Muharrem Karanfilci
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Manşet
  4. Bir millet yok edilirken…

Bir millet yok edilirken…

featured

Muharrem Karanfilci yazdı…

İnsanlık tarihinden bu güne değin çeşitli sebeplerle birçok savaş olmuştur. Muhtemelen bundan sonra da olacaktır. Genel kanı, hiçbir ülke ve halkın savaş yanlısı bir düşünce içinde olmadığı yönündedir. Eğer bir ülke bilerek ve isteyerek savaşıyorsa, bunun adı ülkeler arası anlaşmazlık değil, işgaldir. Tüm işgaller ise yok etme ve hâkimiyet üzerine kuruludur.

Savaşlar, her ne kadar karşı ülkeyi zor duruma bırakmak üzerine kurulu olsa da kendi içinde hukuku vardır. Uluslararası savaş hukuku, Cenevre Sözleşmesi ve 1907 Lahey Kuralları ile belirlenmiştir. Bu sözleşme ve kurallara uymayanlar da uluslararası mahkemelerce yargılanarak cezalandırılır.

Tarihte savaşı kim kazanırsa kazansın, insanlık kaybetmiştir. Bu durum yaşanan savaşlarla, yaşanılan dramlarla açıkça görülmüştür. Modern dünya kurulduktan sonra, onun içindir ki; spor, sanat, müzik, teknoloji gibi alanlarda yarışmalar düzenlenerek savaşın yerini almaları sağlanmaya çalışılmıştır. İnsanlığın yok ederek değil, yarışarak var olması gerekliliği savunulmuştur.

Filistin’de yıllardır bir savaş devam ediyor. Hiçbir kuralı olmayan, insanlık dramının her geçen gün arttığı, binlerce insanın vahşice katledildiği bir savaş… Tek taraflı bir savaş… Orantısız bir savaş… Bir soykırım yaşanıyor.

Elbette her savaşın bir stratejisi ve taktiği olabilir. Ancak hiçbir savaş; insanları aç bırakarak, çocukları öldürerek, doğumları önleyerek, insani yardımları engelleyerek yapılmaz. Bu, bir insanlık suçudur. İnsanlık onurunun bu denli ayaklar altına alındığı bir başka savaş yaşanmamıştır.

Peki, bu savaş, bu soykırım yaşanırken insanlık ne yapıyor?

Filistin’de çocuklar bir kap yemek bulmaya çalışırken, İngiltere Trump şerefine 48 metre uzunluğunda yemek masası hazırlattı. Aksırıncaya, tıksırıncaya kadar; işkembelerini tıka basa dolduruncaya kadar yediler. Şimdi biz buna “şeref konuğu”, “şeref yemeği” mi diyeceğiz?

Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Trump’ın oğluyla gizli saklı İstanbul’da görüştü. Hem de Birleşmiş Milletler Toplantısı öncesi… Ne görüşüldüğü konusunda bilgi sahibi olmak istemez misiniz? Bu görüşmede, mesela ulak oğlana da “one minute” demiş midir?

Trump bizi pohpohladıkça, biz de Bakü-Ceyhan petrol boru hattından İsrail’e petrol; Mersin Limanı’ndan silah yapımında kullanılan çelik, demir, mermer pompalamaya devam ettik. “Dostum Trump”ın dostluk postu, Filistin’den daha mı değerlidir?

Birleşmiş Milletler Toplantısı öncesi birkaç ülke, Filistin’i “devlet” olarak tanıdıklarını açıkladılar. Bu, tribüne oynamaktan başka bir şey değildir. Önemli bir gelişme gibi görünse de kendi halklarının gazını almaktan başka bir şey değildir. Nasıl tanıdınız? Hangi sınırlarda, hangi şartlarda tanıdınız? Tanıyınca ne yapacaksınız, ne tür yaptırımlarınız olacak? Kilisenin papazını öldürüp günah çıkarmaya gidince aklanıp paklanacak mısınız? Biraz geç kalmadınız mı?

Hele şu “Elhamdülillah Müslümanız” diyen İslam ülkeleri yok mu? Siz devam edin, Amerika’nın, İsrail’in değirmenine su taşımaya… Din kardeşisiniz ya… Yılanla düşüp kalkarsanız, bir gün mutlaka siz de sokulursunuz. Bunu unutmayın.

Eyyyy! Arap ülkeleri! Soykırım suçu ile İsrail’e dava açan Hristiyan Güney Afrika Cumhuriyeti kadar olabildiniz mi? Yoksa vahalarınızda deve otlatmaya devam mı edeceksiniz?

Dünya sanki bir seyir terası… Tüm dünya oturmuş bu insanlık dramını seyrediyor. Bazı dünya halklarının, aktivistlerin ve bir de İspanya Başbakanı, sosyalist Pedro Sanchez dışında kimsenin sesi çıkmıyor. En büyük yaptırım da İspanya’dan geldi.

Pedro Sanchez, Filistin’e insani yardım götüren Sumud filosunu korumak için donanmasını görevlendirdiğini açıklayarak, yüreğinde vicdan taşıyan her insanın takdirini kazandı. Daha önce de uluslararası müsabakalardan İsrail’in, tıpkı Rusya gibi men edilmesi gerekliliğini savunan açıklamalarda bulunmuştu. Ayrıca, İsrail’in olduğu bir Dünya Futbol Şampiyonası’na ülkesinin katılmayacağını açıklayarak, tüm dünyanın ilgi odağı hâline geldi. Boş konuşmakla değil, Pedro Sanchez gibi yaptırımlarla bu zulüm duracaktır.

Son günlerde “yeni dünya düzeni” diye kavramlar ortaya atılmaktadır. Yeni dünya düzeni, daha faşist bir dünya düzeninin güzellemesidir. Emperyalist ülkelerin sömürge ve yok etme tuzağıdır.

İsrail ve Amerika, bu yeni dünya düzeninin baş aktörleridir. Her ülkeyi ve bölgeyi kendilerine göre yeniden dizayn etme cüretidir. Bunu da kısmen Ortadoğu’da başarmışlardır. Binlerce kilometre öteden gelip insanları ana yurdunda öldürüp, kalanları başka ülkelere sürme isteği; Gazze’yi eğlence ve kumar merkezi olarak, Riviera kurma küstahlığı, yeni dünya düzeninin emareleridir.

Bunun için Filistin önemlidir. Filistin’e yapılanlar tamamen ortadan kaldırma isteğidir. Filistin, insanlık onurunun ve Ortadoğu’nun sarı öküzüdür. Sarı öküz verilirse sıra diğerlerine gelecektir.

Sarı öküzü vermeyin!

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. SARI Öküz coktan verildi ! ( Suriye ve Gazze gitti !!! ) Gerisi 5000 yillik tarihin icinde… ! Tarih bir sekilde tekerrür ediyor ! Siyonist islam`in pesinde kosanlar Afganistan, iran, IRAK, Suriye yolunda !!!! Bunu önleme olanagi bize bagli… )
    Piyasada Öküzler cogaldi !
    AB nin hali ortada ! ( Binmis bir Kervana sürükleniyor Seyrana… )

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!