Muharrem Karanfilci
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Manşet
  4. Özgürlük çağı kapanmıştır

Özgürlük çağı kapanmıştır

featured

Muharrem Karanfilci yazdı…

Dünyanın var oluşundan bu yana, bazı önemli olaylar çağ açıp, çağ kapatmıştır. Tarihe bu olaylar yön vermiştir. Elbette o an yaşananlar, o an için özümsenmese de daha sonra tarih bunu yazmıştır. 

1.Dünya Savaşı’ndan sonra, ülkeler savaşın olumsuz etkilerini silme çabası içine girmişlerdir. 60’lı yılların sonu, 70’li yaşların başında; ülkelerin, halkların ve toplumların özgürleşme isteği, birçok toplumsal olayları da beraberinde getirmiştir. Bunların temelinde insan odaklı, fiziksel ve düşünsel özgürleşme isteği yatmaktadır. Sermayenin ve diktatör eğilimli yöneticilerin kıskacından kurtulma, bireysel hak ve özgürlüklere sahip olmak, temel ihtiyaç olarak görülmüştür.

Bu durum elbette çatışmaları da beraberinde getirmiştir. 70’lerde öğrenci hareketleri, tüm dünyada etkili olmuştur. Ülkemizde de bunların etkileri görülmüş, özellikle 80 darbesi etkilerini kaybettikçe, hızlı bir toparlanma sürecine girilmiştir. Yabancı sermayenin, yeni pazarlar arayışından, ülkemiz de nasibini almış ve zamanla da dışa bağımlı bir ülke haline gelmiştir. Türkiye, kendi kendine yetebilen bir ülke iken, şimdilerde iliklerimize kadar bu bağımlılığın sonucu fazlasıyla hissedilmektedir. 

Nitekim pandemi, tüm dünya halklarını evlerine tıkmış, tüm şehirler yarı açık ceza evleri haline gelmiş ve üretim durmuştur. Ardından gelen Ukrayna-Rusya savaşı, yeni savaşların ve gerginliklerin habercisi olmuştur. Filistin’de yıllardır süren savaş, binlerce insanın ölümüne sebep olmuş, Ortadoğu kan gölüne dönmüştür. Binlerce çocuk ve insan evsiz kalmıştır. Son olarak da Suriye’deki rejim devrilmiş, büyük bir kaosun ve pazarlıkların içine sürüklenmiştir.

Deniz bitmiştir. Yolun sonuna gelinmiştir. İklim değişikliği, gıda ve enerji krizi kapıdadır. Türkiye’de tarım, hayvancılık, bundan sonra iyi planlanmaz ise sona erecektir. Tamamı ile dışarı bağımlı haline gelinmiştir. “Pastadan pay almak”, deyimi geçmişte damakta bıraktığı, bir tattan başka bir şey ifade etmemektedir. Şimdi o pasta da bitmiştir. 

Hükümet; emeklisine, işçisine, memuruna komik rakamlarla zam yaparken, vergileri de çılgınlar gibi artırmaktadır. İşsizlik; gençlerimizin belini bükerken, anne babaların yüzüne bakamaz duruma getirmiştir. Liyakatsiz atamalar, gençleri intihar eşiğine getirirken, ağacı kemiren kurt gibi, içerden içerden kurumların içini çürütmüştür. 

Emeklilere üç kuruş maaş vererek, onları parklara hapsetmiştir. Gençlere istihdam sağlamayarak, evlere kapatmış, “ev genci” gibi terimler türemiştir. Memuru, işçisi pahalılık karşısında, zorunlu ihtiyaçlarını ancak karşılar hale gelmiş, dışarı çıkamaz olmuştur. Koskoca dünya onlar için, 3-5 metrekarelik bir alan haline gelmiştir. 

Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Öyle her istediğimi yaparım, ben özgürüm nidaları bitmiştir. Her istediğimi yerim, içerim, giyerim, gezerim dönemi sona ermiştir. Bu durum toplumsal çürümeyi ve yozlaşmayı tetiklemiş, ülke cinnet geçirmeye başlamıştır. Acilen hem sosyal devlet politikası, hem de kişisel olarak tedbirler alınmalıdır. Bana göre özgürlük çağı olarak nitelendirdiğimiz çağ, maalesef kapanmıştır.

Sporda da durum farklı değildir. Kulüplerimiz borç batağına saplanmış, sürekli aşağı ivmelenme devam etmektedir. Kulüplerimizin daha akılcı çözümlere ihtiyaçları vardır. Öyle bunu alayım, bunu satayım, olmadı göndeririz devri de kapanmıştır. 

Hiç kimsenin artık boşa harcanacak enerjisi, sokağa atılacak kuruşu kalmamıştır. Yıllardır onlarca yabancı ile oynanan ligimiz, oynanmış da ne olmuştur? Şampiyonlar ligine ön eleme ile bile katılamayan, gruplara kalınamayan bir lig haline gelmiştir. 

Demek ki yolunda gitmeyen bir şeyler vardır. Aslında herkes de bunun farkındadır. Tedbir alınmazsa, pervasızca yapılan bu uygulamalar, mecburi olarak sona erecektir. Az daha vaktimiz var. Yol yakın değil. Ufuk çok uzak ve karanlık…

Her karış toprağı şehit kanıyla sulanan, bu cennet vatanımızın insanına görülen reva budur. Bu ülke için bir çivi çakılması bile çok kıymetlidir. Her ne iş olursa olsun, işini en iyi şekilde yapmak da, kutsaldır. Peki, siyasetçilerin, binlerce insanımızın katili Abdullah Öcalan’ı hapisten çıkarıp, meclise getirme isteği neyin kutsalı, kimin kutsadığıdır. 

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

5 Yorum

  1. 5 Ocak 2025, 18:17

    Harika bir yazı olmuş muharrem bey.
    Özgürlüğümüz adaletsiz, kapkacci partide, ve bahçesi verimsiz, yilan çıyan deposu milliyetsiz, hareketsiz partide ve en kötüsü Allahı olmayan hizb partide, dem lensinler bakalım şimdilik elbet CVP rüzgarı darmadağın eder ser odağı düzenleri. Saygı ile kaleminize sağlık

  2. 5 Ocak 2025, 14:07

    Tebrikler. Allah sonumuzu hayra çıkarsın…

  3. BOP için olduğu aşikar değil mi?

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!