Barış Adıbelli
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Kazakistan’da renkli devrim girişimi

Kazakistan’da renkli devrim girişimi

featured

Barış Adıbelli yazdı…

Geçtiğimiz pazar günü Avrasya coğrafyasında ve Orta Asya Türk devletleri içinde en güçlüsü ve en istikrarlısı olarak görülen Kazakistan‘da LPG fiyatlarına gelen zamları protesto etmek için halk sokağa döküldü. İlk etapta masum; hatta demokratik görülebilecek bu protesto eylemleri bir anda maksadını aşarak devlet otoritesine karşı bir başkaldırıya dönüştü. Gösteriler tüm ülkeye yayıldı ve kamu binaları işgal edildi. Ordu’nun müdahalesi bile göstericilere geri adım attırmadı. Bu süreçte Kazakistan hükümeti istifa etti ve zamlar geri alındı ancak gösteriler sona ermedi.

İşte bu noktadan itibaren bu gösterilerin hayat pahalılığını protesto eden bir avuç yoksul halk kitlesinin ötesinde organize bir halk ayaklanmasına dönüştüğünü tüm dünya izledi. Protesto eylemlerinin merkezinde zamlar varken birden hedef değişti ve Nazarbayev’e karşı bir protestoya dönüştü. Öyle ki Nazarbayev’in heykeli yıkıldı. Bunun üzerine Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev Nazarbayev’in elinde olan Güvenlik Konseyi başkanlığını kendi üzerine aldı. Nazarbayev’in Güvenlik Konseyi Başkanlığı makamında bulunması aslında Kazakistan devleti ve rejimi için bir güvenceydi. Bunun yanında Nazarbayev’in bir şekilde devlet yönetiminin içerisinde bulunmasını sağlıyordu. Ancak bir takım güçlerin Nazarbayev’in devlet yönetiminde hala etkili olmasını istemedikleri anlaşılıyor. Bu protesto eylemleri de Nazarbayev’in Kazakistan siyasetinden tasfiyesi anlamına geliyor.

Aslında, Kazakistan’da yaşanan gelişmeler bizim için o kadar tanıdık ki biz bunu daha önce 2000’li yılların ortalarında Ukrayna’da, Gürcistan’da, Kırgızistan’da ve Özbekistan Andican’da gördük. Daha sonra 2010’da tekrar Kırgızistan’da gördük. 2011 yılında Arap Baharı adı altında Tunus’ta gördük, Mısır’da gördük ve Libya’da gördük. Hemen yanı başımızda İran’da yumurtaya gelen zamlar nedeniyle sokağa dökülen halk eylemlerinde gördük. Hatırlanacağı üzere İran’da yaşanan protesto eylemleri sırasında Trump’ın Twitter üzerinden protesto eylemlerinde bulunan İran halkı ile dayanışma içinde olduklarını söylemesi, İran halkını desteklediklerini söylemesi, aslında 2000’li yılların ortasından itibaren literatüre giren Renkli Devrimlerin apaçık bir yansıması ve bir uzantısıydı.

Şimdi bugün 2022’nin ilk günlerinde dünya ve Avrasya coğrafyası bir kez daha bir Renkli Devrim girişimi ile karşı karşıya geldi. Bu sefer adres Kazakistan’dı. Bilindiği üzere artık küresel egemen güçler bir ülkede yönetimleri iktidardan indirme adına silahlı kuvvetler veya öteki dinamiklerin yanında halk kitlelerini de bir silah gibi kullanarak o ülkedeki siyasete yön vermeye çalışmaktadırlar. Bu konuda başı ABD çekmektedir. Bunu yaparken de insani müdahale, demokrasi ve insan hakları gibi kavramlar kılıf olarak kullanmaktadır.

Türk dünyasının güçlü tecrübeli ve bilge lideri Nursultan Nazarbayev’in dostları, sevenleri olduğu kadar sevmeyenleri ve düşmanları da çok. Nazarbayev’in özellikle Rusya’da ve Putin nezdinde özgül bir ağırlığı var. Hatırlanacağı üzere Rus savaş uçağının düşürülmesinden sonraki süreçte bozulan Türk-Rus ilişkilerinin düzeltilmesinin en önemli mimarlarından birisiydi. Türk- Rus ilişkileri ne zaman bozulsa veya bir sıkıntı çıksa Nazarbayev devreye girer hemen bu sorunu çözerdi.

Öte yandan uzun süreden beri Nazarbayev, ABD’nin de hedefindeydi. Özellikle 2008’den itibaren Amerikan gazeteleri  Mısır lideri Hüsnü Mübarek ile birlikte Nazarbayev’i diktatörlükle suçlamaya başladılar. 2010’dan sonra Mısır’da Hüsnü Mübarek’in başına neler geldiği düşünüldüğünde Kazakistan’da da Mısır’da Hüsnü Mübarek’in başına gelenlerin bir benzerinin olma ihtimali her zaman gündemin en üst arasında yer aldı. Batı tarafından yaratılan yapay bir bahar olan Arap Baharı bugün Ortadoğu bölgesini inim inim inletmektedir. Ortadoğu’ya demokrasi getireceğini iddia eden bu tip hareketlerin sonucu hep  hüsran olmuştur. Hüsnü Mübarek’i diktatörlükle suçlayanlar bugün onun yerine bir darbe ile bir  başka askeri yönetimi getirmiştir. Umarız Kazakistan’ın geleceği de Mısır  gibi olmaz. 

ABD Afganistan’ı terk ettiğinde kimileri zafer naraları atarken biz “Afganistan’ın uzun savaşı bitti ama Avrasya’nın en uzun savaşı” başlıyor demiştik. Bunu derken de işte bugün Kazakistan’da yaşanan olaylara işaret etmiştik. Gürcistan eski cumhurbaşkanı ve renkli devrimlerin prensi Saakaşvili’nin geçtiğimiz aylarda durup dururken tutuklanacağını bildiği halde Gürcistan’a gelmesi ve burada tutuklanıp hapse atılması, bu süreçte büyük bir taraftar kitlesi edinmesi dikkat çekiciydi. Gürcistan’daki bu gelişmelerin hiçbiri hayra alamet değildir. Hele de Saakaşvili’nin gelmesinden önce Gürcistan’ı Amerikan Savunma Bakanının ziyaret etmiş olması, ABD’nin  Avrasya coğrafyasından vazgeçmediğini göstermektedir.

Avrasya ile ilgili doğru bilinen bir yanlış vardır: O da Avrasyacılığın sadece Rusya ile ilgili olduğu düşüncesidir. Oysa Avrasyacılığı ve Avrasya kavramını en canlı tutan ülke ABD’dir. Bir asır önce Avrasya kavramını ilk ortaya atan İngiliz coğrafyacı Mackinder’in bütün tezlerini ABD benimsemiş ve bir asırdan fazla Avrasya coğrafyasını kendisi için jeopolitik bir ödül ve Soğuk Savaş’ın bir savaş ganimeti olarak görmüştür ve dikkat edilirse Avrasya ile ilgili önemli yol haritası sayılabilecek görüşlerin ve yazarların çoğu Amerikan menşeilidir ve bunların en meşhurlarından birisi de Zbigniew Brzezinski ve kitabı Büyük Satranç Tahtası’dır Bu kitap ABD’nin Avrasya politikası için bir yol haritası ve aynı zamanda ABD’nin Avrasya manifestosudur.

ABD ve NATO Afganistan’dan çekildikten sonra bu süreçte  tek kazanan Rusya olmuştur. Afganistan’da Taliban yönetimi ve onun dışında IŞİD-Horasan gibi örgütlerin varlığı Afganistan’ı istikrarsız hale getirmiş ve özellikle Afganistan çevresindeki Orta Asya Devletlerini endişeye sevk etmiştir. Bu haliyle bu devletler güvenlik açısından tekrar yönlerini Rusya’ya dönmüşlerdir Rusya’nın NATO’su olarak adlandırılan Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü tekrar canlanmıştır. 31 Ağustos 2021 tarihi ABD’nin Afganistan’ı terk ettiği tarih olarak tarihe geçtiği gibi bu tarih aynı zamanda Rusya’nın tekrar Orta Asya’ya döndüğü tarih olarak da tarihe geçmiştir .

Çarşamba akşamı Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev Rusya’nın NATO’su olarak adlandırılan Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü’ne başvurarak, dışarıdan geldiğini iddia ettiği teröristlerle mücadelede yardım istemesi üzerine Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü barış gücü adı altında bir askeri güç gönderme kararı aldı. Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü daha önce 2010’da Kırgızistan’da yaşanan olaylar nedeniyle de Kırgızistan’a müdahale etmişti. Dolayısıyla bu konuda kısmen başarılı. Öte yandan, Kazakistan’ın neden yabancı bir ülkenin askerlerini davet ettiği noktasında eleştiriler var. Ancak unutulmamalıdır ki Orta Asya devletleri Rusya ile  özel bir ilişkiye sahipler, bir başka değişle Rusya, Orta Asya Devletleri için yabancı bir devlet veya güç değil. Ayrıca Kazakistan nüfusunun ikinci büyük etnik grubunu da Ruslar oluşturuyor. Bu da ister istemez Rusya’yı sorumlu bir ülke konuma sokuyor.

Sonuç olarak Nursultan Nazarbayev, 2019’da asla görevi bırakmamalıydı. Kazakistan, Orta Asya Devletleri’nin arasında bir istikrar sembolüydü ve ayrıca Türk devletlerinin de parlayan yıldızıydı. Bu süreçte Türk Devletleri Teşkilatına da önemli görevler düşmektedir, ancak Türk Devletleri Teşkilatı sivil bir bölgesel örgüt olma özelliği nedeniyle meseleye ancak işbirliği ve istişare mekanizması üzerinden yaklaşabilir, barış gücü gönderme gibi bir mekanizmaya ve yetkiye sahip değil. O halde Kazakistan’da yaşananlar bir gerçeği ve ihtiyacı da ortaya koymuştur: O da Türk devletlerinin bir savunma paktı kurması gereğidir. 

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 Yorum

  1. her ulke gibi abd de cikarina uyuyorsa destekliyor. peki bu insanlarin hic akli yok mu? bu ulkeyi babasinin mali gibi yoneten saraylarinda yasayan diktatorlerin, ve halkin kanini emen avanelerinin hic sucu yok mu? “abd destekliyor” demesinler diye bu insanlar dizlerini kirip maden zengini bu ulkede yoneticileri tarafindan somurulmeye hic ses cikarmayacak mi? cikarirlarsa amerikanci mi ilan edilecekler? bu nasil bir ikilem!

  2. 6 Ocak 2022, 12:33

    Çok teşekkürler değerli Barış Adıbelli, bu analiz-yorumunuz için. Aynı zamanda çok bilgilendirici ve muhteşem bir zamanlama olduğunu da ekleyerek… Bu vesile ile, son cümlenize de tümüyle katılıyorum; TDT’nın, “Türk devletlerinin bir savunma paktı kurması gereği”…

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!