Muharrem Karanfilci
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Manşet
  4. Yeni dünya kimin düzeni

Yeni dünya kimin düzeni

featured

Muharrem Karanfilci yazdı…

Berlin duvarının yıkılmasından sonra, küreselleşme kelimesi yavaş yavaş hayatımıza yerleşmeye başladı. Özellikle internetin ve dijital platformların yaygınlaşmasından sonra da yaşamın bir parçası oldu.

Peki, bu küreselleşme kelimesinin anlamı neydi? Neyi ifade ediyordu? Her ne kadar ekonomik olarak kullanılsa da küreselleşme; mesafe gözetmeksizin, ülkelerin ve insanların birbiri ile etkileşim halinde olmasını ifade eder. Küreselleşmeyi üç ana başlık altında toplamak mümkündür. Bunlar; ideolojik, teknolojik ve ekonomik faktörlerdir.

Elbette sonrasında, küreselleşmenin faydaları ve zararları da tartışılmaya açılmıştır. Zaten bir konu tartışılmaya açılmışsa, toplum ikna ediliyor anlamını da taşımaktadır. Küreselleşme de tartışmaya açılarak, dünya toplumları buna ikna edilmiştir.

Yazdıklarımdan belki küreselleşme karşıtı olduğum kanısı oluşabilir. Elbette doğru ve ilkeli küreselleşme karşıtı değilim. Ancak küreselleşme; yukarıda belirttiğim üzere, sadece ekonomik ve ideolojik boyutta olacaksa, sonuna kadar karşı olduğumu da ifade etmek isterim.

Ülkelerin küreselleşme ile birbirlerine yaklaşmasından sonra, ortaya çıkan bu büyük ülkeyi, elde etme ve yönetme çabası içirisine giren bir takım insanlar ve ülke liderleri ortaya çıkmaya başlamıştır. Bunların en bilinen ve önde gelen ülkeleri de Amerika ve İsrail’dir.

Küreselleşme; çeşitli alanlarda dünyayı etkileyen, ulusal ve uluslararası toplumların yapısını değiştirecek, tanınmayacak hale getiren etkileri ile karşımıza çıkmaktadır. Bu düzen içerisinde sistematik olarak kriz çıkarmak temel hedeftir. Bu krizler karşımıza bazen ekonomik, bazen ideolojik olarak gelmektedir. İsrail’in, Filistin, Lübnan ve Suriye’deki etkileri; Amerika’nın “Arap Baharı” adı altında gerçekleştirdiği proje ile neredeyse bölgenin tamamını yeniden şekillendirmesi ve Irak en çarpıcı örnekleri olarak gösterilebilir. Amerika ve İsrail’in ortak projesi olan ve daha önce kurgulanmış olan BOP projesi de bunun bir örneği olarak gösterilebilir.

Geçmişte buna benzer oluşum ve değişimler, Yugoslavya ve Rusya’da da yaşanmıştır. Yine Ukrayna-Rusya Savaşı’nda, ABD’nin Ukrayna madenleri üzerinden yaptırımları da bölgenin yeniden şekillendirilmesi için müdahale anlamını taşımaktadır. Oysaki tüm uluslar kendi kararlarını, kendileri verebilmelidir.

Şimdilerde siyasilerin ve bürokratların, bu küreselleşme sonucunda böbürlene böbürlene sıkça kullandıkları “Yeni Dünya Düzeni” de buna hizmet etmektedir. Yeni Dünya Düzeni, bir komplo teorisi olarak ortaya atılmış olsa da kulağa alıştırılmaya başlanmıştır.

Yeni Dünya Düzeni, monarşileri yıkmayı, dini inançları yok etmeyi, ulus devletlerini ve vatanseverliği ayaklar altına almayı ve tek dünya devleti kurmayı hedeflemektedir. Aslında bu kelimeler geçmişte bizim siyasilerin konuşmalarına bakıldığında, ne kadar da kulağımıza aşina gelmektedir.

  • Türk kelimesinden rahatsız olunması,
  • Milliyetçilik kavramının değersizleştirilmesi,
  • Andımızın kaldırılması,
  • Türk kavramı yerine, Türkiyeli kavramının dayatılarak, ulusal bilincin yok edilmek istenmesi,
  • Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk isminin silinmeye çalışılması,
  • Ülke değerlerinin, madenlerinin çok uluslu şirketlere ve yabancı küresel sermayeye satılması,
  • Din ibaresinin kimliğimizden bile çıkartılarak, İslam dininin tarikat ve cemaatlerce deformasyona uğratılması,
  • Bölücü terör örgütünün hapisten çıkartılmaya çalışılması vb. olaylar, ülkemiz üzerindeki planların da uygulandığının açıkça göstergesidir.

Yeni Dünya Düzeni; büyük sermayeli çok uluslu şirketler, politikacılar ve sanayiciler üzerine kurulmuştur. Bunların hepsi birer, bu hedefe hizmet eden “Kozmokrat” olarak adlandırılır. Bunların çoğunun yıllık gelirleri, birçok ülkenin yıllık gelirinden daha fazladır.

Son dönemde gerek ülkemizde gerekse dünya ülkelerinin yönetimlerine bakıldığında, zengin iş adamlarından kurulu olduğu görülmektedir. Ülkemizde turizm şirketi olanın “Turizm Bakanı”, hastanesi olanın “Sağlık Bakanı” olması bunun en çarpıcı örneklerindendir. Amerika’da Turmp’ın kabinesi de buna benzer özellikler taşımaktadır. Elon Musk da bunların en bilinenidir.

Bu düzen içerisinde, ülkeler şirket mantığı ile yönetilirken, bağlı oldukları holding kuralları çerçevesinde hareket ederler. Yoksa Papaz Brunson’u vermezsen, ekonomin Amerikalı Trump tarafından batırılabilir ya da tehdit edilebilirsin. Ya da İsrail ve Amerika, “Gazze’yi boşaltın ben buraya otel yapacağım” diye, Filistin Halkını öz yurdundan kovabilir. Ya da Amerika; “Panama”ya, Grönland”a el koyuyorum, vergileri artırdım, haracınızı yiyeceğim” de diyebilir.

Bu sistemde zengin her zaman daha zengin, fakir daha çok fakir olacaktır. Çünkü halk, emperyalist ve kapitalist canavarların önüne atılmıştır. Ülkemizde gelinen nokta da budur.

Asıl olan “Tam Bağımsız Türkiye”dir.

Yeni Dünya Düzenindeki, “Yeni” kelimesini biliyoruz. Değer katar, iyidir. “Dünya’yı da iyi kötü biliyoruz. Sevmişliğimiz, bir iki çiçeği koklamışlığımız, hayvanları sevdiğimiz, üzüldüğümüz, sevindiğimiz zamanlar da oldu. Âşık bile olmuşluğumuz var. Ama bu “Düzen” kelimesi, bu düzen kelimesi yok mu? Çok sıkıntılı geliyor bana…

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. Küreselleşme değil hocam. İnsanoğlunun köleleştirilmesi.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!