiflerleri karşılaştırmayacak mısın Nihat efendi. seviliyorsun…
Ya hu bir de utanmadan övünüyorsunuz.rakınız batsın emi.neymis zafere karşı rakı içmişmis.iki rekat şükür namazını Allah nasip etmiyor tabi.bu dünyada şan ve makam sahibi olabiliyorsun fakat iki rekat şükür namazı kılmaktan acizsin.Allahim bu nasıl bir ceza.görmesini bilene.alkol tüketimi hem sağlık açısından zararlı hem islam açısından yasak.her iki halde de ayiplanması,örnek alınmaması,yanlış bir davranış olduğunun anlatılması gerekirken adeta bu eylem göklere cikartilircasona anlatılıyor.nasil bir cürümüşluktur bu.
1 – Doğan Öz 24 Mart 1978
2 – Bedrettin Cömert 11 Temmuz 1978
3 – Bedri Karafakioğlu 20 Ekim 1978
4 – Abdi İpekçi 1 Şubat 1979
5 – Cavit Orhan Tütengil 7 Aralık 1979
6 – Ümit Kaftancıoğlu 11 Nisan 1980
7 – Muammer Aksoy 31 Ocak 1990
8 – Çetin Emeç 7 Mart 1990
9 – Turan Dursun 4 Eylül 1990
10 – Bahriye Üçok 6 Ekim 1990
11 – Uğur Mumcu 24 Ocak 1993
12 – Ali Günday 25 Temmuz 1995
13 – Ahmet Taner Kışlalı 21 Ekim 1999
14 – Necip Hablemitoğlu 18 Aralık 2002
gibi haince işlenen suikastlar sonucu hayatlarını kaybeden bu değerli
Atatürkçüleri rahmetle ve minnetle anmadan bu ve buna benzer yazılarınızı
içime sindiremiyorum doğrusu.
En güzel yazılardan biri daha.Yaşa be Nihat abim
Atatürk kendisini yazdıklarıyla yaptıklarıyla anlatmış zaten onu ondan bundan değil kendisinden öğrenmek varken birilerini parlatmanın alemi yok.
Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (sav) çalışmaktan nasır tutan bir eli öpmüş ve emeğin ne kadar kıymetli olduğunu ifade etmiştir.
Yazınızda belirttiğiniz gibi Vatanı için çalışmayan, üretmeyen, acı çekmeyen, cephede savaşmaya hazır olmayan hiç kimse Cumhuriyetçi olamaz. Gerçek bir Müslüman da olamaz.
Allah sizlerden razı olsun değerli üstadım. Bir ilahiyat mezunu olarak seni sevmemin sebebi de işte bu yazındaki duruşundur. 2019 yılında bir youtube videosuyla tanıdım sizi.. Marş- 12 Deliler Matinesi.. O videoda da buna benzer şeyler anlatıyorsunuz. O günden sonra ilgi duyduğum yazarlar arasına girdiniz. Beni aydınlattınız.
Sizlere sağlık ve sıhhat içerisinde hayırlı ömürler diliyorum. Diyarbakır’dan en içten selam ve saygılarımla…
Kendi adıma söylüyorum, böyle tam uyuma moduna girip, ağzım yüzüm gevşemiş, lale gibi olup tatlı rüyaya dalarken dürterek uyandırıyorsun…o görmeye başladığın rüya sadece rüya, gerçek bu diyorsun…
Nihat Genç gerçek tarihi yazıyor. Sağ ol var ol!
Şükür ki anlayabildik…Atatürkçülüğü ve solculuğu isbirlikciligine maske yapmakta mahir, milli mücadeleden sonra yurda gelip sofranın etrafına sığışmış adamların torunları ve onların yardakçıları olmaktan baska numarası olmayan adamların torunlarının 80 sonrası çevirdikleri numaraların farkına varan ( belki -lar ) var demek ki…huzur içinde yat Kemal Tahir
Doğu Perinçek gibi Ethem Sancak’la, Osmanlı Ocakları’yla Hulusi Akar’la, Tayyip’le yan yana hiç değil!
Kavramların anlamlarını öyle hunharca kullandılar ki kimseyi artık bir kavramın doğruluğuna inandıramaz olduk . Atatürk diyorsun ama bak bunlarda Atatürk diyorlar neler yapıyorlar diye binlerce kötü örnek . Müslümanlık diyorsun bunlarda müslümanız diyorlar ama neler yapıyorlar diye binlerce kötü örnek .
Yılmaz Özdil, saf ve CHPKK tarafından bonzai işitilmiş Atatürkçülere 2500 TL’ye kakaladı kitapları. Bodrum’da 5 milyon avroluk villada kıçını güneşlendirip rakı çekiyor.
“Kendinize şu soruyu sorarak başlayın siyasi hayatınıza, rakıcı ve balocu Atatürkçüler, TÜSİAD’la, dünkü medyaları fetöyle, bugünküleri Süleymancı ve Fetöcü İyi Parti’yle ve Davutoğlu ve Ali Babacan gibi ülkeyi bölmeye söz vermişlere vs. teşne olmaya ittifak’a işbirliğine neden bu kadar yatkın?
Çünkü milli mücadele çünkü direniş kültürleri çünkü milli kalkınma kamucu politikaları ve çünkü bu toprağın insanlarına GÜVENLERİ hiç yok!”
Sayın Doğu Perinçek ile aynı cümleleri kullanmışsınız. Demek ki aklın yolu bir.
Atatürkçülere CHPkk ve Hdp ve bonzai içirdiler.
Çok yaşa!Bu sene iş sebebiyle 90 gün Datça ve çevresindeydim.Dedim zaar aydın güzel insanların yaşadığı yerdeyim.Aboooov.Bahsettiğiniz balocu,rakıcı,önüne arkasına Mustafa Kemal dövmesi,çıkartması bok püsür yapıştırıcısı,dedem şu köşede şehit olmuşcusu filan yığılmışlar oraya bütün gün tam kapitalist tam bencil tam şuursuz tam utanmaz halde geviş getirip akşam sanki büyük işmiş gibi rakı edebine de kılıç çekmiş halde sarhoş olup bir siyaset çekiyorlar ki sorma.Ambalaj CHP içi bildiğin AKP olmadı İYİ olmadı HDP olmadı Davutçu olmadı Biden olmadı Merkel olmadı bilmem hangi ne idüğü bilinmez melanet.Ötüyorum ben de diyorum ki olmaz dediğiniz,tam bağımsızlık tam planlı ekonomi tam Türklük Mefkuresi tam şuur şevk bilinç.Nasıl dalga geçiyorlar ama görsen?Neymiş?Abi bırakın bu 1930 ağızlarını dünya değişti.Hay Allah büzüğünüzü mühürlesin de yediğiniz çıkmasın.Bunlar varken ne yapsın AKP ne yapsın pedofil Biden!
Gerçek Atatürk’ü Haydar hoca anlattı, Yaşar Nuri hoca anlattı, ama mehzepçi şovenler sanki Atatürkçülük kendi tekellerindeymiş gibi gerçek Atatürkçülerle dalga geçtiler, ötekileştirdiler. Kamucu olmadan asla Atatürkçü olunmaz, devrimci olmadan, milliyetçi olmadan, anti emperyalist olmadan asla Atatürkçü olunmaz, ve dahi, bana göre gerçek bir haksever, bir tevhid mümini olmadan (ki laikliğin en tutarlı halini de kapsar) da Atatürkçü olunmaz. Olunamadığını görüyoruz.