Nihat Genç yazdı…
Yahudiler 1290’da İngiltere’den kovuldu, 1396’da Fransa’dan kovuldular, 1492’de İspanya’dan kovuldular! Hatta yetmedi Portekizliler Yahudileri Hindistan’da bulup orada bile katlettiler!
Suçları çoktu, İsa’yı öldürmekle suçlanıyorlardı, bankacılık ve tefecilik yapmakla suçlanıyordu, gizli bir sözlü şeriat kitapları vardı adı Talmut, Talmut’un sapıklıklarla dolu olmasıyla suçlanıyordu, Hristiyan çocukları öldürmekle suçlanıyorlardı hatta Avrupa’nın en büyük felaketi kara vebanın sorumlusu olmakla suçlanıyorlardı ve Avrupa tarihi Yahudilerin sinsi gizli işler çevirdiğine inanıyordu!
Katledilmedikleri aşağılanmadıkları ülke tarih yoktur, öyle ki bazı ülkelerde Yahudilerle konuşmak selam vermek temas etmek dahi yasaktı!
Yahudiler şehir dışında girilmesi çıkılması yasak olan ‘getto’larda yaşıyorlardı, hakaret, aşağılanmak ve insan yerine koyulmamak ve siyasi yasaklar 18.yüzyıla kadar sürdü!
Exodus, sürgün, Mısır’dan çıkış demek, Holokost, soykırım demek, ve ‘getto’, Yahudi tarihinin en meşhur kelimeleridir!
Yahudilerin insan-vatandaş yerine koyulması Amerikan anayasası ve Fransız ihtilaliyle başlar! Cumhuriyet’in yurttaşlık kavramı ve her yurttaşın eşit kabul edilmesiyle Batı tarihinde Yahudiler nihayet rahat nefes aldılar!
Ancak feodaliteye (eski rejime) karşı savaşan Cumhuriyetçiler karşısında kralları destekliyorlardı, ki, ünlü Rothschild ailesi ilk büyük servetlerini Napolyon savaşlarında edinmiştir ve İngiliz krallarına bankacılık hizmeti vererek servetleriyle devletler üstü bir güç kazanmış ve bir de güç ve para üstüne efsane yaratmışlardır!
Rothschild ailesinin bu büyük gizemli gücünü 1810’dan itibaren Avrupa mizahı alaya almıştır ve İkinci dünya savaşına kadar Yahudilerin sinsi ve büyük güçleri hep mizahın ve komplo teorilerinin konusu olmuştur!
İki büyük dünya savaşı da insanlık tarihinde Yahudileri merkeze yerleştiren gelişmelere yol açmıştır, birinci dünya savaşı sonrası ikibin yıllık sürgün sonrası geri dönüp Filistin’e yerleşmeleri!
Ve İkinci Dünya Savaşı, Yahudileri Nazi suçlarının mağduriyetiyle Batı’nın siyaset ve medyasına hükmeden bir konuma yükseltmiş, mesela yüzyıllardır batı zihnine yerleşmiş antisemitizm artık suç olmuştur!
Filistin köylerini yakıp yıkan katliamlar yapan Yahudiler hızla bu insanlık dışı görüntüyü gizlemek ve değiştirmek için kolları sıvar! Soykırım en yüksek edebi ve sinema diliyle ve görüntüyle ve siyasetle şüphesiz insanlığa anlatılmalıydı ancak soykırım filmlerini şimdi anlıyoruz ki kendi vahşetlerini gizlemek için bir araç olarak kullandılar!
1960’lı yıllardan başlayarak II. Dünya Savaşı’nda yaşadıkları soykırım filmleriyle insanlık vicdanını ayaklandırdılar, dünya kamuoyunu yanlarına almaya çalıştılar, ki, ‘soykırım’ filmi çekmeyen bir yönetmenin Oscar alması ya da tanınmış-şöhret olması bugün dahi mümkün değildir!
Mesela üç-beş sene önce dünyaca ünlü bizim de adamımız Danimarkalı yönetmen Lars Von Trier Cannes film festivali söyleşisinde şakayla karışık Hitler kelimesini kullanınca üstüne çullandılar ve yönetmene yasaklar getirdiler, ve mesela özür dilemesine rağmen ünlü Cesur Yürek filminin Mel Gibson’un dizi ve film çekmesine yasaklar getirttiler! Bu baskılar artık Batı’da yasa haline gelmiştir, sanatçılar Yahudilerle ilgili sallapati ya da şakavari cümleler kuramazlar! Türkiye’de dahi uluslararası şöhreti olan hiçbir sanatçı İsrail Devleti’ni kınayamaz, ödüllerinden şöhretinden ve hatta Netflix’ten olur! İsrail-Arap savaşları yaşanıp Filistin toprakları uluslararası hukuku tanımadan işgal edilirken dünyalılar sinemalarında Yahudilere II. Dünya Savaşı’nda yapılan vahşeti izliyor ve İsrail katliamlarını eleştiren herkesi ‘antisemitizmle’ suçlayıp mahkum ediyorlar!
İsrail Devleti’nin kurulmasıyla artık Yahudilik değil ‘siyonizm’ başa geçti, Yahudilik ve Siyonizm başka şeylerdir, Siyonizm Yahudilerin artık ve her şeye rağmen bir devlet kurmasını isteyenler!
Siyonistler Nazilerin 6 milyon Yahudiyi öldürdüğünü söyler, ki, altı milyon abartıdır diyen ilk kişi, aşırı sağcı bir Fransız Jean Marie Le Pen’dir! Sonra bugünlerde Fransız Ulusal Cephe’nin lideri olan kızı Marine Le Pen Ulusal Cephe kitle partisi olmaya başlayınca babasının aşırı Yahudi düşmanlığını yumuşatmak zorunda kalmıştır!
Komplo teorilerini uluslararası siyasete taşıyan ‘evanjelik’ harekettir, evanjelizmin özelliği hem Tevrat’ı ‘eski ahit’ hem İncil’i (yeni ahit) tanımasıdır ve evanjelistler Armageddon adında bir kıyamet savaşına inanırlar!
Evanjelist hareket protestan-lutheryan doğumludur ancak zamanla en sert sağcı Hristiyanlığa dönüşmüştür, komplo teorilerine kapı açan gelişme ise, Carter’den başlayarak ABD başkanları Reagan, Bush, yani 1980 sonrası Amerika dış politikasını evanjelistlerin ele geçirmesidir!
Armageddon şu meşhur ‘Tanrıyı kıyamete zorlamak’ anlamı taşıyor, ki, İran’ın şii devleti de mehdinin yaşadığına ve bugünlerde bir büyük kıyamet savaşıyla geleceğine inanıyor!
Bizim Adnan Oktar hoca da çocuk tecavüzünden tutuklanıp hapse girince o da mehdiliğini artık açık hale aleni ilan etmeye başladı!
İkibin yıldır süren bir din savaşından, ki, Mısır’dan çıkıp daha sonra Babil’e sürgün giden Yahudilerin yazdığı Tevrat’tan bahsediyoruz, ki, bilimsel arkeolojik çalışmalar Tevrat’ta geçen hikayelerin uydurma olduğunu söylüyor, ki en önemlisi Kızıldeniz’in yarılmasıyla ilgili arkeolojik bir kanıt olmadığını ve daha nicesinin tarih-zaman-tapınak-coğrafyada kanıt bulunamadığını yalan olduğunu söylüyor!
Ve etnik-dini bir yapıdan bahsediyoruz, yani Yahudi olunabilmesi için Yahudi bir anneden doğma şartı Yahudileri sosyolojik olarak az bir nüfusa ve dar bir alana mahkum ediyor. Çünkü sosyoloji bize toplumların evlilikler yoluyla başka yapılar içinde eriyip karıştığını geliştiğini ve yayıldığını yani sosyalleştiğini söylüyor, başkalarıyla evliliği reddeden dini-etnik yapılar ise ‘katılığını’ ilk günkü gibi muhafaza ediyor!
Büyük açmaz sosyolojiden de ileride çünkü Yahudilerin Tevrat’taki tanrısı çok kıskanç bir tanrı, Yahudileri seçilmiş ırk yapan özel bir Tanrı! Yani Tanrı’nın kimliği de Yahudilerin başka coğrafyalarda sosyalleşmelerine izin vermiyor! Sadece kendi kavmini düşünen başka toplumların yaşadığı acıları Tanrılarını insanlığını umursamayan bir Tanrı!
Yani başka Tanrıların dinlerin çocukları Yahudiler’in sinirlerini bozuyor, başkalarının Tanrılarını hiç adam yerine koymuyorsanız modern anlamıyla ‘devlet’ kuramazsınız, çünkü her devlet bir çok etnik ve dini yapı barındırır ve hepsinin hukuk karşısında eşitliği söz konusudur!
İsrail Devleti’ni diğer devletlerden ayıran ve dünyayı başımıza yıkan fütursuzluğunun altında yatan başka etnik ve dini yapıları inançları gereği sindiremeyişleri ve yeniliklerle, ulaşım, iletişim, sanayileşme, şehirleşme, vs. gelişen sosyolojiye ayak uyduramayan ‘kapalı’ ve gizemli bir kavim/cemaat oluşları!
İspanya’dan kovulduklarında kendilerine kapıyı Osmanlı açtı ve II. Dünya Savaşı öncesi Avrupa ülkeleri bile Yahudileri kabul etmezken yine kapılarını açan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ydi, ancak, o zamanlar mağdurdular ve bir İsrail Devleti yoktu, ki, İsrail devletiyle Yahudiler bambaşka bir kimlik ruh ve karaktere büründüler! Bütün insanlık bu sorunun cevabını arıyor, soykırımdan kaçanlar nasıl olur da cellatları gibi soykırımcı kimliğine dönüşebiliyor!
Yahudilerin askerlik yapması yasaktı bu yüzden ticaret ve bilime harcayacak bol boş zaman buldular ve Yahudilerin yurtları yoktu bu yüzden Yahudilerin yurdu: mücevherleri oldu, bütün dillerde tercümesi ve karşılığı olan elmas-yakut!
Büyük bir maddi güç ve medya gücü ve istihbarat gücü eline geçiren Siyonistler bugün insanlığın başına bela oldular, uluslararası hukuk tanımıyorlar, ahlak, vicdan, hoşgörü, uzlaşı, hiç tanımıyorlar ve ele geçirdikleri tüm imkanları sadece kendi varlıkları için kullanıyor istismar ediyor manipüle ediyorlar, bakın…
Irak ve Suriye’ye savaşlar açıp parçalayan güçler Amerika ve İsrail’di ve bu süreçte milyonlar öldü ve on milyonlar vatansız kaldı, göçmen karşıtı Amerika dahil Avrupa ülkeleri bütün dertlerini unutup anti-göçmen politikalarını en birincil siyaset haline getirdi, başta Türkiye, küçücük Lübnan bile, Ürdün, vs bu insanlık faciasına çadırlar açtı ülkelerini açtı, Avrupa çok az da olsa makul sayıda göçmen kabul etti ama İsrail bu insanlık faciasına seyirci kaldı, hadi, göçmen alması asla mümkün değil diyelim dolaylı bağış ve yardımlar ya da bu dramı paylaşan birkaç siyasi demeç dahi ağızlarından çıkmadı!
Ve işgal ettikleri toprağı savunmaya çalışan milli cumhuriyetçi yapıları korkunç silahlar ve katliamlar ve istihbarat gücüyle parçalayan yine kendileri, ve bugünkü Işid’i Hamas’ı vs. besleyen büyüten kendileri, ve, ülkemizde Cumhuriyet’i Fetöcüler’e ve cemaat ve tarikatlara parçalattıran kendileri. Ülkemizdeki milli ve İslami yapıları besleyen fonlayan ve istihbaratları haline getiren kendileri, ve o İsrail aklı, o İsrail Devleti, dikkat edin konjonktüre göre kendi düşmanlarını kendi yarattı!
Şimdi insanlığın inşa ettiği bütün evrensel ve hukuk kurumlarına savaş açtılar, olacak şey değil görülmüş hiç değil askerlerinin hukuk dışı katliamlarına mazlum silahsız sivil demeden öldürmelerine dünyaya meydan okuyarak izin verdiler!
İsrail Devleti katlettikçe kendini küçülttü hukuk kural tanımadan işgal ettikçe dünyanın insanlığın nefretini kazandı! Ve, bir yüzyıl, iki büyük dünya savaşı sonrası, inşa edilmesi uğruna yüz milyonlarca insanın öldüğü iki büyük dünya savaşının ortaya zorunlu olarak çıkarttığı insanlık dersleri ve kurumlarını takmadıklarını ilan ediyorlar! Bu, bütün dünyaya meydan okumaktır, bu, insanlık uygarlık ve kurumlarını karşına almaktır, bu soykırımcı olduğunu kendisinin ifşa ilan etmesidir!
Sonuç, insanlık binlerce yıl Avrupa’da Yahudilere karşı tiksinti ve nefretin kökenlerini anlamaya çalışıyor, bir millet binlerce yıl hemen her ülkede bu kadar aşağılanmayı bu kadar insanlık dışı muameleyi hak etmiyordu, diye, on binlerce kitap yazıldı, film çekildi!
Ancak, İsrail Devleti, bu tarihsel ve kitlesel ve sürekliliği olan tiksinti ve nefreti şimdi kendi elleriyle kendi inşa ediyor ortaçağ karanlığına dahi ‘hak verdirtiyor’!
Kıskanç tanrılarını, seçilmiş bir ırk oluşları, etnik-dini bir yapıları ve güç ele geçirince Hitler’e benzemelerini ve katliamlarında dur durak sınır ahlak hukuk tanımamalarını insanlık daha çok feryatlar acılar içinde çaresizce konuşacak!
İnsanlığı tarih hiç değişmemiş gibi bunca bilim bunca keşif bunca ilerleme hiç olmamış gibi bir uygarlık hiç yokmuş gibi ikibin yıl önceki husumetlerin hurafelerin deliliklerin içine sürüklediler!
Ders çıkartması gereken içimizdeki tarikat ve cemaat yapılarıdır, ders çıkartması gereken, mehdi mesih inançlarıdır, ders çıkartması gereken, kendi kavmini-cemaatini herkesten üstün evliya mübarek aziz seçilmiş ve üstün görenlerdir, ders çıkartması gereken bir kutsanmış kişinin ağzına bakıp savaş kararları alan dini yapılardır, ders çıkartması gereken herkese bir gözle bakmayıp din adına ahkam kesen siyaset yapanlardır!
10 km’lik kareye sivil savunmasız insanların başına altı günde 6000 bomba atacaksın, Afganistan’a Irak’a Suriye’ye keyfine göre yüzbinlerce bombalar atacaksın ve sonra insanlık hukuku ve vicdan karşısında hesap vermeyeceksin! Çünkü hepsi dünyayı kendi tanrılarının yarattığına inanıyorlar ve hepsi kendilerinin evrenin hakiki sahibi olduklarına inanıyorlar!
İnsanlık kurumları, yazarları, akademisyenleri, sanatçıları İsrail Devleti’ne, keyfine ideolojisine dini hurafelerine göre soykırım yapanlara karşı bir ‘insanlık’ olduğunu er geç gösterecektir!
Ve Rusya Ukrayna’ya saldırınca Çaykovski dinlemem Dostoveyski okumam diyenler ve Rusya’yı uluslararası spor müsabakalarından men edenler, neredeler?
Büyük savaşların büyük trajedilerin sonuçları bugünden görülmez!
Ancak tarihin akışı İsrail Devleti’nin önce vicdanlardan sonra siyasetten yavaş yavaş ‘dışlanacağını’ göstermeye başlamıştır!
Ve tarihin akışı, Yahudileri tekrar Fransız ihtilali-Cumhuriyet öncesi aşağılandıkları getto dönemine İsrail Devleti’nin pervasızlığıyla kendileri tarafından girmekte olduğunun işaretlerini vermiştir!
Buna ‘tarih felsefesi’ dersi derler, Cumhuriyet, hukuk, siyaset, uzlaşı, hoşgörü, demokrasi, insanlık, feryat, tanımayan insanlık düşmanları, geldikleri gettolara dönmek üzere!
Bunca zenginlik ve medya ve istihbarat güçlerine rağmen bu sefer ‘kendi gettolarını’ kendileri inşa ediyorlar!
Başkalarıyla aynı evler aynı şehirler içinde birleşme sosyalleşme oturma ve uygarlık ve ilerleme ve gelişme bilmeyenleri, tarih, erimeyenleri kaynaşmayanları tiksinti ve nefret ve uygarlık dışı, dışarda tutar, demek ki, Yahudilerin hiçbirimizin asla kabul etmediği etmeyeceği insanlık dışı aşağılandığı gettolar insanlık için çok öğreticiymiş?
Ben, hukuk tanımam demek, büyük evrensel yasalar ortaya çıkartan savaşlarda ölen milyonlarca insana, tarihin tüm bilim adamlarına tüm hukuk adamlarına tüm kültürüne ve uygarlığına meydan okumak demektir!
Uygarlık (sadece Amerika hiç değildir) evrensel hukuk ve değerler tanımayan hiçbir dini ideolojiyi meydan okumayı yanına bırakmadı, er ya da geç, asla bırakmayacak!
Hele şükür dünyayı şirketleri ile, finansla para ile teröre gömen Yahudi dosyasını açmaya cesaret eden bir yazar.
Öncelikle bu tür yazıların artık çoğalması lazım. Yahudiler dahil dünyayı teröre, şeytanlığa boğmak isteyen hiç bir toplum, devlet, millet, cemaat, ırk dokunulmaz değildir.
Son yıllarda artık insanlar yahudilerin tarihte uğradıkları soykırımları “neden acaba” ile yorumlamaya başlamıştır, suç ise kendini üstün ırk görerek dünyayı köleleştirmek isteyen Yahudi zihniyetidir.
Antisemitik değiliz çünkü araplar da sami ırkı ama artık antiyahudi olmaya doğru gidiyoruz ismine ne dersek diyelim.
Yahudiler dünaydaki paranın %80’nini yönetemenin gücüyle, büyük şirketleri ile kendilerini ilahlaştırdılar ama bu kibirleri dünya milletlerinin bütün öfkesini üzerlerine çekmeye başladı.
Soracağımız soru şu?Ya dünyayı köleleştirme planınız tutmazsa?Dünyanın bU haklı kin ve öfkesini karşılayabilecek kadar ölümsüz müsünüz?
Tertemiz!Tebrik ederim.İnsana (yahudi olup günlük hayatını,bütün hayatını insan gibi yaşamak isteyen dahil) ve hayata saygımız sonsuz.İnsana kendisinden dışında (Talmud denen pislikte yahudi dışındaki herkes hayvandır) hayat hakkı tanımayana hayat asla hayat tanımayacaktır.Bu anti-semitik geyiği zaten baymıştı.Arap ve yahudi birbirine “amcaoğlu” diye hitap eder.İkisi de hayata düşmandır.Basit ve net.
Böyle bir yazıya böyle bir nefis bir yorum yakışır. Aynen katılıyorum.
Nihat Genç, medeni insanın aklı, vicdanı ve dilidir.
Uygarlık (sadece Amerika hiç değildir) evrensel hukuk ve değerler tanımayan hiçbir dini ideolojiyi meydan okumayı yanına bırakmadı, er ya da geç, asla bırakmayacak!
Tamamen deterministik bir durum, kehanet degil. Nihat abim agzina sağlik. Bir edebiyat ustasindan, bilimsel makale nasil yazilir her defasindan gosteriyorsun. Ama abi seni dinlemek daha bir baska, seni dinlerken insanligini, ahlakini, karakterini, durdugun yeri goruyoruz ve her zaman ağlatiyorsun beni. Iste o an insan oldugumu hissediyorum…
İnsan vicdanı ve aklını gösteren ,yüreklere su serpen yazınız için teşekkürler.
Sevgili Nihat abi, Çok güzel yazmışsınız. Yaşar Nuri hoca söylemişti. İnsan kınadığını yaşamadıkça Allah insanın canını almazmış. Bu topluluk da yaşadıklarını fazlasıyla kınamış ve kınadıklarını aynen yaşamakta ve yaşatmaktadır. İkinci Dünya Savaşı biteli yaklaşık 80 yıl olmuş ve hala soykırım kılıcını neredeyse tüm insanlığın başında sallamaktalar ve bununla kendi gördükleri zulümden daha fazlasını yaşatmaktadırlar. Mustafa Kemal Atatürk Yunanistan ve diğerleri ile yapılan savaştan sonra onbinlerce zulmü yapan onlar değilmiş gibi normale dönmek için adımlar atmıştır. Anlayamadığım tek şey ise Atatürk ve arkadaşlarının savaşı normal bir insanlık hali olarak kabul edip yaşananları kin ve nefrete dönüştürmemeleridir. Hayran olmamak mümkün değil.
Sevgilerimle,
Tevrat kutsal kitap mıdır? Hayır! Tanrı Musa’ya Sina’da sadece iki taş tablette “10 emir” verdi. Üstelik bunu iki kere yaptı. İlk emirleri alan Musa kavminin yanına döndüğünde ellerindeki altınları eritip döktükleri boğa’ya tapanları görünce hırsından tabletleri kırdı. Yeniden dağa çıkıp, tabletlerin ikinci versiyonunu aldı. Ve ölürken kavmini lanetleyen tek peygamber olarak tarihe geçti. Tevrat mı, Nabukadnezar’ın Musa’dan yüzlerce yıl sonra israil krallığını fethedip köle olarak Babil’e götürülen insanlardan iki hahamın Sümer tabletlerinden arakladıkları hikayelerden oluşan bir romandır.
Dünyayı çoktan köleleştirdiler. Kullandığın teknolojinin patentleri onlarda; haberleşme uyduları, tüm dünyayı birbirine bağlayan internet altyapısı onların; kültür, sanat, felsefe onların. Çok acımasız tabi, seni cemaatlerle, tarikatlarla ve attıkları bombalarla marjinalize ediyorlar. Biraz semirmeni sağlıyorlar ki küçük bir saldırı ile seni medyalarında şeytanlaştırıp darbeyi vuruyorlar. Hamas İsrailin kurduğu insanlık dışı bir örgüt, halkları koyu dindar, radikal yaparak istedikleri bahaneyi buluyorlar. Ve her seferinde ortadoğu halkları daha da cemaatlara sığınıyor, daha da radikalleşiyor. Dipsiz bir kuyu gibi. Şimdi abd gemisi orda, hasbelkader biri füze atsa hatta gemiyi batırsa emin olun Pentagan bayram ilan eder. Onların o gemilerden çok var, yenisini üretecek zaten güçleri, teknolojileri var. Bir gemiye karşı bir ülkeyi parçalamak, onları 100 yıl geriye göndermek… Tek bir çıkış var, o da ne kadar saldırsalar da cumhuriyet ve hukuk. Bunun dışına çıkmak ölüm fermanını imzalamaktan farksız. Filistin halkının bunu anlayacak bir kültürü, cumhuriyet tecrübesi yok. Bizim ise hala şansımız var.
Israilin bir teokratik devlete donusmesi Amerikaya inanilmaz firsatlar sunuyor sonsuz savaslarin kapisini aciyor Amerikan silah sirketleri trilyonlarca dolar kazanacaklar bu savaslardan. Amerikan ordusu ve dis siyaseti silah sirketlerinin bir aparatidir. Para disinda hic bir amaclari yoktur ukraynayi nasil kullandilarsa israilide o sekilde kullanacaklar. Rusya ve cinde rahat edecek savas kendilerinden uzakta oldugu icin. Irani yonetenlerin yurtdisi hesaplarina yuzlerce milyon yatacak ayni zelenskye yatirdiklari gibi. Turkiyeyi kullanacaklar bu savasta butun usler bunlarin emrine verilecek.
Nihat bey kaleminize sağlık. Bir parantez açmak istiyorum yalnız. Hani yazılarınızda hep İslamcıları yerden yere vuruyorsunuz. Doğru da diyorsunuz ama bu memlekette Türkçülük ve Atatürkçülük namına İsrail savunusu artık alenî şekilde yapılıyor. Bunu bangır bangır bagiranlarin başında Zaferciler geliyor. Sizce bu duruma nasıl tepki vermek gerekir?