Ahmet Müfit
Ahmet Müfit
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Enflasyon tehlikesinin nedeni, artan emtia ve enerji fiyatları değil, merkez bankaları

Enflasyon tehlikesinin nedeni, artan emtia ve enerji fiyatları değil, merkez bankaları

featured

Ahmet Müfit yazdı…

ABD ve AB ülkeleri başta olmak üzere küresel ölçekte hızla artan enflasyon, ilk başta “geçici” denilip, geçiştirilmeye çalışılsa da, mızrak artık çuvala sığmıyor. 2008 krizi sonrasında -25 kasım 2008- başlayıp, pandemi gerekçesiyle dozu “sınırsız olarak artırılan varlık alımları ve doğrudan para basılarak, para arzında gerçekleştirilen müthiş büyümenin sonucu olarak artan enflasyon, söz konusu dönemde büyük oranda reel ücret kaybı yaşayan çalışan kesimleri ciddi şekilde vurmaya başlamış durumda.

Artan tepkilerin hedefi doğrudan siyaset kurumu olunca, siyaset kurumunun tek çabası da kendi dışında bir sorumlu bulma noktasına odaklandı doğal olarak.

Bulunan çözüm suçu, artan enerji ve hammadde fiyatlarına dolayısıyla bunları üretip satan ülkeleri suçlayarak, kendi sorumluluklarını görünmez kılmak. “Çözüm” bu olunca, “bulunan çözümü halka benimsetmek için yapılması gereken şey, yanlışı doğru olarak söyleyecek “güvenilir kurumları, kişileri” devreye sokmak, yanlışı doğruymuş gibi anlatmalarını sağlamak oluyor doğal olarak.

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) kapsamında, gelişmiş ülkeler için enerji arz güvenliğini yani kesintisiz ve ucuz enerji temininin devamlılığını sağlamak amaçlı olarak kurulmuş olan Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) Başkanı olan Fatih Birol’un, açıklamalarının bu anlamda çok önemli olduğu kanısındayım.  “Çok yüksek petrol ve gaz fiyatları hane halkı üzerinde ağır bir yük oluşturuyor” diyerek, enerji üreticisi ülkeleri arzı artırmaya çağırıyor, bu şekilde fiyatların düşmesini sağlamaları gerektiğini söylüyor. Başında bulunduğu kurumun amaçları dikkate alındığında, bekleneceği gibi, sorunun asıl nedenini oluşturan, merkez bankalarınca finans şirketlerini kurtarmak amaçlı olarak sorumsuzca ortalığa saçılan paralar nedeniyle, paranın değerinde yaşanan reel erime konusundan hiç bahsetmiyor. Bu durumun neden olduğu sosyal, siyasal sorunların çözümü sorumluluğunu petrol ve doğal gaz üreticisi ülkelerin sırtına yükleyerek bağımsız merkez bankalarının nasıl büyük yanlışların sorumlusu olduğu gerçeğini gizlemeye çalışıyor. Enerji üreticisi ülkelerin vatandaşlarının refahından çalarak batılı ülkelerde sistemin göreli refahın devamını sağlamayı, tüm ülkelerin, ulusların sorumluluğuymuş gibi göstermeye çalışıyor. Bunun ilk kez yaşanmadığını, yaşananların 1970’li yılların başlarında uygulayıp, başarılı oldukları senaryoyu anımsattığını da belirtip edip devam edelim.

Gelişmiş kapitalist ülkelerdeki hızla yükselen enflasyonun faturasını, enerji ve hammadde üreticisi ülkelere keserek, kendi sorumsuzluklarının bedelini, kendi doğal kaynaklarının değerindeki aşınmayı engellemeye çalışan üretici ülkelere ödetmeyi, o ülkeler vatandaşlarının refahından çalmayı kamuoyları gözünde meşrulaştırma amaçlı gerek dışı açıklamalar konusunda tek örnek bu değil.

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, Avrupa Departmanı Direktörü Alfred Kammer ve Avrupa Departmanı Direktör Yardımcısı Oya Celasun da, kaleme aldıkları ortak yazıda benzer iddiaları gündeme getiriyorlar. Söz konusu yazıda, arz kesintilerinin enflasyonu hızlandırdığına ve Avrupa’da toparlanmayı zayıflattığını iddia eden IMF yetkilileri, “politika yapıcıların önündeki zorluğun, yüksek enflasyonun kalıcı hale gelmesine izin vermeden toparlanmayı desteklemek olduğunu bunun da ancak enerji ve emtia fiyatları düşmesi ile sağlanabileceğini söylüyorlar.

Almanya’da artan konut fiyatları ile ilgili olarak yapılan tartışmalar ise Birol ve Georgieva’nın iddialarının temelsiz olduğunu, yaşanan enflasyonun temel nedeninin Merkez Bankalarınca finans şirketlerini/bankaları kurtarma amaçlı olarak ortaya saçılan paraların, bu paraların değerinde neden olduğu reel kayıplar olduğunu tartışmasız bir şekilde ortaya koyuyor. (Bu konuyu “Enflasyon, FED ya da küresel yalanlar” başlıklı yazıda, verilerle destekli olarak aktarmıştım.)

Linkini sizlerle paylaştığım, söz konusu yazıda yer alan ve Almanya da konut fiyatlarında yıllar itibarıyla yaşanan değişimi gösteren tabloya göre, ABD’de mortgage krizinin ortaya çıktığı 2008 yılında 84’ler seviyesinde olan Almanya Konut Fiyatları Endeksi,  o günden bu güne “varlık alımı” ve “emisyon artışı” yoluyla ortalığa saçılan paraların doğal sonucu olarak, yaklaşık yüzde 65 artarak günümüzde 140’lar seviyesine yaklaşmış durumda. Bu durumu, şüphesiz ki aynı oranda olmasa da Avronun reel değer kaybının sonucu olarak değerlendirmek sanırım doğru bir tespit olacaktır.

Tüm bunlar yaşanırken, geçtiğimiz yıllarda büyük ölçekte gündeme gelen, enerji sorunun uzun vadeli çözümü olarak propagandası yapılan, ABD’yi dünyanın en büyük enerji merkezi haline getireceği söylenen kaya gazı konusunun hiç kimse tarafında gündeme getirilmiyor oluşuna da dikkat çekip, devam edelim.

Sonuç olarak, varlık alımını sonlandırıp, faiz artırmaya başlamanın finans kesimi -neoliberal küreselleşmeci projenin en önemli operasyon aracı- açısından çok ciddi sorunlara neden olacağının farkındalar. Böyle bir durumun, finans kesimini kurtarmak için yaratılan para bolluğunun doğal sonucu olarak, sermaye piyasalarında oluşmasına neden olunan balonların patlaması riskini doğuracağını görüyorlar.

Olayı, kendileri açısından “kırk katır mı, kırk satır mı” açmazına dönüştüren şey, tersi bir tutumun yani mevcut parasal genişlemeci politikaları sürdürmenin enflasyonu daha da azdıracağını, seçmenin/vatandaşların sisteme olan güvenlerini -zaten dibe vurmuş durumda- bütünüyle ortadan kaldırabileceğinin farkında olmaları.

Durum böyle olunca, elde kalan tek “çözüm” ya da izlenebilecek yol, gerçekleri çarpıtmak, doğruyu yanlış, yanlışı doğru gösterebilmek dahil her yolu denemek oluyor doğal olarak. Bu yüzden de, sürekli olarak yeni düşmanlar yaratmak, gerilimi ve beklentileri sürekli olarak yükseltmek gerekiyor.

Dünya genelinde hatta hemen yanı başımızdaki Ukrayna’da yaşananlara, bir de bu noktadan bakmanın ilginç olabileceğini düşündüğümü de ekleyip, bitireyim.

Kaynaklar:

1.      https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abdde-bidena-olan-halk-destegi-yuzde-33e-dustu/2472547

2.      https://www.bloomberght.com/ueabirol-opec-piyasaya-daha-fazla-petrol-surmeli-2298954?utm_source=twitter&utm_medium=articleshare&utm_campaign=website

3.      https://www.aa.com.tr/tr/dunya/nato-genel-sekreteri-stoltenberg-ile-iea-baskani-birol-gorustu/2377637

4.      https://www.bloomberght.com/imf-arz-kesintileri-enflasyonu-hizlandiriyor-2299191

5.      https://www.bloomberght.com/euro-bolgesi-enflasyonunda-konut-tartismasi-2299180

6.      https://www.ft.com/content/5b4cd4c6-34f7-11e9-bb0c-42459962a812

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!