Bilin Neyaptı
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Şaka değil robotlar geliyor!

Şaka değil robotlar geliyor!

featured

Bilim, eğitim ve teknolojinin yüksek değerler olarak görüldüğü ülkelerde çoğu zaman öngörülemez hızda ilerleyişine yol açıyor. Bu olgunun 21. yüzyıla yansıması, robotların kalifiye olmayan işçilerden başlayarak gitgide işgücünün yerine kullanılması şeklinde. Yapay zeka alnındaki gelişmeler ise kalifiye işgücünün de ileride bu tehlikeden muaf olamayacığına, hatta fiziki üretim süreçlerinin ötesinde toplumsal etki potansiyeline işaret ediyor (bkz. Homo Deus, Yuval Noah Harari).

Endüstri 4.0 denen bu evrimin önemli bir sonucu, 2007’den beri robot kullanımının dünyada 3 kat artmış olması.[1] Asya-Pasifik’te 2019 itibarıyla robot kullanımı istihdamın yüzde 10’u civarında; Güney Kore’de endüstriyel robotlar bir yıl içinde yüzde 10 artmış, son 5 yılda da ikiye katlanmış! Robot kullanımı en çok profesyonel hizmetlerde (finans gibi) iken, ev işlerinde ve eğlence sektöründe de hızla yükseliş göstermekte. Uluslararası Robotik Federasyonu’na göre robot kullanımının istihdam içinde en yüksek oranda olduğu ülkeler Güney Kore, Singapur, Japonya ve Almanya iken, adet olarak en çok robot kullanımı Çin ve ABD’de. Bazı çalışmalar hizmet sektöründe robot kullanımının %50’ye ulaşabileceğini tahmin ediyor.[2]

Teknolojik ilerleme ile işler çok daha hızla, ve rutin işler de daha mükemmel şekilde yapılabiliyor. Ancak, bu gelişmeler aynı zamanda da toplum için ciddi tehlikelere gebe, yani “yaratıcı yıkım” söz konusu.[3] Mesela robotlar (en azından şimdilik) örgütlenip ücret artışı talep etmeyecekleri ve yorulmadan 24 saat çalışabildikleri için, işveren için insan iş gücünün çoğu alanda rekabet edemeyeceği bir alternatif sunuyor.

2000’lerde temel eğitimlilerin işsizlik oranı Türkiye’de ve dünyada ortalama olarak yüzde 10’un üzerinde. Buna karşın, yüksek eğitimlilerin işsizlik oranının dünya ortalaması yüzde 6.5 iken, Türkiye’de bu oran yine yüzde 10, ve 2000’lerde de hep dünya ortalamasının üzerinde kalmış.  Teknolojilerin mal ve hizmet ticareti yoluyla küreselleşmesi önlenemez iken, işgücünün uluslararası mobilitesi çok daha kısıtlı. Bu durum, özellikle Büyük Resesyon sonrası Batı’nın korumacı politikalara yönelmesiyle, teknoloji üretmeyen, düşük katma değerli ülkelerin diğerlerine göre daha büyük iktisadi ve toplumsal krizlerle karşılaşabileceğine işaret ediyor.[4] Diğer yandan ise, üretim modundaki değişim dinamiklerini ve bunun topluma yansımasını doğru kavrayan ülkeler, kendi iktısadi ve sosyal gelişmelerini sağlamak için bu dönemi bir fırsat penceresine dönüştürebilecekler.

Artan otomasyonla ortaya çıkacak verimlilik kazanımlarının toplumların refah artışına, ve genel olarak insanlığa faydası, ancak bu refah artışının adil bölüşümü ile mümkün. Aksi halde, işlerin niteliğine göre, bir robotun 10 ya da 100 çalışanın işini yapabilmesi durumunda işsiz kalan nüfusun yaşamını sürdürebileceği alternatif iş ve geçim olanakları da yoksa, refah farklılıklarının derinleşerek toplumsal kaosu artırması işten değil. Endüstri 4.0’ın ek işler de üreteceği çeşitli çalışmalarda öngörülse de, sürecin toplumsal fayda-maliyet analizi üzerinde ciddiyetle durulması gerek.

Bir çöpçü, bir banka memuru, bir manikürcü, ya da bir doktor işini kendisinin onda biri maliyetle yapabilen bir robota kaybettiği zaman eğer yoksulluğa düşmeyecekse robot kullanımı toplumsal refahı olumlu etkiler. Yaratıcı yıkımla artan işsizler ordusu ya kamu desteğine muhtaç biçimde yaşamını sürdürür, ya da alternatif işler ortaya çıkar. Bunlardan ilki bireyin iktisadi ve siyasi bağımsızlığı önünde bir engel teşkil edecekken, üretken alternatifler ise tam zamanlı çalışırken biri türlü vakit bulamadığımız için hayıflandığımız aile ile birlikte olmak, çocuk ve ebeveyne bakmak, ve sanat ve bilimsel uğraşlar şeklinde gelişebilir.

Yani soru insanların mı yoksa robotların, ve onların sahibi bir dar kesimin, mi efendi olacağı. Rutin işlerde haftada 40 saat çalışma moduna hapsolmak yerine, çalışma süresini dilediğince belirleme imkanı toplumsal refah düzeyi için önemli. Gelişmiş ülkelerde alternatif çalışma düzenleri uzun süredir uygulanırken, ülkemizde gitgide zayıflatılan kurumsal iş güvencesi ile bağlantılı olarak, yarı-zamanlı iş olanakları maalesef çok kısıtlı.

Bunlar ışığında, Endüstri 4.0’ın toplumsal refaha negatif etkilerini azaltmak ve net refah kazanımları elde etmenin ciddi sosyal ve iktisadi planlama ve şeffaf bir yönetişim gerektirdiği ortada. Orta ve uzun dönemli sosyal ve iktisadi planlama kaçınılmaz bir gerçeklik olarak karşımızda iken, bunu yapmakla sorumlu olan devlet aygıtının zayıflatıldığı, eğitimin ideolojiye kurban edildiği, kurumsal düzenlemelerin sosyal mobiliteyi engellediği, kamusal kaynak aktarımının sosyal bütünlük ve rekabeti hedeflemediği ülkeler bu sürecin kaybedeni olacaktır.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’mızın Eğitim ve Sanayi Bakanlıkları işbirliğiyle bu konularda ne tür çalışmaları var acaba?  şeffaflıkla açıklasalar, vatandaşlar olarak ne mutlu olurduk…

[1] bkz. International Federation of Robotics web sitesi.

[2]bkz.j C.B.Frey ve M.A.Osborne (2013).

[3] Kavramın yaratıcısı Schumpeter (1950), yaratıcı yıkımın kapitalizmin içsel bir özelliği olsa da sonunu da getireceğini söyleyerek Marx ile benzerlik gösterir.

[4] 2018’de basılan bir makalemde gelişmekte olan ülkelerde resesyonların gelir dağılımını gelişmiş ülkelere göre belirgin biçimde daha çok bozduğunu göstermiştim: https://onlinelibrary.wiley.com/doi/full/10.1111/infi.12135

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 Yorum

  1. 9 Ocak 2020, 13:35

    Peki, İsrail’de ortodoks yahudilerin yapmak zorunda olduğu çocuk sayısı neden 6-7. O kitabın Yahudi yazarı bana bunu izah etsin

  2. 8 Ocak 2020, 19:22

    Robotların işlerde kullanımın işsizliğe etksini görüyoruz ücretlerde düşüşe neden oluyor ayrıca az iş imkanı fazladan çalışmak ( isteyen ) işçi burada gelir adaletsizliğine uğruyor ve iş bulma sorunu adaletsizliği burada dengeyi devlet sağladı diyelim çalışmak zorunda olmayan insanların üretken aktif ve sosyal olanların dışındaki insanların düşünceleri ruhsal durumları nasıl olur olumsuz bir izlenim görünüyor şu anda intihar vakalarının çoğunluğu refah seviyesi yüksek olan ülkelerde robotların çoğalması kalifiye işlerde kullanılması kendine daha fazla zaman bu daha gidişata bakılırsa tembellik gözüküyor ve ilerde devletlerin değil teknoloji firmalarının kurmuş olduğu düzende insanlar yaşayacak kuralları bu firmaların belirlediği alışkanlıklar içinde hareket edecek insanlar zamanla teknolojik yaşam ama doğallığı azalmış sahte duygulu insan sürüsü ortaya çıkacaktır

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!