Nihat Genç yazdı…
Adem ve Havva’dan beri gizlenen ve bütün dinleri toplumları baştan çıkartan şeytan, namı diğer ‘iblis’, son yıllarda İslamcı siyasileri gördükten sonra ‘benim artık hükmüm kalmadı’ deyip dün itibariyle güvenlik güçlerine teslim oldu.
Kelepçelenerek karakola götürülen ‘iblis’ gazetecilere doğru bağırdı: ‘Kendimden utanıyorum’, ‘on bin yıllık şeytanım itibarim kalmadı’, ‘ben de kendimi güçlü bilirdim’ ‘İslamcı siyasiler itibarımı beş paralık yaptı’.
Savcılık şeytanın yüzbinlerce yıl insanlığa yaptığı kötülükleri soruşturmak için çok büyük bir iddianame hazırladı ve başta yazar Nihat Genç olmak üzere bir çok yazar çizer ve ilahiyatçı ve bilimadamını ‘bilirkişi’ olarak davet etti.
Diğer bilirkişiler hangi raporları hazırladı şeytanla ne görüştü bilmiyorum, ben kendi görüşmemi satır satır aynen nakledeceğim.
Bin yılların İslam’ın Hristiyanlığın Yahudiliğin baş belası milyonlarca müslümanı kötü yola düşüren şeytanı İslamcı siyasilerin yanında bu kadar aciz yeteneksiz görmek doğrusu bende de hayal kırıklığı yarattı.
Kodeste kendisini görür görmez, tüh sana, dedim, bir Ahmet Davutoğlu bir Binalı Yıldırım, hadi onu da geçtim bir Veyis Ateş bir Özışık kardeşler kadar olamadın…
Şeytan: Ağbi, doğrusun, onbinlerce müslümanı birbirine düşürtüp kırdırtmışlığım vardır ama insaf edin milyonlarca müslümanı milyonlarca müslümana kırdırtan Davutoğlu’na rakam olarak yanaşamamanın kahrını haklısın kendimden utanıyorum.
-Bir sus be, insan kendinden utanır!
Şeytan, ağlayarak, bana ‘-ağbi lütfen beni deliğe süpürmeyin, anladım ki benim de öğreneceklerim varmış. Geri kafalı kalmışız. Yeni çağdaş yöntemler geliştirmemiş nasılsa milleti kandırırım diye kolayına yatmışım.’
-Bir Fetö kadar olamadın?
Şeytan: ‘Ağbi gözünü seveyim, yüzlerce çocuğa kopya çektirmişliğim var ama milyonlarca çocuğun hakkını yiyecek onlarca yıl sürecek kitlesel bir kopya çektirmeyi vallahi akıl edemedim, masumum, söyleyecek lafım yok!’
‘Ulan puşt, dedim, biz de seni entrikacı bilirdik, bir Fetö olamadın, hadi geçtim, bir Korkmaz Karaca kadar iş yapamadın. Biz seni milleti aç gözlülükle şehvetle yalan dolanla milletin boşluğunu bulup tufaya getirdiğini sanırdık. Ulan ne denyoymuşsun alem memleketi kökünden tereyağından kıl çeker gibi götürmüş haberin olmamış!’ deyip, valla dayanamadım, şöyle suratının ortasına bir yumruk geçirdim.
Sonra hırsımı alamadım, şeytan ‘adettendir ağbi taş atsaydın bari çünkü bana yumruk işlemez!’
-Ulan, bir de konuşuyor ibne, taşı nereden bulayım. Yakasına yapıştım, yere yığdım, gırtlaklığına çöktüm.
Lan, puşt, biz de seni yalancı bilirdik, müslümana musallat olur bilirdik, bin türlü musibet açar bilirdik, boş yere gözümüzde büyütmüşüz seni, bak, İslamcı iktidara, seni iki paralık etti..
Şeytan: ‘Valla ağbi, benim yöntemler işe yaramadı, ben bana tapınmaları karşılığı dünya servetlerini müslümanlara verirdim, gel gör ki, şeyhlere tapınmaya başladılar, ne yapabilirim, karşılığında da benim verdiğimden daha büyük servetler ele geçirdiler.
-Kim lan o şeyhler, beyinsiz cahil adamlar!
Şeytan: Onlar da ağbi şeytan tüyü var ağbi, şeyhin bokunu yiyeni hakim asker ya da holding sahibi yapıyorlar, ağbi, bu .ok yedirmeye dahi ‘keramet’ dediler, vallahi akıl edemedim, affedin ağbi.
Tekme tokat Allah ne verdiyse giriştim, şeytan karşımda ezildi büzüldü utandı yerin dibine girdi.
Ulan, şuna bak, şeytanmış, beş yaşındaki saf kız çocuğu gibi kandırmışlar lan seni. Utan lan kendinden! Bir Akit gazetesi nedir o bile seni alt etti!
Biz de seni alemlerin mafya patronu bilirdik. Ulan holdinglere çökmek Venezualla’dan kokain sevkiyatı senin için çekirdekten sayılmaz hepsini kaptırdın lan İslamcı yazarlara siyasilere!
Derken, savcı bey içeri girdi, ‘soruşturma nasıl gidiyor’ dedi, sinirle, ‘ıskartaya çıkartın bu pezevengi, beş para etmez’. Şuna bak dinimizin koca şeytanı ite köpeğe rezil oldu. Yıllarca boşu boşuna korkmuşuz.
Hırsımı alamadım bir daha yakasına yapıştım: ‘Ulan İslamcı siyasilerin şeyhlerin aklına gelen senin aklıma niye gelmedi puşt, cevap ver!’
Savcı bey araya girdi, ‘bırak yakasını’, güçten düşmüş, zavallı beceriksiz…
Şeytan, ‘Yahu bir soluk alın, yalvarırım bir durun dinleyin beni’ dedi.
-Neyini dinleyeceğim daha puşt! Biz senle şu minik etek, şu içkidir diye uğraşırken herifler her ay tonlarca eroini milyonlara koklatmış…
Şeytan: Bak güzel ağbim, Allah beni müslümanın kafasını çelmek için yarattı, bu İslamcılar müslüman olmadığı için şeytanlığım hiç işe yaramadı!
Savcıya döndüm, ‘sallıyor ibne, oyalıyor, gerçeği söylemiyor, puşta bak, şeytanlığı bize yetiyor…’
Şeytan: Bak güzel ağbim, benim iş yapabilmem için, bir müslüman kalbi bir müslüman beynine girmem lazım. Ağbiciğim Allah seni inandırsın bunlarda kalp yok beyin yok, nerelerine girip vesvese sahibi yapayım ben de bilemedim’.
-Ne diyorsun sen, bu İslamcı siyasilerin vesvesesi hiç mi olmuyor.
Şeytan: ‘Ağbi, bir müslüman hırsızlık yapayım mı yapmayayım mı diye vesvese sahibi olur, sonra tuzağıma düşer, bunların kafasında hiç vesvese olmuyor ki, pudra şekerini holdingi görür görmez dalıyor çöküyorlar!
-Lan puşt, sen de başka yöntem deneseydin!
Şeytan: -Güzel ağbim kafalarını çelebilmem için beyinleri olması lazım, beyin yoksa ben nereye tuzak kurayım. Bak güzel ağbim, internetten iki tane ayet indiriyorlar bakara makara, kes-yapıştır oluyorlar müslüman. Ağbi sosyal hayat olmadan müslümanlık olmaz. Alayı yapay zeka müslümanı. Ağbicim anlayın artık yapay zeka icad olduktan sonra biz şeytanlara iş kalmadı.
-..ktir git puşt, bize maval okuma!
Şeytan: -Bak güzel ağbim, benim ihtisas alanım, zeki üstün yetenekli beyinler! Hırsızlığı yalanı aşırmayı en iyi üslubuna kuralına uygun onlar yapar. Ben de bu üstün zekaları toplum lideri yapar sonra milleti soydurturum. Ancak bu kadar küçük mercimek beyinlileri görünce ben de ne güzel işler tıkırında zaten deyip işi hafife aldım.
-Hafife derken?
Şeytan: ‘Bak güzel ağbim, Fetö’yü avlamak kolaydı, ona hep ‘kumpas’ ‘operasyon’ ve ‘iftira kampanyaları’yla öğüt verip yükselmek ve koruma için CIA’nın kucağı şarttır deyip kandırdım. Kuzu kuzu oyuna geldiler kumpas kurdukça tuzağıma düştü… Ama bu İslamcı siyasiler operasyon kumpas bilmiyor ağbi. Sinek sürüsü gibi direk bodoslama atlıyor ısırıyor yalıyorlar. Ne sorgu var ne plan var ne muhakeme, cumadan çıkıp anında balıklama eroine, holdinglere, otellere dalmışlar.. Balıkların bu kadar kolay ava gelebileceğine önce çok sevindim ama ağbi sonra meğer bunlar ne hain bilmiş üç kağıtçı balıkmış, aklımı aldılar ağbi, yüzbin yılın tecrübesi işe yaramadı, şimdi müslümanın yahudinin hristiyanın kilisenin camiinin yüzüne nasıl bakacağım bilmiyorum, ne haysiyetim ne itibarım kaldı.
-Ayak yapma lan, gücün bize yetiyor sanma, seni burada perişan ederim.
Şeytan: Bak güzel ağbim, sen beni bir çanta içinde ya da savcı kıyafetiyle buradan çıkart, bana bir şans ver, ben akıllandım ağbi, gider bu şeyhlerin .oklarını ben de yerim, sonra keramet sahibi oldum, ayakları, binlerce hakimin askerin hayır duasını alır ben de otellere çökerim ağbi, sonra, gelir, bir bir içerden sana bütün bilgileri veririm, olmadı, bir kamera bir tripod aleme ilan ederim.
-Hala bize lo lo, he, hala kandıracağını sanıyorsun!
Şeytan: Ağbiciğim, bunlar her şeyi ciddi ciddi planlı değil çok ‘normalmiş’ gibi yapıyor, fırından ekmek alıyormuş gibi sıradanmış gibi kokain gemilerini sevkediyorlar, yapacak bir şey yok. Bak güzel ağbim, o gemileri limanlara sokarken bir endişeleri bir tereddütleri bir panikleri olsaydı o zaman onları tuzağa düşürürdüm. Panik yok korku yok, o kadar rahatlar ki.. Ben de Allah inandırsın, çağın modasına uydum, madem soran arayan koklayan zorlayan yok, o halde ‘bırakınız yapsınlar bırakın geçsinler’ dedim. Ben de saldım bunları çayıra ağbi, ‘nasılsa alayı denyo’ deyip aldandım. Şeytanlık adımın mevkimin elden gideceğini beni dinden tarihten silip çıkartıp yerime kendilerinin oturup saltanat süreceklerini ve benim kadar ince hesaplar yapmadan kolayca bir ülkeyi aldatıp yiyip tüketip dünya çapında bir nam salıp korku yaratacaklarını, bilemedim güzel ağbim.
Savcıya döndüm, galiba bu puşt doğru diyor, sorun burada kardeşim, şeytanın da günahını almayalım.
Savcı: Yapılacak tek şey, bu şeytanı hapiste çürütmek değil, hizmetiçi eğitime almalı, İslamcı siyasilerin yeni yol ve yöntemleriyle yeni baştan eğitimden geçirilmeli, artık önümüzde bir ortaçağların şeytanı kiliselerin şeytanı yok, bir yapay zeka var, tık dedin mi holdingleri din kitap hukuk anayasa hiç demeden götürüyorlar, bizim şeytan pek geri kalmış, yetiştirmemiş kendini.
Şeytan, ‘Güzel ağbim, beni de iki dakikada harcamayın, ben sadakatı olan inançlı insanlar üzerinde çalışırım, bir insan doğuştan kökten sadakatsız ve imansızsa ben ne yapabilirim’ deyip zırıl zırıl ağlamaya başladı.
-Ulan, koskoca efsanenin sonuna bak, Adem ve Hava’dan bugüne neşe içinde mutlulukla bugüne kadar yaşa gel ve ama bugün işte şeytan bile karşımızda ağlıyor. Efsane gözlerimizin önünde bitti be. Ulan herif, açık ara Allah’a dine en düşman adamdı, haline bak. Açık ara Allah ve din düşmanlığını İslamcı siyasilere kaptırdı. Küçüldü küçüldü senin benim gibi tilki zekasına kadar düştü. Şuna bak, insanlığı kötülüğe teşvik eden şeytan çaresizlik acizlikten zangır zangır ağlıyor.
Savcı: Vallahi şeytanın bu kadar yüksek performans düşüklüğüne ben de hayret ettim. Yoksa, vitamin takviyesi mi yapsak. Nerede o çocukluğumuzda Kur’an Kursu hocanın bize öğrettiği azgın sinsi kışkırtıcı şeytan nerede bu zavallı. Yoksa sıfırdan mı başlasak, İslamcı bakanların yanına danışman verip bir müddet kendini mi yetiştirse…
-Vay be nereden nereye, bu puşt değil miydi senin benim ruhumda büyük tahribatlar yapıp kızlarla bize haşnafişna yaptıran.
Şeytan: Hop ağbi, bir saniye, o kadar da değil, kızlarla size haşnafişnayı ben yaptırtmadım, ben size doğru yolu gösterdim. Doğru yolu öyle güzel neşeli aşkla gösterdim ki ulan şimdi bunlar bu haşnafişa için mallarını canlarını verip anneye babaya arkadaşa da yalan söylerler, dedim. Yalan mı dedim, ağbi?
-Ulan biz hala bir haşnafişnayla ayıp mı yaptık günah mı işledik diye kendimizi yiyip bitirelim, bir ömrü bitirilem, her gün namaz niyaz her gün besmele çeken her gün dinim imanım diyen insanlar ayıp ve günah duygusu hiç yaşamadan dünyanın en lüks otellerinde manken kovalamaca ohhh ne ala?
Savcı: Fazla da üstüne gitmeyelim, hayırlı bir neticeye ulaştıralım soruşturmayı. Bu şeytan Sülün Osman gibi naif kalmış, Sülün Osman Galata Kulesi’ni satmış, şimdikiler de satıyor ama alan da devletin kredisiyle alıp o da başkasına satıyor, krediyi verenler de satıyor o da başkasına satıyor, İslamcı siyasilerin alayı birbirlerine satıyor hepsi toplu seks gibi toplu alışveriş içinde…
-Doğru diyorsun savcı bey, ulan iblis, bari bize bir akıl ver! Koskoca Başbakan Allah deyip götürmüş, koskoca parti başkanı küçük kız ticareti koskoca İslamcı parti kız pazarlayıcısını en tepeye danışman, koskoca bakan holdinglere çöküyor, koskoca siyasi narkotik gemileri sevk ediyor, milyonlarca tarikatçısı mutlulukla bizimkiler yiyor ne güzel yiyor diye hatimler indiriyor zikirler çekiyor, cemaatlerin atadığı onbinlerce savcı besmeleyle lafa girip Allah deyip biz soruşturma açmayız dokunmayız, diyorlar, söyle lan, bu saatten sonra biz ne yapalım, ulan iblis, son dakika bir şey söyle!
Şeytan: Ağbi, huyum kurusun, ben akıl veremem, ben ’emir veririm’, bakmayın bu sefer sert kayaya tostladım, benim yöntemim bir tanedir ve bütün çağlarda geçerlidir, siz ruhunuzu bana verin, beni kodesten kurtarın peşime takılın, ben sizi bu ‘zeytanlardan’ kurtarırım.
-Zeytan ne lan?
Şeytan: Ağbi şeytan, bildiğin bizim şeytanların zilyonla çarpımıdır, yani onlar bizden zilyon kez üstündür, çünkü zilyon kez zikir çekip pudra şekeri kokluyorlar, zilyon, makine gibi ağbi, duygusuz dönüyor ruhsuz çalışıyor imansız götürüyor, ne utanma arlanma! Ağbi var ya, yüzbin yıldır sakladığım bir sırrı şimdi açıklayacağım, biz yaradanla bir anlaşma yaptık, ben mümin müslümanı kötü yola düşürdükçe onları düşündürtecek utandıracak ve muhakeme ettirip doğru yolu bulmalarına bir şekilde vesile olacaktım, ama şimdi İslamcı siyasileri görünce, bu hiç bir şekilde utanmaz arlanmaz düşünmez muhakeme etmeyen insanlara yapabileceğim bir şey yok ağbi. Başka yöntem bulmalıyız ağbim..’
-Yani şunu mu teklif ediyorsun, şimdi biz şeytanın yanına geçip zeytanlara karşı harekete mi geçeceğiz! Kafam karıştı, hadi, tamam diyelim, zeytanlara karşı ne yapacağız!
Şeytan: Ağbi, önce zeytanları değil, zeytanlara muhalefet yapanları kitlesel şekilde tutuklayacağız. Din iman sahibi kim varsa utanma arlanma bilen herkesi ya tutuklayacağız ya iftira atacağız!
-Ulan iblis, önce zeytanları tutuklamamız lazım değil mi?
Şeytan: Güzel ağbiciğim zeytanlar tutuklanamaz, onlar makine yapay, oysa muhalefetin hukuka saygısı vardır kesin Balyoz-Ergenekon soruşturmalarında olduğu gibi tıpış tıpış gönüllü tutuklanırlar.
-Yani?
Şeytan: Yanisi ağbiciğim, zeytanların önü daha da açılsın, kendilerini daha özgür daha rahat hissetsinler, daha çok soysunlar, bize asla bir şey olmaz desinler, biz artık dokunulmazız, biz artık Allah olduk, desinler!
-Ulan zaten dokunulmazız haşa Allahız diyorlar. Ulan puşt ne diyorsun o zaman ortada anayasa hukuk memleket ahlak kalmaz.
Şeytan: İyi ya ağbi kalmasın, yiyecekleri hazineler memleket sahiller oteller yesinler yesinler hiç bir şey kalmasın. Sofra kiler yiyecek depo kalmazsa hırsız da kalmaz ağbi. Bak güzel ağbim, bu yüzden İyi Parti’yi yeni CHP’yi destekleyelim. Yeni gelenler de yiyecek. En acımasız imha savaşı başlayacak ağbim, siyaset dediğin bütün tarihte ve dünyada sen yedin ben daha çok yedim kavgası değil mi güzel ağbim. Bunları salacağız birbirleriyle kapışsınlar güzel ağbim.
-Zaten saldık ulan..
Şeytan: Salmak yetmez en ufak bir eleştiri de yapmayacağız!
-Ulan puşt kafamı karıştırdın!
Şeytan: Bir örnek vereyim güzel ağbim, binanın girişine yangın söndürme aletlerini koyarsan binaya girip çıkanlarda yangına karşı bir güven olur ve kimse yangın konusunda endişe duymaz.
O halde hukuk mukuk anayasa ne varsa kaldıracaksın. Çünkü insanlar boşuna anayasaya hakimlere hukuka güvenerek kendi yapmaları gereken şeyi başkalarına havale ediyor. En iyi savaş yöntemi, hepimiz hukuksuz kalıp millet anasının .mını görünce kendine gelir!
-Ulan iblis, o zaman kaos olur millet birbirine girer iç savaş olur..
Şeytan: İyi ya ağbim güçlü olan hakeden kazanır ve kim hakediyorsa o ülkenin servetleri onun olur, hakçası ahlakçası budur…
-Ulan puşt, hem memleket gidecek hem birbirimize gireceğiz, şu şeytana bak, şeytanlığını hala bize yapıyor!
Şeytan: Evet memleket gidecek ama başka memleketler insanlık bizim kötü rezil halimize bakıp ders alacak ve asla hukuktan şeffaflıktan vazgeçmeyecekler.
-Yani insanlığa ders olsun diye biz kendi vatanımızı labarotuvar gibi iç savaş testine mi tabii tutalım, ne diyorsun manyak!
(Karakol dışında arbede, uğultular, Allahüekbeeeeer sesleri…)
-Savcım bu sesler ne? Ne oluyor dışarda?
Savcı: İslamcı dernekler partiler cemaatler şeytanın yakalandığını duymuş, hepsi ellerine taş alıp linç etmeye gelmişler… Şu an karakolu taşlıyorlar. Ne yapsak bilmem bunların elinden şeytanı kurtarmanın imkanı da yok.
-Yani bu şeytanı asmayalım da besleyelim mi, verelim ellerine gitsin, taşlasınlar, linç etsinler!
Şeytan: Ağbi kurbanınız olayım beni İslamcılara vermeyin?
-Hayırdır, bizden değil hukuktan değil polisten değil onlardan mı korktun ne bu panik, bak gördün mü dinsizin hakkından imansız gelirmiş, vereceğiz oğlum seni, zaten işe yaradığın yok!
Şeytan: Hayır ağbim, şimdi onlar beni yakalar, Üsküdar meydanına galeyanla Allahuekber diye bağıra bağıra götürür ve Üsküdar meydanına portatif bir Kabe yaparlar, beni de Kabe’ye yakın bir yere kafese koyarlar, sonra Anadolu’dan otobüs kaldırıp millete hem hac yaptırıp hem şeytan taşlatır hem de milletin parasına konarlar. Sonra da…
-Sonra da?
Şeytan: Sonra da saraydan açıklama yapılır ‘şeytan yakalanmıştır’ milletimiz huzur içinde uyusun, diye.
Savcıya döndüm, eee ne diyorsun savcım, kararın nedir, tarih boyu dinlerin filozofların en güçlü silahı şeytan dahi son günlerini yaşıyor, tarihlerin en sinsi en kışkırtıcı fikirlerini kelimelerini oyunlarını tuzaklarını bulan şeytan dahi pes etti… Şeytanı tutuklasak ne, kapıdakilere teslim ettik ne?
Savcı: Doğrusu benim de kafam karışık hepimiz zeytanların elinde işgal altında rehineyiz, hukuk yok yasa yok utanma yok, bilmiyorum. Şeytanın ifadelerini dinleyince inanın şeytan benim de aklımı çeldi. Zeytanları yenmek için zeytan olmaktan başka yol göstermedi. Oysa insanlık için hukuk demokrasi şeffaflık hiç bir zaman bitmemeli. Bir memleket zeytanlar şeytanlar canavarlarının ortasında rehin kalmamalı.
-Senin gibi düşünmüyorum sayın Savcım, bu puşt nihayetinde bir şeytan, bize her şeyi kasıtla söylemiyor, şeytanı zeytanı hepsi insanların ‘korku’ duygusunu ellerinden almış. Korku yoksa insan da yoktur. Bakın mini etek korkusu başı açık korkusu içki içme korkusu gibi sentetik suni korkularla asıl korkulması gereken memleket bekası korkusunu ortadan kaldırmışlar. Kırtasiye yobaz korkularıyla asli korkularımızı yok etmişler. Yapacağım ilk şey, yeniden bir daha ‘anayasa hukuk memleket elden gidiyor’ korkusunu yaymak. Hukuksuz ve vatansız kalan insanların acı trajik geri dönülmez hikayelerini her gün anlatmak.
Tabii hepimiz önce şuna inanalım, beş bin yıllık tarihi olan bir büyük memleket, korkusuz bir savcı bulamıyorsa batmayı yokolmayı hakediyor demektir! Seksen milyon içinden eyvallahsız Allah’tan başka kimseden korkmayan tek bir insan bulamıyorsak bu ülkeyi haketmiyoruz, demektir!
Şeytan: Güzel ağbiciğim, suçun büyüğün sizde. Bak ağbim, ben yüzyıllarca Roma’da Vatikan Kilisesi’nde çalıştım. Bunları paraya bankaya sübyancılığa boğdum mahvettim. Avrupa’da Amerika’da din min bırakmadım. Sonra ağbim beni Türkiye’ye atadılar. Ulan bir geldim, ne bu ağbi ya… Valla gördüklerimi duyduklarımı yukarı Allah’a söylemeye bile utanıyorum. Kardeşim Ağrı Dağı’nın tepesinden Antalya sahilinin kumuna kadar her yeri iğfal her yeri satış her yerde pedofili eroin, gazetecisi yazarı siyasetçisi, alayı ağbi, ben size bir şey söyleyeyim mi, bu memleketin bana hiç ihtiyacı yok güzel ağbim!
iki üç gündür yazılarda ilahi komedyadan tatlar var.. ama daha çok “cehennemde bir celse” operasını anımsattı bana. ne kadar benzerlik var. her dönemin muhalefeti çareyi cehennemde arıyor. bugünün muhalefeti yazınca fikir hürriyeti diyor geçiyoruz. zamanında cehennemde bir celseyi yazanı sürdüler.. bugünden bakınca geçmişin muhalefetine de aynı hoşgörüyü gösterelim bari.
Mahkeme sahnesini gözümüzde canlandırdınız.Maalesef ülkemizin içinde bulunduğu durum bu,şeytan bile çaresiz durumda.Sizin belirttiğiniz gibi ya korkusuz bir savcı bekliyeceğiz yada bunların mahkeme-i Kübra’da yargılanmalarını..
Nihat abi senin bu geyik muhabbetlerine tüm arkadaşlarla bayılıyoruz. Onların fesli deli Kadiri varsa bizimde küfürcü deli Nihatımız var. Çok yaşa, varol abi. Hislerimize tercüman oluyorsun.
Aya gidiyoruz.Şeytan bizi kıskanıyor.
Bir çoban gece yarısı Çöle gidiyor ve yanına bir fener Alıyor, karanlık içinde yolunu şaşar ve kurtlar saldırır. Yolunu bulmak ve kurtları korkutmak için diyor ki ben bu fener yakayım yolum aydınlaşsin ve kurtlar ateşinden korksun, görür ki fenerde yakıt yok, kurtların yemi olur. İşte yakıtı olmayan fenerin (siz irfanı olmayan hakkı hakikatı görmeyen İslam âlimleri okuyun) peşinden gidenin sonu!. Biz İran’da bu yanlışı yaptık ve 40 yıl sonra bildik ki humeyni doğu Hint kompanisinin İngiliz istihbaratın oğluymuş ve müslüman bile değildi ama İslam âlimi oldu, Ayetullah mekarim Şirazi Yahudi idi, Ahmedinejad Yahudi idi, hameneyi’nin karısının kardeşinin İsrail ile gizli ilişkisi var. Mesela Türkiyede Kürtlerin adına savaşan PKK’yı kuran ilk grup Ermeni asala teröristleri idi, fetollah gülen Ermeni idi ama humeyni gibi İslam âlimi oldu. Bunların hepsi masonların dizaynı ve masonlar birşeyden korkuyorlar. BOP projesi açıklamadan önce ABD Cumhurbaşkanı George w Bush 4. Dünya Savaşı’nın sonucunu açıklıyor ve sonra BOP projesini Bush devreye sokuyor. Birşeyler var, bir şeyler oluyor ama yakıtı olan fener elimize geçene kadar bekleyeceğiz
Nihat abi, i*** ifadesini kaldirsan daha iyi olur. Biz senin iyi niyetini biliyoruz ama seni itibarsizlastirmaya calisan temiz toplumcu cete bu tarz seyleri cinsiyetcilik vs. diye kara propaganda araci olarak kullanabilir.
Şeytan bunların yüzünden menepoza girdi.
Nihat Genç, bu aralar tam formundasın, kalemine beynine sağlık. Bir deyim vardır, ortalık karmakarışık ise “Şeytan çocuğunu kaybetse bulamaz” derler. Türkiye’nin bugünkü ortamında şeytan çocuğunu kaybetse vallahi de bulamaz, billahi de bulamaz.