Barış Adıbelli yazdı…
Tüm dünya ABD ve Rusya arasındaki Ukrayna gerginliğine kilitlenmiş durumdayken bugün aslında 20. yüzyıl uluslararası ilişkiler tarihinin en önemli gelişmelerinden bir tanesinin 50. yıl dönümü sessiz sedası anılıyor.
21 Şubat 1972’de yani tam 50 yıl önce bugün ABD Başkanı Nixon, Çin’e tarihi bir ziyaret gerçekleştirerek Çinli lider Mao ile el sıkıştı. Nixon’un bu ziyareti 20. yüzyılda uluslararası ilişkiler tarihinin en önemli gelişmelerinden birisi olarak kayda geçti. Aslında bu ziyarete giden süreç çok daha öncelerden hazırlanmaya başlamıştı. Nixon, 1960’ların sonlarına doğru artık Çinli komünistlerle temasa geçilmesini gündeme getirmeye başlamıştı. Bu düşüncesinde kuşkusuz Çin’in uluslararası politikada ve Asya’da giderek artan önemi ve Sovyetler Birliği ile yaşamış olduğu ideolojik ayrılık ve jeopolitik gerginlik de büyük rol oynamıştı. Bunun yanında, 1971’de Tayvan’ın Birleşmiş Milletler’den çıkarılarak yerine Çin’in üyeliğe kabul edilmesi de önemli rol oynamıştı.
Nisan 1971’de Amerikalı masa tenisi takımının Çin’i ziyaret etmesi iki ülke arasındaki olumlu havaya katkıda bulundu. Bu ziyaret Uluslararası İlişkiler literatürüne Ping -Pong Diplomasisi olarak geçti.
Bu bağlamda, Başkan Nixon, Ulusal Güvenlik danışmanı Henry Kissinger’ı Temmuz 1971’de gizlice Pekin’e yollayarak Çin tarafının nabzını yokladı ve Çin tarafının da ABD ile ilişkileri geliştirmeye niyetli olduğunu görünce 1972’deki tarihi ziyaret de gerçeklemiş oldu. Nixon anılarında bu ziyaretin “Mao ile el sıkıştığımızda bir çağ sona erdi ve yeni bir çağ başladı” diyerek önemine atıfta bulunmuştu.
Ziyaret esnasında 28 Şubat 1972’de Şanghay’da Nixon ve Zhou En Lai, meşhur Şanghay Bildirisini imzaladı. Bu bildiri, gelecekte Çin-ABD ilişkilerinin bir yol haritası, adeta manifestosuydu. Bildiride her iki ülke de Asya-Pasifik bölgesinde ve dünyada barış ve istikrarın muhafaza edilmesi konusunda görüş birliğine varmışlardı. Ayrıca başta Kore sorunu olmak üzere Vietnam, Hindistan-Pakistan gerginliği, Keşmir sorunu ve öteki konular da bildiride ele alınan meselelerdi. Ancak Şanghay Bildirisinde esas dikkat çeken husus ABD’nin Tayvan’ı Çin’in parçası ve toprağı olarak kabul ettiği ilgili maddelerdi. ABD, tek Çin ilkesini kabul ederek gelecek bu ilkeye karşı adımlar atmayacağı konusunda da taahhütte bulunuyordu. Çin-ABD ilişkilerinin normalleşmesinin ardından 1979’da Carter yönetimi, Çin ile diplomatik ilişkileri kurdu. Çin-ABD ilişkilerinin mimarı nasıl Henry Kissinger ise Çin-ABD diplomatik ilişkilerinin kurulmasının mimarı da o dönem Carter’ın ulusal güvenlik danışmanı olan Zbigniew Brzezinski olmuştur.
Bugün gelinen noktada son iki ABD başkanı Çin’e açıkça meydan okumuşlar, Çin’i ABD’nin bir numaralı rakibi ilan etmişlerdir. Trump ile birlikte ABD’nin tek Çin ilkesi de aleni bir şekilde ihlal edilmiş, Biden ile bu ihlal daha belirgin hale gelmiştir. Oysa ABD, 1972’de Şanghay Bildirisinde tek Çin ilkesini ihlal etmeyeceği konusunda taahhütte bulunmuştu.
Sonuç olarak, bugün yaşanan Ukrayna gerginliği nedeniyle ABD ve tüm dünyanın dikkati Rusya üzerine yoğunlaşmış olması nedeniyle Trump döneminden beri Çin üzerindeki ABD baskısı da azalmış durumdadır. Dolaysıyla, Çin Ukrayna gerginliği konusunda Rusya’ya destek vermiş olsa da bu gerginliğin sürmesi Çin için Amerikan baskısını hafifletmesi açısından önemlidir. Her ne kadar Pekin Kış Olimpiyat Oyunları ABD’nin kasıtlı bir şekilde Rusya’nın Ukrayna’yı işgal edecek yaygarasıyla gündemi değiştirmesi nedeniyle sönük geçse de (dünyanın heyecanla olimpiyat oyunları yerine Ukrayna’yı takip etmesi nedeniyle) Çin için yine de önemli bir etkinlik olmuştur.