1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Mustafa Özgür Sancar
  4. Sosyalizan milliyetçilik manifestosu

Sosyalizan milliyetçilik manifestosu

featured

Mustafa Özgür Sancar yazdı…

Avrupa merkezcilikten çıkamamış, ortodoks marksistlerin en az bir yüzyıl öncede kalmış, ”milliyetçilik ile sosyalizm bağdaşmaz” dogmasına karşı bir manifesto ihtiyacı hâsıl oldu.

Bu türden dogmaları temel düstur olarak hâlen savunanlar var ve onların düşüncesindeki asıl sorun emperyalizm çağındaki ulusal kurtuluş mücadelelerini doğru analiz edemiyor olmalarından kaynaklanıyor.

MODERNİTE

Emperyalizme karşı kazanan yeni ulus devletler, emperyalizmin merkezindeki, yâni Batı-özelde Kıta Avrupası, ulus devletlerden farklı olarak devletçi, kamucu, halkçı prensiplerle moderniteyi gerçekleştirdiler. 

Türk devriminin üst aşaması olan Cumhuriyet bu zorunlu istikâmetin en özel örneğini oluşturur.

Savaştan çıkmış fakir bir halk, ancak halkçı ve kamucu bir yolda korunabilir. İş alanlarının yaratılması için ise devlet kontrolünde bir sermaye birikimi oluşturmak gerekir; çünkü yeterli sermaye kütlesi yoktur.

Devlet sermayenin birikimini sağlayarak istihdam alanları yaratır ve halk iş edinir, çalışma alanlarına kavuşur.
Emperyalizme karşı kurulan ulus devletlerin, üst kimliğini belirleyen siyasî milliyetçilik tam olarak bu noktada sosyalizan bir nitelik kazanır.

Atatürk’ün ”Evvela sosyalist olmalı, maddeyi anlamalı” tespiti tek başına felsefî bir yorumdan ibaret değil. Bir pozitivizm ve toplumsal dönüşüm anlayışının ifadesi; fakat aynı zamanda diyalektik ve materyalist bir öze sâhip.

MİLLÎ DEMOKRATİK DEVRİM İLE BURJUVA DEVRİMİ ARASINDAKİ DERİN FARK

Atatürk bu sözüyle, toplumsal sorunları çözmek ve modern bir devlet inşa etmek için öncelikle hayatın maddi koşullarını (yoksulluk, tarım düzeni, sanayisizleşme, sınıf yapıları) nesnel bir şekilde analiz etmek gerektiğini vurgular.

Siyaset bilimi açısından sosyalizm, toplumsal gerçekliği anlamak için güçlü bir metodolojik araç (maddeyi anlamak) sunar.

Atatürk’ün milliyetçi ideolojisi ile sosyalizm burada buluşur ve Avrupa’dakinden farklı olarak emperyalizme karşı kurtuluş zaferi kazanan ülkelerin Millî Demokratik Devrimlerinin fikrî zeminini oluşturur.

İngiltere’nin Cromwell ile 1640’larda başlattığı, 1789 Fransız İhtilali ile doruk noktasına ulaşan burjuva devrimlerinde sosyalizan bir özellik yoktur. Kıta Avrupası burjuva devrimleri ile modern devleti inşa ederken, Türkiye bir millî demokratik devrimle moderniteye ulaşmıştır.

Cumhuriyet Devrimi olarak tarif edebileceğimiz bu devrimin felsefî ve maddi tabiatında sosyalizm vardır.

Cumhuriyet, vatanseverlere armağan edilmiş bir millî mirastır ve geleceğe ışık tutan sosyalizan milliyetçiliğin manifestosunu oluşturur:

MANİFESTO

I. Ulus ve Sınıfın Sentezi: BAĞIMSIZLIK, EMEK VE ORTAK VATAN

Türk olmaktan gurur duyan Türkleriz. Türklük gururumuz başkasını ezmek anlamı taşımaz, kendimize ve milletimize  güvenimizden gelir. Biz Atatürk’ün barışsever milliyetçiliğinden geliyoruz.

Ulus, biyolojik bir soy ağacı ya da kafatasçı bir tecrit değildir; ulus, tarihi birlikte yapanların, emeğiyle vatanı kuranların ve emperyalist boyunduruğa karşı omuz omuza duranların ortak adıdır.
Bizim milliyetçiliğimiz; sağın mukaddesatçı kalıplarıyla halkı uyutan, sermayenin çıkarlarını bayrakla örten burjuva milliyetçiliği değildir. Bizim milliyetçiliğimiz, halkçılık ile sosyalizmin, tam bağımsızlık ile kamuculuğun tarihsel kucaklaşmasıdır.

II. Irkçılığa Karşıyız, Ulus Ortak Üst Kimliğimizdir

1-Biyolojik Değil, Tarihsel ve Kültürel Birlik: İnsanlığı kan gruplarına ve etnik kökenlere ayırarak düşmanlık üreten ırkçılık, emperyalizmin “böl ve yönet” stratejisine hizmet eden bir aparattır.
Biz, Mustafa Kemal Atatürk’ün temellendirdiği yurttaşlık esasına dayalı üst kimliği savunuyoruz: Vatanı sömürgecilere karşı savunan, bu toprakların geleceğine inanan her bir fert, kökeni ne olursa olsun bu ulusun aslî ve eşit unsurudur.

2- Şovenizmin Reddi: Bizim vatanseverliğimiz bir başka ulusa düşmanlık üzerine kurulamaz. Başka halkların esaretinden beslenen bir milliyetçilik hastalıklıdır. Türk ulusunun bağımsızlık karakteri, mazlum milletlerin esaret zincirlerini kırma iradesine sıkı sıkıya bağlıdır.

III. Anti-Emperyalizm ve Mazlum Milletlerin Dayanışması

Tam bağımsız bir ulus devlet: Siyasî bağımsızlık olmadan iktisadî bağımsızlık olmaz. İktisadi bağımsızlık olmadan halkçılık olmaz. Beyaz Saray’ın isteğiyle komşumuz İran’la kavga etmeyiz. NATO’nun %5 dayatmasını, “bu para emekliye, eğitime gidecek” diyerek reddederiz. Tıpkı İspanya’nın sosyalist başbakanı Sanchez gibi.
Vatan savunması yapanı düşman ilân etmeyiz.

3. Halkçılık: Halkçılık, kapitalizmi ehlileştirmek değildir. Halkçılık, madenini, petrolünü, toprağını millet için kullanmaktır. Küba’da Raúl bir kişi değildir; Bağımsızlık, Devrim, Vatandır.
Bolivya’da lityum halka aittir. Venezuela ve Kolombiya’nın petrolü, altını, madeni Venezuelalıları, Kolombiyalılarındır.
Türkiye’de, 11 bin yıllık Aksaray’da, Ihlara da halka aittir, Katedraller de… Akdeniz, Ege ve Karadeniz’in sahilleri, ormanları da Türk milletinindir.

4- Küresel Hegemonyaya Karşı Direniz: Bugün vatanı savunmak; NATO’nun genişleme stratejilerine, ABD hegemonyasının askerî ve kültürel kuşatmasına karşı durmaktır. Emperyalizme karşı verilmeyen hiçbir mücadele milliyetçi olamaz.

5- Havana’dan Ankara’ya Uzanan Hat: Bizim milliyetçiliğimiz içe kapalı, yerel bir reaksiyon değildir.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Anadolu ihtilali ile José Martí’nin, Fidel Castro’nun, Simón Bolivar’ın Latin Amerika’daki zaferi aynı nehrin kollarıdır. Dünyanın neresinde olursa olsun, sömürgeci tekellere başkaldıran her ulusal egemenlik mücadelesi bizim de mücadelemizdir.

IV. Kamusal Ekonomi ve Emeğin Egemenliği

Gerçek milliyetçilik, ülkenin yeraltı ve yerüstü kaynaklarını kamulaştırmaktır. Vatanı sevmek, onun fabrikasını, limanını, toprağını ve işçisinin emeğini vahşi kapitalizme karşı korumaktır.

6- Sosyalizm nedir?

Bilimsel Sosyalizm, Avrupa sosyalizmi gibi, kapitalizmin çalışanlar lehine makyajlanması değildir.
Gerçek sosyalizm, ulus devletini koruyarak, emperyalizme karşı durmaktır.
Ciğerlerin havaya ihtiyacı olduğu gibi, Kuzey Amerika (ABD) ekonomisinin de Latin Amerika madenlerine ihtiyacı vardır. Onlar insan vücudunu kansere mahkûm eden serbest radikaller gibi Amerika kıtasını baştan aşağı yemek istiyorlar.
Biz vücuttaki antioksidanız, kansere karşı savaşırız. Emperyalizm kanserini ortadan kaldırıncaya kadar savaşacağız.

7- Sermayenin Değil, Emekçinin Vatanı:

Toprağı holdinglere satılan, fabrikaları yabancı sermayeye peşkeş çekilen, işçisi açlık sınırında yaşayan bir ülkede soyut bir vatan sevgisinden bahsedilemez.

8- Sosyal Adalet:

Ulusal egemenlik, ancak ekonomik bağımsızlıkla ve gelirin eşit bölüşümüyle gerçekleştirildiğinde hayatta kalır.

Sosyalizan milliyetçilik, üretimi kamusal fayda odağına alan, gümrük duvarlarını halkın çıkarı için yükselten, üreticiyi ve köylüyü koruyan plânlı bir halk ekonomisidir.

9- Altı Ok:

Biz ne yabancı sermayenin güdümündeki kozmopolit liberalleriz ne de halkı etnik hatlarla bölmeye çalışan şovenistleriz. Altı Ok’u iktidar yapmadan, ne bağımsızlık olur ne sosyalizm.

10. Ön cephe stratejisi nedir?

Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi, silâh yoksa tırmığı, keseri silâh yaparız. Balıkesir’de Tülütabaklar gibi, maskeyle düşmanı korkuturuz. Millet varsa umut tükenmez. Millete dönmek lazım.

SON SÖZ

Biz; tam bağımsızlığı namus bilen, sınıfsal sömürüye karşı bayrak açan, ırkçılığı insanlık suçu sayan ve cumhuriyetin kurucu aydınlanmasını sosyalizmin eşitlikçi idealleriyle geleceğe taşımayı amaçlayan vatanseverleriz.

Emeğin egemen olduğu, tam bağımsız ve gerçekten demokratik bir ülke temel ereğimizdir.

Umutsuzluğa mağlup olmayız.

Yaşasın Türk milleti, Yaşasın Cumhuriyet ve Devrimleri…

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!