Nihat Genç
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Manşet
  4. Uğur Dündar Samsun’a yine Atatürk’ten önce çıktı

Uğur Dündar Samsun’a yine Atatürk’ten önce çıktı

featured

Daha önceki yazımda demedim mi, Sinan Oğan’ın milliyetçi oyları 2. turu kilitleyince Uğur Dündar milli kahramanlığı kimseye bırakmaz diye!

Dün Akşam Sözcü’de Uğur Dündar milliyetçinin daniskası benim ulan nutkunu çekince, bayram değil seyran değil, diyecektim ki, yanıldım, evet, yarın (bugün) 19 Mayısmış ve 2. Turda milliyetçi Oğan oylarına sulanmak varmış!

Sosyal medyayı açınca ne göreyim, sepoylar (birazdan anlatacağım) Uğur Dündar’ı yere göğe koyamıyor, alkış gırla kıyamet!

Uğur Dündar nüfus kağıdını eline alıp, bu nüfus kağıdı için benim dedem kurtuluş savaşında mermi yedi, diye başlayınca, aşk olsun Nihat Genç, ne büyük adamsın, kurtuluş savaşı nihayet akıllarına gelmiş, mallarını ne iyi tanıyorsun!

Be terbiyesiz adam Türk tarihinin en büyük vatan haini Mustafa Sabri’nin soyu Ekmeleddin’i aday gösterenlerin en başında sen gelmiyor musun?

‘Ekmeleddin’e oy vermeyenler evlerine bir daha Atatürk posteri asmasın’ diyen tarihe geçen sözleri söyleyen sen değil misin?

Ve Altılı masa Cumhuriyet’i ilga edeceğiz diye mutabakat metinleri yayınlarken yıllarca susup ağzını açmayan sen değil misin?

CHP lideri Seyid Rıza’dan ve Fetö’den özürler dilerken susup ağzını açmayan sen değil misin?

CHP listelerine vatan hainleri ve Fetöcüler yerleştirilirken susup ağzını açmayan sen değil misin?

Hayırdır?

Oğan’ın milliyetçi oyları 2.tur’u kilitlemeseydi ağzını yine açmayacak Kurtuluş Savaşı’nı ve dedeni ve nüfus kağıdını hatırlamayacaktın!

(Birazdan döneceğim..)

‘ANARŞİ, Doğu Hindistan Şirketi’nin Amansız Yükselişi’, başlıklı kitap, sömürge tarihin ilk yüzyıllarını anlatan Türkçeye çevrilmiş en müthiş kitap!

1600’li yıllardan 1800’e kadar Hindistan’ın sömürge tarihini anlatıyor!

1600 yıllarında ilk İngiliz gemiciler Hindistan’a vardığında, Babür Sultanıyla bir kez olsun görüşebilmek için iki yıl kapıda beklemek zorunda kaldılar, gördükleri şatafat ve saltanat manzarası karşısında ağızları açık kaldı!

İlk gemiciler Hindistan’a vardıklarında o güne kadar dünya tarihinin gelmiş geçmiş en zengin ülkesiyle karşılaştılar!

Bir kendi ülkeleri İngiltere’nin yoksulluğu bir de Hindistan’ın altından pamuktan kumaştan elmastan çaydan buğdaydan baharattan kazandığı muazzam sarayları zenginlikleri karşılaştırdılar!

Ticaret hakkı istediler, küçük limanlara yanaşma hakkı istediler ve bu masum istekler yavaş yavaş büyüdü, ve Doğu Hindistan Şirketi 1800 yılına kadar çıkarttığı iç savaşlarla Hindistan’ı tam anlamıyla köle haline getirdiler ve Hindistan’ın bütün zenginliklerini varlıklarını altınlarını karlarını İngiltere’ye taşıdılar!

Kitabın sıkıntılı tarafı, 1800 yılında bitmesi ve 1857 yılında Hindistan tarihinin en meşhur isyanı ‘sepoy isyanları’nı konu edinmemesi!

İki yüz üçyüz kişilik 20’li 30’lu yaşlarda İngiliz subaylar eşsiz büyüklükteki Babür ordularını nasıl yendi ve yerliler/Marathalıları nasıl pes ettirdiler?

Hindistan sömürge tarihinin üç-beş kırılma anı var, birincisi, Doğu Hindistan Şirketi’nin yani bir şirketin ‘devlet’e hatta imparatorluğa dönüşmesi, yani, işgal ettiği topraklarda o ülkenin yerlileriyle ‘ordular’ kurması!

İkinci kırılma anı, İranlı Nadir Şah’ın Hindistan’ı fethedip yağlaması ve sonrasında ortaya çıkan anarşi ortamından faydalanması!

Üçüncü kırılma noktası, Babür Sultanı’nı devirmek isteyen Hintli tefeciler-bankerler Doğu Hindistan Şirketi’nin ordusundan yardım istemesi!

Yerli burjuvanın yabancı bir şirketten büyük paralar karşılığı yardım istemesi, affedilmez sonuçlara sebep olur ve bu ihanet Hindistan’ın üçyüz yıl soyulmasının kapılarını açar!

Doğu Hindistan Şirketi gücü ele geçirince önce iyi geçinmek için yerli burjuvanın topraklarına el koymaz ve hatta vergileri dahi onlara toplattırır ancak miras yasası çıkartır ve toprakların burjuvanın oğullarına geçmesinin önüne geçer!

Toprağından olan soylular ve köylüler ve açlık ve anarşi ve iç savaşlar bir yüzyıl sürer ve dünyanın en zengin ülkesi dünyanın en yoksul çaresiz zavallı ülkesi haline dönüşür!

Toprağından olmuş köylüler İngiliz ordusuna asker diye yazılır, bunların adına Sepoy denilir, kelimenin kökü bizdeki Sipahi’dir! Paralı Hintli asker demektir!

1857 Sepoy ayaklanmasına sebepse hala anlaşılamamıştır, çünkü milliyetçi Hintliler bu ayaklanmaya ‘milli isyan’ adına verir ancak tarihçiler bu ayaklanmayı ‘Sepoy ayaklanması’ olarak adlandırır!

Sepoy ayaklanması diyenler tezlerini şöyle dile getirir, Sepoylar, İngilizlerden maaşlarını alamadıkları için ayaklanmışlardır, daha fazlası var, orduda İngilizler gibi terfi alamadıkları ve emekli maaşları alamadıkları yani ikinci sınıf ırkçı muamele gördükleri için!

Ve iyi okullarda okuma şansları kalmamış ve meslek ve sanatta ve siyasette üst basamaklara çıkma imkanları ellerinden alınmıştır, diye gider!

Açlık kıtlık yılları ve topraksız kalan Hintliler için garanti bir çalışma sadece İngiliz ordusuna asker-sepoy yazılmak vardır!

Sepoylar, sömürge tarihinin en trajik öyküsüdür, düşünün, ülkenizi soyan düşman şirketin ordusundan maaş alıyorsunuz, tam üç yüz yıl!

İşgal ordularından maaş alan Sepoylar’ın akıllarına Hindistan bizim toprağımızdır vatanımızdır cümlesi ancak ‘mamaları maaşları’ kesildiğinde geliyor!

Uğur Dündarları ve alkışlayanların aklına 2. Tur’u kaybedersek bizim de maaşlarımız mamalarımız kesilir korkusu gelmesi gibi.

Sepoylar ayrıca bir ‘kültür’dür, bin çeşit etnik dili olan Hindistan’da birbirleriyle anlaşabilmek için ‘İngilizce’ öğrenmek zorundaydılar ve bugün Hint kıtasının ortak dili İngilizcedir! Sepoy ayrıca efendi kültürünü benimseyen ve taklit eden aşağılık bir anlamda!

20.yüzyılın başlarında nihayet zengin Hintliler yabancı okullarda okuma şansı bulunca ikinci büyük felaket başlar, İngiliz okullarında okuyan çocukların alayı İngiliz efendi kültürü altında ezilir ve bu okumuşlardan ‘milli’ ve ‘yerli’ bir isyan direniş kültürü çıkmaz! Hatta ne zaman ‘milli’ bir uyanış olsa Hint milliyetçileri karşılarında bu İngiltere’de okumuşları bulur!

Türk burjuvasinin 1990’lı yılların sonunda etnik ve mezhep dayatmaları karşısında Batılı şirketlerle aynı dili kullanması ve mesela Fetö’nün merkez medyayı ele geçirmesine burjuvazinin sessiz kalması

Ki, bunun en başında Hürriyet Gazetesi’nin logosu gelir, ‘Türkiye Türklerindir’ logosu bizim sepoylar tarafından kaldırılmış ve etnik ve dini, ve laik ve şeriat çatışmaları yani ‘böl’ ve ‘kutuplaştır’ siyaseti ana medyanın politikası haline getirilmiştir!

Hürriyet Gazetesi’nin başındaki isim Çetin Emeç niye öldürülmüştür?

Gazeteyi düşmanın hakim olduğu yabancı istihbarata açmadığı için!

Muammer Aksoylar Uğur Mumcular Taner Kışlalılar Hablemitoğulları niye öldürülmüştür, ‘sepoy’ olmadıkları için!

Yakın tarihimizin en derin kırılması bir seri Cumhuriyetçi aydının öldürülüp yerlerine orduda istihbaratta ve medyada ‘sepoyların’ geçirilmesi içindir!

Sepoylar bugün muhalefette ve iktidarda, her yerdedir!

Kimin aday olacağına sepoyların yaygaraları algıları üzerinden karar verilir!

Kimlerin siyasetten uzak tutulup dışlanacağına büyük medyaya ve partilere yerleştirdikleri sepoylar üzerinden karar verilir!

Mesela Nihat Genç Halk TV’in en zor günlerinde konuşma yapıyordu ve Ekmeleddin’e karşı çıktığı için kovuldu, ve yerine ‘sepoylar’ getirildi!

Yılmaz Özdil’i sevelim-sevmeyelim, kendisinin kurduğu Sözcü TV’den daha ilk gün kovuldu, Özdil, bir ‘sepoy’ olmadığı için kovuldu!

Sepoy sadece maaş almaz, İngiliz işgaline, CHP’nin işgaline sessiz kalır, Cumhuriyet kazanımlarını ortadan kaldıranlarla aynı gazetede medyada on yıllar boyu gıkını çıkartmadan çalışır!

Seyid Rıza’dan ve Fetö’den özür dileyenler sepoylardır!

Sessiz kalanlar ‘sepoylardır’

Fetö’yü iktidara taşıyanlar sepoylardır!

Davutoğulları Suriye’de Müslümanı Müslümana kırdırtıp Haçlı ordusunun sepoyluğunu yapmıştır!

Akşener-Davutoğlu-Babacan bir sepoy ittifakıdır!

Uğur Dündar’ın dedesi kurtuluş savaşında mermi yemiş, evet, dedesi milli kahramanımızdır, ama o dedenin torunları başka mekteplerde başka kültürlerle okutuldu!

90’lı yılların başından itibaren işgaline başlanıp sepoylaştırılan merkez partiler-siyaset ve merkez medyamız milli isyana katılmadılar.

Burjuvazimiz direniş göstermedi, maaşlarını düşman dayatmalarına sessiz kalıp payanda oldular ve sepoylar milli direnişi milli iradeyi baskılamak için Atatürk posteri tutmakla görevlendirildiler!

Biz, Seyid Rıza ve Fetö’den özür dilerken siz de Atatürkçüleri baskı altında tutmak için her yazınızda her ekrana çıkışınızda Atatürkçülüğü aman kimseye bırakmayan dediler!

Sahtekar iki yüzlü işbirlikçi Uğur Dündar’ı sosyal medyada alkışlayan sepoyların sayısı o kadar fazla ki, insan, nüfusu çok büyük Hint kıtasının neden ve niye ‘köleleştirildiğini’ çok iyi anlıyor, çünkü ‘şirketin’ parası çok!

Hint Tarihi’nin kırılma noktası, şudur, sepoyluk bir yaşam ve kültür haline gelmiştir, yani sepoylar yalnız Doğu Hindistan Şirketi’nde çalışmaz, parayı veren herkese çalışır, ki, iç savaşların nerdeyse hepsi paralı sepoyların yine paralı sepoylara karşı savaşlarıdır!

İktidarda ve muhalefette sepoy orduları savaşıyor, aralarında tek bir Cumhuriyetçi yok, kazanan da sepoy kaybeden de sepoy!

Mahatma Gandi tuz yürüyüşüne-isyana başlayınca onbinlerce vatansever Hintli’yi acımasızca öldüren efendilere hizmet eden sepoylardır!

Kim sepoy kim değil diye kafanız karışabilir!

Sepoyları Cumhuriyetçi-vatanseverlerden ayırt etmek çok kolay, sepoylar, maaş almadan tek gün çalışmazlar!

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

24 Yorum

  1. Peki doğru olan kim Akp mi? Akp liler birbiri hakkında hiç böyle konuşmuyor. Akp den CHP den MHP den ya da hangi partiden olursa olsun geldikleri yerleri hep kötülüyorlar. Madem o kadar kötüydü senelerce niye destekleriniz. Hiç samimi gelmiyor.

  2. 20 Mayıs 2023, 12:16

    Müthiş bir tahlil, kitap konusu olacak bir kurgu. Mankurtluk ve çift düşünüş hali bir dış motivasyon unsurudur. Bizde iç motivasyon toplulukça bir yaşam başat olduğu için aklını kiraya vermeye yatkındır. Dolayısıyla iç motivasyon edilgen hale gelir. İşte sepoyluk, mankurtluk burada devreye girer. Sıraya kaynamamayı, yayaya yaya geçitinde araba ile yol vermeyi öğrendiğimizde sepoyluk azalıyor demektir.

  3. acaba ÖZDAĞ-OĞAN da sepoy mudur? verdiğim oy üzerinden sepoylarla pazarlık ediyorlar da…

  4. 19 Mayıs 2023, 18:02

    Sayin Genc,
    Degisimi umutla beklemekle olmaz.
    Tren Istasyon’unda durup Vapur beklenmez.
    O Vapur Bandirma Vapur’udur.

  5. 19 Mayıs 2023, 14:51

    Kaleminize sağlık, hiç susmasın.

  6. Nihat Bey, yazınız çok zihin açıcı ve tarihi olarak da bilgilendirici.

  7. Tarihte hangi topluluk, başındaki öz Türk devletine isyan etmiş ise dağılıp gitmiştir. Osmanlı, Babür, Selçuklu… Şimdi de; büyük bir topluluk, sepoylarla dolu siyaset sistemini kendisini var eden Türk devletine karşı destekliyor. Yolun sonu uçurum. Elimizden tutan olacak mı?

  8. 19 Mayıs 2023, 13:45

    Verdiğiniz bilgiler için teşekkürler. Anlaşılan sömürü her zaman kanlı işgallerle olmuyor. Bir lider(!) çıkıyor ve insanlar bilinçsizce sahipleniyor. Yüzü kömür karası da olsa öpüyor.

  9. 19 Mayıs 2023, 13:35

    Yazınızın sonuna haddim olmayarak küçük bir ekleme yapmak isterim. ” Ayrıca bunlar gerçek cunhuriyetçileri de akp’li olmakla suçlarlar.”

  10. Her yanınıza olduğu gibi buna da imzamı atıyor duvara asıyorum. İyi ki varsınız.

  11. Çok, çok, çook önemli bir yazı bu, tebrik ediyor ayakta alkışlıyorum

  12. 19 Mayıs 2023, 12:06

    Varlığınla sonsuz bir boşluğu dolduruyorsun Nihat Genç sağ ol var ol!

  13. 19 Mayıs 2023, 11:58

    Nihat Genc bilgili ve milliyetciliginden suphe duymadigim bir yazar.
    Ama onun gibiler yuzunden benimde tasvip ettigim sol anlayis iktidar olamaz.
    Sag partilerin ozellikle AK partinin birbirlerini ve liderlerini elestirdigini gordunuz mu.
    Iste bu yuzden her kosulda yumruk gibi olup iktidar oluyorlar.
    Nihat bey ve gibiler elestirilerini “kol kırilir yen icinde kalir” misali olculu ve sessiz yapsinlar.
    Solun teorigi iktidar yolunda Turkiye kosullari zemininde pratige donusmezse bir 20 yil daha bekleriz

    • 19 Mayıs 2023, 13:12

      Hayır!
      Nihat Genç’in eleştirileri 20 yıldır dikkate alınmadığı için bu haldesiniz.
      Ya yazıyı okumadınız veya anlayamadınız.

    • Nihat abiyi takip etmediğiniz ve yazılarını okumadığınız çok açık.

    • Sanırım yazıyı tüm dikkatinizle okumamışsınız.

      Yazının sonunda şöyle yazmış Nihat Genç ;

      “İktidarda ve muhalefette sepoy orduları savaşıyor, aralarında tek bir Cumhuriyetçi yok, kazanan da sepoy kaybeden de sepoy!”

      Bu sözün üstüne yorumunuz yerini bulmuyor.

      Nihat Genç şunu söylüyor; İktidarıyla muhalefetiyle tüm yapı emperyalizm tarafından ele geçirilmiştir. Önümüze umut olarak konulan siyasal oluşumlar da tıpkı iktidar gibi emperyalizmin kandırdığı SEPOY’lardır.

    • 22 Mayıs 2023, 09:58

      Bence demokratlıktan ve Atatürkçü kazanımlardan uzak muhalefetin kolu zaten kırıktır çünkü milli değildir. Şimdi kalmış muhalefet cenahı aklını kullanan, sorgulayan, Türk milliyetçili ve Atatürkçülüğü olmazsa olmazı yapmış protest seçmene diyor ki ses etme, eleştirme, demokrasiyi unut ve bizim gibi mutant yaşa. Hayır! Hiç bir şart ve durumda Türk milliyetçiliği ve Atatürkçülüğü korumaktan ve mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Belki bir avuç insanız ama olsun tarihi yeniden yazanlar hep bir avuç vatanseverlerden olmuştur. 400 yıllık devlet aklı hala bakidir ve buna müsaade etmeyecektir.

  14. Türk gençliği günümüz ve gelecekteki sepoyların hep farkında olacaktır.

  15. 19 Mayıs 2023, 10:52

    Sayın Nihat Genç, kıymetli yazınızı detaylı inceleyerek okudum. Kutlarım, aşağıdaki dizeleri ve söylemi yazmayı arzuladım. şimdi yolun başında Cumhuriyetimizin banisi , Aziz liderimiz Şöyle baştan başlamış idi.
    Cumhurbaşkanı unvanıyla kürsüye çıkan Mustafa Kemal Paşa’nın Meclise hitabı TBMM kayıtlarında
    şöyle yer almıştı.
    “Efendiler; asırlardan beri Doğu’da haksızlığa ve zulme uğramış olan milletimiz, Türk
    milleti, gerçekte soydan sahip bulunduğu yüksek kabiliyetlerden yoksun
    zannediliyordu.
    Son yıllarda milletimizin fiili olarak gösterdiği kabiliyet, istidat ve kavrayış kendi
    hakkında kötü düşünenlerin ne kadar gafil ve ne kadar gerçeği görmekten uzak,
    görünüşe aldanan insanlar olduğunu pek güzel ispat etti.
    Milletimiz kendisinde var olan vasıfları ve değeri, hükümetin yeni adıyla medeniyet
    dünyasına çok daha kolaylıkla gösterebilecektir. Türkiye Cumhuriyeti, dünya
    devletleri arasında tuttuğu yere layık olduğunu eserleriyle ispat edecektir.
    Arkadaşlar; bu yüksek rejimi yaratan Türk milletinin son dört yıl içinde kazandığı
    zafer, bundan sonra da birkaç misli olmak üzere kendini gösterecektir. Bendeniz,
    kazandığım bu güven ve itimada layık olmak için pek önemli gördüğüm bir noktadaki
    ihtiyacı arz etmek mecburiyetindeyim. O ihtiyaç, yüce heyetinizin şahsıma karşı
    gösterdiği sevgi, güven ve desteğin devamıdır. Ancak bu sayede ve Tanrı’nın
    yardımıyla, bana verdiğiniz ve vereceğiniz görevleri en iyi şekilde yapabileceğimi ümit
    ediyorum.
    Daima sayın arkadaşlarımın ellerine çok samimi ve sıkı bir şekilde yapışarak, kendimi
    onların şahıslarından bir an bile uzak görmeyerek çalışacağım. Daima milletin sevgi
    ve güvenine dayanarak hep birlikte ileri gideceğiz. Türkiye Cumhuriyeti muzaf,
    muvaffak ve muzaffer olacaktır.” 19 Mayıs 1919 Milat , Bayramınız ve Türk Milletinin Bayramı Kut olsun.Dr. Hakan Çavaş

    • Senin de doğum günün kutlu olsun.
      Ellerine sağlık. Pek beğendim.

    • Nihat abiyi okuyanların bu yüksek ruh ve vatanseverlik duygusuna sahip olmaları gözlerimi yaşartıyor. Yazınız için teşekkür ederim. Derin saygılarımla.

  16. Teşekkürler usta

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!