Mustafa Özgür Sancar yazdı…
Kapitalist ideologların, bilgi iletişim teknolojilerinin gelişimine bağlı olarak ortaya çıktığını öne sürdüğü enformasyon toplumu geniş kitlelere ne refah getirdi ne de ileri bir demokrasi sundu.
Açlık, evsizlik ve işgallerin artarak devam ediyor olması bunun en açık kanıtı…
Dijital medya, Metaverse, Arttırılmış Gerçeklik (AG) teknolojileri emperyalizm aşamasındaki kapitalizmin kimlik değiştirerek devam etmesinden başka bir şey değil. Pazarlama 5.0 ise teknolojik imkânlara ulaşamayan ya da teknoloji vasıtasıyla hayatlarında bir iyileşme olmayan fakir çoğunluğu, daha fazla sömürülecek bir pazarlama nesnesine dönüştürme arayışından ibaret.
EMPERYALİZMİN FENOMENİ: ENFORMASYON, BİLGİ İLETİŞİM TOPLUMU
”Enformasyon Toplumu”nun ideologlarından McLuhan, ”The medium is the message” (Araç mesajdır) sloganı ile temelde bu gerçeğe işaret eder.
Ne söylediğinizin ehemmiyeti yok, teknoloji her türden ilişkiyi belirler. Buna göre bilinç iletinin yorumlanması veyâ anlaşılmasından değil, teknolojinin kendisinden gelir. Teknoloji toplumsal ölçekte yeni bir bilinç ve yaşam tarzı yaratır. Burada insan tamamen dışlanmıştır. Teknolojiye sahip olanların tam egemenliğinde bir dünya tasavvuru ortaya çıkıyor. Yani üretim araçlarına sahip olanların emek sömürüsü üzerinden elde ettikleri kâr (artı değer) mekanizması devam ediyor. Değişen, sadece günün yeni tanımları: Enformasyon Toplumu, Bilgi İletişim Toplumu, Nano Teknoloji ve Dijital, sanal gerçeklik.
TÜRK BAYRAĞINA SALDIRAN MCLUHANCI MUHALEFET!
”Araç Mesajdır” söylemi insanın hayata bilinçli müdahalesini yok sayarken, aynı ânda buna uygun bir muhalefetin oluşumunu da açıklıyor.
Türk bayrağına saldıranlar, Cumhuriyet Devrimi’ni düşman görenler McLuhan muhalefetinin tezahürüdürler.
Anti emperyalist ve devrimci Türk bayrağının insanlık cephesindeki tartışılmaz önemini anlamadan ilerici olunamaz; devrimci hiç olunamaz. Bayrağa, Atatürk’e, Cumhuriyet’e düşmanca saldıranlar dünyayı değiştirme yetenek ve amacına sahip değillerdir. Onlar McLuhan’ın ”Araç Mesaj”dır denklemindeki araçlardır. Görüntüde olmak onlar için yeterli bir varoluş gerekçesidir. Varlıkları kapitalizmi aşacak eylem ve programdan değil, doğrudan kapitalizmden kaynaklanır.
Küreselleşmecilerin ideoloğu McLuhan’ın ”herkes için ileri demokrasi” yalanına dayanak yaptığı -Küresel Köy- hipotezi bu türden; vatana, bayrağa, tarihe düşmanlaşmış, bilinç bulanıklığı içerisinde yüzen bir muhalefet tasarladı: ”Uydurduğunuz arma ve bayraklarınızla çıkın, fazlasıyla protest sözler de söyleyin, bazen taşkınlık da yapın, ama sakın değiştirmekten bahsetmeyin. Bunu unutun!”
KÜRESEL KÖY, İLERİ DEMOKRASİ, KİŞİSEL ÇIKARDAN MENKUL HAYATA MAHKÛM OLANLAR
Bugün Türkiye’de kendini devrimci, solcu olarak adlandıran pek çok grup ve oluşum bu türden bir telkinin doğal sonucu. Emperyalizme ile ezilen dünya, ulus devlet arasındaki çelişkiyi görmeden, buna uygun ulusal politikalar üretmeden McLuhancı muhalefet olmaktan kurtulamayacaklar. ABD’nin parasını vererek vekil ettiği PKK’nın kuyrukçuluğunu yapmaya, Türk bayrağı ve Türk devrimine düşmanlık yaparak Küreselleşmeci muhalefet içerisinde hiçleşmeye devam edecekler. Sonunda ulaşacakları yer kendi kişisel çıkarlarından menkul bir hayat. Bu tiplerin topluma, vatana, millete hiçbir faydası olamaz.
Türk bayrağına düşmanlık ederek, Türk bayrağını gördüğünde ”provoke edildiğini” söyleyerek devrimci olunmaz.
Venezuela, İran, Suriye, Irak ve Küba’ya uygulanan insanlık dışı baskı ve ambargo örneklerinde olduğu gibi emperyalizm hegemonya ve statükonun devamını istiyor.
İKTİDAR, ATATÜRK VE CUMHURİYET’TE BİRLEŞEREK KURULABİLİR
McLuhancıların öne sürdüğünün aksine dünya hâlen emperyalizm çağında. Ve ana çelişme sadece emekçi ve sermaye arasında değil; fakat aynı oranda küreselleşmecilerle ulus devletler arasındadır. Dolayısıyla siyasal mücadelenin en kritik eksenlerinden bir tanesini ulus devlet ve küresel sermaye arasındaki çelişki oluşturur.
Ulus devleti savunmak aynı zamanda ulusu oluşturan en geniş emekçi sınıfları savunmaktır; çünkü ulus devlet tarihsel olarak vatan kabul edilen yerde siyasî, hukuksal, ekonomik egemenliği savunmaktır.
Ulus devlet, modern topluma giden zorunlu yoldur. Ve… ancak modern toplum kapitalizmi aşacak olanakları sunar. Ulus devlet olmadan emekçi ve emek mücadelesi olmaz. Toplumun çoğunluğunu oluşturan her katmandan çalışanı, emekçiyi özgürleştirecek olan Türk ulusal devletinin varlığıdır.
Cumhuriyet, 150 yıllık Türk Devrimi ve modern ulus devletin en ileri devrimci aşamasını oluşturur.
Tam olarak bu nedenle değiştiren kuvvet Atatürk’te, Cumhuriyet ve üniter devlettedir.
Gerçek muhalefet, bir adım ötesinde iktidar seçeneği, ancak Atatürk ve millî devlette birleşerek yaratılabilir.