Artan enerji fiyatları ve genel olarak enflasyonun, üstelik de ekonomi küçülürken kalıcı hale geliyor olmasının sonucu olarak, AB ekonomisinin lokomotifi Almanya başta olmak üzere, toplumun her kesiminde yaygınlaşan tepkiler nedeniyle rahatça sokağa çıkamaz hale getirmiş durumda.
Benzer durum, yeniden soğuk savaşın pimini büyük bir istekle -histeri demek de mümkün- çeken ABD Başkanı Biden için de geçerli. Yahoo News haber sitesi tarafından yapılan ankete göre Amerikalıların sadece yüzde 18’i Joe Biden’in 2024’te yeniden başkanlığa aday olmasını istiyor.
Son kırk küsur yılda kurdukları neoliberal küreselleşmeci dünya düzenini sürdürebilmek adına, Rusya’yı, Ukrayna’ya müdahaleye zorlayarak -Ukrayna’nın çapsız yöneticilerini de araç olarak kullanarak- pimini çektikleri çok yönlü savaş, gelinen noktada, doğrudan kendi halklarını dolayısıyla da kendi siyasi meşruiyetlerini ve sistemi tartışılır hale getirmiş durumda. Avrupa genelinde, sokağa çıkan siyasetçi, yuhalanmaksızın eve dönemiyor desek yeridir.
İngiliz Financial Times gazetesinde yer alan “Rusya ekonomisi sarsıldı ama halen ayakta” başlıklı yazı, uluslararası hukuku yok sayarak uygulamaya koydukları ve kısa sürede sonuç vereceğini düşündükleri “ekonomik ve siyasi yaptırımların” bekledikleri sonucu vermediğini açıkça ortaya koyuyor. Süreç uzadıkça, kendi kamuoylarındaki hoşnutsuzluk artıyor. ABD ve NATO’nun peşine takılarak Rusya’ya yönelik olarak alınan hesapsız kararlar kamuoylarınca yaygın şekilde sorgulanır hale geliyor.
Yaptırım politikalarını başından itibaren savunan söz konusu gazeteye göre, bu durumun sorumlusu, Batı’nın yaptırım baskılarına boyun eğmeyerek Rusya ile ticari ilişkilerini sürdüren hatta daha da artıran Çin, Hindistan ve Türkiye. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in “Üç ülke, Çin, Rusya ve Türkiye uzun zamandır emperyalist hırslar sergiliyor” demesi -daha doğrusu saçmalaması- boşa değil. ABD’nin patronajında kurdukları düzen çatırdıyor. Soruna acil çözüm bulma telaşı, yukarıda sizlerle paylaştığım örneklerde olduğu gibi yanlış açıklamalar ve yanlış/tehlikeli politika önermelerinin/uygulamalarının yolunu açıyor.
Yine Financial Times’da yayınlanan bir başka yazıda, “Erdoğan, jeopolitik pokerinde dikkatli olmalı zira elindeki kartlara gereğinden fazla güveniyor olabilir” denilebiliyor olması -benzer tehdit ve baskılar “yaptırımlara uymayan” diğer ülkeler için de geçerli-, gelinen çılgınlık seviyesini göstermeye yeterli. ABD Hazine Bakanlığınca, devlet yetkilileri/organları atlanarak ve doğrudan TÜSİAD gibi patron örgütleri muhatap alınarak yaptırımlara uyma konusunda tehdit mektubu gönderilebilmesi, Rusya ile ilişkileri geliştirme kararı alan iktidarın alenen tehdit edilebilmesi, normal koşullarda bırakın yapılması, konuşulması dahi düşünülemeyecek şeyler.
Bunlarla da kalınmıyor, tüm Rus vatandaşlarına seyahat yasağı getirmek gibi, Nazilerin Yahudilere karşı yaptıklarına benzer uygulamalar alenen dile getirilebiliyor, savunulabiliyor. Nazilerden kurtuluşu anmak adına, Sovyetler birliği döneminde, eski Sovyet Cumhuriyetlerine dikilen heykeller, “toplumda infial uyandırıyor” denilerek, Afganistan’da heykel yıkan Taliban’dan farksız bir şekilde yıkılabiliyor. Bunları yapan, söyleyen kişilerin/ülkelerin, Afganistan’da tekrardan yönetimi ele geçiren Taliban’ı, anti demokratik bulduklarını söyleyerek resmen tanımadıklarını da hatırlatıp devam edelim.
Bir yandan demokrasi ve özgürlüklerin savunucusu olduğunu söylerken, diğer yandan ABD Dışişleri Bakanlığınca desteklenen bir toplantıda olduğu gibi, neoliberal küreselleşmeci cephenin, Ukrayna konusundaki söylem ve eylemlerine karşı çıkanların, “bilgi teröristleri” olduğu, bu kişilerin savaş suçlusu olarak yargılanması gerektiğini söyleyebilen, sonunun nereye varacağı bilinmeyen tehlikeli bir “kontrolden çıkmışlık” söz konusu.
Darya Dugina’nın, Ukrayna vatandaşı bir kişi tarafından gerçekleştirildiği belirtilen bir suikast sonucu yaşamını yitirmesi, Zaporijya Nükleer Santralı etrafında yaşanan ve her an yeni bir Çernobil faciasına neden olabilecek çatışmalar ve Zaporijya’ya yakın bir mevkide bulunan Mykhailivka kasabasının valisi İvan Suşko’ya yönelik olarak gerçekleştirilen suikast, yaklaşık 50 yıldır emek verdikleri, ABD patronajında, tek kutuplu, neoliberal küreselleşmeci dünya düzeninin ne pahasına olursa olsun devamını arzulayanların bunu sağlamak için her şeyi göze aldıklarını ortaya koyuyor.
Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalesi sonrasında, AB’siyle, ABD’siyle gelinen nokta genel olarak bu.
Yaşananları, Fransız Antropolog Georges Balandier’in 2005 yılında yayınlanan ve Büyük Rahatsızlık adıyla İş Bankası Kültür Yayınları tarafından, Devrim Çetinkasap çevirisiyle dilimize çevrilen kitabında; “Bu çağ ayrışmalar çağı; Geçmişle bağları kopartıyor ve pek az birleştiriyor. Dünya Köyü benzetmesi bir metafor, küreselleşme sözü de yeni iktidar paylaşımını nitelendirme biçimi olarak kalıyor. Bu ikisi arasında Büyük Rahatsızlık sürüp gidiyor, bizi bozulmuş bir düzenle ve hala belirsizliğini koruyan bir gelecekle yüz yüze bırakıyor.” diyerek, habercisi olduğu, bizlerin ise görmezden gelmeyi tercih ettiğimiz geleceğin, gerçek olması/gerçekleşmesi olarak değerlendirmek de mümkün. Ya da, 50 yıl önce, ABD’nin tek taraflı kararıyla, Dolar altın standardı yok edilerek yani uluslar arası hukuk yok sayılarak, Neoliberal küreselleşmeci tek kutuplu dünya düzenini kurmak adına girilen yolun, aşırı finansallaşma sürecinin sonunda gelinen çılgınlık noktası.
Sonuç olarak, bırakın ne halleri varsa görsünler gerçekte ne oldukları ortaya çıkıyor deyip geçmek mümkünse de, özellikle sorunu hemen yanı başında ve en sıcak şekilde yaşayan Türkiye açısından, bunun çok da doğru bir yaklaşım olacağı kanısında değilim.
“Hele ki, son 40 küsur yılda ama özellikle de, Kemal Derviş ve ekibinin açtığı yoldan gidilerek son 20 yılda hunharca uygulanan ekonomik bağımlılık politikalarının siyasi bedeli olarak, 2 kuruş yabancı para bulmak için olmadık siyasi manevralar yapmaya, olmadık siyasi ve ekonomik tavizler vermeye zorlandığımız bir ortamda.”
Not: Olayın iç siyasetteki yansımalarını, neden olduğu toplumsal bölünmeleri yani doğrudan ülkemizi ilgilendiren/tehdit eden boyutlarını -izlenmesi gereken yola ilişkin görüşlerimi içerecek şekilde-, bir sonraki yazıda ele alacağım.
Kaynaklar:
https://sputniknews.com.tr/20220822/scholz-putine-ukraynanin-nato-uyesi-olabilecegi-tarihi-soyleyerek-guvence-vermistim-1060230879.html, https://www.turkiyegazetesi.com.tr/dunya/884259.aspx https://www.bbc.com/turkce/articles/cpvw630ld00o https://www.bbc.com/turkce/articles/c253g2qlq5wo
https://twitter.com/TCAytunCiray/status/1560367761158709248
https://www.veryansintv.com/ab-turkiye-rusya-ve-cini-hedef-aldi-emperyalist-hirslar/
https://www.ft.com/content/eebc166b-0ab3-4a69-b61c-62908ee984e5
https://www.sozcu.com.tr/2022/ekonomi/rusya-ekonomisi-yaptirimlara-ragmen-neden-cokmedi-7320674/
https://cpd.gov.ua/events/3898/
https://www.veryansintv.com/rusyadan-dugina-suikasti-aciklamasi-failin-ismini-verdiler/