Mustafa Özgür Sancar yazdı…
Trump, Çin’e yaptığı ziyaret Beyaz Saray’ın yenilgisinin gayr-i resmî ilânı oldu. Önce Tahran yönetimi Çin’i ziyaret etti, ardından ABD…
Hiç şüphe yok ki İran’a saldırıyla başlayan dönem, temelde Çin Halk Cumhuriyeti ile Whashington yönetimi arasındaki güç paylaşımı savaşıydı.
Savaşın siyasî planda kazananı İran, diplomatik ve ekonomi-politik düzlemde kazananı ise Pekin yönetimi oldu.
TAYVAN, ÇİN VE ABD ARASINDA SAVAŞ NEDENİ, ULUSLARARASI ANTAGONİZMA
Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in, Tayvan’ın, bağımsızlık iddiası ve Tayvan Boğazı ile ilgili, diplomatik teammüllerin çok ötesine geçen açıklamaları, kaybedenin ABD olduğunu kanıtlıyor. Çin, Tayvan’ın ”bağımsızlığı”, fiilen ABD’ye entegrasyonu konusunda diretilmesi durumunda, şüpheye hiç yer bırakmayacak biçimde, bunu sıcak savaş nedeni sayacağını söyledi. BM kurallarını hiçe sayarak İran’a saldıran ve sonrasında BM Güvenlik Konseyi’ni göreve çağırarak, uluslararası antagonizma (uzlaşmaz çelişki) yaratan Beyaz Saray yönetimi, Çin’e karşı bir sıcak savaşı göze alamaz. ABD, Avrupalı müttefiklerinin nazarında bile meşruiyet sorunuyla dolu bir yöntemine sahip… ve gerçek bir dışlanma/yalıtım cenderesinde…
HEGEMONYA, STATÜKO VE DOLARİZASYON ÇÖKÜYOR
Pekin Zirvesi, bir adım ötesinde, ABD’nin, dolarizasyon düzenini bozan Çin tarafından kural dışına çıkartıldığını gösteriyor. Yani ”unrule” (kuralsızlık)… Kuzey Amerika’nın, para birimi doların, uluslararası rezerv para olma özelliği üzerinden kurduğu düzen çözülüyor.
Foreign Affairs, Whashington Post gibi dış politikada Pentagon eksenli yayınlar yapan gazeteler bu durumu kural dışı olarak nitelendiriyor.
Kuzey Amerika hegemonya ve statükosunu kaybediyor. Bugüne kadar 2 kuruşluk kâğıt maliyeti ile milyonlara, milyarlarca dolar ürün ve hizmet alan ABD, bedavadan elde ettiklerini, tüm dünya üzerinde kurduğu haraç sistemini kaybediyor. Artık sadece kağıdı ve baskısının dışında maliyeti olmayan 2 centlik dolar, ABD’ye dünyaları aldıramayacak.
İRAN VE HÜRMÜZ MESELESİ, BEYAZ SARAY’IN SİYASÎ ZAFER ÜRETME KAPASİTESİNİ SIFIRA YAKLAŞTIRDI
İran’ın onurlu direnişi ve elde ettiği zafer, ABD’nin dünya ölçeğinde siyasi zafer üretme kapasitesini en aşağıya çekti.
Tahran yönetimi çok ağır kayıplar verdi; ama çökmedi. Whashington küçük bir siyasî kazanım dâhi elde edemedi.
Dışişleri Bakanı Rubio’nun Hürmüz Boğazı’nın savaş öncesi duruma getirilmesi yönünde yaptığı çağrı, yenilginin bir başka itirafı oldu. Böylece Trump yönetimi sonbahardaki seçimlerde elini bir hayli zayıflattı, bunun ötesinde ABD’de bir devlet yönetimi sorunu olduğu açığa çıktı.
Hürmüz’de savaş öncesi durumu talep eden Beyaz Saray neden bunca maliyet ve krizin altına girerek savaş başlattı (?); saldırmasaydı zaten Hürmüz bugün talep ettikleri statüdeydi.
İran petrol ithalatının yüzde 80’ini Çin’e yapıyor. Dolayısıyla Çin için Hürmüz engeli yok. Blokaj, pratikte ortaya çıktığı gibi, ABD-İsrail ve müttefiklerine uygulanıyor.
Hürmüz meselesi dünyaya, ABD’nin Çin karşısında belirgin bir üstünlük alanının kalmadığını; mühimmat stoklarının kısıtlı olduğunu gösteriyor. (Washington Post)
ÇİN DİRENÇ NOKTASI, ABD KÜTLE KAYBEDİYOR
ABD hâlen doları işletiyor ve en büyük askerî güç konumunda; ancak bu konudaki denge, yani maddi kapasite Çin lehine değişiyor. Çin, teknoloji pazarlarındaki üstünlüğünü, ihraç mallarındaki niceliksel artışla da destekliyor; zayıf olduğu tarımsal üretim ve enerji konusunda ise büyük bir hamle yaparak, ABD’nin kütlesel ağırlığı konusunda esaslı bir direnç noktası oluşturuyor.
Çin dünyanın en büyük potansiyelli tahıl ve et üreticisi olmasın karşın, 24 yıl önce katıldığı Dünya Ticaret Örgütü’nün arazları nedeniyle ithalata bağlı ülke konumuna düştü. Fakat geçen ay 10 yıllık tarım geliştirme master planı hazırladıklarını açıkladılar.
Çin’de tarımsal işgücü 300 milyon, kırsal bölgelerde yaşayan ve tarım ile ilişkilendirilebilecek yerleşik nüfus ise 451,1 kişiyi buluyor. Bu nedenle yüksek standartlı tarım arazileri inşa edilmesi büyük bir önem arz ediyor. Tarım arazileri master planın birinci maddesi… Afet dayanıklılığının artırılması kaçınılmaz bir idari önlem, kırsal ekonomilerin güçlendirilmesi tarımla dolaylı veyâ doğrudan bağı olan nüfusun üretime dâhil edilmesi ve refah düzeyinin yükselmesi anlamına geliyor Tohum geliştirme araştırmalarının hızlandırılmasını, ortak ıslah ve hayvancılık iyileştirme programlarının başlatılmasını, yüksek verimli, dayanıklı ürünler için biyolojik ıslah projelerinin uygulanmasını master planın ana hatlarını oluşturuyor.
Bunun yanısıra tarım makinelerinin modernizasyonunu, 5G, yapay zekâ ve büyük veri gibi dijital teknolojiler entegre tarım için kullanılacak. 2027 yılı bitmeden toplam yıllık tahıl üretim kapasitesinin 700 milyon tona çıkarılması hedefleniyor. Böylece Çin önemli tarım ürünlerinde kendi kendine yeterlilik düzeyine ulaşacak ve ABD’nin asimetrik savaşta kullandığı bir silâhını daha elinden almış olacak.
ASİMETRİK ULUSLARARASI İLİŞKİLER, ÇOK KUTUPLU DÜNYA, KÜRESEL GÜNEY
Pekin zirvesi Tayvan ve silah satışları konusunda Çin’in ABD’ye tam baskı kurduğu bir düelloya sahne oldu.
Trump ve ekibi, sadece, statüko ve hegemonya kaybı yaşamıyormuş numarası yapıyor. ABD, kendi kurallarına göre simetrik bir dünyanın var olamayacağını artık görüyor. Finalde çok kutuplu dünya sonucuna çıkacak asimetrik uluslararası ilişkiler dönemindeyiz.
”ABD’nin askeri, siyasi iddialarının gerçek yeteneklerinin ötesine geçmiş olması… klasik bir imparatorluk çöküş süreci sergiliyor” (Christopher Caldwell, New York Times).
KUZEY AMERİKA RÜYÂSI, KUŞAK YOL, KÜRESEL GÜNEY ÇAĞI
ABD, 1990’ların başından bu yana uygulamaya çalıştığı -tek kutuplu küresel hâkimiyet politikasında- merkez bölge olarak Asya’yı gördü.
Rusya’dan devşirme ideolog Zbigniew Brzezinski, ”Büyük Santraç Tahtası” kitabında Kuzey Amerika’nın dünya egemenliğinin, Asya’nın tam kontrolüyle sağlanacağını yazdı. Bu konudaki en büyük engellerden bir tanesi olan Çin Halk Cumhuriyeti, jeopolitik sorunlarından faydalanılarak bertaraf edilecekti.
Tam da bu nedenle Çin’in deniz yolu üzerindeki Japonya, değişmez bir Amerikan müttefiki hâline getirildi. Tayvan bugün olduğu gibi ayrılıkçılığın merkezi yapıldı. Pekin yönetimi buna karşılık Trans Sibirya demiryolu (Kuzey Koridor), Avrupa ile ticarete imkân veren karayolu vasıtasıyla ticaret ihtiyacının yüzde 90’ını karşıladı.
Ancak Çin’in ABD’ye karşı esas ticaret başarısını, Türkiye’nin de içerisinde yer aldığı Orta Kuşağı işletmesi sağladı.
Kuşak Yol Girişimi, Çin’in Orta Kuşağı daha işlevsel hâle getirip, Kuzey ve Güney koridorlarına alternatif oluşturmasına yol açtı. Aslında bu bir jeostratejik hamleydi ve Türkiye dâhil pek çok ulusal devlet bu başarılı hamlenin kazanımlarını çok kutuplu dünya, iyi koşullarda ticaret olarak almaya başladı.
Küresel Güney’in esas espirisini Orta Kuşak’ta yoğunlaşan ticaret ve işbirliği oluşturmaktadır. Böylece Brzezinski’nin, Asya’nın fethiyle, tek kutuplu Amerikan egemenliği teorisi boşa çıktı.
Kuzey Amerika rüyâsı bitti; şimdi Meksika’nın da içinde bulunduğu Latin Amerika, Asya ve Avrasya çağındayız.
Şimdi ayvayı yedik işte, gözünüz planlı devlet destekli, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığı görecek yakında.
Öyle veya böyle gerizekalı Amerikan yönetimini dizginleyen kamuoyu vardı. Atatürk’ün inkılaplarını ve ilkelerini anlattığımızda, kamuoyu yola gelip Amerikan hükümeti üzerinde baskı kurabiliyordu. Bakalım şimdi ne yapacağız.
Eğitim geliştirilecek bir şeydir.
Yaşananın geliştirme ile bir alakası yoktur.
Sorun yalnızca yeni katılacakların eğitim de değil. Astsubay sınıfının görülmemiş özlük hakkı kayıpları, emeklilerinin durumu?