Muharrem Karanfilci yazdı…
İktidarlar; her sıkıştıklarında, halka gidemediklerinde, anti-demokratik uygulamaları devreye soktuklarında, başvurdukları yegâne şey; anayasayı değiştirme safsatasıdır. Bunun adına da özgürlükçü anayasa ya da sivil anayasa derler. Perde arkasında başka bir planları yoksa bile, en masumundan başarısızlıkların sebebini, anayasaya bağlarlar.
Ülkede yine anayasa tartışmaları, yoğun bir şekilde yapılmaya başlandı. Sivil anayasaya ihtiyaç var söylemleri yükselse de bunun temelinde, emperyalist Amerika ve İsrail’in parmağının olduğu aşikârdır. Amaç tamamı ile ülkeyi daha otoriter bir rejime sürüklemek, demokrasiyi ortadan kaldırarak, biraz daha Ortadoğu benzeşmesi temelinde, her istediklerini yaptırmaktır. Bunun altında yatan temel hedef de yine BOP projesidir. BOP projesi ise; ülkeyi bölme hedefinin yanında, kaynaklarına da çökmenin diğer bir adıdır. Bunun benzerini, şimdi Ukrayna-Rusya savaşında görüyoruz. Amerika, önce Ukrayna’ya destek vermiş, sonra Rusya’nın kucağına atmıştır. Şimdi ise Amerika, Ukrayna yer altı kaynaklarının karşılığında, barış güvercini olacağını, ifade etmektedir. Bunu da ülkemizde BOP projesi ile gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Milletimiz ve ülkemiz, hiçbir ülkenin güdümüne ya da inisiyatifine asla bırakılmamalıdır.
Anayasa tartışmalarının yapılabilmesi için öncelikle, “neden” sorusuna cevap aranmalıdır. Mevcut anayasa hangi konuda yetersiz kalmıştır? Ya da mevcut anayasa uygulanmış mıdır?
Bir anayasanın yapılabilmesi için öncelikle, yeniden bir düzenin gerekliliği olmalıdır. Biz de yapılan anayasaların da tarihi geçmişine bakıldığında, Türkiye Cumhuriyeti kuruluş aşamasında ve darbe müdahalelerinden sonra hayata sokulmuştur. Kaldı ki birçok maddelerine de sadık kalınmıştır. Şu an da ne darbe, ne de savaş hali vardır. Dolayısı ile yeni bir anayasanın yapılma şartları, ortada yoktur.
Bununla birlikte mevcut hükümet, yürürlükte olan birçok yasaya uymadığı gibi Anayasa Mahkemesi kararlarına dahi rafa kaldırmıştır. Böyle bir durumda yasa yapacak kişilerin ya da komisyonların demokrasiye ve yasalara saygısı, esas alınmalıdır. Yasalara uymayıp; yasa yapalım derseniz, bunun adı sadece ve sadece “banayasa” olmaktan öteye gitmez. Olayın samimiyetini, ciddiyetini ve inandırıcılığını kaybetmiş olursunuz.
Diğer taraftan, anayasa yapılabilmesi için mutlak çoğunluğun ve toplumsal mutabakatın sağlanmış olması gerekir. Son genel seçimlerde PKK ve uzantılarına terörist söylemlerinde bulunup; muhalif liderleri montajla, bir araya getirerek ve bu sayede halkını kandırarak, oy toplayan ve seçimi kazanan Cumhur İttifakı, sabah akşam DEM’lenip DEM’lenip, terörist başına “Sayın Abdullah Öcalan” diyerek, naralar atmaktadır. Kaldı ki yerel seçimler de büyük bir oranda oy kaybederek, ikinci parti durumuna düşmüştür. Azınlık bir kesimin, tüm kesimler için bütünleştirici bir anayasa yapması, mümkün de etik de değildir.
Yukarıda yazılanların tamamı, etik değerler ve sahayı okumakla ilgilidir. Realiteye bakıldığında da bu meclisin anayasa yapması mümkün değildir. Seçimlerde Türk Milleti, mevcut meclise anayasa yapması için oy vermemiştir. Bu meclis, dört yıl için sadece yasama yetkisi almıştır. Bununla birlikte Meclis üyeleri, mevcut anayasaya “Anayasaya bağlılık yemini” etmiştir. Aksi hareket etmeleri, suç unsurudur. Anayasal düzeni, yıkmaya çalışmakla eş değerdir. Bunun cezası da bellidir. Kendilerinin mevcudiyetini, inkâr anlamını taşımaktadır. Bu sebeplerle bu meclisin, anayasa yapma yetkisi yoktur.
Yine de eğer yeni bir anayasaya ihtiyaç varsa, bu halka sorulmalıdır. Bu da referandum ile olur. Eğer halk, yeni bir anayasaya ihtiyaç duyarsa, meclis de olan ya da olmayan, tüm partilerin katılımı ile barajsız bir seçim yapılır. Toplumsal mutabakat ancak böyle sağlanabilir. Her kesimin katılabileceği şartlar sağlanarak, yeni bir meclis oluşturulur. Anayasa çalışmalarını ancak bu meclis yapabilir.
Meclis gerekli gördüğü yasaların düzenlemelerini yaptıktan sonra da yine halka sormalıdır. Tüm yasalar konusunda gerekli bilgilendirmeleri, tarafsız basın yayın aracılığı ve kamu spotlarıyla, Türk Milleti’ne sunmalıdır. Türkiye’de mevcut konjonktürde, devlet televizyonları ve yayın organları dâhil, medya tarafsızlığını kaybetmiştir. Birkaç medya kuruluşu dışında, tarafsız yayın, yok denecek kadar azdır. Bu durumda halkın tarafsız bilgilendirilmesi mümkün olmayacak ve sandalyenin bir bacağı yine eksik kalacaktır. Bu gerçekleşmiş olsa dahi halkın, tekrar referandumla onayı alınmalıdır.
Bunlar yapabilirseniz sıkıntı yok. Yapalım yeni bir anayasa… Kimin anayasa ile sorunu varsa, onun için yapalım yeni bir anayasa… Adı ister “sanayasa”, ister “banayasa” olsun. Ama Türk Milleti için olsun.
Hiç merak etmeyin. O gün geldiğinde, Türk milleti, bunun “kime yasa” olduğunu bilecektir.
Bilinmesi gereken bir şey daha var ki;
“Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir”.