Murat Bölükbaşı
Murat Bölükbaşı
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Manşet
  4. Ey Türk milleti uyan!

Ey Türk milleti uyan!

featured

Murat Bölükbaşı yazdı…

Bu köşede Kılıçdaroğlu’nu, İmamoğlu’nu, Özel’i defalarca eleştirerek yazdım. AKP 24 yıl iktidarda kaldıysa bunun baş müsebbibi CHP’dir diye bas bas bağırdım. AKP ne zaman sıkışsa CHP’nin hemen bir can simidi olduğunu örnekleriyle bu satırlarda dile getirdim ama insanların uyanmasını sağlamak yerine gerek okurların gerekse CHP’li dostların tepki ve eleştirileriyle karşılaştım.

Şimdi filmi geriye sararak izlemeye, yeniden milleti aklıselim’e davet edelim. Siyasi yasaklı Erdoğan’ın milletvekili seçilebilmesi için Deniz Baykal’la Beylerbeyi sahilinde gerçekleştiği iddia edilen görüşme sonrasında Deniz Baykal’a Cumhurbaşkanlığı teklifi karşılığında Erdoğan’ın milletvekilliğinde önünün açılması ve başbakan olması sağlanacaktı. Baykal, Erdoğan’ın milletvekili seçilebilmesi için ara seçim formülünü gündeme getirdi. YSK, Pervari bölgesindeki usulsüzlükler nedeniyle Siirt seçimlerini iptal etti. Seçimler 9 Mart 2003 de yenilendi. AKP yüzde 84,82 oyla Siirt’de 3 milletvekili ve 24 yıldır hala iktidarda olan bir başbakan çıkarttı. Bunun müsebbibi ve mizansenin kurgulayıcısı dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’dı.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Abdullah Gül’ü aday gösteren Erdoğan, Deniz Baykal’a ‘’boyunun ölçüsünü göstermiş oldu.’’ Deniz Baykal, ikinci darbeyi de seks kaseti skandalıyla yaşadı. Baykal ve CHP Milletvekili Nesrin Baytok’a ait olduğu iddia edilen kaset internete sızdırılmış, Deniz Baykal, 10 Mayıs 2010 tarihinde genel başkanlıktan istifa etmek zorunda kalmış, 22 Mayıs 2010 da yapılan olağan kurultayda Kemal Kılıçdaroğlu CHP’nin yeni genel başkanı seçilmişti. 1 Mart Tezkeresinin çıkmamasında etkin rol oynayan CHP, müesses nizamın Türkiye ve Ortadoğu plan ve stratejileri doğrultusunda uslu ve uyumlu çocuk olmalı, BOP Eş Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elini rahatlatacak hamleler yapmalıydı. Nitekim, Kemalist kadroların tasfiyesi, Ekmelettin İhsanoğlu’nun adaylığı, 2015 seçimlerinin uzayan istikşafi görüşmeleri, milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması, anayasa referandumu, mühürsüz oyların kabulü, Muharrem İnce’ye atılan cumhurbaşkanlığı seçimi kazığı ve altılı masa faciası ile genel başkan olduğu günden itibaren 8 Kasım 2023 gününe kadar 13 seçim kaybeden ve kaybetmek adına planlı ve organize şekilde elinden geleni ardına koymayan, 28 Mayıs 2023 de girdiği cumhurbaşkanlığı seçimini kaybettikten sonra “Burdayım be burdayım. Vallahi de billahi de sonuna kadar mücadele edeceğim. Burdayım!” diye video çeken Kılıçdaroğlu, son seçimi de kurultayda Özgür Özel karşısında kaybetmiş, genel başkanlık mazbatası Özgür Özel’e geçmişti. Kılıçdaroğlu partinin başında kaldığı 13 yıl boyunca AKP’nin koltuk değneği olmasına rağmen CHP tabanı Kılıçdaroğlu’na toz kondurmadı. Her seçim arefesinde ‘’bu son seçim oyları bölmeyin’’ diyen, ama her seçim sonrasında ülkenin biraz daha fazla bölünme ve parçalanmanın eşiğine doğru gittiğini farketmeyen sözüm ona aydın ve akıllı bir muhalif kitlenin hezeyanıyla karşı karşıya kaldık.

24 yıldır iktidarda olan, bu süre içinde adaleti, hukuku, ekonomiyi, bireysel ve toplumsal ahlakı, insanca ve özgürce yaşam hakkını yerle yeksan eden, toplumun güven, refah, huzur ve mutluluğunu bugüne ve yarınlara dair umudu ve ümidini yok eden AKP iktidarı her geçen gün eriyip yok olduğunu görmekte, lakin hukuk, adalet ve güven gibi siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik ve kurumsal yapıyı ayakta tutabilecek ve sürdürülebilirliği sağlayabilecek kolonları yerle yeksan ettiği için, çok istese de çöküş sürecini geri dönülmez bir noktaya getirdi. Sandıkta kazanamayacağı aşikar olan iktidar, elindeki devlet imkanlarını kullanarak mücadeleyi ring’den sokağa taşıdı. AKP, milli politikalar üreterek, halkın desteğini ve güvenini kazanarak seçime gitmekten ziyade kapalı kapılar ardında planlanan entrikalarla sonuca gitmeyi tercih etti.

Oysa Kemal Kılıçdaroğlu sonrasında genel başkanlık makamına en doğru isim ‘’atanmıştı.’’ Özel, milletin denize düşüp CHP’ye oy verdiği seçimlerde beklemediği bir galibiyet aldı. Neredeyse bütün büyük şehirlerde ve AKP asla kaybetmez denilen yerlerde seçimi kaybetti. Seçim sonrasında Özgür Özel ne yapsa kendini affettiremedi. Halk, “Hadi vur yıkıyoruz” derken; O, normalleşme dedi. Halk, saraya gitme, saraya yürü dedi; O, Erdoğan’ın vinner ceketini giyip zatıalilerine mesir macunu hediye etti. Halk, ‘’İhanet Komisyonuna oturma dedi; CHP herkesten önce gidip oturdu. Halk, Türk Milleti dedi; O, Kürt de Kürt dedi. Ne diplomanın, ne yolsuzlukların, ne hukuksuzlukların, ne de ekonomik çöküşün üzerine gidebildi. Halkın gazını alan ama hiçbir yaraya merhem olmayan mitingler yaptı. Her mitingde neredeyse bir belediye başkanı, ya da daire başkanı içeri alındı. Özel, sandıkta birinci parti olmanın sağladığı özgüveni saha siyasetinde gösteremedi.

Oylar erimeye, verilen destek azalmaya başlasa da, AKP kendini toparlayamıyor, yine de anketlerde CHP’nin altında kalıyordu. Bir şey yapılmalıydı. 70’li yıllarda siyah beyaz televizyonda İzocam markasının çatı kaplama reklam filmi oynardı. Vatandaş üşüyoruz, pişiyoruz diye söylenir, panikle ‘’Yetiş Elmor’’ diye çağırdığında, Elmor şimşek hızıyla gelir ve dertlere derman olurdu. Erdoğan sıkıştığında ‘’Yetiş Pirom’’ diye bağırır da, ‘’Piro Kemal’’ gelmez mi! Kilerde saklanan mutlak butlan, Anayasanın YSK’nın kararları değiştirilemez kesin hükmüne göre çöpe atılması gerekirken, ısıtılarak sofraya geldi. Asla yenmemesi gereken butlan’a ilk kaşığı Özgür Özel salladı. Önce kendini CHP grup başkanı seçtirdi. Sanki karar hukukiymiş gibi en kısa sürede kurultay istedi. Ertesi gün, Anayasayı, cumhuriyeti ve onun kurucu partisi CHP’yi canı pahasına koruması gereken Özgür Özel yağmur altında tıpış tıpış yürüyerek CHP’yi iktidar hegemonyasına teslim etti.

Bu süreçte Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun desteğini alarak ve 400 milletvekili sayısını bularak anayasada planlanan değişikliklerin yapılmasını sağlayacak. Başta Erdoğan’ın ömür boyu cumhurbaşkanı seçilebilmesini sağlamak olan, beraberinde anayasanın değiştirilmesi teklif bile edilemez olan ilk üç maddesi ve buna ek olarak 42, 66 ve 127. Maddenin yeniden düzenlenmesi için tüm güçle milli egemenliğimize yapılacak bir saldırıyı bu meclis çatısı altında, aritmetiğinde ve karakterinde bertaraf etmek mümkün görünmüyor. Diğer yandan CHP’nin içinden Özgür Özel’in başını çektiği yeni bir partinin kurulması seçim aritmetiği dengelerinin sandıkta ve anketlerde tekrar simüle edilmesi ve yeni bir masa kurulması gerçeğini doğuracaktır.

İşin aslı, Kılıçdaroğlu’nu 22 Mayıs 2010 da Türk Milletinin başına bela eden müesses nizam, 22 Mayıs 2026 da mutlak butlan kararını subliminal bir mesajla duyurmak, ‘’Buradayım burada’’ demek istemiş olsa bile kararın bir gün öncesinde açıklanmasının önüne geçememişti. Neden acaba?

Görülen o ki, AKP’nin iktidar olduğu günden bu yana, milletin makus talihinin sebebi olan CHP, seçmen için bir seçenek olmaktan çıkmıştır. Müesses nizamın diğer küçük oyuncuları da, büyük oyuncular gibi umudu ve ümidi yeşertmek yerine milleti seçeneksiz ve çaresiz bırakmak adına aldıkları görevi başarıyla yerine getirmektedir.

Çare vardır ve çare bizatihi milletin kendisidir. Milletvekilini, belediye başkanını, meclis üyesini, hatta mahalle delegesini bile seçme imkan ve özgürlüğünüz olmayan partilerden çıkın. Müdafa-i Hukuk ruhunu ve teşkilatlanmasını hayata geçirmek isteyen, Türk Milletinin istiklali için mücadele veren dernek ve platformlara katılın. Bu dernek ve platformların temsilcilerinden oluşan bir heyeti temsiliye çatısı kurulsun. Cumhurbaşkanı, milletvekili adaylarımızı kendimiz belirleyelim ve 1938 den sonra elimizden parça parça alınan devletimizi ve milli egemenliğimizi yeniden inşa edelim. ‘’Ey Türk! Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe senin ilini ve töreni kim bozabilir? Korkma! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.

 

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. hayret yahu halen baykalla ugrasılıyor. erdogan meselesı defalarca chp nın ytkılı asgızlarından nedenlerı ıle anlatıldı.
    anlamamın maksadı baska.
    secmen erdogana vermek zorunda degıldı. ah sekerım baykala vermem adam(erdogan) karızmatık hıc olmazsa , dyen chplılerı unutmadık.
    bu yazı ısınıze gelmez yayınlamazsınız

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!