Muharrem Karanfilci

Butlanık

featured

Muharrem Karanfilci yazdı…

Türkiye’de siyaset artık yalnızca fikirlerin yarıştığı bir alan değil; kavramların da can çekiştiği bir laboratuvara dönüştü. Hukuk kitaplarında ciddi bir karşılığı olan “mutlak butlan”, bugün kahvehane sohbetlerinden televizyon ekranlarına kadar düşmüş durumdadır. Sokaktaki vatandaşın anlamlandıramadığı bu kavram, eskiden medeni hukuk sınavlarında öğrencileri terletirdi. Maalesef şimdilerde siyasetin günlük jargonunda dolaşır hâle gelmiştir. Memlekette öyle bir atmosfer oluştu ki yakında manavda bile “Bu domatesin satışı mutlak butlanla sakattır.” denirse kimse şaşırmayacaktır.

CHP etrafında şekillenen “butlan” tartışmaları ise sadece bir parti içi mesele olmaktan çoktan çıktı. Çünkü Türkiye’de hiçbir siyasi kriz yalnızca siyasette kalmaz. Bizde kriz; dövize sıçrar, pazara iner, sofraya oturur, kiraya yansır, insan psikolojisine çöker. Belirsizlik, birkaç saat içinde esnafın suratına, yatırımcının tedirginliğine, vatandaşın umutsuzluğuna dönüşebilir.

Türkiye’nin en büyük problemlerinden biri zaten belirsizliktir. Bu ülkede insanlar artık neyin doğru olduğundan çok, yarın neyin değişeceğinden korkar duruma gelmiştir. Hukuk değişiyor, kurallar değişiyor, ittifaklar değişiyor, söylemler değişiyor… Dün alkışlananlar bugün hain, bugün savunulanlar yarın yük ilan ediliyor. Siyaset, ilke üretmek yerine sürekli pozisyon güncelleyen dev bir aplikasyon gibi çalışmaktadır.

“Mutlak butlan” tartışmasının topluma verdiği en büyük zarar da burada başlıyor. Çünkü vatandaş artık meseleye hukuki açıdan bakmıyor. İnsanlar şunu düşünüyor: “Demek ki ülkede hiçbir şey sağlam değil.”

İşte en ağır tahribat budur.

Bir ülkede insanlar seçim sonucundan değil, seçimin geçerliliğinden korkmaya başlıyorsa; orada demokrasi artık sandıkla değil, şüpheyle yönetiliyordur. Sürekli tartışmalı süreçler üreten siyaset, toplumun sinir sistemini çökertir. Her gün yeni bir kriz başlığıyla uyanan insanlar, bir süre sonra gerçeği değil, gürültüyü takip etmeye başlar.

Ekonomi ise bu belirsizliği affetmez.

Piyasa ideolojik değildir; agresiftir. Güvensizlik kokusunu kilometrelerce öteden alır. Yatırımcı hukuki istikrar ister, öngörü ister, tutarlılık ister. Biz ise sürekli kriz üreten bir siyasi reality show izliyoruz. Sabah “mutlak butlan”, öğlen “kayyum”, akşam “erken seçim”, gece “ittifak krizi”… Borsa zaten tansiyon hastası gibi; en küçük siyasi cümlede fenalaşıyor. Ama meselenin en trajik tarafı, siyasi etiğin tamamen buharlaşmış olmasıdır.

Bugün bu yaşanan tablo, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Devlet Bahçeli ve Kemal Kılıçdaroğlu siyasi mühendisliğinden başka bir şey değildir. Peki, bu siyasi mühendisliğin sonrasında eylemsel çizgi nasıl olacak?

Kısaca öngördüğüm ölçüde değineyim. Kılıçdaroğlu CHP Genel Başkanı olarak, iktidar konforunu tehdit eden CHP yöneticilerini tasfiye ederek partiden ihraç edecek, sonra da seçime gidilecektir. Bölünmüş ve bugüne kadar parti içinde lokomotif görevi üstlenen kişilerin partiden ihraç edilmesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip tarafından tekrar seçim kazanma yolunun, Kılıçdaroğlu marifetiyle temizlenmiş olması anlamını taşımaktadır.

Bu suretle de Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” sözü ortadan kaldırılmış olacaktır. Yani uzun zamandır tartışılan seçme ve seçilme özgürlüğü milletin elinden alınmış olacaktır. Sandık, seçim, aday, parti gibi kavramlar etkisiz ve sembolik olarak hafızalarda kalacaktır. Bu nedenle tüm bu yaşananları bir parti ya da kişiler özelinde değerlendirmek doğru değildir. Tarihin doğru yanında durmak elzemdir.

Eskiden siyasetçiler hata yapınca utanırdı. Şimdi yakalanınca açıklama yapıyorlar.

Eskiden partiler ideoloji taşırdı. Şimdi kriz yönetim şirketi gibi çalışıyorlar.

Eskiden siyasi rekabet vardı. Şimdi siyasi operasyon dizileri var.

Toplum da bütün bu hengâmenin içinde giderek hissizleşmektedir. Çünkü sürekli kriz yaşayan ülkelerde insanlar önce öfkelenir, sonra yorulur, en sonunda alışır. Türkiye tam da bu üçüncü evreye sürükleniyor. Artık kimse şaşırmıyor. Çünkü memlekette sürpriz kalmadı; sadece sıradaki kaos başlığı bekleniyor.

Belki de asıl “mutlak butlan” budur.

Yalnızca kararların değil; siyasetin dilinin, kurumların güvenilirliğinin, toplumsal huzurun ve ortak aklın sakatlanması…

Ne dersiniz?

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!