Nihat Genç yazdı…
Bir elli yıl önce ‘apartman’ dediğimiz binalar halkın gözüne pek modern ve havalı gelirdi ve oturdukları ahşap evden bir an taşınmak isterlerdi.
O yıllarda apartman daha ileri bir yaşam tarzıydı.
Bir elli yıl sonra bugün ‘ahşap ev’e ve ‘apartman’a bakış tarzımız değişti, artık ahşap evler gözümüze müstakil ve mütevazi ve pek şirin ve hayat dolu gözükmeye başladı.
Yani ‘kavramlar’ değişti, sıfatlar-nitelikler değişti, bakış açılarımız değişti. 17. yüzyıla kadar ‘selvi’ kelimesi şiirimizde dilimizde genç, güzel, diri, canlı ve uzun boylu kızları övgüyle tasvir için kullanılırdı. 17. yüzyıldan sonra ‘selvi’ hayattan bahçelerden çekildi ve yalnız mezarlıklarda kaldı. Bugün mesela son yüzyıldaki ressamlarımızın tablolarına bakın, selvi ağacı sadece mezarlıklarda. Hatta aynı mezarlıkta baykuş var hatta selvi ağaçları harabe yıkıntı evler ve mezarlıklar içinde.
Yani ‘eşyaya’ bakışımız zaman içinde değişiyor, binlerce yıl canlılık çağrıştıran kelime şimdi ölüleri ve mezarlığı akla getiriyor!
Şehirleşme henüz başlamamış 1950’li yıllarda ‘mini etek’ ve ‘dekolte’ yani kısacık ve daracık ve renkli giyenler halkın gözüne biraz hafif meşrep uçarı sosyolojik anlamıyla ‘sapkın’ ifade edilen toplumun genel değerleri dışında ‘marjinal’ ve ‘azınlık’ görünürdü.
Ve bu ‘marjinal’liğin ahlakı da çok sert bir sosyal tartışma konusuydu.
Bugün ise değerler-bakış açıları tersine döndü İslamcı siyasetin marjinal manyakları dışında hiç kimse renkli ve kısa giyenleri ‘ahlaksızlıkla’ suçlayamıyor. Giyim kuşama bakış ve sosyal ahlak’ın ölçüleri çoktan değişti.
Buzdolabına, teknolojiye, turiste, devlete, kurumlara, batıya, ekonomiye, sinemaya, şehre, köye, hayvanlara, aileye, arkadaşlıklara… Zaman ve değişim birçok şeye yüklediğimiz anlamları köklü olarak değiştiriyor.
Bazı değerlerin değişmesi asırlar alıyor bazıları elli yıllık kısa süre içinde hızla dönüşüyor!
Mesela ‘dervişlik’ bu ülkede bir lokma bir hırka felsefesiyle anlaşılırdı, mütevazi, kendi yağıyla kavrulan, zenginliği nefsin zaafı gören, dünyadan elini ayağını çekmiş, yani inziva içinde ve hatta yemeyi içmeyi asgariye indirmiş zühd içinde yaşayan ve hatta sosyal temaslarını azaltıp (inzivaya çekilmiş denirdi) namazıyla duasıyla zikriyle iştigal eden demekti!
Şimdi, Menzil tarikatının sitesine girin, parası-zenginliği olmayana derviş denmiyor, şöyle, bir eli karda bir elin yarda olacak deniyor, ve Şahı Nakşıbendi, Kabe’de iki kişi görmüş, birinin altı bin dinarı varmış diğerinin yokmuş, Nakşıbendi hazretleri altı bin dinarı olanın daha makbul Müslüman olduğunu söylemiş. Dervişliği artık zenginlikle böyle niteliyorlar!
Mesela Müslüman ahlakı asırlar boyu nefsine hakim olmakla ölçülürdü şimdi Menzil tarikatının sitesinde nefsine hakim olmak değil aksine ‘dünyalar’ı istemek, olduğu yazılıp çiziliyor!
Yani ‘sabır’ değişti ‘kanaatkarlık’ değişti ‘öfke’ değişti, dualar ve küfürler değişti, topluma devlete bakış değişti, dünya nimetlerini terk etmekten dünyalar’ı istemeye kadar çok şey kökünden değişti.
Benim için çok zor bir yazı olacak, çünkü, toplumlar bu yüksek ve sert değişimleri edebiyatla şiirle romanla ve sinemayla çarpıcı şekilde ortaya koyarlar, yani, bir makaleyle altından kalkılacak bir mesele hiç değil.
İktidar ve muhalefete verilen oyların kafa kafaya olduğu bir semttin dükkanlarında sokaklarında pazarında dolaşıyorum, konuşuyorum, duyuyorum, sohbet ediyorum, kulak misafiri oluyorum. Küfürleri deyimleri sıfatları duyuyorum.
En temel vazgeçilmez kavramlar üzerinde halkımızın kullandığı dil’i bilmek bulmak anlamak, yazarların ilk işidir!
Çünkü değişen şey’i önce dilde önce sokakta önce öfkede görürsünüz!
İşittiklerim bir değil iki değil, yani istisnai arızi hiç değil.
Mütevazi kendi halinde bir dükkana giriyorum, benden önce bir konuşmaya şahit oluyorum, dükkancı, ‘bir daha görüşme o herifle yalancının üç kağıtçının teki’ diye cevap veriyor, ‘nasıl konuşmayayım aynı işyerindeyim’ diyor karşındaki ve tekrar dükkancı cevap veriyor, ‘onlara selam verme günaha girersin, benim gibi yap, kafanı çevir, hiç oralı olma’..
Müslümanlığıyla(?) ün yapmış bir ortak arkadaşlarından bahsediyorlar!
Başka bir sıradan dükkanın önündeyim, dükkancı kaldırımı süpürürken yandaki arkadaşı: ‘eskiden beri tanırım beş vakit namazında dini bütün bir arkadaş’ diye bir sohbete henüz giriş yapıyor. Süpürge elinde olan daha hikayeyi dinlemeden: ‘desene .tün teki, yaramaz’, diyor.
Diğeri, bu cümleleri onaylıyor ve öyle böyle değil alayı çürük çıktı’ diyor.
Başka bir yerde tartışmaya şahit oluyorum ‘şeytan lan o’..
Başka bir yerde başka bir tartışma: ‘.iktir et ..neyi, onların kafaları uçmuş…’ diyor.
Yolda sokakta medyada Müslüman kimlikle şeytan gibi .öt gibi üç kağıtçı gibi sahtekar gibi kelimeler çok bolca kullanılmaya başlandı.
Asırların yıkamadığı asırların saygı gösterdiği baş üstünde kutsal gördüğü bu toprağın en değerli kutsal kavramı gözümüzün önünde ‘nitelik’ ve ‘biçim’ değiştiriyor.
80’li yıllarda önce biçim değiştirerek işe başladılar, badem bıyıklı sakallı şalvarlı.
Sonra siyaset değişti, sonra memleket, sonra trajedi ve hayal kırıklıklarıyla bir milletin Müslüman kelimesine bakışı değişti.
Korku ve öfke yer değiştirdi toplumun ipleri galeyancı vahşi balgam suratlı siyasilerin eline geçti. Hüseyin Çelikler Abdullah Güller Melih Gökçekler Burhan Kuzular… Nicesi? Müslüman kavramının dönüşmesinde tarihi bir rol oynadı!
Sonra…
Fetö ve ajanlar ve ülkenin işgali. Ve askeriyenin hukuksuzca tasfiyesi. Ve adaletsizlik. Ve himmet paraları. Ve torpiller. Ve çalınan sorular. Ve kamu mallarının aleni talanı yağması. Ve başbakanların 28 milyar serveti. Ve saraylar. Ve kapısında kırk tane siyah transporter ve on tane uçak. Ve devletin bakanlıkları ve imkanlarının tarikatlara peşkeş çekilmesi. Ve narko siyasiler hız kesmeden peş peşe geldi!
Bu sert beklenmedik işgaller ve talan ve soygunlar toplumda bir şeyleri altüstü etti.
Toplumların ilk isyanı ‘dilde’ ortaya çıkar, sıfatlar ve küfürlerde, yüzünü şeytan görsün der, Allah belalarını versin, der ve diliyle şeytanları kriminalize edip marjinalleştirip mahküm edip yaftalayıp üstüne şeytan etiketini basar!
Ve mesela Müslüman kelimesine itimat ve güven kalmaz!
Ve Müslüman kelimesinden insanlar iğrenmeye tiksinmeye başlar.
Ve ekranda Müslüman olduğunu iddia eden birini görünce kanalı değiştirir yolda görürse yolunu değiştirir ve bir tartışmada adı geçerse küfrü basar!.
Oysa, tüm tarihte tarikat ve cemaatlerin en zengin olduğu günleri yaşıyoruz. Üniversiteleri vakıfları holdingleri gırla gidiyor.
Oysa, Diyanet bütçesi tüm tarihlerin ve bakanlıkların en üstünde.
Oysa, aksine, bu topraklarda Müslüman dediğinde duracaksın, bu toprakların beti bereketi rahmetiyle en vazgeçilmez duasıdır Müslümanlık!
Oysa bu toprakların asırlardır en kutsal kavramı şimdi yalakalık, çıkar, menfaat, hırsızlık, adam kayırmayla eş tutulmaya ve bir sapık gibi kovalanmaya başlandı!
Bu sert ve trajik dönüşüm nasıl oldu?
Önceleri hiç bir şeyleri itibar gösterecekleri-görebilecekleri Müslümanlıktan başka bir şey yoktu.
Şimdi çok zengin oldular ve ‘itibar’ gitti.
Artık ..tün teki diyorlar ama çok zenginler!
Bir insan evladı zenginlikle ne kadar itibar yapabilir?
Fetö’nün yerine doldurması için açılan desteklenen Menzil dernek ve vakıfları bütün dünyada Fetö gibi örgütleniyor, kıta sorumluları ülke sorumluları var, Fetö gibi himmet-bağış mekanizması var, ve bu lüks mersedesler size yakışıyor mu sorusuna, artık vaazlarında şöyle cevap veriyorlar:
‘Evliyadan zengin olanlar çoktur’.
Yani bu topraklarda bize babamızın ve atalarımızın yaşadığı anlattığı bildiğimiz ‘bir Müslümanı’ tanıyamıyoruz!
Geriye dönüp tarihteki Müslümanları yaşayışlarını kültürlerini bilmesek ya da şimdi kendi çocukları dedelerinin hayatlarını okusa bu dilenciler, bu yoksullar, bu fakirler bizim atalarımız mı diye büyük şok yaşayacaklar!
Kimdir Müslüman?
Artık tasvir edemiyor karşıdan görünce tanıyamıyor bir resmini yapamıyor ikna olamıyor aynı kutsal sıfatlarda artık hiç ama hiç anlaşamıyoruz!
Gelenekten tarihten ve ahlaktan kopan onlar!
Boyutlar değişti kavramlar değişti algı değişti kanaat değişti, kökleriyle bir toplum değişti!
Müslüman ve Müslümanlara bakış açıları büyük hayal kırıklıkları sonrası kalıcı ve ebedi olarak değişti!
Halk hükmünü çoktan verdi.
Bugünler itibariyle Müslümanlık tüm tarihinde görülmemiş sertlikte büyük bir depresyon yani çöküş yaşıyor.
Bu yüzden Müslüman kimliği sokaktan medyaya üniversitede dikkat edin hiç bir yerde hiç konuşulmuyor. Sadece hırsızlıkları yolsuzlukları kumpasları şeytanlıkları konuşuluyor!
Ey ahali, Türk Milleti’nin en büyük hasleti değerleri arasında yer alan Müslüman kimliğinde son yirmi yılda büyük bir erozyon yıpranma başkalaşım söz konusudur!
Müslüman der demez .ötün teki demek bu ülkemiz için ne büyük bir yıkımdır.
Bir yirmi yıl önce bu lafı şakadan eden yanlışlıkla edeni dahi affetmez aşağılar dışlar ayıplar ya da ağzının payını verir sustururduk, şimdi aynı küfürler ithamlar kızıl kıyamet gırla gidiyor her yerde!
Fetö kumpasları, Suriye savaşları, narko siyasiler, hala susmaya devam eden hakimler vs. tarih boyu bu milleti yüceltilmiş Müslüman kimliğine asit dökülmüş gibi yok ediverdi, millet yaka silkip ikrah etti!
Çoktandır bu topraklarda Müslümanlar Müslümanlığıyla değil şahsi servetleri-zenginlikleriyle itibar ve güç bulmaya çalışıyor!
İşin siyasi gücü başka tartışma konusu ama sosyal olarak tarihte ve dinde tutunabilecekleri kutsal bir kavram artık kalmadı!
Artık tarihlerde yaşamadıkları-bilmedikleri-görmedikleri kadar dolar ve malikanelerinde YALNIZLAR!
Onlardan artık çocukları dahi utanıyor!
Başından beri zaten bizler de bu islamcı siyaseti reddi miras ederek bugünlere geldik ancak bu kadar kördüğüm vahşi çözümsüz çaresiz bir yere gelineceğini biz dahi akıl edemedik!
Hala bu şahsi servetlerinin gücüyle övünecek takdir görecek kendilerinden başka ikinci bir insan bulabileceklerine her zengin gibi aptalca inanıyorlar!
Çoktandır zaten cumalar ezanlar artık borsa açılış gong törenleri gibi.
Çoktandır farzı vacibi namazı niyazı doların yükselişi inişi gibi.
Çoktandır tarikatları mafya siyasileri narko baronu olmuş!
Başını örten açan kapatan inanç dediğin çoktandır siyasi konjonktüre göre!
Dümenleri kırılmış gemi batmış.
Müslümanlığın yücelik ve huzurunu kumpasla üç kağıtçılıkla dolara malikanelere çevirerek büyük bir güç kazandıklarını sanacak kadar cehalet ve kaos bataklığındalar!
Her parası olan gibi kendilerini çok akıllı bu büyük milleti eski siyasiler gibi onlar da hala ahmak sanıyorlar!
Bir memleket savaşta yenilebilir, bir ordu imha savaşına uğrayabilir, bir felaket olur servetlerini fabrikalarını kaybedebilirsiniz, cehennemi yangınlar depremlerle dibi sıfırı bulabilirsiniz, ama ayağa kalkar, ya bismillah der, sıfırdan yeniden bir daha inşa edersiniz. Maddi servetleri kaybetmiş olabilirsin ama seni ayakta tutan ruh heyecan coşku senin içindedir…
Yani yepyeni donanmalarınızı ibrişimden yapabilirsiniz, ama, kesilen kolu yerine takamazsınız, kaybolan ruh’u edebiyyen bir daha inşa edemezsin!
Mesela ülkemiz Haçlılar’ın işgaline uğrasaydı, ki, uğradı, silkinip karşı koyup bir daha ayağa kalkabilirdiniz…
İşgalden kurtulabilirsiniz. Yanan ormanları yeniden fideleyebilirsiniz.
Ama kültürümüzün baş tacı kardeşliği adaleti bölüşmeyi merhameti birarada olmanın en kutsal ifadesi Müslümanlığı kaybederseniz yerine koyacak bir şey bulamazsanız!
Ve… hırsızlığa zenginliğe dinini imanını satan yandaşlar ve siyasileri dinliyor ve okuyoruz.
Neden acaba ‘Müslümanlığı’ kaybetmenin acısını hiç duymuyorlar!
İlahi kudretin en büyük armağanı ellerinden alınmış dıngıllarında hiç değil!
Birbirlerine bir daha kenetlenecek en kutsal kaynaklarını kurutmuşlar, hiç oralı değiller!
Bu bir fikir karmaşası, tutarsızlık, beceriksizlik hiç değil!
Bir zamanlar neyin sahibi olduklarını bilselerdi bugün neyi kaybettiklerini de bilirlerdi.
Müslümanlık sadece satın alınan elbise üstünde bir etiketti ve sarayı inşa edince etiketi çıkartıp çöpe attılar!
Modern çağı ve kurumlarını hiç tanımadan hiç anlamadan laiklik inanç bahane edip fırsat bu fırsat cahilce ve vahşice modern çağa ve kurumlarına galeyanvari savaş açanların trajik sonudur bu.
Bir dini kaybettiklerinin dahi farkında değiller!
Dinsiz kitapsız Allahsız değersiz kalma karşılığında inşa edilen sarayların lanetidir bu!
Doymak bilmeyen azgın tamahkar sorumsuz bir kavmi yüce Allah’ın helak etmesidir bu.
Toprağın ve milletin ve yasaların ve tarihin ve kavramların ve bir memleketin alt üst-hercü merc olmasıdır bu.
Böyle bir yazıyı ancak gerçek bir edebiyatçı yazabilirdi.muhteşem tespitler.müktesebatınıza ve külliyatınıza sağlık.benim uzun süredir dillendirdiğim”bunların müslümanlıkları yoksulluk ve yoksunluklarından mütevellitmiş,dünya nimetlerini tadınca dinlerini askıya aldılar”tezimi de destekler nitelikte bir yazı olmuş ayrıca.
Körü körüne taraftarı olduğun siyasi düşüncenin bu durumda olmasından dolayımı rahatsız oluyorsun? özetini geçmiş haklı Nihat abemiz dibine kadar haklı
Değiştirildiği söylenen gömlek, rant, para, mülk, saltanat ve gösteriş gömleğidir. İbretle ve büyük bir üzüntü ile bahsettiğiniz ahlaki erozyonu izliyoruz. Dilimiz döndüğü, elimizden geldiği kadar bu ülkenin ve dinimizi okuyarak ve anlayarak yaşamamız gerektiğini paylaşmaya çalışıyoruz. Kısmen endişelerimizi anlama lütfunda bulunanların, bir süre sonra itibar erozyonuna kapıldığını gördükçe kahroluyoruz. Müslümanlığını tertemiz yaşamaya çalışanları tenzih etmemiz gerek. Onların varlığı ve sayılarının artması ile özlemini duyduğumuz yarınlara kavuşacağımız ümidini taşıyorum. Sağlıcakla kalın…
Senin gibi okuduğunu bile anlamayacak kadar geri zekalılar yüzünden bu tarikatlar, din tüccarları lüks içinde yaşıyorlar. Yazı diyor ki; Gerçek Müslümanlık bitti diyor. İslamiyet’ in yüce değerleri çarpıtılıyor, diyor. Diyor ki: Ama kültürümüzün baş tacı kardeşliği adaleti bölüşmeyi merhameti birarada olmanın en kutsal ifadesi Müslümanlığı kaybederseniz yerine koyacak bir şey bulamazsanız! diyor. Ve sen, senin gibiler bu yazıdan din ve dindar düşmanlığı çıkarıyor. Yazı, kafası çalışan, samimi, dürüst Müslümanlara ders niteliğinde. Anlayana.
Nihat abi;
Manavgat yandı bitti kül oldu birtek CHP li başkanın mütevazı villası ve sitesi sapasağlam kaldı
Bu nasıl bir …tlük dürki her yanı yanmış bir ormanda tek onun malikanesi sağlam kalıyor.
böyle bir ..tlüğü ancak sen açıklarsın abi.
Yüce Atatürk aşkına iki satır …..
Tespitlerinle bir milletin acı halini ve reçetesini yazıyorsun Anadolu’nun soylusu
‘@necdet, ustelik sadece arapca da degil, latince de religion, religio kokunden geliyor, ve orada da eski roma metinlerindeki kullanimi ile “borc, yukumluluk” anlaminda. Yani, bir tesaduf veya arap dilinden kaynaklanan bir cikarim degil bu. Din gercekten de borc, ve sorumluluk demek. Hamza Yardimcioglu ayni zamanda baska bir ayete de gonderim yapiyor. Allah katindaki din islamdir. Yani Allah katindaki borc baristir. Yine Kuran’da ki sahip, efendi, rab kavrami, firavun misirlilara ben sizin tanrinizim demiyor, ben sizin rabbinizim yani efendinizim diyor. Musa da hayir degilsin diyor. Kuran’da Allah’tan baska rabler edinilmemesi istenmistir. Aksini yapanin musrik olacagi ve sonlarinin helak olacagi cesitli ayetlerde anlatilmistir. Bu genel bir ilahi kuraldir, Allah’tan baskasini birak rab olarak, veli edinirsek de gidecegimiz yok helak yoludur. Kuran bunun da yapilmamasini ister, yani seyhlere uyulmamasini. Bu helak da Allah’in dogrudan verdigi bir ceza degil, cunku eger biz Allah’in yerine baska ilahlar, rabler, veliler koyar isek, onlarin hepsi bizi kendi cikarlari icin kullanir cunku muhtactir, ve gunah’a (zararli) islere yoneltir. Bizi kullanmayacak tek varlik sadece Allah’tir. Ona olan borcumuz da baristir.
Ağzına sağlık kardeş içmizi yazdın.
Bu arkadaş kafayı yedi demekbgeliyor içimden. Bir cinnet hali. Bir din ve dindar düşmanlığı hali. Aç gözünü de eyi bak kardeşim. Sen toplumda hep kendini görmüşsün. ..öt olan tam sa sen gozukuyorsun. O dediklerin de var da bizimbonlarla işimiz olnaz. “Zenginin malı züğürtün çenesini yorarmiş.” Hayli çene yordun. Biz de keyufle okuduk.
çok doğru yazmışsın derken utanıyorum. Ama demek ki Allah tan nasipleri bu kadarmış.
Bu harika yazıyı yüzbinlerin okuması gerek
süper
Hazreti Ömer makamında devlet işleriyle meşgulken bir ahbabı selam verip yanına girmiş.Halife selamını almadan önündeki ikinci mumu yakıp ilk yanan mumu söndürmüş ve aleyküm selam demiş.Dostu bunun sebebini sorunca ilk yanan mum devletin parasıyla alındi ikincisi benim şahsi paramla alındı .Devletin mumu yanarken seninle sohbet etseydim Allaha bunun hesabını veremezdim.Kul hakkına girerdi demiş.
Önceden bu hikayeyi çok duyardık.Nerdeeen nereyee.20 senedir bu hikaye unutuldu hatırlalım dedik
Hay senin Diline yüregine kalemine saglik… Nihat Beyim ,kendimi bildim bileli sizi okuyorum,taki Lise yillarinden Leman’dan ,gözlerimin bozulmasina sebep olan o upuzun inanilmaz Hikayelerinizden,Kitaplarinizin tümünden , Türkce dilini bana ve cocuklarima sevdiren,hatta o Küfürlerinizden bile gurur duydugum, gücümüzün yettigince sizi ve eserlerinizi tavsiye etmekten onur duydugum güzel Insan sana cok tesekkürler… Yolun acik olsun…
Tesadüfün böylesi… Sabah işe giderken belki 2 ya da 3 milyon liradan fazla değere sahip, lüks bir araç gördüm. Plakasının sağ alt köşesinde “Mülk Allah’ındır” yazıyordu… Yorumum bu kadar… Tüm okurlara ve Nihat Abi’ye saygılar…
Hala malum dine veya bir dine inanan arkadaşlarımız aramızda varsa bu dinleri temel aldığını iddia eden her türlü organize yapıyı reddedin, asla hayatınıza dahil etmeyin. Organize dinler kamu vicdanına yapılmış en çirkin saldırılardan biridir. Bu organize yapıların genelde bahsettiği “gönüllülük” ise köleliğe denktir! Doğaya karşı çaresiz hisseden insanoğlunun kendi elleriyle bilmem kaç bin yıllık önce yaratmış olduğu şu bilindik plasebo etkisinden kurtulun artık! Bu etkinin yaratılmasının eski çağlarda ciddi bi işlevi vardı; ama artık yok! Zamanında farklı amaçlarla kurulmuş bu tür sistemler neredeyse tümüyle müptezellerin elinde kalmış durumda. En başta kendinizi kandırmayın ve daha sonra kendinizi kullandırmayın. Uyanın ve sevdiklerinizi de bu hususta ikaz edin!
Kaleminize sağlık, iğneden ipliğe herşeyi anlatan bir yazı.
Onlar hiç bir zaman müslüman değillerdi Nihat abi.
‘eskiden beri tanırım beş vakit namazında dini bütün bir arkadaş’ diye bir sohbete henüz giriş yapıyor. Süpürge elinde olan daha hikayeyi dinlemeden: ‘desene .tün teki, yaramaz’, diyor. Diğeri, bu cümleleri onaylıyor ve öyle böyle değil alayı çürük çıktı’ diyor … Cümleyi okuyunca kahkahayı bastım. :)) Vatandaş durumu çok net anlatmış, ben mi uzunca bir süredir Müselman olmadığımı söylüyorum. Haa bu arada ahşap evlerde oturanların çok zengin olduğunu düşünüyorum.
” Din ” kelime anlami ile ” Borc ” demektir !
Peygamberler yeni bir Din getirmemistir var olani ortadan kaldirmak icin gelmislerdir !!!
“Abd” kelime anlamiyla Köle , Kul demektir
“ibade ” : “Abd`in ” eylem / fiil halidir. Yani ibadet !
“rab” : kelime anlamiyla efendi demektir !
Allah Kur`ad da ” Ben sizin Rabbiniz degil miyim ? der …. _ Hamza Yardimcioglu
Vicdan olmayinca “Borclar” hicbir ise yaramaz ! Bunu devamli yasamiyormuyuz?!!!!!
“Borclara” inananlar “Borc” yigidin kamcisidir derler ve batakligin icine saplanirlar !!!!!!!
Tarikatlarda o batakliga giden yolun baska ADIDIR!
Vicdan olmadıkça dinler hiçbir işe yaramaz