1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Mustafa Özgür Sancar
  4. Brezilya’da Lula kazandı: ABD geriledi, şimdi daha zor bir dönem başlıyor

Brezilya’da Lula kazandı: ABD geriledi, şimdi daha zor bir dönem başlıyor

featured

Mustafa Özgür Sancar yazdı…

Brezilya’da devlet başkanlığı seçiminin ikinci turunu, beklenildiği gibi, Luiz Inácio Lula da Silva kazandı.

Lula oyların yüzde 51,79’unu kazanırken, ultra liberal Flávio Bolsonaro yüzde 48.21 oyda kaldı. Lula’nın oy oranı nicel olarak 4.4 milyon kişi daha fazla, küçümsenecek bir başarı değil, fakat parlamento aritmetiğini kazanan lehine oluşturabilecek yeterliliğe sahip değil.

SEÇİMİN GALİBİ BREZİLYA, KAYBEDENİ ABD

Beyaz Saray’ın el altından çalıştırdığı Electors (seçiciler) örgütü, Bolsonaro lehine para kaynakları ve kamuoyu oluşturma, halkı örgütleme ve ajitasyon için sıradışı bir çalışma yürüttü. 

Lula, yoğun ABD müdahalesine karşın daha fazla oy aldı ve elde ettiği sonuç gerçek bir zafer olarak kabul edilmeli. Sonuç, Brezilya’nın dış müdahaleye geçit vermeyeceğini gösteriyor.

Reel politik ve dış siyaset konusunda ise Lula’nın Stratejik Özerklik politikasının doğruluğunu ispat edildi.

SOBERANIA (EGEMENLİK) BANDERO EFECTO (BAYRAK ETKİSİ): VATANSEVERLİK 

Bandera Efecto (Bayrak Etkisi) kendisine oy vermeyen Brezilyalılar üzerinde de Lula’ya bir meşruiyet kazandırdı. Eski bir sendikacı ve işçi olan (fabrikada bir parmağını makineye kaptırdı) 81 yaşındaki Lula, Washington’un müdahaleci politikasına ”Brezilya egemen ve bağımsız bir devlettir. Hiçbir ülkenin arka bahçesi olmayacaktır” sözü ve anlayışıyla karşı dururken, Bolsonaro ABD’nin seçim yardımını açıktan kabul ve ilân etti; Beyaz Saray’la tam uyumlu politikaları programın merkezine oturttu.

Yeni parlamento aritmetiği Lula ve hükûmetini, karar almak konusunda zorlayabilir; ancak Bolsonaro’nun ABD’ye kaçması kongrede ağırlığı olan muhafazakâr ve sağcı partilerin iknâ edilmesi meselesini çözmek için fırsat yaratıyor.

BOLSANARO’NUN FLORIDA’YA FİRARI, ALEYHTE GÖRÜNEN KONGRE ARİTMETİĞİNİ DÖNÜŞTÜRECEK 

Seçim sonuçları açıklanır açıklanmaz Flávio Bolsonaro, ABD’ye kaçtı. Beyaz Saray yetkilileri kaçak başkan adayına vize verdiklerini doğruladılar. Tıpkı babası Jair Bolsonaro (Eski devlet başkanı) gibi oğul Bolsonara’da kaçtı; çünkü milyar dolarla ifade edilebilecek kara paranın aklanması suçunu işledi. Babası da hükûmetten düştükten sonra ABD’ye kaçmış, döndükten sonra yasal ve meşru iktidara darbe düzenlemeye suçuyla hapse atılmıştı; 27 yıl hapis cezasına mahkûm edilmişti; hâlen hapiste…

Gerçek şu ki Lula’nın mecliste rahat çalışmasını sağlayacak bir parlamento aritmetiği oluşmadı. Brezilya Kongresi’nin her iki kanadında da (Temsilciler Meclisi ve Senato) görüntü muhafazakar ve sağcı partilerin kontrolü elinde bulundurduğu yönünde.

Flávio Bolsonaro’nun liderliğini yaptığı Liberal Parti (PL) ve müttefiki olan sağ bloktaki parlamenterler, Lula’nın yasa çıkarabilmesi ve bütçe planlarını onaylatabilmesi için iknâ edilmeli; bu, aşılması mümkün olmayan bir bariyer değil; sağ dalganın belirleyici güç olduğu anlamına gelmiyor.

Bolsonaro’nun ABD’ye kaçması Liberal Parti’yi de, Bayrak Etkisi, yâni Lula’nın yarattığı vatanseverlik, egemen ve bağımsız Brezilya’da birleşmek fikrine yaklaştıracaktır.

Ultra liberal ve aşırı sağcılar, hamasî edebiyatla vatansever kitlelerin oyu üzerine ipotek koymaya yeltenir, hiçbir vatanseverin kabul edemeyeceği dış bağlantı ve angajmanları ortaya çıkınca, arkalarına bakmadan kaçarlar. Bolsonaro bunun güncel örneği; Arjantin’de Milei bir başka örneği olacak.

Hiç şüphe yok ki Bolsonaro’nun ihaneti Liberal Parti ve muhafazakârlar nezdinde Lula ve partisi Partido dos Trabalhadores, PT (İşçi Partisi) lehine kırılma yaratacak.

POTANSİYEL BÜYÜKLÜK ve ETKİ, STRATEJİK ÖZERKLİK, ÖRGÜTLÜ İŞ GÜCÜ 

“Kutuplaşmanın Derinleşmesi”, “Topal Ördek Yönetimi” veyâ sosyal harcamaları hayata geçirmenin çok zor olması, bu nedenle piyasaların olası yasama kilitlenmesi kaygısıyla tepki verme riskini asgariye indirecek bu türden bir gelişme, sadece Brezilya için değil, ABD’ye direnme zarureti olan tüm Latin Amerika’ya alan açacak.

Brezilya, sanayi, ekonomi ve işgücü potansiyeli ile kıtanın en büyük ülkesi; dolayısıyla doğal bir politik öncü kabul ediliyor. Lula belki bir önceki döneme göre yasama ve yürütme konusunda daha fazla zorlanacak; ancak Brezilya’nın potansiyeli, Trump’ın etkisinde kalan sağ blokun yerel parlamentoyu paralize (felç etme) girişimlerini, dolayısıyla ABD’ye karşı ”Stratejik Özerklik” temelli dış politikanın devamını engelleyecek tüm bariyeleri aşmak yönünde bir siyasal kaldıraca dönüşecek.

İspanya’da Pedro Sánchez’in azınlık hükûmeti olmaktan kaynaklanan sorununu, Brezilya’da Lula, ağırlığı sendika ve işçi örgütlerinde olan çok daha organize ve büyük bir kitleyi arkasına almış olmasıdan dolayı çözme şansına sâhip.

UTANÇ, SUÇ VE KORKALIK KARA PARA

Yeniden vurgulamakta fayda var, seçimi kaybeden 45 yaşındaki senatör Flávio Bolsonaro’nun ABD’ye kaçması, reel politik düzeyde Kongre’deki aritmetik problemi çözmek adına birinci parametre (yan ölçü); çünkü hakkında yürütülen yolsuzluk ve kara para aklama soruşturmaları kapsamında Yüksek Mahkeme’nin pasaportunu teslim etme kararına uymayarak gizlice ABD’ye (Florida) kaçması, Bolsonaro’nun halk nezdinde “suçluluğun ve korkaklığın açık bir kanıtı” olarak yorumlanıyor. 

Diğer yandan ABD’nin, Trump yönetimi kontrolündeyken bu firari lider ailesine hemen vize kolaylığı sağlaması, yüksek tansiyonlu Brezilya-ABD ilişkilerinde yeni bir diplomatik kriz yaratıyor.

Kararın 24 saatlik süresi dolduktan sonra Brezilya Federal Polisi, Flávio Bolsonaro’nun hem umuma mahsus hem de diplomatik pasaportlarını resmen iptal etti.

Devlet Başkanı Lula da Silva, rakibinin kaçışını “utanç verici” olarak nitelendirdi: “Saklayacak bir şeyi olmayanın korkacak hiçbir şeyi yoktur. Brezilya onun ikinci vatanı, birincisi ise ABD ve Flávio onların oyuncağı oldu.”

Yüksek Mahkeme, Bolsonaro’nun arkasında bıraktığı seçim kampanyasına yönelik “yabancı finansman” iddiaları üzerine polise yeni bir soruşturma talimatı daha verdi.

Yazının başında belirtmiştik, ABD’nin Electors örgütünün faaliyetleri ve yerli işbirlikçileri gün yüzüne çıkacak. 

LULA KAZANINCA, ÇOK KUTUPLU DÜNYA DA KAZANDI 

Lula’nın seçim zaferi ulusalcı ve sol iktidarlarda doğal ve büyük bir memnuniyet yarattı.

Mesika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum ile İspanya başbakanı Pedro Sánche ve Küba Lula’yı ilk kutlayanlar arasında yer aldılar.

Çok açık, Brezilya’da Lula kazanınca, Çok Kutuplu Dünya’yı isteyenler kazanıyor, Lula kazanınca, emperyalizm tehdidi altındaki ulusal devletler, Türkiye gibi, sosyalizm yolundaki ülkeler Küba örneğinde olduğu gibi kazanmış oluyor, çünkü ABD ve müttefikleri kaybediyor.

Bağımsızlık ilkesine saygı duyan, demokratik, eşit ticarî ve ekonomik ilişkilerle işleyen dünya düzenini amaçlayan BRICS kazanıyor.

BREZİLYA BAYRAĞI, TOPLUMSAL DÖNÜŞÜM, ULUSALCILIK 

Lula içeride toplumsal dönüşümcü, dış politikada egemen devlet ve Stratejik Özerklik hamlesiyle doğru bir model olduğunu, 4’üncü başkanlık dönemi öncesinde ispat etmişti. 

Devlet yatırımlarını artırarak, aşırı sağcı eski devlet başkanı Bolsanora’nın yarattığı yıkıcı neoliberal etkileri büyük ölçüde ortadan kaldırdı seçimlerde kendi tabanını firesiz korudu.

”Brezilya’da Lula Kazanırsa, BRICS de Kazanır, ABD Kaybeder” (28 Eylül 2026) başlıklı yazımda belirttiğim gibi, ikinci turda yüzer geçer oyları da aldı, rakibine 4.4 milyon seçmen oranında fark atarak haklı bir galibiyet elde etti.

Brezilya bayrağındaki kürede anlamını bulduğu şekliyle, tüm yurttaşların Brezilya üst kimliğinde eşit ve birleşmiş bir topluluk olduğunu samimi biçimde savunmaya devam edecek. Bu yanıyla gerçek bir ulusal, ulusalcı lidere dönüştü. 

HEGEMONYAYA KARŞI BRICS 

Lula, dış politikasını ”Stratejik Özerklik” temeline oturtuyor. ABD’nin yayılmancı ve hegemonik politikalarına cepheden karşı; ilişkilerin karşılıklı saygı temelinde normalleştirilmesini savunuyor.

Beyaz Saray’ın, yayılmacılıktan vazgeçmesine sağlayacak normalleşmeye yanaşmıyor olması, Lula’nın BRICS üyesi ülkelerle stratejik işbirliğini tercih etmesini sağlıyor. Tam olarak Türkiye’nin ihtiyacı olan bir dış politika ekseni. BRICS, Lula’nın Stratejik Özerklik olarak tarif ettiği ve Türkiye’nin dış politika ihtiyacına bütünüyle yanıt veren çok kutuplu modelin tam karşılığı.

1- BRICS ve Küresel Güney’le ilişkilerin derinleştirilmesi
2- Çin’le ticaret ve stratejik ilişkilerin geliştirilmesi
3- BRICS içinde yerel para birimleriyle ticaretin artırılması
4- Mercosur’un güçlendirilmesi (Güney Amerika ülkelerinin ekonomik entegrasyon, işbirliği ve serbest ticaret için kurduğu bölgesel işbirliği örgütü)
5- Güney Amerika entegrasyonunun ilerletilmesi
6- Amazon bölgesinde bölgesel işbirliğinin artırılması
7- ABD ile karşılıklı saygı temelinde narko trafiği önleme konusunda ilişki kurulması; fakat ABD’nin Latin Amerika’daki askeri müdahalelerine karşı çıkılması biçiminde sıralayabileceğimiz 7 madde Lula yönetimindeki Brezilya’nın dış politika yönelimini ortaya koyuyor.

Sanayi ve ekonomik değerler bakımından Latin Amerika’nın en güçlü ülkesi olan Brezilya’nın Lula ve partisiyle yola devam etmesi, çok kutuplu dünyanın varlığı açısından yadsınamaz bir öneme sahip…

Brezilya’da Lula kazandı, emperyalizm mevzi kaybetti.

Lula’nın seçim başarısı, tıpkı Meksika’da Sheinbaum iktidarı gibi, Trump ve hempalarına (yandaşları) karşı kazanılmış görkemli bir zafer oldu. 

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!