Şahin Filiz
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Din ile bilimi birbirine karıştırmayın

Din ile bilimi birbirine karıştırmayın

featured

Prof. Dr. Şahin Filiz yazdı

Din bir vicdan ve gönül işidir. İnsanüstü kaynaktan geldiğine inanılan bir takım inanç esasları, kurallar ve pratikler içeren din, bireyseldir. Aynı dini benimseyen kitleler, topluluklar ve grupların olması, onun toplumsal ve siyasal bir unsur olduğunu göstermez. Ama ne var ki tam da inancın doğasına aykırı olarak din, sosyal psikolojik etmenler nedeniyle bireysel olmaktan çıkarılır; mensupları başta olmak üzere, mensubu olmayan başkalarına “şaşmaz”, “yanılmaz”, “genel geçer” bir ölçütmüş gibi, dayatılır. Dayatıldıkça bu etmenler gerçeklikten uzaklaşır, bir baskı ve zulüm aracına dönüşür. Laiklikle çatışmaya başlar. Bu noktada kalmaz, yaşamla, kültürle, sanatla ve medeniyetle çatışır. Kültür ve medeniyete ruh verecek masumiyetini ve derinliğini yitirir. Çöl koşullarını “milli”, hatta “evrensel” insanlık ilkeleri gibi pazarlamaya başlar. Bireysellikten sıyrıldığı için, bireyleri bozmakla kalmaz; toplumu baştan aşağı çürütecek tehdit unsuru halini alır.

Siyasallaşan dinde, mensupları dışındakine merhamet edilmez. Üstelik mensupları arasında bile ayrımları, bölünmeleri ve çatışmaları körükler. Tanrı adına bütün bir yaşamı, sözüm ona değişmez ölçütleriyle biçimlendirmeye kalkar. Sanatı, bilimi, kültürü ve nihayet medeniyeti, laikliğe karşıtlıkla birleştirerek düşmanlaştırır. Kendi mensuplarına bile acımayan böyle bir din algısı, ormanlara, içindeki kurda kuşa, çiçeğe böceğe, solucana, karıncaya hiç mi hiç aldırmaz. Dünya yansa umurunda olmaz. Işid ve Fetö gibi katil siyasal dinciler, “Müslümanım” diyen insan türdeşlerine acımadıkları gibi, yanan, kavrulan ormanlarımıza, içindeki canlılara en ufak bir merhamet hissi duymazlar. Tıynetleri asma, kesme, gaddarlık, umursamazlık ve hedef gözetmedir.  İnançları onları rahat bırakmaz; bu rahatsızlıklarının acısını, canlı-cansız, dinli-dinsiz, dilli-dilsiz her şeyden, herkesten fazlasıyla çıkarırlar. Çünkü onlar sömürgecilerin emir eridir.

Halkın gözünü boyarlar. Verdikleri 1’i 10 gösterir; aldıkları 10’u 1 gösterirler. Kuşkulananlar ya da itiraz edenler olursa, “veren de Allah, alan da “ deyip, sustururlar, susmazlarsa, önce ahret cehennemi, olmadı dünya cehennemi ile korkuturlar.  Çünkü kendilerini Allah yerine koymak gibi cüretkârlıklarından vazgeçemezler.

Bunu yaparken “çağdaş bilimin tüm gereklerini yerine getiriyoruz” diyerek din ile bilimi birbirine karıştırırlar. Din ile bilim birbirine karıştırılırsa, o toplumda düzen ve istikrar ortadan kalkar; bilim insanları yerine cemaat liderleri, sanatkarlar yerine tarikat şeyhleri, uzmanlar yerine azmanlar geçer. Yaşam, kültürü, bilimi, sanatı ve hatta dini ile birlikte ayaklar altına alınır.

Oysa din bireyseldir, bireylerin oluşturduğu belli bir topluluk, toplum ya da milletin ortak vicdanıdır. Bilimsel kesinliği yoktur. Dinde bilimin kesin verileri, kanıtları ve yasaları olmaz. Var denirse, o din bütün insanlar tarafından doğal olarak kabul ediliyor demektir ki, yeryüzünde hiçbir din, bilim gibi, bütün insanlarca ittifakla kabul edilmemiştir ve bundan sonra da edilmeyecektir.

Bilimde kuşku vardır; kuşku, somut kanıta dayanan sonuçlara ulaşmak için izlenen bir yöntemdir.  Bugün elde edilen bilimsel bir sonuç, zamanla yerini başka bir olguya bırakabilir. Örneğin dün kansere iyi geldiği bulgulanan bir ilaç, bugün tam tersi sonuçlar verebilir. Bu durum karşısında hiç kimse kalkıp da bilim insanlarını “dönek, kâfir, hain ya da sahtekâr” diye suçlayamaz. Çünkü bilimin doğasında kuşkucu yöntem izlenerek araştırma ve deneye başvurmak söz konusudur. Bilimin sonuçlarına herkes gönüllü uyar. Ama dinin böyle bir sonucu yoktur. Din, inanmaya, bilim bilmeye çağırır. Bilmek somut, herkes için geçerli, olgusal ve kanıtsal temellere sahipken, dinin böyle bir özelliği yoktur.

Dinde araştırma ancak, sosyolojik düzlemde yapılır. Başka bir deyişle, inançlar toplamı olarak değil, topluma etkisi bakımından kültürel veriler üzerinde araştırma yapılır. Din psikolojisi, din sosyolojisi, din felsefesi, din eğitimi gibi bilimsel alanlar, din ya da dinlerin inanç esaslarını değil, dinin bireysel ve toplumsal gözlemlenebilir etkilerini araştırır. Tarihsel, kültürel ve sanatsal görünümlerini analiz eder.  Yoksa din kendi başına bilimsel bilgi ya da araştırmanın konusu değildir.

Bilim için farklı yöntemler geliştirilmiştir. Bunlardan biri, Karl Popper’ın yanlışlamacılık kuramıdır. Buna göre bilim ve bilimsel araştırmalar, kuramların birbirini yanlışlayarak ilerlemesine dayanır. İşte bu yüzden bilim gelişmeye, yanlışlamaya, yeniliklere ve tüm insanlara açıktır. Oysa din ya da dinler böyle değildir.

Dinin sabit, değişmez yasası kabul edilen inanç ilkeleri, sadece inananlar için geçerlidir. Değişmezlik, yasalarının doğasından değil, ona inanan kişi ya da kişiler açısından geçerlidir. Bu geçerlilik ise sadece inanan kişiyi bireysel olarak bağlar; hiç kimse bu vicdani kabulünü ikinci bir kişiye sanki bilimin yasalarıymış gibi empoze edemez. Ederse, inandığı şeyden emin olmadığını zımnen itiraf etmiş olur. Öyle ya, eğer din de bilim gibi herkese şamil değişmez ve yadsınamaz yasalara sahipse, bunları başkalarına dayatmanın ne anlamı vardır?

Toprakla uğraşan çiftçiden Devlet reisine kadar isteyen, dileyen herkes inanma ve inandığını yaşama hakkına sahiptir. Bu hak devredilemez ama Demoklesin Kılıcına da dönüştürülemez. Ben yaşıyorum diye başkasını aynı şeye mecbur bırakamaz. Yine en alttan en tepeye kadar hiçbir kamu görevlisi, bireysel inancını bilimsel kesinlik gibi topluma uyarlayamaz. Kimsenin inancı kimseyi ilgilendirmez.

Yanan ormanlar dua ya da tekbirle söndürülemez. Bu yolla söndürüldüğü insanlık tarihinde görülmemiştir. Depremler şeyhin, şıhın, pirin müdahalesi ile geri püskürtülemez. Tarih yazmamıştır, yazmayacaktır. Seller mucizelerle önlenemez, görülmüş, duyulmuş bir şey değildir.

Orman yangınları akıl ve bilimle söndürülür. Depremler ve sonrası akıl ve bilimle değerlendirilir, yönetilir. Seller de öyledir.

Ülkemize sürüler halinde gelen kaçkınlar için,  “Allah onların da rızkını verecektir” açıklaması yapmak, bilimden, dinden en ufak bir haberi olmamak demektir.

Doğa, Galieo’nun dediği gibi, matematiksel bir düzene bağlıdır. Kur’an’da denildiği gibi “sünnetullah (Tanrının doğal ve toplumsal yasaları)’da hiçbir değişiklik göremezsin.” Doğa yasalarının dua ya da tekbirle savuşturulacağını söylemek, o yasaları koyan Tanrı’ya “benim için bu yasalarını del, ne olursun” demekten farklı değildir. Tanrı’yı yine Tanrı aleyhine nepotizme çağırmak, O’na da,yasalarına da saygı duymamak demektir.

Dua, insanın vicdanının en derinlerinde iyi ile bütünleşme arzu ve iradesidir.  Bu arzusunu kamuya açık bir gösteriye dönüştürmek, ahlak yoksunluğudur.

Bilim ile dini birbirine karıştırmak, ülkeyi ve milleti yanıltmak, bunaltmaktır. İstikrarsızlığa davetiye çıkarmaktır.  Tanrı’yı ahlaksızlığa zorlamaktır. Bilimi dine boğdurmak, dini doğa ile çatıştırmaktır.

Bilim ile dini karıştırmak, ikisini birbirine düşman edip kırdırmaktır.

İşte bu manzara, Siyasal İslamcılık’ın hal-i pür melalidir.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

11 Yorum

  1. 7 Ağustos 2021, 05:25

    Gene aynı burjuva yaklaşımı, vesselam! Herşeyi sınıfsal içeriğiyle, özüyle görmek zorundayız. Birbirinden 180 derece farklı olan Allah’ın dini (ilim) ile tüm diğer dinleri (hurafe dinlerini) ayırmazsak, ayrı yere koymazsak, malesef bu tipik burjuva söylemine yakayı kaptırır, din-bilim ikilemi denen bataklıktan çıkamayız. Gerçek ile sahteyi nasıl ayırdedeceğiz? Sosyo-psikolojik analizlerle mi? Felsefi analizlerle mi? Sorunun özüne yaklaşabilme kapasitesine sahip ender bilim insanlarımızdan biri olan Şahin hocadan daha derinlemesine analizler bekliyoruz.

  2. 7 Ağustos 2021, 06:25

    Bilimin kaynağı fizikî evrendir ve onun içinde olanları araştırır. İslam dininin kaynağı metafizik yâni fizikî evrenin dışında olup bilimin araştırma alanı dışında kalır ve işte tam da bu yüzden bilim ve din ayrıktır. Bilimin dine karşı olduğu veya dinin bilime karşı olduğu iddiası tamamen boş ve anlamsızdır.
    Siyasal dinciler tamamen menfaatperest, aşağılık, ahlâksız bir güruhtur. Aklını kullanmadan bunların peşine takılan cühela da suçludur ve bunların hile ile yönetimi ellerine geçirmemeleri veya hilelerini bozmak için aklını kullananlar birlikte hareket etmelidirler.

  3. ayrı gayrı da din de yok
    bilim gerçek ve değişken

  4. Bilimin kaynagi bilinmeyendir !

  5. 7 Ağustos 2021, 08:33

    Cok yararli anlatimiza tesekkurler.

  6. Bilim ve din ayrı olarak değerlendirildiği sürece kaos devam eder. şarlatanlar için kapı aralanır. hacı amca seni yönetir. eğer yüzde 90 üzerinde müslüman bir ülke isek Kuran da geçen evren yaratılması, yer gök yaratılması, evrim ile ilgili söylemleri, mucize olarak belirtilen Hz Musanın asasının yılanı dönüşmesi?, yedi uyurların asırlarca uyuması? babasız doğan Hz İsa, Hz İsanın ölüyü canlandırması? kör olanların gözünü açması, yedi kat gök, yedi kat yer, cennet-cehennem, arş, Hz İbrahimin ateşin içinden kurtulması bunlar bilimsel olarak mümkün mü değil mi. Tek tek araştırılması lazım. Şu anda bizim göremediğimiz fakat doğru kabul edilen NASA kaynaklı veya DSÖ kaynaklı bilgiler araştırılmalı. Maalesef ülkemizde böyle bir çalışma göremiyorum. Dinozorlar, Ufolar, Uzay… hep yabancıların yaptığı çalışmalar. Ülkemizde o kadar profesör var. Nerede çalışmaları. Başkalarının çalışmalarını doğru kabul edip papağanlık yapmada çok başarılıyız. Dinin üzerindeki sis kaldırılmadığı sürece çok mehdiler gelir…Tek çözümü bilim ile çözmek. fakat lusifere hizmet edenlerin yalandan bilim üretenlerin değil. Yaradan Rabbim uyuyan gözlerimizi açar inşallah. İnsanların bilim adı altında da kandırılacağını anlayacaksınız. Anladığınızda da yaşanılabilecek bir dünya kalacak mı göreceğiz.

  7. 7 Ağustos 2021, 12:48

    Aziz dostum, kavram kargaşası ve hatalı mantık yüzünden yanlış çıkarımlara ulaşmışsın. Bilim, fizikî evreni incelediği için dinden kesin olarak ayrıdır ve ona karıştırılamaz. Fizikî evrenin yaratılmış olduğu İslam dininin temel iddiası olduğu için pekalâ evrenin içindekiler hakkında söz söyleyebilir ama aslında hiç de bilimin yerine geçmemektedir. Bilinen fizik kanunlarına aykırı olan işlere mucize denir, fakat ilgili fizik kanunu keşfedilirse ona artık mucize denmez, bir tabiat olayı denir. Dinin kaynağı metafizik olduğu için asla ve asla bilimsel araştırma ile üzerindeki sis kaldırılamaz, zaten o bir inanç konusudur, bilimsel bilgi konusu değil! İnsanlık, evreni bilimle araştırmalı ve bunun için dinin verdiği ipuçları varsa kullanmalıdır. Dinin haber verdiği ölümden ötesi gibi bazı olaylar metafizik olduğu halde yâni bilimin inceleme alanı dışında kaldığı halde boş yere bilimden medet ummak sizin temel yanılgınızdır. Aynı şekilde mucizeler de olağan fizik kanunlarına aykırı olduğu halde bunların bilimsel gerçeklere ters düştüğünü öne sürerek dini reddetmek de yanlış bir çıkarımdır çünkü Hz. İbrahim ateşe atıldığında canlı TV yayını yoktu ve siz olayın sonucuna ya inanırsınız ya da yalan dersiniz. Sizin yalan demenizle mucizeler yaşanmadı denilebilir mi?

  8. 8 Ağustos 2021, 04:49

    Her şey Allah’tan geliyor düşüncelerini bırakmak gerek. Birisi bir yeri yakıyor, Allah’tan geliyor diyorlar. Başka insanların yaşadığı normal hayat için bunlar yüzünden yangın çıkıyor diyorlar, onu da Allah’a bağlıyorlar. Allah kötü insanlar mı gönderiyor. Medeni bir insan olduğunuz için tebrik ederim. Dinin insanın kendisini ilgilendirdiğini başkasını ilgilendirmediğini anlatan güzel bir yazı olmuş

  9. 8 Ağustos 2021, 04:55

    Din bir inanç, insanın inanıp inanmaması kendisine kalmış. Allah’a inanmaktan hiçbir şey kaybetmezsin

  10. 8 Ağustos 2021, 05:00

    İslam gerçek, başka dinler için hurafe demeyi bıraktığın da din savaşların olmaması için güzel bir yaklaşım yapmış olacaksın. Bir şeye inanmıyorsanız saygı duyun. Ben de islam’a inanıyorum gidip başkalarına böyle demiyorum. İnanmak saygı duymaktır

  11. ‘@Doğrudüşünelim, guzel kardesim sen de kanimca uydurulmus din yuzunden yanlis bir cikarima ulasmissin. Kuran’daki dinin kaynagi metafizik degil, tam tersine gercek, gozlemlenebilir ve olculebilir deliller (ayet) ler uzerinedir. Kuran her zaman gozlemlememizi ve sorgulamamizi ister. Bizim olum otesi falan dedigimiz olayin da bilimsel bir gerceklik aciklamasi vardir muhakkak, ancak biz bilmiyoruz bunu su anda. Gerci birisi arastirmasini yapmis (21 gram deneyi). Etrafimizdaki hersey, kendimizde dahil aslinda birer mucizeyiz, yine tezatlik suradaki bizim aslinda mucize dedigimiz sey, gercek mucizenin ortadan kalkmasi. Evrendeki kurallar’in (sunnetullah)’in durmasi. Uzun konu, ama son olarak Ibrahim’in atese atilmasi olayi, Isa’nin gokten sofra indirmesi olayi da uydurulmus din etkisinden kalan cevirilerden kaynaklaniyor olabilir. Ayette gecen sadece atese serin ol denmesi. Gerisini bilmiyoruz, zaten burada anlatilan konu Ibrahim’in onlara nasil yanmadigi degil, Ibrahim’in hicbir sekilde kararliligindan vazgecmemesi. Yagmur yagmis ates sonmus de olabilir. Allah atesi sondurmek isterse, bunu sinirsiz sekilde yapabilir. Ve hepsi de mucizedir. Bizim aradigimiz mucize ise bulutsuz yagmur, aslinda mucize olan bulutlu yagmur.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!