Dr. Barış Adıbelli yazdı…
Bugün Suriye’de ne ilginçtir ki Ahmet Şara hükümeti ile devrik Esad rejimi veya dostları olan Rusya ve İran uğraşmıyor, onların yerine adeta İsrail uğraşıyor. Esad rejimi devrildiğinde Esad Moskova’ya kaçtığında hatta İran ve Rusya Suriye’yi terk ettiğinde hep beraber dedik ki Rusya ve İran bir şekilde tekrar sahaya döner. Özellikle de İran, Ahmet Şara hükümetiyle uğraşır. Ancak sahada yaşanan gerçekliğe bakıldığı zaman ne İran ne Rusya sahada var ama İsrail canla başla Suriye’de yeni yönetimi başarısız kılma, Suriye’yi bölme, parçalama, Suriye’de istikrarsızlık yaratma adına elinden gelen her şeyi yapmaktadır.
Bugün Suriye’de sahada görünür iki aktör var: Birisi Türkiye diğeri ise İsrail. İsrail Suriye’yi İran nedeniyle mi bir tehdit olarak görmektedir? Yoksa Türkiye’nin Suriye üzerinden İsrail sınırlarına dayanacağı korkusuna mı sahiptir? Daha önce Esad zamanında Suriye İran destekli gruplar için güvenli bir limandı. Ancak Esad’ın gitmesiyle birlikte Suriye’de yeni bir jeopolitik iklim oluşmuş durumda. Lakin Suriye’de esas aktör ABD’nin sesinin çıkmaması ya da ortalıkta gözükmemesi de dikkat çekicidir. Öte yandan İsrail’in Suriye’de neredeyse her gün düzenlemiş olduğu operasyonlarda ABD’nin bilgisi dahilindedir. Sanki ABD Suriye’deki işlerin vekaletini İsrail’e vermiş gibi…
Tekrar Eylül 2023’e dönelim. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun açılış toplantısında Netanyahu kürsüye elinde bir haritayla çıktı. Netanyahu bu haritayı yeni Orta Doğu’nun haritası olarak takdim etti. Haritaya dikkatli bakıldığında İsrail’in tek parça olduğu gözüküyor ve içerisinde ne Batı Şeria ne de Gazze var. Hemen ardından 7 ekim saldırıları gerçekleşti. Gazze’de başlatılan katliam sürecinde Netanyahu hemen her fırsatta yeni Orta Doğu’dan bahsetti hatta yeni bir Orta Doğu’nun kurulacağını adeta “vadetti”. Aslında Netanyahu en başından beri bir plandan bahsediyordu, bu plan 2006’da dönemin ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ın Tel Aviv’de bahsettiği Ortadoğu haritasının yeniden çizilmesi yani Orta Doğu bölgesini yeniden dizaynıyla neredeyse aynı. Bu plan bir başka deyişle İsrail için küçültülmüş bir Orta Doğu… İsrail karşıtı güçlü bir Mısır’ın, güçlü bir Irak’ın, güçlü bir Suriye’nin güçlü bir Libya’nın, nükleer bir İran’ın olmadığı yeni bir Orta Doğu… Bu Orta Doğu aşiretlerin, cemaatlerin ve ailelerin yönettiği yeni bir jeopolitik alan olacak.
İşte İsrail’in Suriye’de amaçladığı da üniter bir Suriye’nin aksine atomize edilmiş, parçalanmış, birden fazla devletçiğin kurulduğ bir Suriye. Bu nedenledir ki oradaki bir avuç Dürzi azınlığa İsrail büyük bir yatırım yapıyor orta vadede belki orada küçük bir Dürzi devleti kurma arayışına girecek ve bu küçük Dürzi devleti İsrail’in Suriye’deki batmayan uçak gemisi olacak ve İsrail Suriye; hatta Irak bölgelerindeki operasyonlarını buradan yönetecek, tehditleri de ülkesinin dışında, sınırlarının ötesinde buralarda karşılayacak. İsrail, bununla yetinecek mi ? Cevap; hayır. İsrail, sadece Dürzilerle yetinmeyecek aynı zamanda Kürtleri ve Nusayrileri hatta öteki unsurları da harekete geçirerek burada vekil güçler üzerinden yeni bir oyun kurgulanacak.
İSRAİL KİMİN OYUNUNU OYNUYOR?
Esas cevabı aranması gereken soru bu oyun İsrail’in kendi oyunu mu yoksa İsrail burada Amerika adına mı hareket ediyor? Trump, Orta Doğu’ya barış vaat ederken stratejik ortağı İsrail Orta Doğu’ya kan ve gözyaşı vaat ediyor. Son günlerde Dürziler ile hükümet güçleri arasında yoğun çatışmalar yaşanıyor. Sorunların müzakere yoluyla çözülmesini isteyen hükümet bu noktada ABD’den de bir takım adımlar atmasını beklerken, Trump, Ahmet Şara’ya İbrahim anlaşmalarını imzalamasını ve İsrail’le ilişkilerini geliştirmesini tavsiye etti. Demek ki İsrail’in buradaki görevi Suriye hükümetini bir şekilde saldırılarla bıkkınlığa ve yılgınlığa sürükleyerek ABD ile uzlaşmasını sağlamak. Daha ilginç olanı Avrupa Birliği’nin buradaki yaşananlara duyarsız kalması, hiçbir şekilde Suriye’yle ilgilenmemesi; hatta Suriye’yi arka bahçesi olarak görev Fransa bile çok fazla ön plana çıkmamakta. Sanki zımnen İsrail’in burada kendi adlarına hareket etmesini kabul etmişler gibi duruyorlar.
Aslında, Batı, Suriye’de İsrail’i değil Türkiye’yi görmek istemiyor. Dolayısıyla İsrail’in Suriye’deki varlığı Türkiye’nin Suriye’deki varlığına tercih ediliyor. Tabii tüm bu süreç içerisinde Arap Birliğinden ve Arap devletlerinden ses seda çıkmıyor. Maalesef neredeyse tüm Arap ülkeleri İsrail’e boyun eğmiş gibi gözüküyor. Gerçekte, Netanyahu’nun ve İsrail’in günahı kadar sevmediği Dürzilere bugün sahip çıkması da anlaşılır gibi değil. Gazze’de 10 binlerce insanı katledip Suriye’de Dürzilerin yaşam hakkını savunmak dünyayla dalga geçmenin bir başka adıdır. Bu arada, Türkiye’yi Suriye konusunda sert bir şekilde eleştiren İran’ın İsrail’in Suriye’de yaptıklarına gıkının bile çıkmaması düşündürücüdür?
Bu sessizlik ve suskunluk hayra alamet değildir!
“İranın gıkı çıkmıyormuş”Yıllardır Şİİ HİLÂLİ, FARS EMPERYALİZM i diye İsrail borazancılığı yaptık…Şimdi de
neredesin İran diye arıyoruz.. .Bölgede İRAN – TÜRKİYE, Şİİ- SÜNNİ ittifakını Siyonist Emperyalizm kafamıza vura vura kurduracak.Başka türlü aklımız başımıza gelmeyecek.