Turgay Erdağ
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Vardiya Bizde kadınları

Vardiya Bizde kadınları

featured

2005 yılında Şemdinli’de Umut Kitabevi’ne bomba atılması olayı ile Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yönelik kumpaslar başladı. Kitabevini bombaladıkları iddiasıyla iki astsubay tutuklandı. Askeri ve sivil hukuk makamları arasında gidip gelen yargılamalar ve verilen çelişkili kararlar sonucunda sanıklar 40 yıl hapse mahkûm edildiler.

2005 yılından sonra Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları ile eş ve çocuklarını hedef alan ahlak ve vicdan dışı büyük bir karalama kampanyası başlatıldı. Sosyal medyada kaynağı belli olmayan hesaplarla, imzasız ihbar mektuplarıyla yapılan bu kampanya etkili oldu. Türk Silahlı Kuvvetleri de imzasız ihbarlara işlem yapmaya, kendi evlatlarını küstürmeye, tasfiye etmeye başladı.

2006 Mayıs ayında Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın kahraman pilotu Yüzbaşı Murat Eren, üstün cesaret ve feragat madalyası almak üzereyken devlet büyüklerine suikast yapacağı iddiası ile tutuklandı.

2008-2010 yılları arasında Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı yürütülen bu kampanya daha da büyütüldü. Amirallere Suikast, Poyrazköy, Ergenekon, Casusluk, Balyoz gibi isimli davalarla emekli ve muvazzaf askerler en temel hukuk kuralları çiğnenerek tutuklanmaya başladı.

11 Şubat 2011 tarihinde Cumhuriyet tarihimizin en önemli olaylarından biri gerçekleşti. Silivri Cezaevi içindeki spor salonundan bozma duruşma salonunda yapılan Balyoz kumpası yargılaması sırasında 163 subay, salon kapıları üzerlerine kilitlenerek toplu şekilde tutuklandılar. Bütün geceyi duruşma salonunun sandalyeleri üzerinde geçiren askerler, sabah askeri ve sivil cezaevlerine nakledildiler.

Artık Türkiye’nin kurumlarının bir kısmını ele geçiren çetenin yapacaklarının boyutu anlaşılmıştı. Devleti ve devletin kurumlarını yöneten etkili ve yetkili insanların bir kısmının çekinerek, bir kısmının da örtülü veya açık destek vererek tepki göstermedikleri bu durum karşısında, tutuklanan askerlerin eşleri, 11 Şubat 2011 gecesi Silivri Duruşma Salonu’nda aldıkları, “VARDİYA BİZDE” platformu oluşturma kararını yaşama geçirmek üzere ayağa kalktılar.

Vardiya Bizde kadınları adalet istemiyle Beşiktaş Adliyesi önünde ilk eylemlerini yaptılar. Daha sonra da yanlarına yirmi bin kişiyi alarak Anıtkabir’e gittiler. Türkiye’nin ve Dünya’nın değişik şehirlerindeki meydanlarda her cumartesi saat 13.00’da “Sessiz Çığlık” eylemlerine başladılar.

 w=
İzmir sessiz Çığlık’ta bebek de eylemde

Kadınların başlattığı bu eylemler zinciri, başlangıçta vatan hainlerinden oluşan çeteyi durduramadı. Askerlerin tutuklanmasına devam edildi. Yargılamalar sonunda yüzlerce asker ve az sayıda da olsa sivil ağır hapis cezaları aldı. Bu cezalar aynı çetenin ele geçirdiği Yargıtay’ın ilgili ceza dairesi tarafından da onandı.

Bu süreçte, aralarında Yarbay Ali Tatar, Albay Murat Özenalp, Albay Berk Erden, Tuğamiral Cem Aziz Çakmak, emekli Orgeneral Teoman Koman’ın da olduğu 12 asker atılan iftiralara dayanamayarak yaşamını kaybetti.

 w=
Yarbay Ali Tatar’ın kabri, yengesi Leyla Tatar – Ankara

Kadınlar mücadeleyi asla bırakmadılar. Büyük bir iletişim becerisi göstererek kamuoyunun dikkatini tutsak alınan Türk askerleri üzerinde topladılar.

Televizyon haber kanallarında oynanan oyunu anlattılar. Gazetelere röportaj verdiler. Halka, kurulan kumpası anlattılar. Sivil toplum kuruluşları ile görüştüler. Gösteriler yaptılar. Etkinlikler düzenlediler.

Çetenin giderek güçlenmesi ve devlet içinde mevzi kazanması sonucunda hedefe siyasal iktidarı yani hükümeti almaya başlaması üzerine isimli davaların birer kumpas olduğu bizzat hükümet yetkilileri tarafından da açıklandı.

Sonunda tutuklu askerlerin Anayasa Mahkemesi’ne yaptıkları başvuru ile mahkeme hak ihlali yapıldığına hükmetti. Askerler serbest bırakıldılar ve yapılan yeniden yargılama sonucunda da beraat ettiler.

 w=
Adalet arayan kadınlar – İstanbul Sessiz Çığlık

Kimdi bu mücadeleyi yürüten kadınlar?

Mesela, on bir yaşındaki Alara’ydı. Hapisteki dedesi emekli Korgeneral Hayri Güner için Sessiz Çığlık’larda konuşmalar yaptı, şiirler ve mektuplar yazdı, resimler çizdi. Silivri zindanındaki dedesini yaşama bağladı.

Mesela, avukat Şule Nazlıoğlu Erol’du. Duruşmalarda yaptığı savunmalarla kürsüdeki çete elemanlarına hadlerini bildirdiği gibi, Anayasa Mahkemesi önünde başlattığı adalet nöbeti ile Türkiye’nin gururu oldu.

Mesela, gazeteci Müyesser Yıldız’dı. Korkusuzca gerçekleri dile getirerek, Vardiya Bizde’nin kadınlarına büyük destek verdi ve herkesin gözünde büyüdü.

Mesela, iftiralara dayanamayarak Türk Ulusu’nun vicdanına seslenebilmek için yaşamını feda eden ve onurlu direnişin sembolü olan Yarbay Ali Tatar’ın eşi Nilüfer’di, kızı Gökçen’di, Ali’nin annesi Satı Ana’ydı, Ali’nin kardeşi Hürriyet’ti…

Mesela, Mamak Askeri Cezaevi’nde açık görüşte oyun oynadığı babası Albay Murat Özenalp’in beyin kanaması geçirmesini izleyen çocuk, Duru’ydu.

Mesela, Murat Özenalp’in ölümüyle büyük acılar yaşayan annesi, Samiye Anne’ydi…

 w=
İzmir Sessiz Çığlık’ta küçük eylemci Deniz Kurmay Albay Murat Özenalp’in fotoğrafı ile

Mesela, Murat’ın cenazesinde, çeteye karşı direnmeyen ve devletin önemli mevkilerini işgal edenleri “Siz ilk görevinizi yapın, biz son görevimizi yaparız!” diye bağırarak kınayan kadındı…

Mesela, Hasdal Askeri Cezaevi’ne açık görüşe geldiğinde amiral oğlunun avucuna kimse görmeden elli lira harçlık tutuşturan, Sessiz Çığlık eylemlerine elinde oğlunun fotoğrafı ile katılan seksen iki yaşındaki Tasfire Ana’ydı…

Mesela, bir amiralin sosyal medyada dolaşan mektubunu okuduktan sonra, kızını yanına çağırarak “Kızım, komutan herkesi duruşmaları izlemeye çağırıyor, önemli olmasa çağırmaz. Sen de gitmelisin!” diyen 80 yaşındaki emekli öğretmen anne ve içine kurutulmuş çiçek gizlediği kitabı Silivri duruşma salonuna getirip tutsak askerlere armağan eden kızı Hülya Ulusoy’du…

Mesela, babası Amiral Cem Aziz Çakmak hapiste diye evlenmeye zor ikna edilen ve düğününü Hasdal Askeri Cezaevi’nde yapan Tuğçe’ydi…

Mesela, Tuğçe’den bir gün önce yine Hasdal’da düğünü yapılan Amiral Semih Çetin’in kızı Gökçe’ydi…

Mesela, eşlerinin tutuklanmalarını bir vatan görevi gibi görüp, bir yandan çocuklarına müthiş bir çaba ile sahip çıkıp ayakta kalmaya çalışan, bir yandan da eşleri için hukuk kavgasına ve arayışına giren bütün VARDİYA BİZDE KADINLARI’ydı…

Mesela, asker yakını olmamasına rağmen Türk Ulusu’na kurulan büyük kumpası gören, Sessiz Çığlık eylemlerine katılarak büyük destek veren, hapisteki askerlere moral mektupları yazan, ziyaretlerine giden, Silivri Çadırı’nda nöbetler tutan yüreği vatan sevgisiyle dolu tüm KADINLAR’dı…

 w=
Direne direne kazanacağız – İstanbul Sessiz Çığlık

Vardiya Bizde kadınları…

Korkmadılar. Caymadılar. Büyük acılar ve yoksunluklar yaşadılar. Dul kaldılar. Yetim kaldılar. Evlatsız kaldılar. Kardeşsiz kaldılar. En önemlisi de HUKUKSUZ kaldılar…

Cumhuriyet tarihinin büyük ve uzun soluklu bir direnişini gerçekleştirdiler.

Dünya kadınlar gününde Vardiya Bizde kadınları nezdinde tüm Cumhuriyet kadınlarına saygı ve minnetle…

Sevgiyle kalın.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 Yorum

  1. 8 Mart 2020, 07:49

    Eline, kalemine sağlık güzel insan.
    Teşekkürler

  2. Değerli amiralim,
    Elinize sağlık. Tutuklanan yiğit gezeteciler yani Barış’şlar için de bir yazınız bekleriz.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!