Muharrem Karanfilci
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Manşet
  4. Patlak lastiklerin bozuk sibopları

Patlak lastiklerin bozuk sibopları

featured

Muharrem Karanfilci yazdı…

Ülke, freni patlamış bir araba gibi, son sürat yol alıyor. Bir rota belirlenmiş elbette emperyalistler tarafından, ancak aracın içinde bizler varız… Türk milleti… Bu yolculuk bir yerde sona erecek muhakkak… Bir yere toslayacağız. Önemli olan arabanın içinde olan bizler, ne kadar az hasarla kurtulacağız ve kurtaracağız.

Üstelik bu arabanın lastikleri de bıçaklanmış, yarılmış. Lastiklerin bozuk sibopları da düzen tutmaz artık. Siboplar fabrikasyon bozuk, tamiri de olmaz. Anlayacağınız ülke tel tel dökülüyor.

Gün geçmiyor ki; ülkede gündem değişmesin. Önceden bireyler üzerinden tartıştığımız diploma krizi, şimdi ülke geneline yayılmış durumda… Vücudun her yerini saran bir virüs gibi, veba gibi… Bulaşıcı da… Tüm meslek kollarına uzanıyor.

Toplum olarak, her alanda çürümüşlükten bahseder olduk. Çok da sık bahsediyoruz artık… Sahtekârlık, hırsızlık her yere sirayet etmiş durumda…

Aslında bunun böyle olacağı çok belliydi. Yaklaşık 2 yıl önce Murat Bölükbaşı ile yaptığımız programlarda, buna sıkça değiniyorduk. İzleyenler hatırlayacaklardır. Dil bilmeyen doktor, doçent, profesörler cirit atıyor ortalıkta… Hiçbir araştırması, makalesi olmayan bu insanların çoğu, havaalanında pasaport işlemlerini bile yaptıramazlar. Yeniden usulünce sınav yapılsa, akademisyenlerin şartı olan dil sınavından, çoğu geçemez. Vallahi geçemez.

Hakkı ile başarılı olan kıymetli hocalarımı tenzih ediyorum. Onların haklarını savunuyorum. Aslında herkes birbirini biliyor. Onlar açısından çok sıkıntı yok. Gerçekten, hakkı ile bir yerlere gelmiş hocalarımız da bu işten rahatsızlar… Üniversitelerin içine girdiğinizde, hocalar arasında bölünmüşlükleri, rahatlıkla görebilirsiniz. Ya da birkaç hoca ile sohbet ettiğinizde, sizden eminseler, güven duyuyorlarsa, bunları rahatlıkla öğrenebilirsiniz.

Yaşam öyle hale geldi ki; artık her şeyimiz sahte…  Artık her şey algı ile yönetilir hale geldi. Kimse artık kimseye, hiçbir kuruma güvenemez hale geldi. Enflasyon verileri rakamlardan ibaret, diplomalar sahte, sınavlar şaibeli, demokrasi rafta, hukuk yalan… Gerçek ne? Gerçek bu ülkenin geleceğine, karanlık ellerin uzanması…

Devletin hangi kurumunu ele alsanız, elinizde kalıyor. Her şeyi bırakıp, arkanıza yaslanın. Şöyle bir düşünün, “Ben bu ülkede hangi kuruma güvenebilirim” diye…

Akşam, bu güne şükür diye yatarken, sabah kalktığımız da yok artık, diye uyanıyoruz. Öğleye doğru alışıyoruz. Akşama kanıksıyoruz. Tekrar yatarken, yavaş yavaş alışıyoruz. Artık şaşırmıyoruz. Sabah daha kötü bir güne uyandığımızda, aynı serüven tekrar başlıyor. Daha kötüsü ne olabilir ki derken, şeytanın selam durduğu, başka bir olay daha karşımıza karşı çıkıyor.

Toplum artık şaşırmıyoruz. Şaşırmadıkça, normal karşıladıkça, tepki göstermedikçe, biraz daha yozlaşıyoruz. Bu artık bizim normalimiz oluyor. Geleceğimiz, ülkemiz, ormanlarımız, hayvanlarımız ve bizi biz yapan her şey, ellerimizden yavaş yavaş kayıyor.

Aslında bunların olacağı çok belliydi. Ülkede fırsat eşitliği, adalet, demokrasi, eğitim, liyakat rafa kalkmış, farklı yöntemler uygulanmaya başlanmışsa, bu yaşadıklarımıza çok da şaşırmamak gerek. Bunların hepsinin planlı ve bir amaca hizmet ettirmek amacıyla yapıldığına inanıyorum.

Ülkede bir şey yapılacaksa, bunun mutlaka ranta evirilmesi gerekiyor gibi bir algı var artık. Pastadan pay almak isteyen kişi ve kuruluşlar da illegal yollara başvuruyor. Yani sahtekârlık, hırsızlık ve illegal yöntemlere… Böylelikle kurumlar da işlevselliğini ve itibarını kaybediyor. Halk nazarında da güvenini elbette… Teker patlıyor yani…

Sonra, sahte diploma ile uyuşturucu satıcısı; narkotikçiye, halı yıkamacı; psikoloğa dönüşebiliyor. Sahte üniversite hocası, avukat, bürokrat gibi doğuştan arızalı siboplar türeyebiliyor. Şimdi artık birisi, birine yakıştıramadığı bir şey olursa, “acaba sahte mi”, diye düşünmeyecek mi? Şüphe ve kalite… Ne büyük muamma…

Herkes istediği her şeyin, sahtesini yaptığı gibi, artık sahtesi de olabiliyor. Sahte ve kansız yaşamlar… Aslında bunların çok suçu yok. Sen izin verirsen eğer, onların sütüne, vicdanına kalmış bunlar…

Sen asıl arabayı kullanana, kontrol edemeyene bakacaksın.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!