Murat Bölükbaşı
Murat Bölükbaşı
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Manşet
  4. Bir Cumhuriyet masalı 

Bir Cumhuriyet masalı 

featured

Murat Bölükbaşı yazdı…

Polatlı Belediyesi bünyesinde kurulan POTA (Polatlı Tarihi Alanlar Tanıtım Merkezi) ve TDF (Türkiye Dağcılık Federasyonu) organizasyonunda 2-3 Eylül tarihinde düzenlenen ‘’Sakarya Zaferi Diriliş Yolu’’ etkinliğine katıldım. Kamp alanından Kara Tepe’ye yaptığımız gece yürüyüşünde (5 km gidiş, 5 km dönüş) adeta hurdaya çıkmıştım.

Sonra düşündüm! Dua Tepe bir ölüm kalım, bir varoluş yok oluş tu. Dayanılan son duvar, milletin son umuduydu. Avrupa’yla yapılan Kutsal İttifak Savaşları sonucunda 1699 Karlofça antlaşmasıyla başlayan ve 222 yıl boyunca devam eden geri itişe dur diyen son savunma ve direniş hattıydı Dua Tepe… Mangal dağından hareketle Albay Kazım komutasında tüm gece boyunca koşarak 104 km lik bir mesafeyi kateden 15. Tümen, hiç dinlenmeden Yunan’la cenge giriyor ve diğer kuvvetlerle birlikte Dua Tepe’de bir diriliş hikayesi yazılıyordu. Düşünebiliyor musunuz?

Öyle büyük bir inanç ve ruh ki, insan üstü bir mücadeleyi ayak bastığınız her muharebe alanında rehberimiz Sayın Kadim Koç’un duygu yüklü anlatımıyla iliklerinize kadar hissediyor ve yaşıyorsunuz. Sakarya Meydan Muharebesi bir milletin yeniden ayağa kalkmasının ilk, Başkomutanlık Meydan Muharebesi ise kanla yazılmış ikinci ve son zaferiydi. Ülke düşmandan temizlenmiş, ancak muasır medeniyet hedefiyle cehalet ve gericilikle savaş daha yeni başlıyordu.

Mustafa Kemal cehaletle savaşmanın düşmanla savaşmaktan çok daha zor olduğunu biliyordu. Bu savaşı kazanmak için laik bir cumhuriyete ve devrimlere ihtiyaç vardı. Dünyayı dize getiren başkumandan cehaleti mi dize getiremeyecekti! Ve hayal ettiklerini bir bir yaptı. Osmanlı’da kadının adı yoktu, sözü yoktu, değeri yoktu. Nüfus sayımında bile erkek ve büyük küçük baş hayvan sayılır ama kadın sayılmazdı. cumhuriyetin ilk yıllarında kadınlarda okuma yazma oranı %1 altındaydı. Kadının kendi var ama adı yoktu! Sonra ne mi oldu. Büyük Atatürk ‘’Cumhuriyet fazilettir’’ dedi. O C,umhuriyet Kül Kedisine dokunur gibi cumhuriyet kadınına dokundu.

Sabiha Gökçen dünyanın ilk kadın savaş pilotu, İlmiye Çığ dünya çapında bir Sümerolog, Jale İnan Türkiye’nin ilk kadın arkeoloğu , Fatma Rafet Angın ilk öğretmenlerimizden, Fatma Beyhan Hanım ilk kadın hakim, Sadiye Hanım ilk Belediye Başkanı, Safiye Ali ilk kadın doktor, Afife Jale ilk tiyatro sanatçısı, Keriman Halis ilk dünya güzelimiz oldu.

Dünyada kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıyan ilk ülkelerden biri genç Türkiye Cumhuriyeti oldu. Genç cumhuriyetin varlığını ve gücünü dünyaya gösteren en önemli obje Türk kadınıydı. Anaç kadın, üreten kadın, asker kadın, sanatçı kadın, doktor kadın, öğretmen kadın, sosyal kadın…

Ülkenin kurucusu ülkenin gücünü göstermek için dünyaya servis edilen her fotoğrafta modern Türk kadınını kadraja taşıyordu. Vatan düşmandan temizlenirken Şerife Bacı, Halide Edip Onbaşı, Halime Çavuş, Kara Fatma, Gördesli Makbule ve isimsiz kadın kahramanlarımızla İstiklal Savaşını kazanan büyük önder, Cumhuriyet kadınıyla muasır medeniyet savaşını da kazanmak için büyük çaba harcıyordu. Ve… Dünyanın en büyük asker ve devrimcisi 10 Kasım 1938’de ebediyen hayata gözlerini kapadı.

Emperyalizmin pusuya yatmış sömürgeci planları tekrar devreye girdi. 75 yıldır süren saldırılarla cumhuriyet çok yıprandı, çok hasar aldı. Bu emperyal oyun kurucuların yerli işbirlikçileri en çok da kadına saldırdı ama biz ne zaman umutsuzluğa düşsek, ne zaman takatimiz kesilse, ne zaman tükensek Türk kadını ayağa kalktı! Kadın voleybol takımımız önce FIVB Voleybol Kadınlar Milletler Şampiyonluğunu kazandı. Kadınlarımız kazandıkça siyasal islamcı yapı ‘’kudurdu’’ Çünkü kadın çağdaşlaşmak demekti. Kadın, muasır medeniyet demekti. Kadın, Kemalist devrim demekti. Kadın, cumhuriyetin çimentosu, aydınlanmanın mayası demekti. Cumhuriyet kadını Atatürk, Atatürk cumhuriyet kadını demekti. Bizler, yani laik cumhuriyetçi Atatürkçüler Türk kadınının başarısıyla moral bulduk.

28 Mayıs’ta eğilen başımız, düşen omzumuz tekrar dirildi. Voleybolcu kızlarımız yobaz ve gerici baskısıyla bunaldığımız bir dönemde bir nefes olup hayata ve umuda tutunmamızı sağladı. Avrupa Voleybol Final Müsabakası öncesinde Ebrar Karakurt üzerinden filenin kadınlarını yıpratmaya, demoralize etmeye devam ettiler.

Maça büyük bir baskıyla başlayan Ebrar ilerleyen dakikalarda teknik ekibin ve takım arkadaşlarının desteğiyle kendini göstermeye ve takıma katkı sağlamaya başladı. Çok zorlu ve mücadeleli bir oyun sonunda son Avrupa Şampiyonu Sırbistan’ı 3-2 yenen millilerimiz 2023 Avrupa Kadınlar Voleybol Şampiyonu olurken, maç sonu yabancı kanala röportaj veren Takım Kaptanımız Eda Erdem, akıcı İngilizcesiyle, ‘’Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında önce Milletler Dünya Ligi Şampiyonu, şimdi de Avrupa Şampiyonluğunu kazandık. İnanılmaz mutlu ve gururluyum’’ derken, laik demokratik cumhuriyetin bir külkedisi masalı değil, kanla yazılan, akıl, bilim, sanat, spor ve kültürle beslenen, milletin azim ve iradesiyle vücut bulan ve ilelebet sürecek muhteşem bir varoluş hikayesi olduğunu dosta ve düşmana gösterdi.

Voleybol Milli Takımımızın onurlu ve cesur kadınları! Büyük zaferlerinizle bizi onurlandırdığınız, cumhuriyeti kurarken verdiğiniz mücadeleyi bize hatırlattığınız ve savunmak için her türlü mücadeleyi vereceğinizi bir kez daha bize gösterdiğiniz için çok teşekkür ederiz!

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

7 Yorum

  1. 5 Eylül 2023, 15:27

    Merhaba Murat hocam , kaleminize sağlık, aynı yerden hayata bakıyoruz. Hepimiz mutlandık ve umutlandık. Kadınımızla ve erkeğimizle hep beraber Cumhuriyet Devrimimize sahip çıkacağız.

  2. 6 Eylül 2023, 14:20

    Sakarya Savaşı’nda Kazım Bey Mürettep Kolordu Komutanıdır. Diğer Kazım Bey ise 8. Tümen Komutanıdır. 15. Tümen Komutanlığını Şükrü Naili Gökberk yapmıştır. Askeri birlikler intikal ederken koşmazlar, cebri yürüyüş yaparlar. Sakarya Savaşı’nda da birliklerimiz bazen günde 70 kilometreyi bulan cebri yürüyüşler yapmışlardır. Örneğin, 5’inci ve 9’uncu Tümenler Akşehir’den İnlerkatrancı’ ya kadar olan 160km’lik araziyi her gece 40 kilometre yürüyerek dört gecede katetmişlerdi. O günün şartlarında bu büyük bir başarı ve fedakarlık örneğidir.

  3. 11 Eylül 2023, 11:45

    Mukemmel bir yazi Murat. Kalemine saglik.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!