Muharrem Karanfilci
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Manşet
  4. ‘Türkiye Cumhuriyet Halk ve İşçi Partisi’ olur mu?

‘Türkiye Cumhuriyet Halk ve İşçi Partisi’ olur mu?

featured

Muharrem Karanfilci yazdı…

Memlekette bazı insanlar vardır; seçim kazanamazlar ama seçim sonucu tasarlamayı çok severler. Halkın ne istediğini anlamakta zorlanırlar ama halkın ne istemesi gerektiği konusunda son derece iddialıdırlar. Sandıktan çıkan sonucu beğenmezler ama demokrasi dersini kimseye bırakmazlar.

Son günlerde yine böyle bir dönemdeyiz. Bir süredir CHP üzerinden yürüyen tartışmaları izliyoruz. Mahkemeler, butlan kararları, kurultay hesapları, parti içi dengeler… Sanki Türkiye’nin bütün sorunları çözülmüş de geriye yalnızca CHP’nin nasıl yönetileceği kalmış gibi bir hava oluşturuluyor.

Oysa pazarda vatandaşın filesi butlan olmuş.

Emeklinin maaşı butlan olmuş.

Asgari ücretlinin ay sonu hesabı butlan olmuş.

Gençlerin gelecek hayalleri butlan olmuş.

Ama memleketin bazı seçkin zihinleri hâlâ muhalefetin nasıl karıştırılabileceği üzerine çalışıyor. Çünkü bizim ülkede siyaset yapmak zor iştir. Muhalefeti dizayn etmeye çalışmak ise bazıları için adeta millî spordur.

Yıllardır aynı yöntem uygulanıyor: Böl. Parçala. Küçült. Yalnızlaştır. Sonra da ortaya çıkan tabloya “milletin tercihi” de.

Ancak, “İnsanlar plan yaparken Tanrı gülermiş.”

Ya bölünmesi beklenenler birleşirse?

İşte bütün planların kâbus gördüğü yer burasıdır. Düşünün…

CHP’nin mevcut yönetimi ve butlan kararına karşı çıkan kesimler, enerjilerini iç kavgalara harcamak yerine yeni bir siyasi dayanışma modeli geliştiriyor. Üstelik bu dayanışmanın içinde Türkiye İşçi Partisi de yer alıyor. O zaman ne olur?

Öncelikle televizyon ekranlarında yıllardır aynı senaryoyu anlatan uzmanlar yeni bir metin aramaya başlar. Çünkü onların bütün hesapları kavga üzerinedir.

Birileri küsmezse olmaz. Birileri ayrılmazsa olmaz. Birileri birbirine dava açmazsa olmaz. Barışmaları senaryoya uygun değildir. Birlikte hareket etmeleri ise reyting düşürücü bir gelişmedir. Oysa siyaset biraz da sürpriz sanatıdır.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin geniş seçmen kitlesi ile Türkiye İşçi Partisi’nin genç, hareketli ve mücadeleci kadrolarının aynı zeminde buluşması, sadece siyasi değil, sosyolojik bir sonuç da doğurabilir. Çünkü uzun zamandır siyasette eksik olan şey heyecandır.

Seçmen artık ezber konuşmalar değil, samimiyet arıyor. Kariyer planı yapan siyasetçiler değil, inandığını söyleyen insanlar görmek istiyor. Türkiye İşçi Partisi’nin özellikle gençler arasında oluşturduğu karşılığın temel nedeni de biraz budur. Partinin kadroları gençtir. Sahada görünürler. Teşkilatlanma konusunda isteklidirler. Siyaseti yalnızca televizyon stüdyolarında değil, sokakta da yapmaya çalışırlar.

Bu özellikler, yıllardır kurumsal bir gelenekten gelen CHP ile birleştiğinde ortaya farklı bir enerji çıkabilir. Üstelik yalnızca toplumda değil, Meclis’te de.

Çünkü birbirine benzer düşünen insanların ayrı ayrı konuşması yerine ortak hedeflerde buluşması, muhalefetin etkisini artırabilir. En azından seçmen her gün yeni bir iç kavga haberi izlemek zorunda kalmaz.

Bir de işin Cumhurbaşkanlığı boyutu var. Türk siyasetinde bazı isimler vardır. Görev isterler. Bazıları vardır; görev onlara doğru yürür.

Erkan Baş son yıllarda dikkat çeken siyasi figürlerden biri hâline geldi. Konuştuğunda dinleniyor. Söylediklerine katılan da katılmayan da ne dediğini anlıyor. Bu bile günümüz siyasetinde önemli bir meziyet sayılabilir. Böyle bir dayanışma modeli içerisinde siyasal ağırlığının artması şaşırtıcı olmaz.

Belki bugün için Cumhurbaşkanlığı adaylığı uzak bir ihtimal gibi görülebilir. Ama bu ülkede bir zamanlar emekliye iki maaş ikramiye de uzak bir ihtimaldi. Terörist başı Abdullah Öcalan ile müzakerenin lafı bile edilmezdi. Demek ki ihtimaller konusunda çok iddialı olmamak gerekiyor.

Kaldı ki CHP’ye butlan atanması, kesinlikle bir siyasi mühendislik hamlesidir. Asıl hedef, CHP’nin bölünmesi ve mevcut hükümetin yeniden seçim kazanması üzerine kuruludur. Bu sebeple kurultaya gidilmesi ya da kurultay tartışmalarının gündemin merkezine yerleşmesi zaman kaybıdır. Bu durum, iktidar nazarında “ekmeğine yağ sürmek” anlamına gelmektedir.

Buna karşılık ortaya çıkabilecek yeni siyasi oluşumlar ve dayanışma modelleri, bu hesabı boşa çıkarabilir. Toplum da böylesi bir birlikteliği pozitif ayrışan bir siyasi hareket olarak değerlendirebilir ve arkasına rüzgârını almasını sağlayabilir.

Pekâlâ, bir sonraki seçim, ne zaman yapılırsa yapılsın, böyle bir protokol çerçevesinde gerçekleşebilir. Sonuçta mesele isimler değildir. Mesele tabelalar da değildir. Mesele halkın iradesine sahip çıkabilmektir. Demokrasiyi yalnızca seçim günü değil, seçimden sonra da savunabilmektir.

Belki yarın “Türkiye Cumhuriyet Halk ve İşçi Partisi” diye bir parti kurulmaz. Ama demokrasiye inananların, cumhuriyet değerlerini savunanların ve emeğin siyaset sahnesinde daha güçlü temsil edilmesini isteyenlerin oluşturduğu büyük bir dayanışma hattı kurulabilir. O zaman da ilginç bir durum ortaya çıkar. Partiyi bölmek için uğraşanlar, istemeden daha büyük bir birlikteliğin kurulmasına katkı sağlamış olurlar.

Türk siyasetinde buna ne denir bilmiyorum. Ama Anadolu’da bunun için güzel bir söz vardır:

“Kazdığı kuyuya önce kendi gölgesi düşer.”

Belki de bazıları bugün kuyu kazdığını sanırken, yarının köprüsünü inşa ediyordur.

Kim bilir?

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

3 Yorum

  1. Vay be, Pkk kuyrukçusu İşçi parti ile Abd kuyrukçusu Özel ile ülkeyi kurtaracaksın. Bravo. Delegelerin satılık olmuşluğu, belediye başkanlarının yolsuzluğunun önemi yok. Akp de yapıyor ama yargılanmıyor diyorsunuz, ben de diyorum ama bunları chp yapmasaydı iktidarı kesindi. Az akıl yahu!

  2. Tip apocudur, biz, CHP de apocu oluyor diye kızıyoruz. Ulusal devlet çizgisine gelmeyen hiç bir parti ve ittifaka oy yok

  3. 1 Haziran 2026, 13:12

    İsveç’in Nato’ya alınması konusunda TİP nasıl davranmıştı, önce onu bir hatırlayalım.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!