Muharrem Karanfilci
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Manşet
  4. Bir söylemin tükenişi

Bir söylemin tükenişi

featured

Muharrem Karanfilci yazdı…

Türk siyasetinde zikzaklar hep oldu. Dün kara denilene bugün ak, bugün hain denilene yarın “muhatap” dendiğini bu millet çok gördü. Ama bazı dönüşler vardır ki sadece siyasi manevra olarak açıklanamaz. Bazı dönüşler vardır ki insanın aklına şu soruyu getirir:

“Dün söylediklerinize siz gerçekten inanıyor muydunuz?”

İşte tam da bu yüzden artık ona Devlet Bahçeli değil, “Devret Bahçeli” demek gerekiyor. Çünkü ortada yalnızca bir fikir değişikliği değil; yıllarca savunulduğu iddia edilen bütün siyasi ezberlerin, bütün sert söylemlerin ve bütün kırmızıçizgilerin tek tek devredilmesi var.

Yıllarca meydanlarda en sert cümlelerle hedef alınan Abdullah Öcalan’ın bugün dolaylı biçimde siyasetin merkezine taşınması, onun üzerinden yeni bir süreç inşa edilmeye çalışılması, komisyon tartışmalarının açılması ve terör örgütüne yönelik af imalarının konuşulması; sadece bir siyasi çelişki değil, düpedüz tarihî bir savrulmadır.

İnsan gerçekten hayret ediyor.

Düne kadar “Teröristle müzakere olmaz.” diyenler bugün neyi savunuyor? Düne kadar çözüm sürecine “ihanet” diyenler bugün hangi kelimelerle aynı yöntemi meşrulaştırmaya çalışıyor? Düne kadar ekranlarda yumruğunu masaya vurup en sert milliyetçilik nutuklarını atanlar bugün neden fısıltıyla konuşuyor?

Çünkü mesele hiçbir zaman ilke olmadı. Mesele güç oldu. Mesele koltuk oldu. Mesele siyasi ömrü uzatma hesabı oldu.

Milliyetçilik, yıllarca bir inanç gibi değil; gerektiğinde açılıp gerektiğinde kaldırılan bir seçim pankartı gibi kullanıldı. Şehitlerin adı meydanlarda alkış toplamak için anıldı, “beka” söylemi siyasetin en kullanışlı aparatı hâline getirildi. Toplum korkularla konsolide edildi, insanlar “vatan sevgisi” üzerinden hizaya sokuldu. Şimdi ise aynı kadrolar, dün en ağır sözleri söyledikleri aktörlerle aynı siyasi denklemin parçası hâline geliyor.

Ve en acısı da şu: Bunu yaparken toplumun hafızasının olmadığı sanılıyor. Oysa insanlar her şeyi hatırlıyor. Keşke insanlar, sizi de geçmişteki siyasetçileri hatırladıkları gibi bilindik profille hatırlasalardı.

Bugün gelinen noktada ise aynı siyasi anlayış, neredeyse Öcalan’ın süreci koordine edeceği bir zemini tartışılır hâle getiriyor. Bu tabloyu gören vatandaşın öfke duymaması mümkün mü?

Bir dönem milliyetçiliğin en yüksek sesle konuşulduğu kürsülerden şimdi büyük bir sessizlik yükseliyor. Çünkü dün söylenenlerin tam tersi bugün “devlet aklı” diye pazarlanıyor. Oysa adına devlet aklı denilen şey, ilkesizlikle karıştırılmamalıdır.

Eğer dün söylediklerin doğruysa bugün yaptığın yanlıştır. Eğer bugün yaptığın doğruysa, o zaman yıllarca millete yalan söylediniz, demektir. Bu kadar basit…

Terörle mücadele gibi hayati bir meselede bile siyasi pozisyonların bu kadar kolay değişebilmesi, toplumdaki güven duygusunu çürütüyor. İnsanlar artık siyasi söylemlere değil, siyasi hesaplara inanıyor. Çünkü görüyorlar ki bazıları için “kırmızıçizgi”, sadece şartlara göre yeri değişen bir boya çizgisinden ibaretmiş.

Bugün komisyon diyenler, dün aynı önerileri yapanları hain ilan ediyordu. Bugün af ihtimalini konuşanlar, dün benzer cümleler kuranlara demediklerini bırakmıyordu. Bugün yeni süreçlerin kapısını aralayanlar, dün aynı kapının önünde milliyetçilik nöbeti tutuyordu.

Ama tarih çok acımasızdır. Dün söylediklerinizi unutmaz. Bugün sustuklarınızı da not eder. Ve millet eninde sonunda şunu sorar:

“Madem bugün buraya gelecektiniz, yıllarca bu ülkeyi neden bu kadar gerip kutuplaştırdınız? Madem böyle bir siyasi yön değişikliği planlanıyordu, neden seçim meydanlarında açık açık ‘Biz Öcalan’la yeni bir süreç yürüteceğiz.’ diyemediniz? Neden milletten milliyetçilik söylemleriyle oy istediniz?”

Toplumu doğrudan ilgilendiren böylesi tarihî bir konuda, eğer siyasi rotanız değişmişse, yeniden millete dönmeniz gerekmez mi? Çünkü demokrasi sadece seçim kazanmak değil, millete karşı siyasi borcunu taşıyabilmektir. Bu nedenle toplumun bu konuda doğrudan söz söyleyebilmesi için referandum çağrıları artık daha yüksek sesle dile getirilmektedir.

Zira bugün birçok insanın zihninde aynı düşünce oluşmuştur: Ortada savunulan bir “devlet” değil, şartlara göre devredilen ilkeler vardır.

Ve artık bu yüzden midir Devlet Bahçeli ismi, insanlar arasında “Devret” Bahçeli diye kullanılmaya başlanmıştır.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. devlet bahçeli değil dewlet baxçeli. Adını yanlış yazmışsınız. :)

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!