Şahin Filiz
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Manşet
  4. İnananları ‘kutsal imtihan’la korkutmak

İnananları ‘kutsal imtihan’la korkutmak

featured

Şahin Filiz yazdı…

İlahi/Kutsal imtihan, birçok inanç sisteminde önemli bir yere sahip olan ve insanların Allah veya diğer üstün güçler tarafından sınandığına inanılan bir kavramdır. Ancak, bu kavram, bazı durumlarda istismarı ve sömürüyü meşrulaştırmak ve hatta kutsallaştırmak amacıyla çarpıtılabilir ve istismar edilebilir.

İşte aşağıda ilahi imtihan kavramının istismar yolunda nasıl kullanıldığına dair ayrıntılı bir analiz sunalım:

İSTİSMARIN KADER OLARAK SUNULMASI

İlahi imtihan kavramı, insanların yaşadıkları zorlukları ve acıları kader olarak kabul etmelerine ve bunlara karşı koymaktan vazgeçmelerine yol açabilir. İstismarcılar, mağdurlara “Bu senin kaderin”, “Allah sana bunu yaşatıyorsa bir bildiği vardır”, “Sabret, sonunda mükafatlandırılacaksın” gibi söylemlerle istismarı meşrulaştırmaya çalışabilirler. Mağdurlar ise, istismarı ilahi bir sınava bağlayarak durumu kabullenmeye ve sessiz kalmaya yönlendirilebilirler.

SORUMLULUĞUN KURBANDAN ALINIP ÜSTÜN GÜCE YÜKLENMESİ

Kutsal imtihan kavramı, istismarın sorumluluğunu kurbandan alıp Allah’a veya diğer üstün bir güce yükleyebilir. İstismarcılar, “Allah seni sınıyor”, “Günahlarının bedelini ödüyorsun”, “Bu senin için bir ders olsun” gibi ifadelerle kurbanı suçlayabilir ve istismarı haklı gösterebilirler. Mağdurlar ise, kendilerini suçlu hissedebilir ve istismardan kurtulmak için harekete geçmekten çekinebilirler.

İSTİSMARIN KUTSALLAŞTIRILMASI

İstismarcılar, ilahi imtihan kavramını kullanarak istismarı kutsallaştırabilir ve hatta dini bir görev gibi sunabilirler. Örneğin, bazı tarikat liderleri veya dini gruplar, “Manevi olarak yükselmek için acı çekmek gerekir”, “Şeytanın sizi sınamasına izin vermeyin”, “İtaat etmek ve sabretmek en büyük erdemdir” gibi söylemlerle müritlerini istismar edebilir ve onların itaatini sağlayabilirler.

DİRENİŞİN ENGELLENMESİ

Kutsal imtihan kavramı, istismara karşı direnişi engelleyebilir ve mağdurların sessiz kalmasını sağlayabilir. “Allah’ın takdirine karşı gelme”, “İsyan etme, sabret”, “Kaderine razı ol” gibi söylemler, mağdurların istismarcıya karşı koymasını ve yardım aramasını engelleyebilir.

İSTİSMARCININ KENDİNİ AKLAMASI

İstismarcılar, ilahi imtihan kavramını kullanarak kendilerini aklamaya ve yaptıklarının sorumluluğunu almaktan kaçınmaya çalışabilirler. “Ben sadece Allah’ın bir aracısıyım”, “Onu sınamak için bunu yaptım”, “Onun iyiliği için davranıyorum” gibi ifadelerle istismarı meşrulaştırabilir ve vicdanlarını rahatlatabilirler.

Kutsal imtihan kavramı, istismarı meşrulaştırmak, kutsallaştırmak, kurbanı suçlamak, direnişi engellemek ve istismarcının kendini aklamasını sağlamak gibi amaçlarla kullanılabilir. Bu nedenle, istismarla mücadele ederken, kutsal imtihan kavramının bu şekilde istismar edilmesinin önüne geçmek ve insanların bu konuda bilinçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. İstismarın hiçbir şekilde meşrulaştırılamayacağı ve dini veya manevi hiçbir gerekçenin istismarı haklı çıkaramayacağı vurgulanmalıdır.

Sömürünün ilahi imtihan kisvesi altında nasıl meşrulaştırılabileceği ve insanların buna nasıl ikna edilebileceği üzerine özellikle ülkemizde cemaat ve tarikatların kullandıkları klişe istismar söylemlerinden örnekler verelim:

DİNİ METİNLERİN VE SÖYLEMLERİN KULLANILMASI

“Fakirlik, Allah’ın bir imtihanıdır.”

“Zenginlik, Allah’ın bir lütfudur.”

“Çalışmak ve çabalamak yerine kadere rıza göstermek gerekir.”

“Sabır ve tevekkül gösterenler, ahirette mükafatlandırılacaktır.”

“Dünya hayatı geçicidir, asıl olan ahiret hayatıdır.”

“İnsanlar arasındaki eşitsizlik, Allah’ın takdiridir.”

Toplumsal Normlar ve Gelenekler

“Herkes kendi kaderini yaşar.”

“Zenginler, toplumun liderleri ve örnek alınması gereken kişilerdir.”

“Fakirler, tembel ve çalışmayan insanlardır, bu yüzden fakirlik, fakirlerin kendi elleriyle düştükleri çaresizliktir.”
“Fakirler Allah’a daha yakındırlar ve cennete varsıllardan önce girerler.”

“Kadınlar, erkeklere hizmet etmek için yaratılmıştır.”

“Çocuklar, ailelerinin malıdır.”

PSİKOLOJİK MANİPÜLASYON

“Sömürüye uğrayanlar, günahlarının bedelini ödüyorlar.”

“Sömürüye karşı çıkmak, Allah’ın takdirine karşı gelmektir.”

“Sabır ve tevekkül gösterenler, Allah katında daha değerlidir.”

“Sömürüye uğrayanlar, ahirette daha büyük mükafatlar kazanacaklardır.”

KORKU VE TEHDİT

“Sömürüye karşı çıkanlar, Allah’ın gazabına uğrayacaklardır.”

“Sömürüye karşı çıkanlar, toplum tarafından dışlanacaklardır.”

“Sömürüye karşı çıkanlar, işlerini ve geçim kaynaklarını kaybedeceklerdir.”
“Fakirliğe sabretmeyenler cehennemde cezasını çekeceklerdir.”

ÖRNEK KİŞİLER VE HİKAYELER

“Peygamberler de yoksulluk ve zorluklar çekmişlerdir.”

“Dindar ve ahlaklı kişiler de sömürüye uğrayabilirler.”

“Sömürüye uğrayanların sabır ve tevekkül göstererek kurtuluşa erdikleri hikayeler anlatılabilir.”

Sömürü Sisteminin Meşrulaştırılması

“Kapitalist sistem, Allah’ın yarattığı doğal bir düzendir.”

“Serbest piyasa ekonomisi, herkese eşit fırsatlar sunar.”

“Rekabet, insanların daha çok çalışmasını ve gelişmesini sağlar.”

Siyasal İslamcı kesim son yıllarda inanılmaz servete ve zenginliğe kavuşmuş; dolarlar, altınlar, bin bir çeşit yemek ziyafetleri sosyal medyada sıklıkla boy göstermeye başlamıştır. İnsan emeği, hesabı yapılamayan ve verilemeyen bunca zenginlikle açıklanamadığı için fakirlere sürekli imtihan edildikleri savıyla telkinde bulunulduğunu, bu telkinleri özellikle, sermaye ve lüks yaşamın odağında yer alan tarikat ve cemaatle eliyle yaygınlaştırdıklarını biliyoruz.

Türk insanı, inancına saygısı istismar edilerek Allah tarafından sınandığı yolunda hareketsizliğe ve pasifliğe itilmektedir.

Bu çevrelere göre kutsal imtihanın muhatabı hep halk kesimidir ve yoksullardır. Hakları ellerinden alınan büyük halk kesimleri, ekonomik gücü ellerinde bulunduran azgın azınlığın kutsal imtihan propagandaları ile tutsak alınmaktadır. Oysa Allah kimseyi imtihan etmemekte; hangi ekonomik sınıftan olursa olsun her birey kendi yaptığından sorumludur. Bu sorumluluk Allah ve dinden önce, Türk toplumuna karşı duyulmalıdır. Hakkı yenen Allah değildir. Din bir sınav sistemi değildir. Çağdaş toplumlarda asıl imtihan, insanın insanlara karşı toplumsal sorumluluğu ile açıklanabilir.

Kutsal imtihanla korkutanlar, Allah’a ve dine karşı duyarlı olmadıkları gibi, Türk toplumuna karşı da herhangi bir sorumluluk duygusuna sahip değildirler. Sorumluluğu inanç istismarı yaparak halka yüklerken yetki ve zenginliği de kendilerine ait görürler. Kendilerini her türlü sınavdan muaf sayarlar; çünkü Allah katında seçkin insanlar olduğuna inanmakla kalmaz, halkı da imtihan korkusuyla buna inandırırlar.
Kutsal imtihanla korkutanlar, Allah’tan korkmayanlardır, halktan da hiç utanmayanlardır.

Eğitim işte bu yüzden Allah korkusunu değil, insanın insanlığa karşı sorumluluğunu öğreten, bilgi veren ve bilinci açan bir insanlaşma sürecidir.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

3 Yorum

  1. Yazı güzel. Ancak bu konularda Kur’an ayetleri var. Her bir konu için Tanrı’nın buyruklarını ortaya koyan bir devam yazısı yararlı olacaktır. Sayın Hakkı Yılmaz’ın Tebyin adlı kitabını tavsiye ederim

  2. 23 Eylül 2024, 09:58

    Halk için çok yararlı bir yazı,selam ve saygılar.

  3. Siyasal İslam’ın hiçbir ahlaki felsefeye dayanmadığı bu kadar güzel anlatılamazdı.Çok değerli bir yazı olmuş,duygunuza,düşüncenize,kaleminize sağlık.Eğitim konusundaki tanımınıza sonuna kadar katılıyorum.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!