Nihat Genç yazdı…
Yangınlara sebep kurban derileridir!
Gençler bilmez, 70’li 80’li 90’lı ve 2000’li yıllarda Türkiye’de ‘kurban derileri savaşı’ vardı.
Laik-şeriat kavgasının birinci ayağı ‘başörtüsü’ ise, ikinci ayağı ‘kurban derisi’ydi.
Bugün adını bildiğiniz irili ufaklı tüm İslami hareketler, dernekler, vakıflar, cemaatler ve tarikatlar ve sıkı durun, partiler, varlığını KURBAN DERİLERİ’ne borçludur.
Kurban derileri bugünkü İslami dernek ve cemaatlerin harekete geçirici canlandıran cansuyu olmuştur.
Palazlanmaları ve siyasete el koyacak kadar güçlenmelerinde merdivenin en zor ve yavaş çıkılan ilk basamağı olmuştur!
Aralıksız kırk uzun yıl kurban derisi toplamak Kemalist adını koydukları devlete karşı İslamcıların en büyük İslami cihadıydı!
Bu yüzden her kurban bayramı arefesinde tüm İslamcı yazarlar ‘kurban derilerini’ toplama hakkı olan Türk Hava Kurumu’na savaş açmaya başlar. 70’li yıllardan 2013’e kadar aralıksız elli yıl THK’yı karalama yıpratma yazıları bitmek bilmedi. Kurban derileri savaşı ayrıca İslamcıların mahalle mahalle örgütlenmesine yardımcı oluyordu.
Kurban derisi toplamak İslamcı yapılar için bir İslami seferlik haliydi, yediden yetmişe herkes kurban derisi savaşına katılırdı!
Öyle böyle değil THK’yı yıpratma savaşları İslamcıların meydan savaşıydı.
Zamanla liberaller de bu savaşa katıldı ve kurban derilerinin tek elden THK tarafından toplanması karşısında Tek Parti dönemine, cumhuriyete ve laikliğe akıl almaz iftiralarla hücuma geçiyorlardı.
Ve Atatürk ve Tek Parti dönemi ve CHP ve sivil kurumlar da saldırılardan payını alıyordu.
Cumhuriyet onlar için gücü tek elde toplayan tepeden inmeci yönetimdi, Türk Devleti’ni işte bu yüzden ‘kökünden’ ‘kuruluşundan’ reddediyor kabul etmiyor saldırıyorlardı.
Peki sebep?
Kurban derilerini toplama hakkı THK’da idi.
Ancak gerçek şu ki THK bu yasaya rağmen kurban derilerinin yüzde birini ancak toplayabiliyordu.
Mesela Konya’da Kayseri’de yüzer bin kurban kesiliyorsa THK’ya bağışlanan deri sayısı bini ikibini asla geçmiyordu ve TARTIŞMA DA BURADA ÇIKIYORDU!
THK’nın ‘kurban derilerini başkaları kanunsuz topluyor’ şikayet etmesi sağcı muhafazakar partilerin dıngılında değildi.
Yasa THK toplayacak diyordu ama kurban bayramlarında her sokağa yüzlerce İslamcı derneğin kamyonları giriyor, ellerinde megafon bağırarak ve hatta kamyonun önüne hangi dernek olduklarını yazarak kurban derilerini yasak olmasına rağmen alenen topluyorlardı ve kimse de bir şey demiyordu.
(Sokak sokak kurban derisi topladıkları bu pikap arabaların aynılarını on yıllar sonra IŞİD’in makineli silahlarla kullanması da ayrı bir sinemagrofik karedir!)
Ve bugün adını gayet iyi bilip iğrendiğiniz ne kadar İslamcı ve liberal yazar var, kurban derilerinin THK’ya bağışlanmasını sert şekilde eleştiren sırf kurban derilerini THK’ya veriyor diye devletle cumhuriyetle alay eden onlarca-yüzlerce yazı yazmıştır!
Bugün, bir belgesel yapsak ve Saray’a giden yolu anlatsak, şeksiz şüphesiz saraya giden yolun ilk taşları kurban derileriyle başlamıştır.
İsmailağası, Akit Gazetesi, falan dergahı, filan derneği, alayının kuruluşunda ‘kurban derileri’ savaşı ve kurban derileri gelirleri vardır! Bu deri kapma savaşlarını sokak sokak ev ev yaşamamışlara anlatabilmek çok zor!
Siyaseten güçlendikten sonra holdinglere ve holding medyasına ve üniversitelere ve belediyelere yani çok çok büyük imkanlara çöktüler, bu ikinci safha, ama, ilk uçuşları: Kurban derisi savaşlarıdır.
Hesap ortada, buyrun yapın, sadece kurban derileri bağışıyla herhangi bir kurum bir yılda istediği kadar on-yirmi uçak pekala alabilir, hiç de sorun değil.
Hesap ortada, buyrun yapın, hatta, deri ötesinde diyelim ‘kurban’ bağışlarını tek bir kuruma yapsak, beş yıl geçmeden o kurum değil uçak almak, uçak fabrikası kuracak güce erişir!
Sonra 2013’de zaten iplenmeyen THK’nın kurban derisi toplama hakkı elinden alındı, ki, vurgulayalım, bu hak elinde olduğu halde elli uzun yıl kurban derilerinin ancak yüzde birini toplayabiliyordu.
Nasıl ki Özal, Dünya Bankası’nın kulu olup, Türkiye’nin varlıkları ve sermayesi hızla el değiştirdi, mesela o yıllarda çok güçlü olan Çukurovabirlik, Tariş, Marmara Birlik, Fiskobirlik, vs. gibi kooperatifleri küçülttü ve kooperatiflerin yerine tercihini Dünya Bankası emirleriyle şirketleri büyüttü.
Kooperatifler kasıtla küçültülürken şirketlere teşvikler imkanlar arsalar ihaleler verilip önleri açıldı, hatta şirketler, arsası fiyatına Türkiye’nin çok köklü kamusal varlıklarını satın almaya başladı.
Satın aldıkları Kamu İktisadi Teşebbüsleriydi ve kısaca adı KİT idi.
KİT’lerin devlete yük olduğu, küflendiği, ağır bürokrasi ve kırtasiye yüzünden verimli olamadıkları ve şirketlerin eline geçerse daha karlı olacakları otuz uzun yıl yazılıp çizildi, ki, bu da KİT’lerin satılıp-satılmama savaşları da otuz uzun yıl sürdü…
Özal’ın ünlü ‘babalar gibi satarım’ lafı sonrası KİT’ler peşkeş çekilmeye başlandı.
Peşkeş kelimesi KİT’lerin satışıyla literatüre oturdu. Ve İslamcı iktidarla (filmi hızlı saralım) milli kaynaklar daha on yıl önce üç-beş kurban derisiyle ancak ayakta durmaya çalışan İslamcı yapıların yavaş yavaş eline geçmeye başladı. Ki, düşünün, Fetö ve Menzil ve İsmailağa ve nicesi, milyonlarca şakirt mürid ve o kadar üniversite holding sahibi oluverdi!
Kurban derileriyle tüylenip kamu kaynaklarıyla holdginleştiler, yani siyasete el koyacak güce eriştiler!
Türkiye’nin siyasi ve iktisadi sınıfı çok geçmeden İslamcı yapıların eline geçiverdi.
Ve İslamcı dernek ve vakıflar ve cemaatler, yağma, talan, çökme, kayyum, el koyma, vakıf ayağına kamu kaynaklarını aktarma, mal kaçırma ve anlaşmalı ihalelerle tüm tarihlerde görülmemiş duyulmamış şekilde ZENGİNLEŞTİLER.
Artık kârı da büyümeyi de görünce .ötleri kalktı haşa Allah alıp din satmaya başladılar.
Bugün aklınızın almadığı servetlerin sahibi bu İslamcı yapıların alayının KURBAN DERİLERİ toplayarak bu muazzam servetlere ulaştığını hani bizler gözlerimizle bu tarihi gün gün sokak sokak yaşamasak bilmesek biz dahi zor inanırız!
Bu servetleri hangi sloganlarla edindiler: İnançlı nesiller yetiştireceğiz, müslüman siyasetçi istiyoruz, inancımızı özgürce yaşamak istiyoruz, çocuklarımıza Kur’an okutmak istiyoruz, İmam Hatipler, Tek Parti tek tip insan yetiştiriyor, laikçi kafa, faşist ırkçı ulusalcılar, Atatürk heykellerine tapıyorlar… gibi.
Şimdi, ülke zenginlikleri ve saraylar ve bakanlıklar yani tarihlerin en zengin sınıfı İslamcılar! Hakimler, ordu, bürokrasi, yüzbinlerce müridleri devletin her yerinde.
Ve sonunda, coğrafyaların en güzeli Ege baştan sona yüzlerce noktada cayır cayır yanıyor!
Ama uçağımız helikopterimiz yokmuş.
Aslında para da var imkan da var kurum da var, sadece, paralar ve kurumlar el değiştirdi, İslamcı sınıfın eline geçti.
Onlar da hala devlette ihale peşindeler, iştahlarını doyurmak mümkün değil.
Oysa cayır cayır yanan ormanlara karşı bizler ve bu ülke asla ‘çaresiz’ değildi.
Kaynaklar zibil gibi vardı ancak kaynaklar artık İslamcıların tarikatların dergahların elinde!
Bugün çaresiz olanlar servetleri donuna saklayıp kaçan Fetö’cü zihniyete yol açanlar ve çaresiz olan servetleri yandaşları tarikatlara ve holdinglerine bol kepçe yedirenler!
Onlarca yıl kurban derisi yazıları yazanların isimlerini tek tek biliyorum, demokrasi ve özgürlük nutukları satır satır zihnime kazılı.
Hepsi şimdi köşelerinde sessiz.
Herhalde aportta yangın felaketinin hay huyu geçsin diye bekliyorlar!
Bir memleket yanmış kül olmuş hiç biri hala kendini ‘suçlu’ hissetmiyor!
Hiç biri utanma arlanma bilmiyor!
Ama hala İslami hassasiyet İslam kültürü ve medeniyeti gibi absürd makaleler yazmayı sürdürüyorlar.
Bu İslami yazılar ne anlama geliyor vallahi bilmiyorum.
İnsanlar hayvanlar kasabalar kül olmuş, sahada yoklar, adalette yoklar, eşitlikte yoklar, mücadelede hiç yoklar, kanunda yoklar, kardeşlikte yoklar, memleket endişesinde hiç yoklar, milli seferlikte hiç yoklar….
Ortalıkta hiç görülmeyen bu neyin ahlakı medeniyeti neyin İslamıysa…
İslam ne din ne ahlak ne Allah, İslam onlar için sadece Türkiye’nin zenginliklerini ele geçirme dümeniydi.
İşte İslamcı siyasetin bonusu IŞİD’i de gördünüz, yüzbinlerce müslümanı katlettiler ve milyonları göç ettirdiler ve Ortadoğu’da müslüman coğrafyasını bu manyaklarla dağıtıp beşer onar parçaya böldürttüler!
Ve sonunda Allah’ın cehennem ateşi, Ege’nin dağlarına kasabalarına düşüverdi!
Sanki Suriye’deki gözü dönmüş manyakların imha savaşlarından kaçar gibi Ege’nin yüzlerce köyü kasabası arkasında evlerini tarlalarını hayvanlarını bırakıp kaçıyor ve İslamcı iktidar yine seyrediyor!
Bu satırlarda İslam adını daha fazla kullanıp kendimizi de yormayalım, haydut bunlar, haydutlar Türkiye’nin varlıklarını servetlerini çaldılar ve şimdi evet bir damla su bulamıyoruz!
Vahşi suratlı dilenci kılıklı saçı sakalı karışık IŞİD’ci tipler şimdi bu ülkede hacı hoca din fetva ayağına hala ahkam kesiyor hala canı yanan bizleri tehdit ediyorlar!
Girip çıktıkları her yer (üniversite, holding, bürokrasi) harabeye viraneye tımarhaneye dönüştü, iyi bakın, Suriye’de bıraktıkları enkazla şimdi Ege dağlarında bıraktıkları enkaz arasında ne fark var?
Sıkı durun, bunca felakete bunca talan ve yağmanın pek tabii sonuçlarına rağmen, şimdi de?
Haydutların elinde şimdi de ‘bunlar Erdoğan’ı devirecek’ yaygarası var.
Evet Erdoğan’ı devireceğiz, ne var bunda?
Yani yangını ve felaketleri ve narko baronlarıyla bakanların ilişkilerini değil, Erdoğan’ı devirmek bir suçmuş gibi, vatana ihanetmiş gibi, her muhalifi kriminalize eden vurgu ve imalarla Erdoğan’ı devirecekler iddiasıyla yazıp çiziyorlar!
Yani, Erdoğan’ı devirmek de yasak olmuş, haberimiz yok!
Oysa Erdoğan da iktidara başkalarını devirerek geldi, ki, demokrasi seçim sandık, başkaları da pek tabii Erdoğan’ı devirecek, bunda şaşılacak ne var? Burada illegal olan suç olan nedir?
Şu var, İslamcılar Erdoğan’a çoktandır ‘kabe’ muamelesi yapıyor.
Muhalifler sanki ‘Kabe’yi yıkacakmış gibi bir din düşmanlığı çatışmasını siyaseten tezgahlayıp körüklüyorlar!
Ve ama Recep Tayyip Erdoğan kabul edersiniz ki bir ‘kabe’ haşa değildir!
Yani?
Ey millet gördünüz işte, sonunda sarayı ‘Kabe’ yapıverdiler!
Zaten devlet kaynaklarını hortumlayan tarikat ve cemaatler de Allah’ın dostları, gavs, kutupların kutbu, yani, ‘kainatın sahipleri’ değil mi?
Kainatın sahipleriyle Türkiye’nin sahiplerinin ortak kabesi: Saray!
(Ve şu yukarıdaki cümlelerimde abartılı tek kelime olmaması ne acı verici bir kader!)
İslamcı siyaset gaddarlık ve zalimlik ve vurdumduymazlıkla muhalefeti-halkı öyle bir raddeye getirdi ki…
Sayın saray, anketlere bakıyorsundur, artık millet, muhalefete inansın inanmasın, hatta muhalefete hiç inanmayanlar dahi şöyle diyor: ‘Bunlardan kötüsü olmaz’. Önce bunlar gitsin de…
Nihat Genç’in bir hikayesinde geçer Godzilla adında mahalle faresi.
Boklu dere semtinde çok iri büyük bir fare vardı. Kendine profesör lakabı takmış bir arkadaşımız fareyi yakalamış ve evin terasında fareyle akıl almaz deneyler yapıyordu. Fareye iğneler yapıyor. Fareyi iple sıkıca bağlayıp aklınca farenin karnını kesiyor. Aklınca fareye ilaçlar verip uyutuyor. Aklınca fareye tarım ilaçları içiriyor….
Dört katlı evin terasında o fareyi (namı diğer godzilla) gördüm. Profesör namlı çocuktan öyle bir çekmiş ki..
Fare çocuğu görünce feleği şaşıyor, ne tarafa kaçacağını bilemiyor, farenin gözlerinde öyle derin bir korku var ki…
Bir gün yine terasa çıktım, bana Godzilla’ya yaptığı deneyleri anlatacak.
Teras düzdü balkon duvarı yoktu, Godzilla prefösürü görünce, terasın uçurum kıyısına geldi.
Bir dört kat aşağı baktı bir profesöre..
Profesör Godzilla’yı yakalamak için bir adım daha attı.
Godzilla şöyle dört kat aşağı uçuruma doğru çaresizlik içinde bir daha göz attı…
Yaşamak için seçenek kalmamış gibi.
Ve kendini uçurumdan aşağı attı!
Bir farenin intiharına ilk defa şahit oldum!
Yani fare uçurumla kendine işkence eden profesör çocuk arasında bir seçim yapıverdi.
Herhalde şöyle demiştir, uçurumdan atlarsam başıma ne gelir bilmiyorum, belki ölürüm belki sakatlanarım, ama, bu çocuk beni ele geçirirse hiç şansım yok!
Halk, an itibariyle bu iktidarla artık yaşama şansı kalmadığını, iktidar mı uçurum mu, artık her şeyi göze alacak raddeye çoktan geldi!
Nihat abi , THK’yi bu hale getiren emekli asker Yöneticiler den de de bahsetseydin. kurumu borç batağına sokmuş, Kurumu batırmışlar neden ondan da bahsetmiyorsun. tarafsız gazetecilik yapın.30-40 yıl kurban derisini topladı THK . uçak fabrikasıımı kurdu da biz bilmiyoruz.
yönetenler içini boşalttı. bu konuları niye konuşmuyorsunuz. iyi yönetilmeyerek batırılan THk nın sorumluluğu onu yöneten ve borçbatağına sürükleyen yöneticiler, sorumlu konu yargıda tutuklanan sonra bırakılan insanlar var. bunları niye konuşmuyorsunuz.
traflısınız…
inşallah bu halk anlamıştır artık. neredeyse çeyrek yüzyıl geçti ama iş işten geçti. ümidim Z kuşağında…
Aklımdan geçenleri yazmışsın Nihat abi…Kılıçdaroğlunu sevmem ama aday olursa düşünmeden veririm oyumu.Dediğin gibi ”Halk, an itibariyle bu iktidarla artık yaşama şansı kalmadığını, iktidar mı uçurum mu, artık her şeyi göze alacak raddeye çoktan geldi!”
1938 ten sonra her sey degıstı zaten!
Anketlerde halen yüzde 30 larsa bunlar ittir et yansın yıkılsın ortalık bunca ihanete rağmen bunlarin bir oy bile almamaları lazım…yazıklar olsun…o yüzden deveye diken hesabı….yansın ülke umurumda değil…koy gitsin usta…ne varsa bu siyasal islamdan geldi başımıza….kabus gibi coktuler…
Bir Atatürk daha çıkarırız. Bu defa unutulmuş geçmiş hesapları da sorarız!
HIRSIZ ve Dilenci ve bunlara yol veren bir yapiya sahibiz !!!!!
inanmayan inamasin. Gercekler ortada…..
Yanan yerlere havadan bakildiginda TALAN coktan baslamis !!!!!
Bir tek CB`nin imzasi kalmisti o da oldu.
Hepinize gecmis olsun, eyy ahali !!!!! Bu kafayla devam edin !
Cemaatler ile THK arasında sürtüşmenin artık son dönemi idi. Bir iki arkadaş THK’na yardımcı olmak amacı ile gönüllü olduk. Sokak sokak deri toplamaya çalıştık. Çoğunluk bize “filanca tarikat grubuna söz verdik” dedi. Yine de kapılarına gidince epeyce vatandaş derilerini verdi. O gün karar verdim ki THK’nun geleceği karanlık. Yüreğine sağlık Nihat Genç.
Nihat bey son cümlesinde söylemiş. 17. Türk devleti de yıkılıyor. yine aynı nedenlerle iktidar kavgası topraklarını ülkesini çiftliği, arazisi gibi görme… tarihciler bilirler devletlerin neden yıkıldığını. çünkü tarih ilerliyor. bundan sonra ne olur? yeni devlet kurulursa, Türk devleti olmayabilir. parçalı yapıda olacaktır. ayrıca, küresel güçler İstanbul’u ve Anadolu’yu eski sahiplerine yani Yunanlı/Rum… verme olasılığı var. gerçek maalesef bu.
Bir Nihat Genç şaheseri!
Eğer kaliteli en üst seviye bir yazar olsam bunu yazabilmek isterdim!
Her kelimesine kadar şahidim! Okuma yazmayı Uğur Mumcu’yu okumaya çalışırken sökmüş bir çocuk olarak ömrüm boyunca hepsine şahit oldum! Var ol Nihat Genç! Var ol ki gerçekleri tüm çıplaklığıyla görüp yazabilen adamlar var bu memlekette hâlâ bilsinler! Milletin adamı sensin!
erken seçimle T.C tarihinin en kötü siyasetçisinden ve partisinden kurtulmalıyız.
Başka yol yok. Ülke yanıyor onlar hala ŞAN ŞÖHRET KİBİR BÜYÜKLÜK peşinde.
Bu zifiri karanlık dönem 20 yıl oldu. Çok yorulduk nefesimiz kesildi yaşama isteğimiz kalmadı.
Adalet , cumhuriyet, TBMM, Eğitim,Üretim, Akıl ve Billim, Sevgi,Merhamet,Vicdan ve Halkın birlik beraberliği yok edildi.
ALLAH yardımcımız olsun.
Son cümlen için sayfalarca yazı yazılabilir ve sen kaliteni konuşturarak tek cümlede her şeyi anlatmışsın… Mükemmel yazı abi! Sonuna kadar katılıyorum; millet artık seçim yapmak zorunda. Can çeke çeke yok olmak mı yoksa uçurumdan atlamak mı?…
” Halk, an itibariyle bu iktidarla artık yaşama şansı kalmadığını, iktidar mı uçurum mu, artık her şeyi göze alacak raddeye çoktan geldi! ”
Zaten bu halk denen sürü halk oldugunu ancak o zaman anliyor.
Yukaridaki cümle herseyi anlatsada ben sürünun halka dönüstügüne o kadar inanmak istiyorum ki ! ! Kolilere , caylara karsi bir zayifligimiz var !!! ” Dilenci Zihniyeti ! “
Yediler yediler sattılar yediler talan ettiler. Şu an kıymetli araziler yapılar ele geçiriliyor kentsel dönüşüm altında kentsel işgal var sanki ..malımıza çöktüler..üç kuruşumuza göz diktiler bunun sonu iyi değil..iyi değil hiç iyi değil..
Bir cami avlusunda toplanan nereye gittiği belli olmayan paralar var, bir gün Eyüp Sultanda izledim 10 dakikada bir poşet para toplandı beş,on yirmi elli ..iki kurban derileri var, kapı kapı öncüler dolaşıyordu kurban kesecekmisiniz derinizi şu kamyonete veya şu kişilere verin diye söylüyor ön tanıtım yapıp söz alıyorlar kayıt tutuyorlardı.Gün geldiğinde önceden söz alıp deri toplayan kamyonetler arasında kavga bile çıkıyordu.THK ise sokaklarda ağır geçişle anons yapıyor ve deri yardımı yapacakları bekliyordu.camide yardım ve bir deriden ne hale geldik!
yazilariniz icin tessekkurler ama birsey belirteyim 1- halkta kurban kesecek hal kalmadi 2- pudrasekeri ve muz ticareti daha kârli ondan sonra marinalar hoteller gelir birde duyduguma gore toki issiz kalmis isbulmak devletin gorevi…