Mustafa Özgür Sancar
Mustafa Özgür Sancar
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Manşet
  4. Halkçılık, ulusal devlet, sosyalizm: Türkiye, Küba, Bolivya

Halkçılık, ulusal devlet, sosyalizm: Türkiye, Küba, Bolivya

featured

Mustafa Özgür Sancar yazdı…

ABD Dışişleri Bakanı Rubio, tuhaf İspanyolca konuşmasında ya da konuşmaya çalışarak Küba’nın çöktüğünü iddia etti.

Mâdem Küba çöküyor o hâlde neden Küba’yı işgal plânları yapıyorsunuz (?) veyâ insalık dışı (ırkçı) ambargo uyguluyorsunuz; bırakın çöksün.
Bu söylemler ABD devlet aygıtının meziyetsizler tarafından yönetildiğini gösteriyor. Artık ehil devlet adamlarına sahip değiller.

RAÚL ES RAÚL (RAÚL RAÚL’DÜR) BAĞIMSIZLIK, DEVRİM, VATAN… KÜBA’NIN TOPLAMI

Fakat Küba, başta Raúl Castro olmak üzere sosyalist devleti yönetme ve ilerletme kudretine sahip vatansever insanların öncülüğünde yürüyor.

Afrika kökenli, Amerikan yerlisi ve ataları Avrupa’ya dayanan tüm etnik kökenden Kübalı, başkent Havana’nın (La Habana) Vedado semtindeki ABD Büyükelçiliği önünde ”Raúl es Raúl” (Raúl, Raúl’dür) sloganları ile bunu tüm dünyaya haykırdı.

Fidel Castro’nun kardeşi ve devrimin liderlerinden, eski devlet başkanı, ordu generali Raúl Castro, Küba halkı için sadece korunması gereken bir figür, değil; fakat bundan çok daha fazlası…

Raúl demek cismanî varlığı ya da kişiliğiyle tek bir insan değil; bir Bağımsızlık, bir Devrim, bir Vatan demek; Castro 67 yıllık devrim, 128 yıllık tam bağımsızlık mücadelesinin kendisidir. Yani Küba’nın toplamıdır. İnsanlar bu nedenle Raúl, Raúl’dür diyor. 

La Havana Devrim Meydanı’nda toplanan ve bağımsızlık için hayatlarından vazgeçeceklerini söyleyen binlerce Kübalı bu gerçeğin açık kanıtı oldu.

Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, ”Küba için ve Raul için Anti-Emperyalist Kürsü’deyiz. Bunun hiçbir hukuki dayanağı olmayan siyasî bir eylem olduğunu düşünüyoruz. Bu girişim, askeri saldırganlığı meşrulaştırmak amacıyla uydurulan dosyayı büyütmekten başka bir anlam taşımıyor” dedi.

ARJANTİN’İN BAĞIMSIZLIKÇILARI, PALYAÇO JAVIER MILEI

Bir başka Latin Amerika ülkesi, Bolivya da bugün ABD’nin açık tehdidiyle karşı karşıya…

Wahshington’un sinsi planı, Bolivya’da aşırı sağcı neoliberal hükümetin düşmesini engellemek; bunu başaramıyorsa Arjantin’de Javier Milei modelinin benzerini uygulamaktır.

Milei tam bir ABD icadı ve Arjantin’de gittikçe büyüyen vergi ve ekonomik rahatsızlıklara neden olan neoliberal programın uygulayıcısı.
Bağımsızlıkçı Arjantin’i Beyaz Saray’ın sadık müttefiki yapmaya çalışıyor.

Arjantin’de vatanseverler nezdinde gülünç bulunan sağcı Milei, zaman zaman Trump’ın peşinden koşarken görüntüleniyor, önceki hafta İsrail ziyareti sırasında, Kutsal Ağlama duvarı önünde gözyaşı döken, Netanyahu’yu yerlere kadar eğilerek ve büyük insan diyerek selamlayan, böylece siyonistlerin gözünde puan toplamayı amaçlayan bu palyaço (payaso), Bolivya’da aşırıcı sağcı Paz hükûmetinin devamı için ”insanî yardım” yapacaklarını söyledi. Gerçekte, insanlık yardımıyla, anlatmaya çalıştığı ABD müdahalesi. 

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Christopher Landau, Bolivya Devlet Başkanı Rodrigo Paz ile görüştüğünü duyurdu ve protestoları ”darbe” olarak nitelendirdi. Landau, geçen yıl seçimleri kaybeden güçlerin Paz’ı “darbe ile” devirmeye çalışmakla suçluyor; Güney Amerika ülkelerini bunu kınamaya çağırıyor.

Ayrıca Trump yönetiminin ”hükümet karşıtı ve devlet karşıtı güçlerin” başarılı olmaması için çalıştığını söylüyor.

Bu olgu net biçimde Bolivya’daki halkın sadece hükûmet edenlere karşı değil, aynı zamanda ülkeye dış müdahale girişimlerine karşı mücadele ettiğini gösteriyor. Fakat bunun örgütlü bir mücadeleye dönüştürülmesi gerekiyor.

BOLİVYA’NIN BAĞIMSIZLIKÇILARI, MORALES’E MADURO PLÂNI, SİYASAL SİLÂH: ”HUKUK!”

Eski devlet başkanı Evo Morales ve onun etrafında toplanan güçlü sendikacılar, şu anda gerçek muhalefet ve örgütleyiciliğin dinamiğini oluşturuyor. Bundan ötürü Beyaz Saray, Maduro’ya yaptığı, Raúl Castro’ya yeltendiği kaçırma plânını Evo Morales için hazırlıyor.

Bolivya’da bulundum ve sokakta insanlarla konuşma şansı elde ettim. Birkaç aşırıcı dışında Morales’ten kimse şikâyet etmiyor; şikâyetçiler de ABD kara propagandasının altında olanlar. Bir köylü-işçi olan ve fakirlikten gelen Morales’e yönelik suçlama, devletin onun döneminde yolsuzluklara battığı yönünde: ”rüşvet ve kayırmacılık; devlet kaynakları üzerinden kişisel zenginleşme!”

Ayrıca Morales’e 2015’te görevde olduğu dönemde reşit olmayan bir genç kadınla ilişki yaşadığı iddiasıyla ”ağırlaştırılmış insan ticareti” suçlaması yöneltiliyor. Savcılık 20 yıl hapis cezası talep ederken, mahkemeye katılmadığı gerekçesiyle hakkında ilâve olarak ”mahkemeye itaatsizlik” savıyla yakalama kararı çıkartıldı.

Morales ise suçlamaları reddetti ve Paz hükümetinin hukuku siyasal bir silâh olarak kullandığını söyledi; tanıdık bir durum. Savunmasının en güçlü dayanağı ”mağdur” olarak gösterilen Cindy Vargas’ın mahkemeye bizzat başvurarak ”Mağdur değilim, böyle bir olay yaşanmadı” sözleriyle davanın düşürülmesini talep etmesi.

HALK, MORALES VE ÖNCÜ SENDİKACILARDAN YANA

ABD özel kuvvetlerinin içerisinde yer aldığı bir özel ekip Morales’i kaçırma plânı yapıyor. Morales’in Cochabamba kırsalında konakladığı eve baskın düzenleyecekler. Fakat Küba’da olduğu gibi Bolivya’da halk kendinden yana liderleri, vatan savunması yapar gibi korumaya kararlı.

Binlerce yerli ve işçi, eski liderin konutunun etrafında canlı kalkan oluşturdu. Morales “Bugün veyâ yarın beni almaya gelebilirler” diyerek destekçilerini direnişe çağırdı. Havalimanını işgal eden gruplar herhangi bir operasyonu engellemek için pistleri taş ve kütüklerle kapattı.

Protestolar ülke geneline yayıldı. Hükûmet, kolluk kuvvetlerini kullanarak, başkentlerden biri olan La Paz çevresinde kurulan barikatları dağıtmak üzere ”insani koridor operasyonu” adı verilen bir saldırı başlattı. Operasyonda 57 kişi gözaltına alındı. Ancak eylemciler operasyonlara karşın geri adım atmadı. El Alto’da lastikler ateşe verildi, polisle çatışmalar yaşandı. Hükümet, Plaza Murillo’ya uzaktan kumandalı robotlar konuşlandırarak katiliam yaptı.

EKONOMİK KRİZ, LİTYUM KAYNAKLARI, SOSYALİZME DOĞRU

Bolivya’da haklı halk protestolarının temelinde katlanılamayacak boyuta gelen ekonomik kriz var. Kriz, azgın sel suları gibi, ülkeyi son yılların en kötü seviyesine sürükledi.  

İhracattaki durgunlukla birlikte döviz rezervleri sıfıra yaklaştı. Akaryakıt temini ise giderek daha zorlaşıyor. Ekim ayında iktidara gelen sağcı Cumhurbaşkanı Rodrigo Paz’ın ”ekonomik istikrar” vaadi gerçeğe dönüşmedi; buna rağmen akaryakıt sübvansiyonları kaldırıldı, devlet şirketlerinin özelleştirilmesi yönünde karar alındı. Bu, ağırlaşan krizin daha büyük işsiz ve fakir ordusu yaratarak halkı yutması anlamına geliyor. Ayrıca bir ulusal güvenlik problemi yaratıyor.  

Bolivya lityum ve bakır gibi zengin yeraltı zenginliklerine sahip. Çok eleştirdikleri ve darbeyle iktidardan indirip, hapse yolladıkları Morales bütünüyle devleti kamucu politikalarla şekillendirmişti; halkçı ve bağımsızlıkçı anlayışı, ABD ile karşılıklı bağımsızlığa dayan, mesafeli ilişkilerle Bolivya’yı korumak yönündeydi. Akaryakıt sübvansiyonları ile halkı zam sağnağından kurtarmış, ulusal ve halkçı bir yönetim modeli oluşturmuştu.   

Evo Morales, partisi MAS (Sosyalizme Doğru Hareket) sayesinde anti-emperyalist bir siyaset oluşturdu; iki temel etnik köken Aymara, Quechua ile Guaraní, Chiquitano ve MoxeñolarıBolivyacılık’ta birleştirdi; devleti kamucu esaslarla yapılandırdı.  

Siyasete koka çiftçileri sendikasının lideri olarak girdi, koka yaprağı üretimini yerli kültürünün bir parçası olarak savundu; ABD’nin “Uyuşturucuyla Mücadele” adı altındaki askeri müdahalelerine kararlılıkla karşı çıktı. Bu haliyle ulusal devlet ve ulusal pazarı korudu. Bunun doğal sonucu olarak, ABD’nin düşmanı oldu. 

KÜBA ve BOLİVYA’NIN BAĞIMSIZLIĞINI SAVUNMAK TÜRKİYE’Yİ SAVUNMAKTIR

Latin Amerika’ya özgü ulusal sol model, en çok ABD’yi rahatsız etti; Morales’in sürüldüğü sırada Elon Musk sosyal medya hesabından “Başka ülkelerde darbeler yapacağız, buna alışın” demişti.

Bolivya lityum gibi teknoloji sektörü için olmazsa olmaz kaynaklara sahip; turizmin ekonomide çok etkin olduğu And Dağları ülkesinde yer altı zenginlikleri emperyalizmin iştahını kabartıyor.

Dünyanın en eski medeniyetlerinden olan Inkalar, şehir inşa etme, astronomi ve mimari konusundaki sıradışı maharetleriyle bağımsız Bolivya’nın güçlü tarihini oluşturuyor.

İspanyol kolonicilere karşı onurlu direnişin simgesi Inkalar, bugün Bolivya sokaklarında mücadele eden halk ve örgütlü işçi sınıfının yegâne ilham kaynağı…

Sosyalist Küba, ulusal ve halkçı Bolivya ve Venezuela, Türkiye’deki ulusal devlet ve halkçı iktidar mücadelesi adına derslerle dolu.

Hiç şüphesiz Türkiye; Küba, Bolivya, Venezuela’dan ekonomi, insan gücü ve diğer pek çok potansiyel bakımdan önde, fakat ortaklaştığı bir nokta var: İnsanlık Cephesi. Onlarla birlikte, emperyalizme karşı, insanlık cephesindeyiz.

Küba ve Bolivya’nın bağımsızlığını savunmak Türkiye’yi savunmaktır.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. 27 Mayıs 2026, 08:40

    eline saglık güzel olmuş sagol var ol ..

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!