Yıldırım Koç yazdı…
29 Ekim günü Türkiye’nin dört bir tarafında milyonlarca insan, Cumhuriyet’e, Ulu Önderimiz Atatürk’e ve Cumhuriyet’in kazanımlarına bağlılığını kitlesel biçimde gösterdi. Cumhuriyet’in kazanımlarına ve Atatürk’e açıkça veya sinsice saldıranlara en güzel yanıt verildi. Türkiye’nin büyük çoğunluğu, kimsenin kulu olmayacağını, Türk milleti olarak Türkiye Cumhuriyeti’ni içten ve dıştan her türlü saldırıya karşı koruyacağını kanıtladı.
Türkiye’nin demokratik devrimi veya çağımızda Kemalist Devrim çok önemli bir değişim yaşıyor.
Demokratik devrimin üç ana unsuru vardır. İnsanlar, padişahın, halifenin, şeyhlerin, din adamlarının, aşiret reislerinin, toprak ağalarının kulu olmaktan kurtulup özgür yurttaşlara dönüşür. Kadınlar da erkeklerin kulu olmaktan kurtulur. İkinci unsur, milli devletin kurulmasıdır. Üçüncü unsur, Atatürk’ün tanımıyla, “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir” ifadesinde belirtilen milletin yaratılmasıdır.
Demokratik devrimimizde ilk adım 1876 Meşrutiyeti idi. Bu süreçte halk kitleleri hiçbir rol oynamadı. Mithat Paşa’nın ideolojik önderliğinde bir avuç vatanseverin çabalarıyla adımlar atıldı.
Demokratik devrimimizde ikinci adım, İttihat ve Terakki Cemiyeti ve 1908 Devrimi idi. Bu süreçte de demokratik devrimin hedeflerini gerçekleştirme çabasında kitlelerin aktif katılımı yoktu.
Demokratik devrimimizde asıl büyük adım, Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğindeki Kurtuluş Savaşı ve ardından gerçekleştirilen büyük atılımlardı, arasız devrimler dönemiydi. Bu süreçte de ne köylülük ne de işçi sınıfı bu büyük girişimlerde etkili bir rol oynadı. Mustafa Kemal Paşa’nın dehası sayesinde insanların kulluktan kurtarılması, bağımsız bir devletin kurulması ve kendilerini inanç veya etnik kimlikleriyle tanımlayan bir toplumdan “Türk Milleti”nin yaratılması sağlandı. “Yukarıdan aşağıya bir devrim” gerçekleştirildi. Anayasamızda, 5 Şubat 1937 gün ve 3115 sayılı Kanunla (RG 13.2.1937) yapılan değişiklikle, “Türkiye Devleti, Cümhuriyetçi, milliyetçi, halkçı, Devletçi, lâik ve inkılâbcıdır” ifadesi yer aldı.
Günümüzde milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, lâiklik, inkılâbcılık (devrimcilik) saldırı altındadır. Atatürk’ün Kemalist Cumhuriyeti yerine İran veya Pakistan’daki gibi bir cumhuriyet kurmak isteyenler de saldırmaktadır.
29 Ekim günü milyonlarca insanın Atatürk’e gösterdiği büyük saygı ve sevgi, esasında milliyetçiliğe, halkçılığa, devletçiliğe, lâikliğe, devrimciliğe ve Kemalist Cumhuriyet’e duyulan ihtiyacın sonucudur.
102 yıl önce Mustafa Kemal Paşa’nın siyasi çizgisini en iyi kavrayan kişilerden biri, Ukrayna orduları başkomutanı ve Sovyet Rusya’nın temsilcisi olarak Mustafa Kemal Paşa ile görüşen Mihail Frunze’dir.
Mustafa Kemal Paşa, Sovyet Rusya temsilcileri M. Frunze ve İ. Abilov ile, 23 Ağustos – 13 Eylül 1921 günleri gerçekleşen Sakarya Savaşı zaferinden sonra, 25.12.1921 günü yaptığı görüşmede M.Frunze şunları söyledi:
“Doğu’da devrimci mücadele yalnızca milli kurtuluşçu ve demokratik mahiyettedir. Biz bütün gücümüzle bu hareketleri destekliyoruz ve desteklemeye devam edeceğiz. (…) Şimdiki durumda Doğu’daki milli kurtuluşçu-demokratik hareket, ekonomik politikası açısından devlet sosyalizmi yönünde yürüyecektir. Burada hareket aşağıdan yukarı doğru değil de, tersine yukarıdan aşağı doğru olacaktır.”
Gelişmeler gerçekten de bu şekilde oldu.
Ancak günümüzde demokratik devrim, yukarıdan aşağı değil de, tersine, aşağıdan yukarıya doğru olmaktadır.
100 yıl önce Kurtuluş Savaşı sonrasında yukarıdan aşağıya örgütlenen bu devrimi sessiz bir biçimde kabullenen kitleler, günümüzde çok hızlı ve kapsamlı bir mutlak yoksullaşma yaşamaktadır. Bu hızlı ve kapsamlı mutlak yoksullaşmanın sorumluları, kitleleri susturmak için, Kemalist Devrim’in kazanımlarına da saldırmaktadır. İşçi sınıfı ve yoksul köylülük, Türkiye tarihinde ilk kez, Cumhuriyet’in kazanımlarına saldıranların ekmeklerine de saldırısıyla karşı karşıyadır. Bu durumda, ekmeğini korumak isteyenler Cumhuriyet’e ve Atatürk’e de sahip çıkmak zorundadır ve çıkmaktadır.
Bu olağanüstü güzel sürecin en muhteşem görüntülerini 29 Ekim günü yaşadık. Gün, Ulu Önderimiz Atatürk sayesinde geçmişte yukarıdan aşağıya sağlanan demokratik devrim kazanımlarının, bu kez başta işçi sınıfımız olmak üzere kitlelerce aşağıdan yukarıya büyük bir kitlesel güçle korunacağı ve daha da geliştirileceği gündür.
💯