Şahin Filiz
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Manşet
  4. Milli birliğe din maskeli saldırılar

Milli birliğe din maskeli saldırılar

featured

Prof. Dr. Şahin Filiz yazdı…

Cumhuriyetimizin kurulduğu toprak olan memleketim Afyonkarahisar’da tam da 30 Ağustos Zafer Bayramı’na rastgelen bu kutlu günde ulusal birliğimize saldırılarda özellikle din istismarı yönteminin nasıl işlediğini yazmak talihin acı bir cilvesi olsa gerektir.

İstiklal Harbimizde yedi düvelin içerideki yerli uzantıları fiilen Türk ulusunun önünde ikinci  bir cephe açmıştı. İç cephedeki bir kısım din istismarcısı düşmanlar, ulusal yengimizi boşa çıkarmak ve böylece ulusal birliğimizi daha doğmadan işgalci güçlere boğdurmak için özellikle İslam dinini kullanmışlar; Kuvay-ı Milliye’yi kafir ilan edip işgalcilere kucak açmışlardı. Dışarıdan fonlanan bu aktörler, din faktörünü kullanarak etkili bir yönteme başvurmuşlar, Kuvay-ı Milliye’yi dış düşman karşısında zor duruma sokmak için ellerinden geleni yapmışlardı. Esasen işgal yandaşı olmakla onlar hiçbir zaman ne Müslüman ne dindar ne de vatansever olabilmişlerdi.

Bugün de değişen pek bir şey yoktur. Adları farklı ama misyonları aynı şarlatanlar önceki hezimetlerinin intikamını alırcasına Cumhuriyetimizin 100. Yılında  din faktörünü kullanma yöntemine tekrar başvurmaktadırlar. Yalnız İslam dinine değil, bütün din ve inançlara hoşgörülü ve saygılı olan Türk ulusunun Cumhuriyet’le perçinlenmiş birliğini bozmak için öncelikle dini değerleri yozlaştırmayı denemeye devam etmektedirler. 

Tarikat-cemaatler ve bu yasa dışı yapıların devlet ve siyasetteki uzantıları, sanki “Fethullah öldü, yaşasın diğer Fethullahlar” dedirtircesine yeni Türk ve Cumhuriyet düşmanlarını, din tahripçisi cahil ve yobazları piyasaya boca etmektedir. Sağlıklı ve doğru bir İslam öğretimini ve bu öğretimle gerçek bir Müslümanlığı kastetmediğimi belirtmeme bilmem gerek var mıdır?

Ulusal birliğimize saldırıya alan ve mevzii açmak için önce İslam dinini çığırından çıkarmakla işe başlıyorlar. Bir ülkenin büyük çoğunluğunun mensubu olduğu ya da derin saygı duyduğu bir dini bozmak, o ülke halkının ulusal birliğini dağıtmak için etkili etkili yöntemdir. İdeolojik cahil aktörler dinde yeri olmayan hatta tümüyle ters düşen görüş, fetva veya hükümleri, siyasi desteği arkalarına alarak arsızca, hayasızca ve yüzleri kızarmadan her türlü iletişim yollarını devreye sokarak Türk halkına dayatma yarışındadırlar. Hz. İsa’nın annesini ahrette Hz. Muhammed ile evlendiriyor, hırsızlığı yolsuzluk kavramıyla yumuşatıp meşrulaştırıyor, taciz ve tecavüze uğrayanın rızası olduğunu söyleyerek bu zorbaca cürümleri “rıza” kavramıyla dini ve ahlaki  literatüre sığdırıyor, çocuklara ya gelin ya cinsel meta gözüyle bakıyor ya da bakılması için İslam’a aykırı ama İslam adına hükümler veriyor, Atatürk’e ve silah arkadaşlarına dini söylemlere sığınarak lanet okuyor, Taliban’a, cihatçılara ve ülkemizi bir baştan diğer başa işgal eden denetimsiz ama planlı bir sığınmacı işgaline itiraz edenleri faşistlikle, ırkçılık suçluyor, her tarikat kendine göre kumdan  her gün halifelik kurup yıkıyor, Yunan veya Fransız işgalini kutsuyor, İşgalci güçlere kölelik yapmayı bağımsız bir Türk yurttaşı olmaktan yeğ tutuyor, Hatay’ın Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde olmasından Fransızlardan daha çok rahatsız oluyor….

Saymakla bitmez… Her birimiz bu listeyi daha da uzatabiliriz. 

Peki bütün bu akıl dışı, insaf ve insanlık dışı söylemleri kimler uydurup ortalığa atıyor?

Türk ulusuna tarihsel, etnik ya da kültürel kini biriktirmiş olan etnik bölücüler dahil olmak üzere özellikle dini, ulusal birliği yıpratmak için istismar eden “Modifiyeli Fethullahlar”, din faktörünü saldırı yöntemi olarak kullanmaktadırlar. Din adına ileri sürdükleri görüşlerin hemen hepsi gerçek dışı ve hayal ürünüdür. Haram ve yasa dışı yollarla edindikleri ticari ve ekonomik gücü korumak, artırmak ve devlete egemen olma aşamasını tamamlamak amacını güderek imam, vaiz (gerçek imam ve vaizleri tenzih ederim) ya da şıh rolündeki aktörlere ulusal birliği yıpratmanın yolu olarak dini yozlaştırma yöntemini öğretmektedirler. Tarihsel süreçte yöntem hep aynıdır. Önce halkın dini duygu ve bilgilerini alt üst edeceksin. Kafası karışan bir toplum, ulusal birliği algılamaktan uzaklaşır. Baldızla, evlatlıkla ya da reşit olmamış çocuklarla evlenebilirsin fetvası ile aile, ahlak ve ulusal kültürel değerler büyük yaralar alır. İslam’ı böylece cinsel, ticari ve siyasi bir magazin konusu haline getirerek toplumdaki manevi dayanışmayı ve kültürel birliği tehdit ederler. 

Hırsızlık yolsuzluktan öte bir şey değilse, cinsellik için İslam ahlakı, evrensel ahlak ve Türk kültürü düzenleyici değerler olmaktan çıkarıldı ise ve her türlü gücü elde etmek için her türlü dini ve insani kural, hukuk veya yasa çiğnenebiliyorsa, bir ulus nasıl olur da birlik bilincine odaklanabilir? Hz. Muhammed, bu tür modifiyeli dincilere adeta asırlar öncesinden “utanmıyorsan, her şeyi yapabilirsin” diye seslenmektedir.

Türk ulusal birliğini ve Cumhuriyeti hilafet, Arapçanın kutsallığı, Ensar-Muhacir kardeşliği ve Şeriat gibi, ne olduğunu kendilerinin de bilmediği tetik kavramlarla yıpratmayı hedefleyen ideolojik cehalet, Türk ulusunu, büyük saygı duyduğu dini değerlerden, evrensel ahlaktan, vatan-millet sevgisinden ve aile kültüründen soğutmakla hem İslam’ı hem de Ulus-devlet kavramını önemsizleştirmeye çalışmaktadırlar. Bu aktörler inanç ve anlayış bakımından Fetö’nün devamı olduklarını söylem tarzı ve içeriği olarak gizleyememektedirler. Çünkü yöntem aynı, hedef aynıdır.

Türk halkının ezici bir çoğunluğu sağlıklı ve doğru bir İslam inancına bağlıdır ya da bağlı olma arzusundadır. Bize bağımsız bir Cumhuriyet, cennet bir vatan ve en önemlisi yurttaş olma fırsatını veren Ulu Önder Atatürk’e düşmanlık, yalnız laik, sosyal ve hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne veya Ulusal Birliğimize değil, aynı zamanda İslam dinine düşmanlıktır.  İçeride ve dışarıda, ülkemiz ve ulusumuzu hedef alan her yapı, kişi ya da güç, bunu yapmak için İslam dinini istismar etmektedir. Böyle yapanlar, yurttaş  olamadıkları gibi gerçek bir Müslüman da olamamışlardır.

“Hatay Arap’tır ve Fransızların elindeyken ezanın Arapça okunmasına izin veriliyordu, ama el değiştirince ezan zulmü başladı” demek, İslam dini yerine emperyalist bir din ikame etmek ve bu din yoluyla ulusal birliği çözmeyi hedeflemek değil de nedir?

Türk’e Arapça ezan okununca zulüm olmazken Türkçe okununca neden zulüm olsun?  Nasslarda ezanın dili konusunda hiçbir bağlayıcı hüküm yoktur. Ezanın dilini tartışmak bu yazının konusu değil ama Türk’e, Türk diline, Türk kültürüne ve ulusal birliğe saldırmanın en rağbet gören yöntemi olarak nasıl da din adına hikayeler, yalanlar ve hayal ürünü safsatalar ortaya attıklarına dair en somut örneklerden biri de işte bu ezanın dili sorunudur.

Türk Ulusu, din faktörünü kullanarak ulusal birliğini ve ulusal değerlerini ortadan kaldırma girişimlerine karşı uyanık olmalıdır. Biliniz ki ulusal birliğimize saldıranlar, önce yobazlıkla, gericilikle ve cehaletle İslam’ı çığırından çıkararak adım atmaktadırlar.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

3 Yorum

  1. 8 Eylül 2023, 11:50

    Ulus Devlet’imizin ezeli ,işbirlikçi düşmanlarına karşı yurttaşlarımızın bilincinin yükseltilmesi, yaşamsal önemde bu konuda ki katlılarınız önemli, varolunuz.

  2. 8 Eylül 2023, 12:19

    Sonsuza kadar Türk ve Atatürk!

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!