Ahmet Müfit
Ahmet Müfit
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Manşet
  4. Normalleşme, açılım, yeni anayasa…

Normalleşme, açılım, yeni anayasa…

featured

Ahmet Müfit yazdı…

Özgür Özel’in seçim sonrası çıkışıyla başlayıp, Meclis’in açılışıyla yeni bir boyut kazanan, gelen tepkiler üzerine “Biz öylesine yerimizden kalkıp el sıkmayız” demek zorunda kalan Devlet Bahçeli’yi de içine alan “normalleşme” fırtınası, önümüzdeki dönemin en hayati gündem maddesi olacağa benziyor.

Bu noktada ilk sorulması gereken şey, nedir bu birdenbire gündeme gelen “normalleşme” sorusu olmalı. Sorunun yanıtını doğru verebilmek için öncelikle yapılması gereken şey ise normalleşmeden beklenen şeyin ne olduğunu ortaya koymak. Özel’in, tutarsız, anlamsız açıklamalarını bir yana bırakıp, objektif olarak baktığımızda, “beklenen şeyin” ne olduğu da net olarak ortaya çıkıyor. Normalleşme söylemlerinin hemen ardından söyleniveren 12 Eylül darbe Anayasasından kurtulmak, “sivil” ve “daha demokratik” bir anayasa yapmak.

Söylemeye çalıştığım şey, “normalleşme”, “açılım” ve genel ve yerel seçimleri takip eden süreçte, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından dillendirilmeye başlanıp, son dönemde Erdoğan tarafından da sıkça, meclisin önündeki en önemli görev olarak gündeme getirilen anayasa değişikliği konusunun bir birinden ayrılması olanaksız bir bütün oluşturduğu. Birinci açılım döneminin ve onunla doğrudan bağlantılı kumpas davalarının medyadaki önde gelen savunucularından Amberin Zaman’ın da yazdığı, Arap isimli ve dilli Amerikan medya şirketi Al-Monitor’de, konuyla ilgili yer alan haberler, bu konuda somut adımların atılmaya başlandığı iddiasını da içermektedir.

Bu da bizi sorulması gereken ikinci soruya getiriyor. Sorulması gereken ikinci soru, ortalıkta ulusal çıkarları ve vatandaşın yaşamını doğrudan ve olumsuz etkileyen onca büyük ekonomik, siyasi ve uluslararası sorun varken, nereden çıktı normalleşme, açılım ve “yeni anayasa” konusu olmalı. Konunun birden bire ortaya çıkmasının birbiriyle doğrudan bağımlı hatta birinin neden diğerinin ise kaçınılmaz sonuç olarak da kabul edilebilecek iki nedeni söz konusu.

Birinci neden, ülke ekonomisinin yabancının parasına daha önce hiç olmadığı kadar -Osmanlı’nın son dönemi dahil- muhtaç duruma düşmesi/düşürülmüş olması. İkincisi ise, aynı Sevr günleri gibi, yeni anayasanın yani yeni bir devlet yapısının ulusun değil, söz konusu borç para ihtiyacını karşılayan/karşılayacak küresel borç piyasasını ve para aktarma mekanizmalarını elinde tutan uluslararası güçlerin talebi olması. Farklı bir ifadeyle, konunun, Lozan’dan hiçbir zaman hoşlanmayan, İmzalandığı günden bu yana, onu değiştirmek isteyen Batının, cumhuriyetin kurucu değerlerinden ama en önemlisi ekonomik bağımsızlığından vazgeçmiş, batıya tam bağımlı bir “cumhuriyet” talebiyle ilgili olduğunu söylemek mümkün.

Bunun yolu da, TBMM’de temsil edilen siyasi parti ve siyasilerin, batılı devletlerin çok uzun süredir talep ettiği, yoksa AB’ye almayız diyerek zorladığı, idari ve siyasi yapı değişikliklerinin gerçekleştirilmesi noktasında ikna edilmelerinden geçiyor ki, yaşanan normalleşme gösterileri bu noktada oldukça mesafe alındığını ortaya koyuyor. Sanırım siyaseti birazcık takip eden herkes, bu talebin gerçek anlamının, üniter devletten vazgeçilerek, çok dilli, çok kimlikli (milliyetli), çok inançlı dolayısıyla çok hukuklu, çok “yerelleşmiş” yani mali özerkliğe sahip yerel yönetimlerle, üniter nitelikli ulus devlet olma vasfını kaybetmiş bir Türkiye’yi, siyaseten ve açıklıkla savunmak olduğunun da farkında.

Bu tespit, üçüncü ve sonuncu bir sorunun sorulmasını zorunlu kılıyor. Niçin şimdi?

Şimdi çünkü, başta iktidarıyla, muhalefetiyle siyaset kurumu ve bütünüyle yabancının parasına bağımlı ekonominin önde gelen kuruluşları (TÜSİAD, TOBB, İKV vb.) olmak üzere, güç ve yetki sahipleri, batıdan yeni para yani borç girişi olmadan -mevcut ekonomik ve siyasi politika tercihleri aynı kaldığı sürece- ekonomiyi, dolayısıyla ülkeyi yönetemeyeceği konusunda ikna olmuş durumda. Mehmet Şimşek’in kişisel tercihi ve tasarrufuymuş gibi gösterilen/görünen ekonomik bağımlılığı tam kurumsallaştırma operasyonlarının/politikalarının sözde birkaç karşı çıkış dışında, tüm bu ekip yani siyasi partiler ve patronlar dünyası tarafından destekleniyor olması ise bu genel kabulün en önemli göstergesi.

Sonuç olarak, bu normalleşme çabaları ile meclisteki tüm partilerin katılımıyla yeni bir “açılımlar döneminin” başlatıldığı anlaşılmaktadır. Bu açılım kapsamında hedef, yukarıda da belirttiğim gibi, üniter devlet ve laikliğin yok edilmesi, devletin etnik ve mezhep esaslı olarak yeniden örgütlenmenin başlatılması çabası olarak algılamak, bu güne kadar söylenenlere yapılanlara bakıldığında çok da yanlış olmayacaktır. Bu Öcalan ve HDP’nin (şimdiki adı DEM) çok uzun süredir, terörü bitirmek -onlar buna barışı savunmak diyorlar- talep ettiği şeydir. Yine aynı kesimlerin söylemlerine bakıldığında, yeni açılım döneminin en önemli adımı, bir önceki açılım döneminde de olduğu gibi darbe anayasasından kurtulmak denilerek meşrulaştırılmaya çalışılan yeni anayasa projesinin gerçekleştirilmesi olacaktır.

Bir kere daha tekrar edelim. Yeni anayasa, batının talebidir. 1980’lere ANAP ve Özal’ın, 1990’lı yıllarda CHP’nin misyonerliğini yaptığı açılım çizgisinin, 2002 2013 arası misyonerliği AKP tarafından üstlenilmiştir. Yerel seçim sonrası oluşan siyasi ortam, bu misyonerliğin yeniden CHP’nin eline geçmesini sağlamıştır. AKP, Anayasa kozuyla bu noktada bayrağı almaya, esas olan hala benim mesajı vermeye çalışmaktadır. AKP tarafından “normalleşmenin” anlamı, CHP tarafından yeni anayasa için yakılan yeşil ışıktır ve yerel seçimler sonrası gerçekleştirilen Özel-Erdoğan görüşmesi sonrası en üst düzeyde, bu şekilde dillendirilmiştir.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. 11 Ekim 2024, 19:30

    AKP,CHP,MHP,DEM in normalleşmesi anlaşılan parçalanmak ve sömürgeleşmek olacak. Bu hainlik için de Anayasa kullanılacak akla zarar bunlar.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!