Muharrem Karanfilci
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Manşet
  4. Şahlanma ve çöküş

Şahlanma ve çöküş

featured

Muharrem Karanfilci yazdı…

Türkiye’de siyasi literatüre son yirmi yılda birçok kelime girdi: “Uçuşa geçiyoruz”, “çağ atlıyoruz”, “şahlanıyoruz”, “emekliler yılı”, “aile yılı”…

Bu kelimeler hiçbir zaman yalnızca kelime olarak kalmadı. Birer politika olmaktan çok, birer duygu telkinine dönüştüler. Yön gösterdiler ama yönünü kaybeden bir millete, evin yolunu tarif edemediler. Gerçekle aramızdaki mesafeyi kapatmak için kullanılan köprü sözcükleri bile olamadılar.

Bugün yine aynı ironi dolaşıyor dillerde: “Bu yıl kimin yılı olacak?”
Cevap acı ama net: Halkın değil.

Şahlanıyoruz” deniyor.

Peki, bu kelime neyi çağrıştırmalı? Güçlenen bir ekonomi mi? Hukukun güvenle ayağa kalkışı mı? Gençlerin bavulunu değil, hayalini büyüttüğü bir ülke mi?

Bir daha söyleyin: Kime, kime şahlanıyor?

Çünkü sahnede görünen tablo bambaşka…

Bu ülkede çoğu zaman şahlanan devletin kendisi olmuyor; devletin, hükümet eliyle vatandaşın üzerine doğru yaptığı bir hamle oluyor. Millet siyasetin ve temsilcilerin şatafatına para yetiştiremezken, vergiler şahlanıyor. Enflasyon her gün yükselirken yoksulluk, ceza dosyaları ve para cezaları şahlanıyor.

Sesini duyurmak için sokağa çıkan insanların susturulmuş sessizliğinin yasakları şahlanıyor. Ama maaşlar yerinde sayıyor.

İki yılda milletvekilliğinden emekli olup yüksek emekli maaşı alanlar; kırk yıl çalışıp yirmi bin lirayla hayata tutunmaya çalışan emeklilerin üzerine şahlanıyor.

Adalet sürüncemede. Milletin çoluğu çocuğu sokakta öldürülürken şiddet şahlanıyor. Türk gençliği uyuşturucu ve bahis kıskacında kıvranırken, çeteler ve baronlar şahlanıyor.

Bu yüzden “şahlanıyoruz” söylemi artık bir müjde değil; bir uyarı anonsu gibi yankılanıyor kulaklarımızda… Çünkü her şahlanıştan sonra altında birileri eziliyor. Ve o birileri nedense hep halk oluyor.

Ekonomide şahlanma deniyor, faturalar kabarıyor. Güvenlikte şahlanma deniyor, özgürlükler daralıyor. İktidar şahlanırken milletin dizleri titriyor.

Bu kelime artık bir başarı ilanı değil; çıplak bir güç gösterisi. “Biz güçlüyüz” demenin, “siz katlanacaksınız”a çevrilmiş en masum hâli... Söylem yukarı doğru kalkıyor ama hayat aşağı, dizlerinin üzerine çöküyor.

Asıl soru basit: Eğer ülke gerçekten şahlanıyorsa, neden her başarı anlatısının sonunda vatandaşa sabır düşüyor? Neden her “ilerleme” söylemi, halka biraz daha dayanma çağrısıyla bitiyor?

Belki de sorun kelimede değil, şahlanmanın yönünde... Çünkü bu memlekette şahlanma, milletle birlikte değil; milletin üzerine doğru gerçekleşiyor.

Ve tarih nettir: Milletin üzerine şahlanan hiçbir iktidar ayakta kalamaz. Milletin elinden dizgini alan her iktidar, bir gün o meydanda yalnız kalır. Ve o gün, şahlanarak değil; mutlaka hesap vererek iner.

 

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!