Ahmet Müfit yazdı…
Cevdet Yılmaz’ın gözetiminde, Mehmet Şimşek’in, Haziran 2023’te Hazine ve Maliye Bakanı olarak atanması sonrasında “Ortodoks/Rasyonel Ekonomi Politikalarına Dönüş” adı altında, başlatılan, görünüşte IMF’siz, IMF Programının, gelinen nokta itibariyle sonucunu başarılı olarak görmek mümkün değil.
Genel olarak iktidar sözcüleri, Merkez Bankası Yönetimi tarafından verilen ve ekonominin gidişine yönelik olarak olumlu algı yaratmayı amaçlayan mesajların çokluğu, bu konuda yaygınlaşan başarısızlık algısını gizlemeye yetmiyor. Reel olarak enflasyonda bir türlü iyileşme sağlanamaz ve enflasyon konusundaki beklentiler aşağı çekilemezken, bir yılı aşan süredir uygulanan “Ortodoks” politikaların en önemli amacı olan ülkeye yeni döviz girişi yani yeni dış borçlar konusunda da beklenen artış bir türlü sağlanamıyor. Vergi reformu diye yutturulmaya çalışılan paketten çıkan, yalnızca halkın sırtına bindirilen yükün artırılması olurken, sermaye kazançlarına yani rantiyeye ise dokunulamadı. Son bir yıldır söz konusu programı koşulsuz destekleyen yerli yabancı piyasacı kesim dahi son zamanda bir şeylerin beklendiği gibi gitmediğini ifade etmeye başlamış durumda.
Son haftalarda döviz mevduatlarında yaşanan yukarı yönlü artış ivmesi, ihracatçı sektörlerden gelen TL’nin aşırı değerli olduğuna dair açıklamalar ve TL’nin yeniden değer kaybetmeye başlaması, son 3-4 ayda dövizini bozdurup, bastırılan döviz fiyatlarıyla sağlanan ortamdan da yararlanarak, “yüksek faizden” pay kapmaya çalışan “yerleşiklerin” yeniden dövize yönelmeye başladığı sinyalini veriyor.
Bu, işin bir yönü. Uygulanan programın diğer ve bence çok daha önemli sonucu ise gerek genel olarak ülke ekonomisi, gerekse dar gelirli -artık toplamın neredeyse yüzde 80’i- vatandaşlar açısından neden olduğu ağır tahribat ve güvensizlik.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından, son günlerde yayınlanan kısa vadeli dış borç ve istihdam verileri, olumsuz gidişe dair son dönemde ortaya çıkan somut göstergelerden sadece ikisi.
TÜİK tarafından açıklanan verilere göre, işsizlik oranı, son bir yılda, sanayide yaşanan ciddi istihdam kaybına karşın, her nasılsa sabit kalmış gibi görünse de, artık iş aramaktan umudunu kesenlerinde dahil edildiği geniş tanımlı işsizlik rakamlarına bakıldığında, durum istihdam açısından tam bir yıkımı, gençler açısından tam bir umutsuzluğu gösteriyor. Geçtiğimiz yıl 23,5 olan oran, bu yıl 27,3 olarak, son yılların rekorunu kırmış durumda.
Dış borç verileri, diğer bir kötü gidiş göstergesi. Genel olarak yabancı para cinsinden borçlar hızla artarken, TCMB verilerine göre, Haziran sonu itibarıyla, orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış dış borç stoku, 236,6 milyar dolarla yeni rekor kırmış durumda. Sanayi üretimi Haziran 2024 itibarıyla yıllık bazda yüzde 4,7 azalırken, ihracat endeksleri, gerek miktar gerekse birim değer açısından bir önceki yıla göre geriye gitmiş durumda.
“Ortodoks politikaların” bireyler açısından etkilerini ortaya koyan en önemli veri ise piyasacılar tarafından “hane halkı borçları” diye adlandırılan, doğrudan sıradan vatandaşların sırtındaki borç yükündeki artış. 2023 Haziran ayı sonu itibarıyla, 84,381 milyar dolar olan toplam Tüketici Kredileri ve Bireysel kredi kart borçları, 2024 yılı Haziran sonu itibarıyla, yaklaşık yüzde 17,7 artarak 99,283 milyar dolara ulaşmış durumda. Bunun anlamı, TÜİK’e göre, çocuk, büyük, yaşlı demeden bu ülkede yaşayan 85 milyondan fazla kişiden her birinin, 1165 ABD Dolar yani bu gün itibarıyla yaklaşık 40000 lira yani asgari ücretin yaklaşık iki katı borca batmış olduğu. GSYH’daki artışın aynı dönemde yüzde 5’ler civarında olacağı dikkate alındığında -2024 yılı, 2. çeyrek büyüme rakamları henüz yayınlanmamış durumda-, vatandaşın borcunun, ülkenin büyümesinden yaklaşım 3,5 kat daha fazla büyüdüğünü söylemek mümkün. Vatandaşın borç verilerini daha da can yakıcı hale getiren husus ise temerrüde düşmüş alacakların oranındaki artışın, borçlardaki artış oranının çok üzerinde yüzde 58 küsur olarak gerçekleşmiş olması. Artışın esas olarak kredi kartı ve ihtiyaç kredileri kaleminde olduğunu da ilave edelim.
Görünen o ki, “Ortodoks politikaların” gereği ve iktidarın bilinçli bir tercihi olarak gerçekleştirilen ücretlerin reel olarak düşürülmesi yoluyla halkın alım gücünün azaltılarak, enflasyonun düşürülmesi operasyonun sonucu olarak, mecburen kredi ile yani gelecek kazançlarını borçlanarak/ipotek ederek geçinmek zorunda kalan sıradan insanlar için durum çok da parlak değil. Gelirleri dolar olarak düşerken, borçları dolar cinsinden artan, son 40 ya da 20 küsur yıllık ulusal olanı satmaya, yabancıdan borçlanmaya dayalı ekonomi politikalarının yükü sırtına bindirilmiş, gelecek umudu kalmamış bir vatandaş profili söz konusu.
Sıradan insanlar açısından durum bu da, şirketler açısından ne? Bunu görebileceğimiz birbiriyle doğrudan ilişkili iki veri var. Birincisi şirketlere verilen kredi miktarlarındaki, diğerİ ise konkordato ve iflas kararlarının sayısındaki değişim. Şirketlere verilen krediler açısından durum şu şekilde; 2023 yılı Haziran ayı sonunda yaklaşık 294,546 milyar dolar düzeyinde olan toplam ticari krediler, 2024 yılı Haziran ayı sonunda yüzde 23,55 artarak, 314,512 milyar dolara ulaşmış durumda ve özel sektör hala yeterli kredi bulamamaktan yakınıyor. Konkordato ve iflas kararlarının sayısı açısından ise 2024 yılındaki miktarların Temmuz ayı sonu itibarıyla neredense yakalandığını söylemek sanırım yeterli. Her iki veri birlikte incelendiğinde görülen şey ekonominin/şirketlerin dış borca bağımlılığındaki artışın tehlikeli bir düzeye geldiği. Farklı bir ifadeyle, geçtiğimiz 20 yılda yabancının verdiği borçla plansız programsız “büyüyen” şirketlerin -özellikle küçük ve orta ölçekli- borç yani kredi akışı azaldığında ya da kesildiğinde ciddi şekilde zora düştüğü. Tabii ki bu duruma gelinmesinde, yakın geçmişte borç parayla yaşanan ödünç refah döneminde kazanılıp, bir şekilde yurt dışına çıkarılan büyük miktarlı karların/sermayenin de büyük payı olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.
Vatandaş ve şirketlerin durumu bu da tarım çok mu iyi? Tarım konusundaki yazılarıyla tanıdığımız Ali Ekber Yıldırım’ın, “Ürünler toplanmadan tarlalar sürülüyor – Türkiye’nin farklı bölgelerinde maliyetin altında fiyat verildiği için bazı çiftçiler ürününü toplamadan sürmek zorunda kalıyor” diye feryat ettiği 18. 08. 2024 tarihli sosyal medya mesajı, sanırım tarımın içine düşürüldüğü durum açısından her şeyi anlatıyor. Dahası da var. Çiftçilerin/köylünün bankalara olan borçları bir yılda yüzde 64,7 artmış, köylü tarlasını satarak, içine sokulduğu borç sarmalından kurtulmaya çalışır hale gelmiş durumda.
Her şeyi anlatan bir diğer haber, Vatandaşın olanı, parayı bastırana satma, pardon Özelleştirme İdaresinin, adı şimdilerde Sümer Holding olan, bir dönem ulusal sanayinin amiral gemisi olan Sümerbank döneminden kalma iki markayı (“Bursa Merinos (Türk Malı)” ile “Merinos”) -fabrikaları çoktan yok edilmişti- satılığa çıkarmış olması. Babalar gibi sata sata gelinen noktada, elde kalan yadigarlar piyasaya sürülmüş durumda.
Esas soru ise ekonomisi bu durumda olan, dışarıdan yeni borçlar almadan ekonomisinin çarkları dönmeyen bir ülke, işsiz ya da açlık sınırında ücretle çalışan borca batmış vatandaş, kendi geleceğini kurtarmak için yabancı diyarlara koşan genç ve nitelikli nüfus, siyaseten ulusal egemenliğine, ekonomik ve siyasi bağımsızlığına sahip çıkma iradesi gösterebilir mİ?
Son olarak, genel olarak ekonomi ve vatandaşın hali bu durumdayken, bu sorunları, bağımsız ekonomiyi yeniden inşa etmek ve sorunları halk yararına çözmek yerine, iktidarıyla, muhalefetiyle Anayasa değişikliğinden bahsedenlerin amacının özgürlük ya da daha fazla demokrasi değil, para satıcılarının ve arkasındaki siyasi güçlerin taleplerini gerçekleştirmek olacağını da belirtip bitireyim.
https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Sanayi-%C3%9Cretim-Endeksi-Haziran-2024-53775&dil=1
https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Dis-Ticaret-Endeksleri-Haziran-2024-53499
https://www.bddk.org.tr/BultenAylik/
https://www.konkordatotakip.com/
https://x.com/tarimyazari/status/1825256135785672975
https://www.milliyet.com.tr/yazarlar/gungor-uras/tarihi-merinos-yandi-bitti-kul-oldu-166486, https://www.bloomberght.com/sumer-holding-e-ait-iki-marka-ozellestirilecek-2358679