Nihat Genç yazdı…
Beyin insanı ayakta tutmaya programlıdır!
En temel ihtiyaçlar hava su yiyecek ve barınak ve sonra en yakınları aile arkadaş ve komşu ve hepsinin yaşamını ahlak ve sorumluluk öncelikleriyle düşünür!
Ve iştah ve seks ve eğlence vs. gibi güçlü arzuların ve karanlık ve yalnızlık ve aşağılanma gibi en güçlü korkuların dengesinde sosyal bir kişilik karakter oluşur!
Tarihin ve dünyanın her yerinde insan zekası en temel ihtiyaçlarını karşılamak için kültür ve ahlak ve siyaset geliştirmiştir!
Günümüz değerleri ve kalıplaşmış normlarıyla konuşursak insan zekası her coğrafyada bir işim bir evim ve dostlarım ve huzurum olsun ister!
Ve en temel ihtiyaçlarını karşılayamayacağını anladığında ise endişe ve panik ve sonra kendine güvenin yerine oturan ‘korku’nun esiri olur!
Korkular normal dozunda kişiliği uyarır ve dinç kılar, ancak korkunun boyutları kişiliğini ele geçirdikçe çaresizlik ve umutsuzlukla bedenin iktidarı yer değiştirir, irade ve zeka devreden çıkar, hayallerin hezeyanların halüsinasyonların kumpasların kuşkunun vesvesenin esiri haline gelir.
Abartılı hayali korkular, güvensizliğin ve çöküşün ve paranoyanın ve kişilik bozukluklarının yani depresyonun önünü açar ve kişiyi kilitler.
Hareket edemez hale getirir ve hayat neşesini hayallerini umutlarını yarınlarını mahveden takıntılar ve hezeyanlara intiharlara sürükler!
Ya da yanlış hayatı sıfırdan temize çeken iradesiyle yepyeni bir başlangıçla kendine yeni bir yol açar!
Toplumlar da insan gibidir, korkulara paranoyalara kumpaslara aşağılanmalara ve ahlaki bozulmalara ve sömürülmeye ve köpekleşmeye karşı bir refleks-irade geliştirir!
Sıfırdan yepyeni bir başlangıç için ‘güvenli bir bölge’ şarttır ve kişiyi sıkıştırıp bunaltan çevreden kurtulması şarttır. Ve kendisini kilitleyen hayatı sorgulaması şarttır ve ölüm kalım ya da tamam mı devam mı gibi varoluş sorularına yepyeni anlamlar kazandırmak zorundadır!
Şöyle diyebilir, çocuklarım için yaşıyorum, şöyle diyebilir, biraz dişimi sıkayım bir iş bulayım biraz hafifleyim, şöyle diyebilir, dünyaya gelme sebebim kendime ve insanlığa bir hayrım dokunması için çabalamalıyım, vs. vs. vs.
Ancak iradesi zayıflayıp girdabına sürüklendiği korku ve vehimlerin esiri oldukça artık zekası aleyhine çalışmaya başlar. Herkesi kötü görür, kendine hiç güvenmez, kendini ve başkasını umursamaz ve zarar vermek ister. Gün boyu zekası kendini aşağılamak için çalışır ve zekası artık düşman kuvvetlerin eline geçmiş gibi olumsuz negatif sonu hep kötüye çıkan senaryolar üretmeye başlar, kapana sıkışmış fare gibi.
Üstüne talihsiz bir hayat yaşamışsa ya da psikopat cani katil vatan haini bir anne babadan geliyorsa kendini izole edip sağlıklı bir hayat kurması zorlaşır!
Ülkemin sağı ve solu, iktidarı ve muhalefeti neden kilitlendi sorusu burada yatıyor!
Ülke yanlış ideolojilerle siyaseten kilitlenmiştir, bu saatten sonra iktidar ve muhalefetin söyleyeceği yapıp edeceği her şey aleyhine işlemekte ve kendilerini öldürmektedir!
İktidarın kronik ekonomik faciayı CHP tartışmalarıyla örtmeye çalışması ekonomiyle ve üretimle yüzleşmeden kaçınıp borsa, maliyet, dolar, endeks, gibi kendini kilitleyen neo-liberal söylemlerle kurtarmaya çalışması boşuna bir çırpınma!
Eninde sonunda iktidar kendi yıkımını kendi elleriyle gerçekleştirecek! İktidarı oluşturan medyasından siyasetine sarayına kadar bütün ‘zekalar’ ve ‘imkanlar’ an itibariyle ‘intiharlarını’ hazırlıyor!
Sert sorunlarla yüzleşecek güçleri ve ideolojileri ve hikayeleri ve umutları ve elleri kolları bağlı silkinecek iradeleri yok!
Muhalefet de öyle, sert gerçeklerle yüzleşecek iradeleri programları hiç yok, muhalefetin yazarları ya da muhalefete muhalefet edenlerin de yeni bir başlangıç yapacak dünyayı yeniden anlamlandıracak tezleri hiç yok!
Her iki tarafın zekası da intihar sürecine terminal safhaya girdi!
Çünkü üstümüzdeki mavi gök(?) kapitalist neo-liberal politikalar çoktan öldü ve altımızdaki 780 bin km. karelik ülkenin güvenliği ve geleceği muhalefeti oluşturan partiler tarafından çoktandır haince programlarına yazıldı ve tartışmaya açıldı!
Çıkış yok, alternatif yok, çıkış ve alternatif gösterecek ‘aydın’lar çoktandır kovulup dışlandı ve siyaset sahnesi ülkenin bekası ve halkın geleceğini düşünecek psikolojide hiç değil!
Her biri kendi gırtlaklarına yapışmış hem kendilerini hem rakiplerini boğuyorlar ve bu intihar dövüşü her ikisinin de ölümüyle sonuçlanacak!
Önlenemez çöküş başlamıştır, buraya bir daha gelirim, daha iyi anlaşılması için dogmatik ideolojilerin esiri olup milyonlarca gencin zekasını kendilerinin ve ülkelerinin aleyhine işleten başka bir örnek vereyim!
Önce iktidara bakalım, medreselerine, alim dediklerine, ideolojilerine, siyasetlerine vs.!
İslamcılık ideolojisi kendi kendini kilitledi ve intihar etmeye çoktan başladı!
Düşünün İslamcı alimler henüz, Sevr’i imzalamış Dürrizadelere Mustafa Sabrilere Molla Saitlere ve Hürriyet ve İtilafa ve İskilipli Atıf Hoca’ya ve Seyit Rıza’ya ve Şeyh Said’i ve Saidi Nursi’ye ve Ali Kemaller’e ve Damat Ferit’e ve Refi Cevat’a ve Refik Halit’e ve Vahdettin’e ve Alemdar Gazetesi ve Peyamı Sabah’a ve hem Ermeni çeteleri hem Kürt Teali bölücüleriyle iş tutanlara vs. en küçük eleştiride dahi bulunmamıştır! Varsa yoksa Cumhuriyet düşmanlığı!
Ve iktidar bu vatan hainlerini ya medreselerinde kahraman evliya gibi okutuyor ya törenlerle anıyor ya heykellerini yapıyor ya da delilsiz belgesiz bir tarih okumasıyla akıllarınca saçma sapan argümanlarla bu vatan hainlerini temize çekiyor!
Sevr’i imzalamış ve Kuvayı Milliye’ye katli vacip diye ölüm fermanı vermiş ve kuvayı milliyeyi İngiliz korkusu ve baskısıyla durdurmak ve Yunan işgalinin önünü açmak için kuvayı milliyenin üzerine Anzavur’u gönderen bu hainler, bugün İslamcı yazarlar ve alimler tarafından ‘evliya’ gibi hürmet görüyor!
Bir ülkenin tarihinde bu kadar derin ve büyük bir saçmalık ve sapma olamaz çünkü hainlere kol kanat geren bu ideoloji marjinal ve azınlık değil devlet gücü ve imkanlarıyla iktidarda!
Vatan haini Mustafa Sabrilerin Dürrizadelerin özbeöz çocukları bugün medreselerde bugün iktidarda bugün yandaş basında!
Bir millet kendi aleyhine bu kadar sapık ideoloji yetiştiremez ve bu arızi yani birkaç kişinin paylaştığı bir ideoloji hiç değil, yüzlerce gazeteleri dergileri ve bakanlıkları ve tarikatları var!
İslamcılık ideolojisi kendini vatan hainlerine kilitledi ve süreç çoktandır aleyhlerine işliyor!
Bu deliliğe dur diyecek kimse de çıkmadı, istediğiniz kadar tarihi yeniden yazın bu kadar vatan hainini temize çekecek bir bilim bir tarih yok ve olamaz!
Ve inadım inat dedikçe de kör ve karanlık ve insanlık ve bilim dışı bir sapıklıklar ve yolsuzluklar ve yalanlar içinde batıyorlar!
Geçmişe kilitlenmiş bu kirli ve sapık yobaz ideolojiyle ülkenin ve yeni gençliğin önünü açmaları mümkün değil!
Çünkü hem yasalar hem halkımız hem tarih bilimi hem İstiklal Savaşı’nın sert gerçekleri tarafından hala meşruiyet krizi yaşıyorlar, ihanetin yanlış yoluna saptılar, ve hala çıkamıyorlar ve onları bu delilikten çıkartacak aklıselim sahibi okumuş güngörmüş bir aydınları dahi yok!
Atatürk’e deccal diyen bu medreseler ve bu tarikatları diyanet eliyle açtıkça ve devlet eliyle ihaleler verdikçe ve destekledikçe ahmakça büyüdüklerini sanıyorlar, acı gerçek, kendi intiharlarının önünü açıyorlar!
Hepsinin zekası birleşmiş tertemiz dinimizi mahvediyorlar! Hepsinin zekası birleşmiş din ve ahlak’a savaş açmışlar! Hepsinin zekası birleşmiş haşa Allahlık ve peygamberlik taslıyorlar! Hepsinin zekası birleşmiş akıllarınca Türk Milleti’nin en büyük hazinesi İstiklal Savaşı’nı kirletip karartıyorlar! Hepsinin zekası birleşmiş apaçık tarihi belgeleri kirletmek için deliriyorlar!
Bu vahşi saldırıların sessizleştirilip dizginlenen akademi ve aydınlar tarafından da artık durdurulamayacağına şahit olduk!
Artık bu sapık tarih, kenarda köşede bir meczubun hezeyanları değil artık bu sapık tarih iktidar tarafından desteklenen öne çıkartılan yazarların kör cahil hocaların marifeti!
Ben kırk uzun yıldır İslamcılar’ın içinden vatan hainlerini evliyalaştıran bu sapık tarihe dur diyecek Mehmet Akif gibi çok güçlü bir sesi yazarı boşuna bekledim!
Ümmet, Osmanlı, ensar, inanç özgürlüğü vs. diyerek bu kadar sapık ve vatan haini bir tarihi bütün medyayı ve devlet güçlerini harekete geçirdikleri halde hakim kılamadıkları İslamcıların kabul edemedikleri ve Müslüman gençliği bu palavralarla altında ezdikleri acı bir gerçektir!
Ve muhalif denilen Babacan ve Davutoğlu ve Demokrat Parti gibiler ya tüzüklerinde ya dillerinde bu sapık ve vatan haini tarihe katıldıkları ve parti programlarının bir zamanların İngiliz Muhipleri ve Kürt Teali Cemiyeti’yle aynı bölücülüğe hizmet için aynı maksatla yazıldıkları da ortada!
Hadi iktidarın medreselerde kör ve yobaz yetiştirdiği çocuklar tarih ve bilim ve milletten habersiz oldukları için içine düştükleri ihanetin ve bataklığın farkında olmayabilirler.
Ancak aynı iktidarın üniversitelerde okuyan milyonlarca genç çocuğu bu kadar ağır ve sapık bir tarihi nasıl kaldıracak?
Bu gençler bu denli temiz enerjileri ve pırıl pırıl zekalarıyla neden bu hain tarihi savunmak zorunda bırakılıyor! Ortaçağların kaldıramadığı bu pislikleri bu gençlerin sırtına yıkıp gençleri neden allak bullak mahvedip memleket düşmanı haline getiriyorlar!
Zekalarını ahlak’a insanlığa geleceğe umuda kardeşliğe Müslümanlığa kullanmak varken bu kadar beyni vatan hainlerini savunmak bagajı ve zorunluluğuyla heba ediyorlar!
Tarihe ve bilime ve milletlerine düşman hale getiriliyorlar ve hangi yüksek üniversiteyi okursa okusun karanlık bir tarikat odasındaki yobazlarla aynı dogmatik düşman hain kafayla eşitlenmek zorunda bırakılıp bu gençte yaşta insan içine çıkamayacak utandırılacak saçma sapan argümanları sahiplenmeye zorlanıyorlar!
Yazık değil mi bu gençlere, yine dinlerini sevsinler tertemiz Müslüman çocuklar olsunlar ama vatan hainlerini sahiplenmek gibi bir sapıklığı bu çocukların sırtına niye yıkıyorsunuz?
Bugün iktidar olanakları ellerinde olduğu için bu büyük meşruiyet krizini görmezden geliyor olabilirler.
Ancak iktidar gittiğinde İstiklal Savaşı’na ve Cumhuriyet’e karşı bu kadar kirli bir bagajın her birini rezil rüsvayi edip tarihten düşüreceği ve insan ve akademisyen kimliklerini kilitleyip mahvedeceğini bilmiyorlar mı?
CHP’de aynı kirli bagajı çoktan üstlendi, vatan hainleriyle işbirliğine girdi ve Seyit Rıza’lardan Fetö’lerden özür diledi hatta Ekmeleddin gibi Mustafa Sabrilerin soyunu Cumhurbaşkanı adayı gösterdi ve İzmir birinci sıradan PKK adayını vekil seçti, ve ve…
CHP’li yazarlar kitleler seçmenler zekalarını bu kadar kirli bir ittifak’ı savunmak zorunda bırakması CHP’nin sonu oldu!
Yenilgi sonrası gördük ki ‘ittifak’ mazur gösterilip siyaseten desteklenebilir ama savunulamaz! Kitleler CHP’den iğrenerek elini çekti! Ancak CHP merkez yönetimi hala kirli bagajı ittifak’ı kabul ettirmeye çalışıyor!
Vatan hainleri ve işbirlikçileriyle ve altı ok’un inkarıyla ve Cumhuriyet kazanımlarının ve devrimci kuruluş değerlerinin reddi gibi kirli bir bagajı CHP’li bir seçmen için savunulmasının mümkün olmadığını bilmiyorlar mı?
O halde niye akıntıya karşı kürek çekip CHP’li seçmeni yobazlarla eşitleyip Cumhuriyet düşmanlığının safında oy vermelerini bekliyorlar!
Şunu da bilelim CHP seçimi kazansaydı bu ittifak’ın bölücülük ve hainliklerini tıpkı AKP’li seçmenler gibi ya görmezden gelecek ya inadına yobazlığına savunacak ya da dogmatik kör tarikatçıların saçma sapan tarihlerine CHP’li seçmeni kayıtsız sessiz bırakacaklardı!
Seçim yenilgisi en azından CHP’li kitlelerin AKP gibi ihanete ortak olup AKP kadar kirlenmelerinin önüne geçmiştir!
Ve 80 yılın sağcı aydınları gibi vatan haini yobazların oyununa siyaseti alet edip Türkiye’yi yobaz tarikatçı dogmatik karanlık güçlerin insafına bırakacaklardı!
Bilindiği gibi sağcı aydınlar seksen yıldır, Cumhuriyet ve Atatürk’le fikir ayrılıkları ortaya çıkan Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Rauf Orbay ve sonra Fevzi Çakmak’ın ‘tek Parti’yle ihtilaflarını kaleme alırken bu soylu kahramanların Cumhuriyet’e çatışan görüşlerini Dürrizade, Mustafa Sabri, Damat Ferid vs. gibi hainleri meşrulaştırmak için sinsice yol açtılar!
İstiklal savaşının bu soylu kahramanlarının Cumhuriyet’le ihtilafa düştüğü doğrudur ancak bu soylu kahramanlarla Dürrizadeleri Damat Feridleri hain Vahdettin’leri temize çekenlerin ekmeğine yağ sürüp dolaylı olarak bu sapkın kirli tarihe akıllarınca meşruiyet kazandırdılar!
Kazım Karabekir ve Rauf Orbay’ın vs. Cumhuriyet düşüncesine aykırı düşmesi başka şeydir Dürrizadelerin Mustafa Sabrilerin ihaneti bambaşka şey.
Sağcı yazarlar Cumhuriyet’e kökünden karşı olan ve İngiliz yanlısı destekçisi Sevrci ve kuvayı milliyeye katli vacip diyenlerle bu soylu komutanları aynı Cumhuriyet karşıtlığında eşitlemeye çalışması bu komutanlara çok ağır bir töhmet ve hakarettir!
Sevr’i imzalayanlardan ve hain Vahdettin’den evliya çıkartmaya çalışan sapık tarihçiyi inceleyin nasıl bir yöntem izliyor, bakın, diyor, Karabekir Paşa da Rauf Orbay da Cumhuriyet’e karşıydı…
Karabekir ve Rauf ve Ali Fuat Paşa vb, işgal ve iç savaş yıllarında halifeyle TBMM arasında ikili oynadıkları ya da sonra Cumhuriyet’e karşı çıktıkları çok büyük psikolojik gel-gitlerin olduğu bir dönemde anlaşılır ve kabul edilebilir eleştirilerdir çünkü bu komutanlar istiklal savaşına en önde katılmışlardır, ancak!
Sevr’i imzalayanlar ve İngiliz muhipleri ve kuvayı milliyeye katli vacip fermanı çıkartanlar düpedüz vatan hainidir ve asla kabul edilemez ve bu hainlerin kuvayı milliyeye ve sonra Cumhuriyet’e kökünden karşı çıkmalarıyla, Karabekir, Rauf, Ali Fuat, vb. paşaların eleştirileri asla ve kat’a aynı şey değildir!
İstiklal savaşında Yunan’ın Ermeni’nin İngiliz’in Fransız’ın yanında yer alıp Sevri imzalayanlar asla ve kat’a hiçbir şekilde affedilemez.
Ve bu hainleri masum göstermek için Karabekir ve Rauf Paşalar’ın adını ‘kullananlar’ bu soylu kahramanların şöhretinden faydalanıp milli mücadelenin ve sonra Cumhuriyet’in ruhuyla akıllarınca zekamızla oynuyor ve bu soylu kahramanlara yapılabilecek en büyük iftiraları atıyorlar!
Bu sapık yobaz tarihçinin keşke Yunan galip gelseydi diyen Deli Kadir’le düşmana karşı en önde cephede kahramanca savaşan Karabekir’i vb. aynı hizada tutması soylu komutanlarımıza yapılabilecek en ağır hakarettir, sağcı aydınlar bu vahşeti nasıl görmezden gelebiliyor!
Cumhuriyet kurumları ve devrimleriyle yazarları partileri komutanları herkes tarafından eleştirilebilir modern zamanlarda devran da bu eleştirilerle döner, ancak, Cumhuriyet kurumlarını eleştirebilmek için Kurtuluş Savaşı’nda milli kuvvetlerin yanında olmalıydınız!
Kurtuluş Savaşı’nda Sevr’i imzalayanlar, Kuvayı milliyeye katli vacip diyenler ve öldürülmeleri için üstlerine Anzavur’u gönderenler ve İngiliz köpeği Damat Feridler ve Mustafa Sabriler ve İskilipli Atıflar ve Seyit Rızalarla aynı safta olacaksınız hem de Cumhuriyet’i eleştireceksin, yok öyle yağma!
Vatan hainliği her millet için kırmızı çizgi’dir, İstiklal mahkemeleri kararını vermiş işte, idamlıktır! İktidar koruması ve fikir özgürlüğüyle tarih önünde kurtulmak mümkün değildir!
CHP’si AKP’si istediği kadar çırpınsın bu şanlı tarihin kahramanlarına ve kuruluş değerlerine dil uzatamaz, değerlerini soyluluklarını azaltamaz, milli mücadeleye katılmayan hiç kimse Cumhuriyet’e dil uzatamaz!
Kurtuluş Savaşı’nda hem Yunan hem İngiliz’in yanında savaşmışsın hem de kalkmış Cumhuriyet’in soylu komutanlarını eleştiriyorsun, yok öyle yağma!
Ne zaman ki 780 bin km. karelik vatan toprağını bölünmez pazarlanmaz siyaset konusu yapılamaz bir vatansever anlayışın sahibi olursunuz ne zaman ki Cumhuriyet’in kahraman askerlerine yakışır evlatlar olursunuz, pekala, dünya ve devirler değişiyor, hukuk, iktisat, yasa ve bir çok sosyal konuda pekala eleştiriler kabul edilebilir!
Cumhuriyet düşmanlığı bu yobaz kitleler tarafından bir uyuşturucu çok sert bir ağrı kesiciye dönüşmüş, cumhuriyet’e saldırdıkça dini ve Allah’ı ve ahlak’ı değerleri ve ülkeyi nasıl yağma ve talan ettiklerini ettirdiklerini ve tecavüzleri unuttuklarını sanıyorlar! Ve çok sert uyuşturucular gibi Cumhuriyet düşmanlığı ‘bağımlılık’ yaratmış ve koskoca ülkenin ekonomik sefaletini ve hırsızlıklar uyuşturucu etkisindeki kitlelerin hiç umurunda değil ve uyuşturucu bağımlısı bu kitlelere bir de ‘dokunulmazlık’ verilmiş, İstiklal Savaşı komutanlarının sahip olmadığı ‘imtiyazları’ bu yobazlar baştacı edilip ağırlanıp keyiflerince kullanıyorlar!
Hem Vahdettin’i evliya rütbesine yükselteceksin, hem parti tüzüğüne çalımlı gizlenmiş laflarla ülkeyi böleceğiz yazacaksın hem Fetö’lerden özür dileyeceksin hem İskilip Atıf gibi İngiliz uşaklarına törenler yaptıracaksın hem Atatürk’e deccal diyen tarikatlara devlet gücü ve yasa dışı meşru zeminler vereceksin hem de Cumhuriyet’i eleştireceksin, yok öyle yağma!
Vatan haini, vatan hainidir!
Ve, kendi yağıyla kavrulup Osmanlı’nın borçlarını hangi milli teşebbüsler hangi kooperatifler hangi karma ekonomi hangi kamucu politikalarla ödediğini hiç merak etmeyip hala kapitalizmin köpekliğini yapacaksın hem de Cumhuriyet’e dil uzatacaksın, yok öyle yağma!
Zekaları artık kendileri ve ülkelerinin aleyhine işliyor ve bu yüzden ülkenin kuruluş değerleri ve kahramanları ve dirliğine dil uzatıp önlenemez intiharlarını hızlandırdıklarının hiç farkında değiller, isteseler çırpınsalar da bu ihanetten artık geri dönecek zekaları iradeleri hiç yoktur!
Ülkeyi felaketlere sürükleyen intihar meyilli zekaları kendine getirebilmek için sıfırdan başlamak şarttır, hayatı ve dünyayı anlamlandırmak, güvenli misakı milli sınırları ve kahraman kurucu kadro ve Cumhuriyet’i kuran kurucu Meclis: TBMM!
İntihardan kurtulabilmenin tek yolu Milli İrade, Milli Meclis, Milli Seferberlik ve Kendine ve Topraklarına ve Halkına Güvenmek!
Çaresizlik güvensizlik hastalığıyla çöküşlerini hızlandıran AKP ve CHP’nin tüm zekaları aydınları gazeteleri yönetimlerini bu terminal safhada ancak ‘kuruluş değerleri’ kurtarabilir!
Ve 80 yıllık sağcı kapitalist tarikatçı politikaların çıkmaza sürüklediği bu ülke ancak sıfırdan bir başlangıçla yani ülkeyi ve hayatı ‘varoluş’ kavramlarıyla anlamlandırarak yeni bir dünyaya bismillah diyebilir!
Bir ülke için en temel varoluş soruları şunlardır, biz millet olarak niçin varız, esir köle ve kimsenin köpeği olmamak için. Biz niçin yaşıyoruz, 780 bin km. kare üstünde insanlarımızın hukuk ve ekonomik fırsatlar önünde eşitlenmesi için. Biz ne için varız, kimseye muhtaç olmamak için, bizim bir milli irademiz ve bu iradenin şekillendirdiği bir ‘tarih’ var mıdır?
Milli irademizi teslim alan çürüten hepimizi köleleştiren yabancı dayatmaları ve tahakkümü ve onların siyasi temsilcileri var mıdır?
Vardır ve ülkeyi hukukundan meclisine ve ekonomisine ve holdinglerine ve medyasına hegemonyasına almıştır ve zehri artık iktidarı muhalefeti birlikte içiyor!
O halde?
Cumhuriyet değerlerini yıkmak ve vatan hainlerini temize çekmek için hiç değil!
Hepimiz zekasını ekonomik bağımsızlığımız için seferber etmeli ve, hepimizin zekası yeni bir başlangıç için milli irade milli refleks milli meclis ve bağımsızlık ve kendine güven ve bileklerine güven ve toprağına ve halkına güven için, yola çıkmalı!
Yaşasın Cumhuriyet!
İki M.Akif var unutmayın. Biri cumhuriyet öncesinde diğeri cumhuriyet sonrasında. İyi tahlil edin M.Akif’i.
Eline, diline, yüregine saglik. Iste sairin bir siirinde “geldikleri gibi gitmediler, arkalarinda kimi itini, kimi bitini, kimide .icini biraktilar, …” iste bugün Şeyh Said’leri, Damat Feridleri ve Mustafa Sabrileri ,İskilipli Atıflari ve Seyit Rızalari, Saidi Nursi’leri vb`lerini bastaci yapanlar emperyalist isgalcilerin kacarken arkalarinda biraktiklari tohumlaridir, sözün özü budur,
Yaşasın Cumhuriyet!
Vatanıyla milletiyle Yaşasın cumhuriyet.
Sayın Nihat Genç tespitiniz çok doğru.İslamcılar, kurtuluş savaşı sürecinde yaptïkları hainlikleri ve kahpelikleri gizleyebilmek,kendilerine meşruiyet sağlayabilmek Mustafa Kemal gibi bir zekaya karşı bir lider çıkartamadıkları için yïllarca Karabekir Paşa’yı doğunun fatihi olarak yüceltmişlerdir.Halbuki Karabekir Paşa İttihat ve Terakki kurucularından kurtuluş savaşında Mustafa Kemal Paşa’ya tereddütsüz bağlılïk gösteren üstün bir komutanımızdır.
Eline, diline sağlık Nihat abi. Devletin bütün kurumları devletin aleyhine çalışıyor ya da çalışan yapıların hegemonyasına girmiş vaziyette. Topyekün bir işgal söz konusu. Cumhuriyetçi ve vatansever bir hareketi yaşatıp büyütmek bu milletin tarihinin bize verdiği büyük bir sorumluluk. Hem bu toprakların hem de bu milletin evlatlarının istikbali için bütün bu hainlerin ve düşmanlığın karşısında dimdik durup kanımızın son damlasına kadar mücadele vereceğiz. Olan bitene kayıtsız kalınacak zaman değil. Sizin gibi aydınların yardımıyla bu karanlık ve hain yapılarla mücadele edip kökünü kurutmalıyız. Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın Türk Milleti!
Bu milletin acısına ortak olalım dedik, kedere boğulduk. Artık yeter, herkes kendi başına…
15 Temmuz gibi bi garabeti bayram diye selalar eşiliğin bu millete kutlatıyorlar ya, daha fazla söze gerek var mı. Sahi ne için okunurdu selalar?..
Artık Meclis’i bir anıta dönüştürebiliriz, kısa bi dönem de olsa onuruyla yaşamış Türk milletinin anısına…