Barış Adıbelli yazdı…
ABD’nin Ukrayna işgali için tanıdığı süre dolmak üzere. Bakalım çarşamba günü Rusya, Ukrayna’yı işgal etmediğinde ABD, hangi şanslı tarihi verecek, bekleyip göreceğiz ABD’nin her ay kazanan Sayısal Loto numarasını açıklar gibi Rusya’nın Ukrayna’yı işgal edeceği tarihi açıklaması artık rutin bir diplomatik olay haline geldi. ABD de hani her gün koyunlara kurt saldırdı diyerek köylüleri kandıran sonra da bir gün gerçekten sürüye kurt saldırınca köylülerin kendisine inanmayıp yardımına gelmediği o meşhur masaldaki Yalancı Çoban gibi müttefikleri arasında ve dünya çapında giderek inandırıcılığını kaybetmeye başladı. Gerçekten bir gün Rusya, Ukrayna işgal ettiğinde herhalde Yalancı Çoban’ın yardımına gelmeyen köylüler gibi ne müttefikleri ne de dünyanın geri kalanı ABD’nin sözlerine itibar etmeyecek!
Bütün dünya ABD’nin içinde bulunduğu durumu ibretle izliyor. Bir dönem Trump’ın Çin için aynı adımları atmaya çalıştığı düşünüldüğünde bu sefer de Biden, Rusya’ya karşı bu adımları atıyor. Trump, Hong Kong ve Tayvan’ı kendi stratejisine kurban etmişken Biden da Ukrayna’yı kurban ediyor. Biden, Ukrayna’yı Rusya’nın önüne atmakta bir saniye dahi tereddüt etmezken, söz konusu kendi vatandaşları olunca Ukrayna’da bir saniye dahi vatandaşlarını bekletmeden derhal tahliye emri veriyor. Peki Ukrayna halkı nereye gidecek? Biden için Ukrayna halkının nereye gideceği, dahası onların gelecekleri o kadar da önemli değil. Önemli olan Avrasya coğrafyasında Amerikan çıkarlarına meydan okuyacak bir Rusya’ya engel olunması ve kayıtsız şartsız ABD’ye itaat eden bir Avrupa’nın sağlanması.
Yıllarca, Kuzey Kore ve Küba, ABD tarafından Soğuk Savaş döneminde yaşıyor olmakla suçlanmışlardı. Bugün gelinen noktada esas Soğuk Savaş döneminde yaşadığını zanneden ABD’nin bizzat kendisi olduğu açıkça görülmektedir. Hala Soğuk Savaş’ın kodlarıyla hareket etmeye çalışan bir ABD bulunmaktadır. ABD’nin bu politikalarına İngiltere’de pandemi koşullarını ihlal eden ve birçok skandala imza atan Boris Johnson hükümeti destek vermektedir. Boris Johnson’un da temel amacı bilindiği üzere istifa et baskısından gündemi değiştirerek kurtulma yollarını aramaktır. Gerçi Biden’ın da iç gündemi değiştirmeye ihtiyacı var. Öyle ki, Amerika’da son 40 yılın en yüksek enflasyonu ortaya çıktı, gıda ve enerji fiyatlarında hızlı bir yükseliş var. Amerikan halkının alışık olmadığı bir tablo ortaya çıktı. Oysa bir yıl önce Biden ne umutlarla başkan seçilmişti ve Amerikan tarihinin en yüksek oyunu alan başkanı olarak da kayıtlara geçmişti. Bugün gelinen noktada Biden, ABD için yeni Irak ve Afganistan, bir başka deyişle uzun bir savaş arayışı içerisinde daha bir yılını doldurmadan başarısız olmuş umutsuz bir başkan haline gelmiştir.
Bu arada, Hillary Clinton 2024 yılındaki başkanlık adaylığı için şimdiden kampanyaya başladı. Hillary Clinton’ın faaliyetleri bir anda Amerikan medyasında birinci gündem maddesi oldu ve bilindiği üzere 2024 yılında Biden tekrar aday olacağını duyurmuştu. Ayrıca Başkan Yardımcısı Kamala Harris’in de aday olacağı söyleniyordu. Şimdi Hillary Clinton’ın ortaya çıkması ve meydan okuması ile Demokrat Parti’de ve Beyaz Saray’da hesaplar karıştı.
Bu arada, Ukrayna konusunda da yoğun bir diplomasi trafiği var. Liderler birbirleri ile görüşüyor ancak gelinen noktada Ukrayna ile görüşen hiç kimse yok. Onun için Ukrayna Cumhurbaşkanı, ABD başkanı Biden’ı Ukrayna’ya davet etti. ABD tarafı bu davete henüz yanıt vermedi; ancak durum şu ki Ukrayna, ABD ile aynı pencereden bakmıyor. Ukrayna’nın Londra Büyükelçisi Rusya ile olası bir savaştan kaçınma adına NATO üyeliği konusunda biraz esnek davranabileceklerini söyledi. Ukrayna yönetimi ise Rusya’nın kısa süre içerisinde Ukrayna’yı işgal edeceğine dair istihbarat raporunu ve kanıtları görmek istediklerini söyledi. Ancak şu ana kadar kimse Ukrayna’ya bunları göstermedi. Dolaysıyla ortada bir tiyatro var. Bu tiyatroyu daha önce de örneğin 2003 yılında Irak’ın işgali öncesi izlemiştik. (Hani bir zamanlar dumanı tüten silahlara sahip olan bir Irak vardı !)
Sonuç olarak aslında tüm bu yaşananlar bize gösteriyor ki, artık Amerikan emperyalizmi can çekişmekte ve şimdi hiç olmadığı kadar daha tehlikeli. Can havliyle son bir kez zarar verme arayışı içerisinde. Rusya’yı kuşatma , NATO’yu güçlendirme ve ABD’nin liderlik pozisyonunu sağlama alma adına harekete geçmiş olan ABD’nin olası başarısızlığı tam tersi bir etki yaratacak ve Avrupa’dan silinmesine neden olacaktır. İşte, bu tabloyu gören Fransa ellerini ovuşturarak heyecanla ABD ve NATO’nun Avrupa’dan tasfiyesini beklemektedir. Bu çöküş an meselesidir; ancak Ukrayna ve Rusya’nın soğukkanlılığına ve sabrına bağlıdır. Süreç artık ABD ile Rusya arsında bir psikolojik savaşa dönüşmüştür. Süreç uzadıkça gerginlik ABD’nin aleyhine dönecektir.
möntrö anlaşmasını bizimkiler neden açıkca dünyayaya ilan etmiyorlar
ben, ABD(nin kolay kolay yiteceğini düşünmüyorum. çünkü dünyanın en büyük teknolojisine ve silah sanayiine sahip. yıkılacak diye kimse sevinmesin.
Ben America’ da yasiyorum, America hic yikilacak gibi gozukmuyor. Belki biraz geri admim atabilir ama asla yikilmaz, Tabi bu benim gorusum, America’da ki gocmenler dahi America’nin yikilmasini to istemez, cunku en buyuk zarari gocmenler gorecektir.
Arkadaşlar, bu yazıda yazarımızın kastettiği Amerikan devletinin yıkılacağı değil, emperyal gücünün zayıflayacağı :) Ukrayna’ya asker gönderdi veya göndermedi diye kendisi neden yıkılsın.
Amerikan emperyalizmine karsi olmak adina ;rus diktatorune sahip cikiyorsunuz. Ukranya bagimsiz bir devletse ne yapip yapmayacagini Putine mi soracak. Kirim ne zaman ruslarin oldu ? 1850 ‘lere kadar Osmanlinin degilmiydi? Gormek istemediginiz gercek Rusya tum Dogu Avrupa ve Baltik ulkelerini Bati ya kaptirmistir.Turkiye acisindan guclu ,emperyal bir Rusya daha iyi bir tercihmidir?