Kıbrıs Adası üzerindeki yaşam izlerinin milattan önce on bin yıllarına kadar uzandığı bilinmektedir. Adaya ilk yerleşenlerin kökenleri ise Anadolu’ya dayanmaktadır.
Milattan önce 1500 yıllarından itibaren Kıbrıs’ta, Mısır, Hitit, Ege ve Anadolu’dan gelerek adada koloniler kuran kavimler, Fenike, Asur, Pers, Antik Yunan, Roma, Bizans, Arap, Tapınak Şovalyeleri, Luzinyan Hanedanlığı, Ceneviz, Memluk egemenliği hüküm sürmüş ve 1571 yılında da Osmanlı egemenliği dönemi başlamıştır.
Osmanlı egemenliğindeki Kıbrıs Adası, 93 Harbi sonrasında İngiltere’ye kiralanmış, Birinci Dünya Savaşında İngiltere adayı ilhak etmiş ve Lozan Antlaşması ile de bu ilhak resmiyet kazanmıştır.
Rauf Raif Denktaş, 27 Ocak 1924 tarihinde, Lozan Antlaşmasından bir yıl sonra Kıbrıs’ın Baf bölgesinde doğmuş, Türkiye ve Kıbrıs’ta ilk, orta ve lise eğitimini tamamlamıştır. 1942 yılında, 18 yaşındayken, Dr. Fazıl Küçük ile tanışmış, “Halkın Sesi”nde yazılar yazmaya ve Kıbrıs üzerinde binlerce yıldır süren egemenlik mücadelesinde yer almaya başlamıştır. 1944’de İngiltere’de hukuk eğitimine başlayan Denktaş, 1947 yılında Lincoln’s Inn’den mezun olmuş ve Kıbrıs’a dönüp avukatlığa başlamıştır.
Kıbrıs’ta gördüğü eğitim sırasında yaşadıklarını “Biz Kıbrıs’ta İngiliz sömürgesiydik. Yaşa Kral’ım diye İngiliz marşları söylüyorduk. Öğretmen ‘içinizden Kral’ım yerine Kemal’im deyin’ diyordu.” diye anlatan Rauf Denktaş, eğitim sırasında İngilizlerin vermek istediklerinin aksine, 1948 ve 1949’da Kıbrıs Valisi tarafından oluşturulan Anayasa Konseyi’nde önce savcı yardımcısı ve sonrasında da savcı olarak görevliyken “İngiliz Müstemleke İdaresinin gasp ettiği hakların iadesi” için bir rapor hazırlanmasında büyük rol oynamaktan çekinmemiştir.
Rumların, Kıbrıs’ın Yunanistan ile birleşmesi düşüncesi olan ENOSIS ve onun uygulaması olan EOKA Örgütünün silahlı eylemlerine karşı koymak üzere hükümetteki görevinden ayrılarak arkadaşlarıyla birlikte 1 Ağustos 1958 tarihinde “Kıbrıs Türk Mukavemet Teşkilatı”nı (TMT) kurmuştur.
1959 Zürih Antlaşmasının hazırlanmasında perde gerisinde etkili olmuştur. Türkiye’nin garantisinin 650 kişilik bir alayla etkin ve fiili bir duruma getirilmesi Denktaş’ın ısrarı ve Dr. Küçük’ün de kendisini desteklemesi ile mümkün olmuştur.
Londra Anlaşmasının imzalanması sonrasında, Zürih ve Londra Antlaşmalarına istinaden hazırlanan Kıbrıs Anayasasının kabulüyle de 15/16 Ağustos 1959 gece yarısı “Kıbrıs Cumhuriyeti” ilan edilmiştir. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilanıyla Yunanistan “ENOSIS”, Türkiye de “TAKSİM” tezinden vazgeçmiştir.
Ancak bu umutlu gelişme çok uzun sürmemiş ve Denktaş tarafından öngörüldüğü gibi 1963 yılı Aralık ayında başlayan ve tarihe Kanlı Noel diye geçen Rum saldırıları 1964 yılında da şiddetle devam etmiş, Kıbrıs Türk toplumu var olmakla, yok olmak arasında yaşamıştır.
Denktaş Kıbrıs’taki gelişmeler karşısında 26 Şubat 1964 tarihinde Londra’da başlayan Birleşmiş Milletler görüşmelerinde Kıbrıs’taki Türk cemaati adına Birleşmiş Milletler Güvenlik Komisyonu’nda bir konuşma yapmış ve bu konuşmasından dolayı Makarios tarafından Kıbrıs’a girişi yasaklanmıştır.[1] Denktaş bu kısıtlama nedeniyle Türkiye’de geçirdiği dört yılı “hayatının en zor dönemi” olarak nitelendirmiştir.[2]
Temmuz 1964’te Rumlar Ada’da Türklere karşı saldırılara başlamıştır. Denktaş, sürekli olarak Ada’ya gitme yollarını aramasına karşın Makarios hükümetinin “Denktaş’ın Ada’ya döndüğü takdirde tutuklanacağını”[3] açıklaması nedeniyle bu isteğini yetkililere kabul ettirememiştir.
Ancak Denktaş, Türk Hükümetinin resmen haberi olmadan Türkiye’nin Kıbrıs’taki eski bayraktarı[4] Rıza Vuruşkan ile birlikte zorlu bir deniz yolculuğundan sonra 31 Temmuz 1964 gecesi adaya ulaşmış ve Erenköy’de mücahitler tarafından karşılanmıştır. Denktaş, Erenköy’e ayak bastıktan sonra not defterine şunları yazmıştır: “Sekiz aylık bir ayrılıktan sonra Kıbrıs’a ayak basıyorum. İçimde tuhaf bir his var… Sanki Kıbrıs’a değil de işgal altında bulunan Anadolu parçasına geldim. Bizi karşılayanlar hep yorgun, bitkin insanlar, içlerinde ağlayanlar var. Ağlamamak için kendimi zor tutuyorum. Kıbrıs’tayım artık… Kıbrıs!”[5]. Denktaş’ın Erenköy’deki günleri şiddetli çarpışmalarla geçmiştir.
Bu süreçte Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği ile Birleşmiş Milletler’in baskıları ve belki de en önemlisi Türk Silahlı Kuvvetleri’nin amfibi harekât yeteneğinin olmaması nedenleriyle Kıbrıs’a müdahale edememiştir.
Denktaş, 10 Ağustos 1964 gecesi Ankara’ya geri dönerek Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Dairesi’nde çalışmaya başlamış, Kıbrıs Türklerinin yaşam mücadelesine sonsuz bir destek vermiş, ancak uygulanmasını istediği politika ile Türk hükümetinin politikası çeliştiğinden zaman zaman sorunlar yaşamıştır.
21 Ekim 1967’de yine Türk hükümetinin haberi olmadan Ankara’dan İskenderun’a, oradan da Nejat Konuk ve Erol İbrahim ile birlikte bir motorla Ada’ya gitmek için harekete geçen Denktaş, bindikleri motorun Larnaka yerine Ada’nın kuzey ucundaki Karpaz’a çıkması nedeniyle Rumlar tarafından yakalanmıştır.
Önce Yunan karargâhında sonra da Rum Merkez Karakolunda sorgulanan Denktaş, “Niye geldin?” sorusuna “Enosis tamamdır, adını koymak kalmıştır şeklinde beyanatlarınız vardır… Bana gelen haberlerde bazı insanlarımızın buna inandıklarını ve size mukavemetin gereksiz olduğunu düşünenlerin de olduğunu görüyordum; diğer yandan da bana sonuna kadar dayanırız diyenlerden de haberler geliyordu… Doğrusu neydi? Bunu tespit ederek halka yön vermek için geldim. Siz de biliyorsunuz ki tespitim bu işin bittiği, Enosis’in tahakkuk ettiği yönde olursa bunu halkıma duyuracak cesaretteyim, ancak mukavemetin devam edebileceğini görürsem bunun daha etkili bir şekilde devam etmesi için elimden geleni de yaparım. Bu nedenle geldim” demiştir.
Denktaş, Türk Halkının tepkisi, Türkiye’nin baskıları ve uluslararası girişimler sonucunda günler süren sorgulamalardan sonra 12 Kasım 1967 tarihinde serbest bırakılmıştır.[6]
1967 yılının sonunda Ada’da Rumların Geçitkale saldırılarından sonra, toplumlararası müzakerelere başlanması kararı alınmış, Türk tarafını temsil edecek kişi olarak Denktaş seçilmiş, 13 Mart 1968 tarihinde Ada’ya dönmüştür.
Ada’da mücadelesine devam eden Rauf Denktaş 5 Temmuz 1970 tarihinde yapılan genel seçimlerde Türk Cemaat Meclisine Meclis Başkanı seçilmiştir.
16 Şubat 1973 tarihinde de Kıbrıs Türk Toplumu tarafından yeniden başkan seçilmiş, Kıbrıs Cumhurbaşkanı Muavini ve Kıbrıs Türk Yönetimi Başkanı olarak göreve başlamıştır.
Ne yazık ki yapılan bütün çalışmalara rağmen Kıbrıs Türklerinin yok edilerek adanın Yunanistan’a bağlanması hedef ve eylemlerinde bir değişme olmaması üzerine garantör devletlerden biri olan ve 1964’te yaşadıklarından ders alan donanmasının amfibi harekât yeteneği kazandığı Türkiye, 15 Temmuz 1974’te Kıbrıs’a müdahale etmiştir.
Denktaş, Barış Harekâtı’ndan sonra Makarios’un adaya dönmesi üzerine Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin ilanını sağlamış, Devlet Başkanı ve Meclis Başkanı görevlerini yürütmüştür. Federe Devlet Anayasası uyarınca 1976 ve 1981’de yapılan seçimlerde halk tarafından Devlet Başkanlığına seçilmiştir.
Kıbrıs Türk halkı, 20 Mayıs 1983 tarihinde Devlet Başkanı Rauf Denktaş’a bir muhtıra vererek bağımsızlık ilan edilmesini istemiş, Kıbrıs Türk Federe Devleti Meclisi de 15 Kasım 1983 tarihinde oybirliğiyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ilan etmiştir.
Rauf Denktaş 1985, 1990, 1995 ve 2000 yıllarındaki Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanarak görevine devam etmiştir.
Türkiye’de Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 3 Kasım 2002 tarihinde iktidara gelmesiyle birlikte Ankara ve Denktaş arasında Kıbrıs politikası üzerinde kuvvetli ayrılıklar oluşmaya başlamıştır.
Çözümsüzlük çözüm değildir ilkesiyle hareket eden Türk Hükümeti, ömrünü Türk halkının güvenliği ve bağımsızlığı ile 1571’den beri Türk egemenliğinde olan Kıbrıs’ın yitirilmemesine adayan, Annan Planı’na karşı olduğunu “Annan Planı’na ’hayır’ demem, reaksiyon değil görevdir. KKTC devletini koruma yemini içmiş biriyim. Dolayısıyla devleti yok sayan bir anlaşmaya hayır demem reaksiyon değil görevdir. Taslak anayasada Mustafa Kemal’i çıkarıyorlar. Atatürkçülüğü öğrenmeyelim istiyorlar…” diyerek açıklayan Denktaş’a karşı haksız bir itibarsızlaştırma politikası sürdürmeye başlamıştır.
2004 yılında Denktaş’ı özel bir ziyaret için geldiği Karamürsel’de görme ve konuşma şansım olmuştu. Eşiyle birlikte son derece zarif ve alçakgönüllü davranışları ile gönüllerimizi kazanmışlardı. Rauf Denktaş’ın ruhen yorgun olduğu anlaşılıyordu. Söyleşimiz doğal olarak Kıbrıs üzerine oldu. Geleneksel Kıbrıs politikasını sürdüren Denktaş, Türk Hükümeti ile çelişiyor ve inanılmaz biçimde zorlanıyordu. Aramızda bunları konuşurken Denktaş’ın “Durum çok kötü, bildiğiniz gibi değil” anlamına gelecek sözler söylediğini ve gözünden bir damla yaş aktığını anımsıyorum. Yaşamını Kıbrıslı Türkler ve Türkiye’nin jeopolitik çıkarlarına adamış bu özel insanın bu duruma düşürülmesi çok hazindi.
Sonuçta Denktaş 2005’deki Cumhurbaşkanlığı seçimine aday olmamış, Annan Planı nedeniyle görüş ayrılığına düştüğü Türk Hükümetine, Kıbrıs meselesini halletmek fırsatını vermek istemiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından verilmiş Üstün Hizmet ŞEREF MADALYASI sahibi Rauf Raif Denktaş 13 Ocak 2012 tarihinde vefat etmiştir.
Günümüzde Kıbrıs, jeopolitik değeri daha da artan, münhasır ekonomik bölge tartışmalarında Türkiye’miz açısından yaşamsal önemi olan, hatalı bir barış ve birleşmenin gelecekte mutlaka savaş nedeni olacağı, bugünkü duruma erişebilmek için yüzlerce şehit verdiğimiz bir vatan parçasıdır. Kıbrıs’ın Türkiye tarafından sahiplenilmesinde Rauf Denktaş’ın emeklerinin çok büyük payı vardır. Türk Ulusu olarak bu büyük insana karşı minnet duyguları içinde olmalıyız.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilan edildiği bu günde Sayın Rauf Raif Denktaş’ın kahraman ve tarihi kişiliği önünde saygı ve minnetle eğiliyorum. Ruhu şad olsun…
[1] Niyazi Kızılyürek, Glafkos Klerides, 2007, s.142
[2] Dr. Hande Erol, Rauf Denktaş’ın Ankara’daki zorunlu ikamet yılları ve faaliyetleri (1964-1968)
[3] Milliyet, 12 Temmuz 1964, s.1
[4] Bayraktar: Türkiye’den gelen komutanlara verilen isimdir.
[5] Nur Batur, Rauf Denktaş – Yeniden Yaşasaydım, 2007, s.269
[6] Milliyet, 1 Kasım 1967, s.7
Bu değerli bilgiler için teşekkürler elinize emeğinize sağlık Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet inin kuruluş yıldönümü kutlu olsun.
Teşekkür ederim paşam.
Bu gunlerde Rauf Denktas gibi Turklugunden, vatanindan gurur duyan ve ugrunda her turlu fedakarligi yapmaya hazir vatanseverlere her zamankinden fazla ihtiyacimiz var. Aydinlattiginiz icin tesekkur ederim sayin amiralim.
Rahmetli Denktaş’ı Türkiye’de yuhalatan lidere bu sitede laf söyletmiyorsunuz .