Muharrem Karanfilci yazdı…
Siyaset, Türkiye’de uzun süredir yalnızca bir yönetme sanatı değil; toplumu yeniden biçimlendirme projesi olarak yürütülüyor. Bu proje sandıkla sınırlı kalmıyor. Kültürden eğitime, spordan gençliğe kadar her alan, iktidarın “arka bahçesi” olarak görülüyor. Bu yüzdendir ki sporda o eski heyecanlar artık mümkün görünmüyor. Çünkü sporun ruhu ortadan kalkmış durumda… Artık masum değil.
Sorgulamayan, taraf olan, duygusal bağla hareket eden kitleler, siyasetin iştahını her geçen gün biraz daha kabartıyor.
Futbol, Türkiye’de ve dünyada artık sadece bir spor değildir. Milyonların aynı anda sevindiği, aynı anda küfrettiği, aynı anda sustuğu nadir alanlardan biridir. Siyaset için futbolun cazibesi tam da buradadır. Bu yüzdendir ki futbol, tarih boyunca siyasetin kullandığı alanlardan biri olmuştur.
- Ekonomik kriz mi var? Çek oradan bir derbi…
- Toplumsal gerilim mi yükseldi? Şampiyonluk yarışını biraz körükleyin.
- Gençlik umutsuz mu? Tribün, forma, slogan üretin. Kavga, gürültü, tartışma pompalayın.
Futbol, sistemin stres tahliye vanasıdır. Bu vana kontrol altına alındığında, kitleler de kontrol altına alınır.
Son zamanlarda Bilal Erdoğan’ın medyada; kimi zaman ok atarken, kimi zaman açıklamalar yaparken çok sık yer almaya başladığını görüyoruz. Elbette bunların hepsinin tesadüf olduğunu düşünmek fazlasıyla masum olurdu. Babasının hayrına da yapıyor değildir; zira babası hayatta ve “tek adam” konumundadır. İstese pekâlâ Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da bunları bizzat yapabilir.
Bana kalırsa ortada yeni bir organizasyonun, yeni bir projenin ürünü olan bir süreç vardır. Bilal Erdoğan’ın Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) Yüksek İstişare Kurulu üyesi olduğu biliniyor. TÜGVA Liseler Arası Futbol Turnuvası’nın tanıtımını da bizzat kendisi yaptı. Anlı şanlı eski futbolcular davet edildi, maçlar oynandı. Televizyonda izledim. Bir dönem havada taklalar atarak golleri önleyen Volkan Demirel’i, bu kez Bilal Erdoğan’ın hemen önünde geriye takla atarak röveşata ile gol atarken gördüm. Kim bilir daha ne taklalar atılmıştır; şahit olmak isterdim doğrusu.
Gençlik ve Spor Bakanı ile Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı da konuşmalar yaptı. Hatta büyük ihtimalle konudan çok da haberi olmayan Millî Takımlar Teknik Direktörü Vincenzo Montella da oradaydı. “Çok yıldız yetişecek, Türk futbolu şahlanacak” türünden güzellemeler yapıldı.
Hayretler içinde izledim. Koskoca Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Türkiye Futbol Federasyonu, bir vakıf karşısında ancak bu kadar silikleşebilirdi. Eğer bu turnuva sayesinde futbolcu yetişeceği düşünülüyorsa, o zaman bu kurumları kapatalım; bu işi TÜGVA yapsın.
Yıllardır işin içinde olan bir spor adamı olarak açıkça söylemeliyim: Bu iş böyle olmaz. Eğer bir futbol turnuvası düzenlenecekse; Gençlik ve Spor Bakanlığı, Türkiye Futbol Federasyonu ve Millî Eğitim Bakanlığı çerçevesinde şekillenir. TÜGVA ya da başka bir yapı katkı sağlayacaksa davet edilir, tanıtılır, yer verilir. Bir vakıf ya da bir kişinin siyasi istikbali için turnuva düzenlenmez.
Kaldı ki her yıl liseler arası futbol turnuvaları zaten düzenlenmektedir. Ortaokullar ve ilkokullar düzeyinde de benzer organizasyonlar vardır. Bu yeni bir şey değildir; yıllardır yapılmaktadır. Teknik açıdan bakıldığında ise lise seviyesine gelmiş bir çocuğu “keşfetmeniz” mümkün değildir. O yaşa kadar ya keşfedilmiştir ya da geç kalınmıştır. O saatten sonra olmaz. Bunu herkes bilir.
Asıl soru şudur: Bilal Erdoğan neden futbolu seçmiştir? Babası Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın geçmişte futbol oynamış olması mı motive etmiştir? Türkiye’de her şey babadan oğula mı devredilecektir? Sorulması gereken esas soru budur.
Burada mesele spor yapmak, eğitim vermek ya da gençlere alan açmak değildir. Mesele, gençliği erkenden hizaya sokmaktır. İktidarın geleceğe attığı kadro ve zihniyet çapasının adıdır bu.
Sorgulamayan ama bağıran, düşünmeyen ama taraf olan, haksızlığı tartışmayan ama savunan bir gençlik modeli oluşturulmak istenmektedir. Bu model, siyaset için idealdir.
Siyaset futbolu kontrol eder. Futbol, kitleyi oyalayıp yönlendirir. TÜGVA da futbolu kullanarak siyasi güç devşirmek istemektedir.
Bu bir komplo teorisi değildir. Bu, çıplak bir güç organizasyonudur. Bu vakıf karşısında koskoca Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın, Türkiye Futbol Federasyonu’nun ve bu tanıtıma katılan eski futbolcu ile antrenörlerin bükülmesi, kastedilen gücün ta kendisidir.
Tugvaya yardım.tum belalardan korurmu denmek istenmiş ..bilemiyorum.