Muharrem Karanfilci yazdı…
Manipülasyon kelimesinin en çok kullanıldığı alanlardan biri de spordur. Manipülasyon; insanları çıkarları için kullanmanın ve kontrol etmenin üstü kapalı biçimidir. Manipüle etmek de bir kişinin başkasına veya başkalarına kendi görüşlerini dayatması, zihin oyunlarıyla ve hileli yollarla başkalarının düşüncelerini kontrol etmesidir.
Son dönemde, neredeyse tüm spor dallarına yönelik bahis oyunlarının artması, dikkatleri de bu yöne toplamıştır. İnsanoğlunun yaradılışından bu yana da güç elde etme isteği, para kazanma isteği hem bireysel hem de toplumsal olarak her zaman önemli olmuştur. Legal yöntemlerle bu güce erişemeyeceğini düşünenlerde, illegal yöntemlerin oyuncağı haline gelmişlerdir.
İşler böyle yürümeye başlayınca da olay, doğallığından uzaklaşmakta, kurmaca ve düzmece eylemler haline gelmeye başlamaktadır.
Ülkemizde de buna benzer yer yıl birçok dedikodular yaşanmaktadır. Hakemlerin, müsabakaların, sporcuların ve sporun içinde olan her ögenin manipüle ettiği ya da edildiği, yüzlerce kez konuşulur. Televizyon ekranların bangır bangır yayınlar yapılır. İma da bulunulur. Vicdanları rahatsız etse de kimse aksini ispat çabasına girmez. Sadece konuşulur. Boş konuşulur. Bu sayede para da kazanırlar. Kendini önemsetmenin de bir yolu, egosunu tatmin etme boyutları da olabilir. Niye böyle bir davranış gösterdiklerinin farkında bile değillerdir belki de… Ama büyük resme bakıldığında, bundan zarar gören, Türk sporudur. Ekmek yedikleri yere pislemeleridir. Beslendikleri yere ihanettir. Çünkü kalpleri karadır.
Manipülasyon kavramı, menfaat odaklı her eyleminin içinde, kıyısında, köşesinde, fırsat kollayan bir çakaldan farklı değildir. Sinsidir. İnsan zafiyetlerini kollayan bitin yavrusudur. Yılışıktır. Yapışıktır. Bir halt ettiğini sanır. Bu yaşamın her alanında böyledir. Sporda olduğu kadar, ekonomide, borsada, ticarette her yerde böyledir.
İnsan ilişkilerinde de bu aynıdır. En yakınlarımızda bile manipülatörler vardır. Bunun farkında olan ya da olmayan bu manipülatörler, her şeye burnunu sokan tiplerdir. Yaşamı çekilmez hale getirirler. Kendi hayatlarını bile düzenleyemezken, başka yaşamları düzenleme yoluna giderek, manipüle ederler. Ben karışmam derler ama kendine göre ne yapman gerektiğini de söylemeden kendini alamazlar. Duyguları manipüle ederler.
Manipülatörler için kişilerin, ilişkilerin, eylemlerin bir önemi yoktur. Onlar için önemli olan, kendine göre düzenlemek ve öğretmeye çalışmaktır. Hiç çekinmeden, haddini bilmeden, bir ilişkinin içine girebilir. Anne-oğul, baba-kız ilişkisine rahatlıkla dâhil olabilirler. Sadece orada olduğu için, kendinde bu hakkı bulabilirler.
Bu manipülatörlerin, müdahil olduğu konularda da hiçbir eğitimi de yoktur. Ya da bu konuda örnek olunacak kişide değillerdir. Ama bu cüreti kendilerinde bulabilirler. Oradan beslenirler çünkü. Kendilerini önemli hissetmek, vaz geçilmez hissetmek, acizliğinin ört bas edilme şeklidir. İnsanların iyi niyetlerini sonuna kadar, dibini sıyıra sıyıra, manipüle ederler.
Diyeceğim o ki çirkinlik, çirkeflik her alanda… Manipülatörlerin nerden ne zaman geleceği belli değildir. Yoksa hayat kabadayı tavırlar takındığı zaman, aynadaki aksinize bakıp, suratınızı çok buruşturursunuz.