Muharrem Karanfilci yazdı…
Terör örgütü PKK, daha önce planlandığı üzere, silah bıraktığını açıkladı. Devlet Bahçeli’nin kendini ve partisini inkâr ettiği çağrısından sonra, bu sürecin yaşanması zaten bekleniyordu. Yıllarca, sözde Türk Milliyetçiliği için mücadele ettiği bir ömrünü, terörist başı Abdullah Öcalan ve PKK’nın inisiyatifine bırakıverdi. Partisinin zihnini boşaltarak, hangi milletin, milliyetçisi olduğunu tartışmaya açtı.
Tartışmaya açılması planlanan başka bir konu ise; PKK’nın silah bırakırken bildirgesinde yer alan Lozan Antlaşması ve sözde soykırım iddialarıdır. Lozan Antlaşması’nın tartışılmaya açılmasındaki temel hedef, ölü doğan Sevr Antlaşması sınırlarına özlemdir. Soykırım da Lozan Antlaşmasının tartışılmasının zeminine hizmet etmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin tapu senedi olan Lozan Antlaşmasını tartışmaya açmak, Türkiye Cumhuriyeti’ni inkâr ve ret etmektir. Türkiye Cumhuriyeti’ne kin ve düşmanlık ile yaklaşan, ret eden bir düşünce yapısı ile nasıl barışılacaktır? Böyle bir durumda da barıştan söz etmek mümkün değildir. Kaldı ki toplumsal mutabakat zaten sağlanmamıştır.
Barışın olabilmesi için kamu vicdanının rahatlatılması gerekmektedir. Bu da ancak şeffaf adalet sistemi içinde mümkündür. Suçlular cezasını çekmeden, toplumsal barıştan ya da mutabakattan söz etmek mümkün değildir. Barış kelimesi, ülkemiz üzerinde oynanan oyunların, kılıfıdır.
Toplumsal mutabakatı sağlamanın bir yolu da sandığa gitmektir. Sandığı getirirsin, koyarsın halkın önüne, kim nasıl isterse barışır. Bir önceki seçimde bunlar terörist deyip, hatta muhalif partinin başkanını montaj resimlerle yan yana koyarak halkını kandırmak, seçim bittikten sonra da “Sayın”, “Önder” yakıştırmaları yapmak, en hafifinden samimiyetsizliktir. Bu durumda PKK ile barışılmış mı olunacaktır?
Bu şekilde devam ettiği sürece, PKK sempatizanı Kürt kökenli vatandaşlar ile uçurum daha da derinleşecektir. Dağdan inen ya da hapisten salınan terörist, karşınızdaki binaya taşındığında; yan binada şehidi olan komşunuz, asla barışmayacaktır. Her Kürt kökenli insana bakış “acaba” sorusunu da birlikte getirecektir. Sosyolojik dinamitin fitili ateşlenmiştir. Bu durum, daha sonra emperyalist ülkeler tarafından, insanımızı birbirine düşürürken de kullanılacaktır. Buna benzer toplumsal olaylar, sağ-sol ve alevi-sünni kutuplaşmalarında deneysel olarak test edilmiştir.
Kendisini Kürt kökenli vatandaşlarımızın temsilcisi olarak tanımlayan PKK ve parti uzantıları, Kürt kökenli vatandaşlarımızı büyük bir ateşe atmaktadır. Bunlar, asla Kürt kökenli vatandaşlarımızın temsilcisi olamayacaklardır. Çünkü hizmet ettikleri yapı, BOP’dur. Emperyalist İsrail ve Amerika’nın kucağında, oyuncak olmaktan öteye gitmeyeceklerdir. Elindeki silahların nereden geldiklerine baktıklarında, nasıl bir oyunun içinde olduklarını göreceklerdir. Amerika bütçesi yapılırken bile PKK için para ayrılıyorsa, Kürt kökenli vatandaşımızın karakaşı, kara gözü için; babasının hayrına olmadığının, bilinmesi gerekir.
Amerika ve İsrail’in tek amacı, BOP projesini gerçekleştirmektir. Bunu Irak’ta, Suriye’de, Filistin’de gerçekleştirmiştir ve süreç devam etmektedir. Çok uzak tarihe değil, şöyle bir Filistin’e baktıklarında; çocukların nasıl öldürüldüklerini gördüklerinde, Gazze’den, öz yurtlarından nasıl kovulma aşaması geldiklerini idrak ettiklerinde, emperyalist İsrail ve Amerika’nın ne kadar acımasız olduğunu göreceklerdir. Bunların hepsini görüp, tanık olduktan sonra, Kürt kökenli vatandaşlarımızın bu duruma itibar etmesi, akıl dışıdır. Nihai amaç, Kürt kökenli vatandaşları bölüp, parsayı toplamaktır. Türkiye’de Kürt sorunu değil; demokrasi, adalet, eşitsizlik, liyakat, işsizlik, eğitim gibi sorunlar vardır. Ancak bu sorunların hepsi, cennet vatanımızdaki her vatandaşın, hepimizin sorunlarıdır. Bu sorunları Kürt sorunu olarak dile getirmeye başladığımızda, sorunları çözecek bir vatanımız olmayacaktır.
Emperyalist İsrail ve Amerika’nın, BOP projesi için bundan sonra beklentileri şunlardır;
- Terörist başı Abdullah Öcalan hapisten çıkartılacak,
- Başında terörist başı Abdullah Öcalan’ın olacağı, federal bir yapı oluşturulacak,
- Bu yapının oluşturulması ve mevcut hükümetin devamı için Anayasa değişikliğine gidilecek,
- Federal yapı içinde Irak, Suriye ve İran topraklarının da içinde olduğu haritalar çizilerek, Türk vatandaşlarını ikna etmek için, “topraklarımızı genişletiyoruz” algısı yerleştirilmeye çalışılacak,
- Bu süreç içerisinde Türk ve Kürt vatandaşları daha çok kutuplaştırılarak, alevi-sünni, sağ-sol davalarında olduğu gibi sosyal dinamikler tetiklenerek, kavga ettirilecek,
- Lozan, soykırım, anayasa anahtar kelimeleri üzerinden “biz sizi barıştırdık ama siz kavga ettiniz” denilerek, referandum gibi söylemlerle, gündemden yüzyıldır düşmeyen Sevr haritası devreye sokulacak,
- Bu harita da İsrail ve Amerika himayesine bırakılarak, Türkiye Cumhuriyeti’ni bölünmüş olacak,
- Kürt kardeşlerimiz de tıpkı Filistin’de olduğu gibi vatansız kalmış olacak.
- Şimdilik tıkır tıkır işleyen, BOP projesi de gerçekleşmiş olacak.
Yoksa siz hala;
- Irak’ın başına gelenlerin,
- Arap Baharının,
- Filistin’de yaşanılan soykırımın,
- İran’ın sürekli vurulmasının,
- Suriye’nin paramparça edilerek başına bir terör örgütü liderinin geçirilmesinin,
- Durup dururken, 1984 yılından bu yana terörist başı Abdullah Öcalan’a küfür edip; aniden “Sayın Abdullah Öcalan hapisten çıksın, meclise gelsin, konuşsun” diye haykırmanın, tüm muhalif liderlerinin, hatta Selahattin DEMİRTAŞ’ın bile içeriye atılmasının, bir tesadüf olduğunu mu düşünüyorsunuz?
Ama unuttukları bir şey var. Türk Milleti, Arap değildir. Bu güne kadar oynadıkları, topraklara benzemez. Canını verir, asla bir avuç toprak, toprağından bir keçi bile vermez. Siz şimdilik oynayın oyunlarınızı, merak etmeyin herkes farkında…
Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi,
Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.