Muharrem Karanfilci
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Manşet
  4. Türk evladının eğitimle imtihanı

Türk evladının eğitimle imtihanı

featured

Muharrem Karanfilci yazdı…

Türkiye’de her alanda olduğu gibi eğitimde de çürüme devam etmektedir. Neredeyse her yıl değişen eğitim ve sınav sistemi, planlı olarak yürütülen bir çöküşün sonunu hazırlamaktadır. Bu durum sınav sonuçlarına ve eğitime katılıma bakıldığında, kolayca anlaşılabilir.

Son bir yılda lise eğitimini terk eden gençlerin sayısı 1 milyona ulaşmıştır. Bunların bir kısmı açık liseye kayıt yaptırırken, büyük bir bölümü de tamamıyla eğitimden uzaklaşmıştır. Bunun elbette ekonomi ile doğrudan ilişkisi vardır. Bununla birlikte çocuk işçi sayısı da artmıştır. Buradan bile çocuklarımızın nereye kaydığı, açıkça anlaşılabilir. Çocuklarımıza gelecek ile hayal kurduramamak, toplumsal bir ayıptır. Bu ayıbın sorumluları da tamamı ile siyasilerdir.

Üniversitelerde de durum çok farklı değildir. Binlerce öğrenci hem çalışıp hem de okumak zorunda kalmaktadır. İş bulabilen öğrenciler şanslı sayılırken, bulamayanlar ise ya kayıtlarını sildirmek de ya da dondurmaktadırlar. Yine buradaki en büyük sebep ekonomik ve barınma sorunudur. Eğitime objektif olarak şöyle bir bakıldığında, öğrencilerimizin eğitim yerine; nelerle uğraştıklarına şahit olmak içimizi acıtan unsurlardandır.

Sınav bir ölçme ve değerlendirme aracıdır. Sınav; gerekli prosedürler doğrultusunda yapılmazsa da sınav yapmanın bir anlamı yoktur. Maalesef son yıllarda ve özellikle AKP hükümeti döneminde sınavlar, şaibe unsuru taşımaktadır. Çalınan sorular, sınav bitmeden ortalıkta gezen kitapçıklar, iptal edilen sınavlar, eğitimde çürümenin ve ahlaksızlığın, dini açıdan da kul hakkı yemenin en çarpıcı somut gerçekleridir.

Her sınav, beraberinde haklı şaibeleri de birlikte getirmektedir. Koskoca Milli Eğitim Bakanlığı, ÖSYM bir sınav yapamamaktan dolayı aciz duruma düşmüştür. Bunun sebebi ise kurumların esaret altına alınmış olmasıdır. Kurumlar, tarikatlar ve cemaatler tarafından esir alınmış ve kuşatılmıştır. Kendilerine beşeri insan kaynağı sağlamak, devletin kaynaklarını kendilerine aktarmanın en kolay yolu olarak, eğitimi seçmişlerdir.

Türkiye’de sadece iki kurum “Milli” kelimesi ile başlar. Bunlar Milli Savunma Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı’dır. Bu iki kurumun başında “Milli” kelimesinin olması tesadüf değildir. Milli kelimesi; milli değerleri korumak ve geliştirmek anlamını taşımaktadır. Bir ülkede beka sorunu aranıyorsa, öncelikli olarak bu iki kuruma bakılması gerekmektedir. Onun için hiç düşünmeden telaffuz ettiğimiz “Milli” sözcüğünü, bu bilinçle son derece dikkatli kullanması gerekir.

Son yapılan liselere giriş sınav sonuçları açıklandı. 719 kişinin birinci olduğu açıklandı. Ne kadar ikinci, ne kadar üçüncü olduğu ise büyük muamma… Bu çocukların hangi okuldan, hangi ilden çıktığı ise devlet sırrı gibi saklanıyor. Hakikaten devlet sırrı olabilir mi?

Milli Eğitim Bakanı, sınav güvenliği konusunda hiçbir problem olmadığını açıklarken, millete “geri zekâlı” yakıştırması yaptı. Her ne kadar, kötü söz sahibini bağlasa da kullandığı kelime itibariyle, bir dönem millete küfür eden Cengiz İnşaatın sahibi, Mehmet Cengiz’den hiçbir farkı yoktur. Peşi sıra Bakan, çok güvenli bir sınav olduğunu iddia ettiği sınav konusunda, soruşturma başlatıldığını açıkladı. Bakan kendi ile çelişirken, Türk Milleti, ne yapılmak istediği ile ilgili olarak, net bir zekâ sahibi olduğunu göstermiştir.

Burada asıl gözden kaçan, haklarının yenildiğini düşünen binlerce öğrencimizdir. Hayatlarının ilk ciddi sınavında devlet tarafından haksızlığa uğratıldığını düşünen bu öğrencilerin, bundan sonra devlet kavramına bakış açıcı nasıl olacaktır? Devlet, birey arasındaki güven ilişkisi nasıl tesis edilecektir?

Vatan evlatları bir taraftan sınavlara hazırlanırken, dershane dershane gezerken, hayatlarının en güzel döneminde oyun oynamak yerine soru çözerken, aileler çocuklarına gelecek kurgularken, boğazından kesip çocuklarının eğitimine harcarken, kirli ve çirkin eller, emeklerine uzanmaktadır. Sınav sadece soru kitapçıklarına karşı verilmemektedir. Bir de bunlarla uğraşmaktadırlar. Asıl sınavda buradadır. Türk evladı, elbet bunu da başaracaktır. Bu kudret; “damarlarındaki asil kanda mevcuttur” denilerek, hitabede belirtilmiştir.

Bir toplumu esir almanın en kolay yolu cehalet ve sefalettir. Bakın, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, ne demiş;

En büyük savaş, cehalete karşı yapılan savaştır.

En mühim ve feyizli vazifelerimiz millî eğitim işleridir. Millî eğitim işlerinde mutlaka muzaffer olmak lâzımdır. Bir milletin hakikî kurtuluşu ancak bu suretle olur (1922).

Tam 103 yıl önce söylemiş.

Nereden nereye… Değil mi?

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

3 Yorum

  1. Son 20 yılda yapılan bütün sınavlar tamamı o sınavı bu sınavı değil tamamı şaibelidir. Özellikle İmam Hatip ortaokulları ve liseleri.
    Fetö gibi diğer tarikatlar da onların yaptığını yapıyor. Hükümet eli mahkum bir şey yapamıyor. Oy uğruna.

  2. bu kadar önemli bir konuyu yazdığınız için teşekkür ederiz. Saygılar.

  3. 21 Temmuz 2025, 11:35

    Eğitim sistemi kökten değişmeli başka yolu yok

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!