Barış Adıbelli yazdı…
Amerikan dış politika gündemini bu hafta Dışişleri Bakanı ile savunma bakanının bir haftalık Asya turu oluşturuyor. Biden yönetiminin dış politika önceliklerini kamuoyuna ilan etmesinin hemen ardından böyle bir ziyaretin gelmiş olması Asya-Pasifik bölgesinin ya da ABD’nin tanımladığı isimle Hint-Pasifik bölgesinin ABD için önemi bir kez daha görülmüş oldu.
Göreve gelmesinden bu tarafa Biden yönetiminin söylem ötesinde ciddi bir dış politika adımı atamamış olması hem ABD’de hem de müttefikleri nezdinde ciddi soru işaretlerine neden oldu. Ancak şunu da söylemek gerekir ki, ABD gerçekten olağanüstü bir dönemden geçmektedir. Amerikan demokrasisinin 2020 başkanlık seçim süreci ve sonrası almış olduğu hasar kolay kolay tamir edilecek gibi görünmüyor. Bir de bu sorunların üstüne Trump’n Amerikan müesses nizamına verdiği zarar da eklenince Biden yönetiminin önünde büyük bir restorasyon süreci gözükmektedir.
Biden yönetiminin en büyük açmazı nereden başlayacağını bir türlü bilememesi gerçeğidir. Özellikle dış politikada büyük bir kafa karışıklığı yaşamaktadır. Dış politika öncekilerini açıkladığı konuşmasında Dışişleri Bakanı Blinken, ABD’nin askeri darbelerden vazgeçtiğini bunun yerine diplomasiyi tercih edeceklerini söylemeleri büyük bir gaf, büyük bir itiraf olarak dünya kamuoyu tarafından yorumlanmıştır. Oysa Biden tecrübeli bir devlet adamı aynı zamanda ekibi de Obama döneminden devlet meselelerine aşina ve tecrübeli bir ekip olmasına rağmen ABD’nin küresel itibarına ve konumuna açıkça zarar verecek bu tip hamlelerin nasıl olup da ABD’nin küresel konumunu tekrar güçlendireceği de merak konusu.
Özellikle Rusya ve Çin konusunda Biden yönetimi tam manasıyla nasıl bir pozisyon alacakları konusunda oldukça acemice davranıyor. Trump’ın Çin’e karşı uyguladığı Tayvan stratejisini devam ettirmeyeceğini ve tek Çin politikasına bağlı kalacağını söyleyen Biden, teşekkür için Tayvan devlet başkanını telefonla araması Pekin’i ayağa kaldırdı. Yine, Güney Kafkasya’da Karabağ savaşından sonra ortaya çıkan durumu da kabullenmekte zorlana Biden yönetimi ABD’nin her zaman yaptığı gibi mevcut durumu kendi lehine yönlendirme yerine Rusya’nın arka bahçesi olarak görülen Ermenistan’da tehlikeli bir oyun arayışına girmiş surumda. Karabağ mağlubiyetinden sonra siyasi bir mevta haline gelen Paşinyan’a sonsuz desteğini sunarak yeniden ayağa kaldırmaya çalışmaktadır. Rusya’da ise muhalif lider Navalni’ye tam destek veren Biden yönetimi başka ülkelerin yönetimlerine ve içişlerine müdahale etmeyecekleri yönündeki açıklamasıyla çelişmektedir. Myanmar’daki askeri darbe hala gizemini korumaktadır. Darbe bir şekilde Çin ile ilişkilendirilmeye çalışılsa da Çin bu komployu boşa çıkarmıştır.
Benzer çelişkiler ve kafa karışıklıkları Ortadoğu bölgesinde de yaşanmaktadır. Bir taraftan İran’a parmak sallarken öbür taraftan İran ile ilişkilerin normalleştirilmeye çalışılması, Suudi Arabistan’a Kaşıkçı raporu ile ayar verilirken Muhammet bin Salman’a da göz kırpılması örnek olarak verilebilir. Bunların yanında, Irak’ta Papa’ya Ali El Sistani’yi ziyaret ettirilerek İran’daki dinil lider Ali Hamaney’in dini otoritesine karşı Irak’ta alternatif bir Şii otoritesi oluşturma çabaları ve her şeyden önemlisi en başından beri nükleer silahlardan vazgeçmediği sürece Kuzey Kore ile görüşmeyeceğiz diyen Biden’ın Şubat ayından beri çeşitli kanallar üzerinden Kuzey Kore yönetimi ile temasa geçmeye çalıştığı ancak Kuzey Kore yönetiminin hiçbir şekilde yanıt vermediğinin ortaya çıkmasıyla Biden’ın söylem ve eylem çelişkisi içerisinde olduğunun en açık göstergesidir.
Sonuç olarak, dış politikada Trump’ın neden olduğu enkazı kaldırmak bir hayli zaman alacak gibi görünüyor. ABD’nin geleneksel dış politika çizgisiyle çelişen; hatta onları ortadan kaldıran Trump ve o’nun mirasına ilginç bir şekilde Biden yönetiminin sahip çıktığı ya da çıkmak zorunda kaldığı görülüyor. Dış politikada Trump’ın başlattığı birçok sürecin devam ettirilmesi kararı verildiği görülüyor. Tüm bu gelişmeler Trump’ın hayaletinin bir süre daha ABD’nin üzerinde dolaşacağına işaret etmektedir. Günün sonunda aslında “Trump iyi bir adammış” denilirse şaşırmayalım…
Anlaşılan o ki; Trump a dava açılacaktı, ihanetti bilmem neydi hepsi boşa çıktı. Sanırım Trump ın elinde eskilerin kirli çamaşır dosyaları, hatta klasörleri var. Dolayısı ile bu dosyaların nereden nasıl ortaya çıkacağı saçılacağı da belli değil. Amerika dan bütün dünya sert ve etkili politika bekliyordu. Ama görünen o ki; Artık Amerika tüm etkisel gücünü kaybetmiş. Fazla değil, 5-10 seneye etkisiz elemana dönecek gibi bir hisse kapıldım :) ;) :D